Anahtar kelimeler: Salı Bünyesinde Olmamıştır Kesinlik Şartı Eksiklikleri Sayisi İstanbul Tayin Günü

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 6. İş MahkemesiSAYISI
: ███████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.Davalı vekili tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 20.01.2026 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.Duruşma günü taraflar adına duruşmaya katılan olmamıştır.Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... (Belediye) bünyesinde dava dışı ... (...) sigortalısı olarak çalıştığını, davalı ... ile dava dışı Şirket arasındaki ilişkinin muvazaalı işleme dayandığı hususunun Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (Bakanlık) iş müfettişlerince dava dışı Şirket bünyesinde yapılan teftiş sonucunda düzenlenen 07.07.2014 tarihli ve 4687 sayılı muvazaa raporunda tespit edildiğini, davalının raporun iptali için İstanbul Anadolu 24. İş Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında açtığı davada Bakanlığın tespit raporunun yerinde olduğunun tespiti ile davanın reddedildiğini, kesinleşmiş muvazaa olgusu nedeniyle müvekkilinin başlangıçtan itibaren davalı ... işçisi sayılarak geçmişe dönük ücret ve alacaklarının belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek fark ücret, ikramiye ile ilave tediye ve toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştirII. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazında ve zamanaşımı def'inde bulunduklarını, dava dilekçesinde bahsi geçen muvazaa tespit raporunun iptaline ilişkin davanın kesinleşmediğini, bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının dava dışı Şirket çalışanı olduğunu, müvekkili Belediye ile dava dışı Şirket arasındaki ilişkinin geçerli asıl işveren alt işveren ilişkisi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, zira söz konusu dava dışı Şirket ile yapılan ihalelerin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'na uygun şekilde yapıldığını ve ihale konusu işler 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 67. maddesinde sayılan işlerden olduğundan bu işlerin üçüncü kişilere gördürülmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesince verilen kaldırma kararı sonrası yapılan yargılamada, davacının davalı Belediyeden ihale ile alınan sağlık destek hizmetleri kapsamında, ... kayıtlarında kreş öğretmeni olarak istihdam edildiği, davalı ... ile yüklenici firma ... arasındaki iş ilişkisinin muvazaaya dayandığının kesinleşen mahkeme kararı ile sabit olduğu, davacının 01.07.2014 tarihinden sonraki çalışmaları bakımından kapsamında olduğu 01.07.2014-31.12.2016 yürürlük süreli "Her... İşi" ihalesi kapsamında olduğu, emsal içtihatlara göre de 01.07.2014-31.12.2016 tarihleri arası dönemde geçerli██████████ ihale kayıt numaralı hizmet alım sözleşmesi kapsamında çalıştırılan personelinistihdamının muvazaalı olduğu, davacının 01.12.2011-01.12.2016 tarihleri arasındaki istihdamının muvazaalı olduğu ve toplu iş sözleşmesihükümlerinden yararlanması gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının söz konusu muvazaa tespiti içinde sayılan işçiler arasında bulunduğu, tespite konu dönem yönünden (01.08.2011-30.06.2014 tarihleri arası) davacının gerçekte davalının işçisi olduğu, tespit dışı olan 30.06.2014 tarihinden sonraki dönem içinse davacının dâhil olduğu hizmet alım sözleşmesine ilişkin Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 05.12.2022 tarih, ██████████ Esas ve ██████████ Karar sayılı ilâmındaki tespit dikkate alındığında, söz konusu dönemin de muvazaalı olduğunun kabulünün gerektiği, davacının sendika üyeliği gözetilerek fark alacaklarının belirlenmesinin yerinde olduğu, davalı tarafın zamanaşımı def'i gözetilerek hesaplamaların yapıldığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde;1. Emsal dosyalarda davanın reddi yönünde karar verildiğini,2. 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (696 sayılı KHK) 126. ve 127. maddeleri uyarınca alt işveren işçileri kadroya geçirildiğinden muvazaa kavramından söz etmenin mümkün olmadığını, işçilerin 696 sayılı KHK kapsamında bu dönem için haklarından feragat ettiklerini,3. Davacının sendika üyeliğinin sadece ...’ye bildirilmesinin yeterli olmadığını, Belediyeye de bildirilmesi gerektiğini,4. Davacının davasının kısmi dava niteliğinde olduğunu, ücret alacaklarına ilişkin taleplerinin zamanaşımına uğradığını,5. Davacı tanıklarının davalı aleyhine derdest davaları bulunduğundan beyanlarına itibar etmenin mümkün olmadığını,6. Toplu iş sözleşmesinin bulunduğu hâllerde muvazaadan söz edilemeyeceğini, davacının ... işçisi olarak da yıllarca kendi işyerinde yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlandığını, ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, davalının tarafı olduğu asıl işveren alt işveren ilişkisinin kanuna uygun kurulup kurulmadığı, muvazaaya dayanıp dayanmadığı, bunun sonucu olarak da davacının dava konusu alacaklara hak kazanıp kazanmadığı hususlarındadır.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeple;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,20.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.