Anahtar kelimeler: Özetledavalı Okuma Ederken Sayaç Alanına Enerjisini Yazim İfa İzmir Borçlunun

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ███████
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali
DAİRE KARAR TARİHİ
: █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2026 Tarih ve ████████ Esas ███████ Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM
:
Davacı avukatı tarafından verilen dava dilekçesinde özetle;davalı borçlunun, şirket yetki alanına dahil olan sayaç okuma görevini ifa ederken elektrik enerjisini Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 42. maddesine aykırı kullanım yaptığının tespit edildiğini ve tutanak altına alındığını, davalı hakkında İzmir 4. İcra Dairesinin ██████████ Esas takip sayılı icra dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, zarar gören müvekkilinin yerleşim yerinin İzmir olması nedeniyle mahkememizin yetkili ve görevli olduğunu beyan etmekle, itirazın iptaline, davalı şirketin alacağı likit olduğundan davalının borca mesnetsiz itirazı nedeniyle takip toplamının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
YANIT
:
Davalı avukatı tarafından verilen yanıt dilekçesinde özetle; şirketin merkezi Karşıyaka İlçesinde bulunduğundan, yetkili mahkemenin Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, borçlunun icra dosyasına yaptığı itirazın tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde açılmasının zorunlu olduğunu, bu süre içinde arabuluculuğa başvuru yapılması halinde hak düşürücü sürenin arabuluculuk sürecinin sona erdiği tarihe kadar duracağını ve son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren aynen devam edeceğini, arabuluculuk sürecinin sona erdiği tarihin 14.02.2024 olduğunu ve zamanaşımının gerçekleştiğini, dava dilekçesine konu tespit tutanağında belirtilen sonradan eklenip hattı beslediği iddia edilen hattın müvekkili işletmeyi devralmadan önce eklendiğini, bu sebeple uygulanan cezai işlemden müvekkilinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, bu hususta işletmenin önceki yetkililerinin tespitinin gerektiğini, işbu davayı açma yetkisinin ... A.Ş.'de olduğunu, bu şirket tarafından da arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının dava dilekçesinde özetle tahakkuk ettirilen kaçak elektrik tüketim faturasının ilgili yönetmelik ve mevzuata uygun olarak hesaplandığı iddia edilse de, dilekçenin devamında kaçak kullanım faturasının 180 gün üzerinden hesaplanarak 449.236,29-TL olarak yapılan işbu hesaplamanın hukuka aykırı olduğunu, şayet kaçak elektrik kullanımı mevcut ise hesaplanacak bedelin 180 gün üzerinden değil kaçak kullanılan kullanım süresinden hesaplanmasının gerektiğini, kaldı ki kaçak elektrik kullanımını kabul etmemek kaydı ile kaçak elektrik enerjisi tüketim miktarının hesaplanmasında ve faturalanmasında davacı yanca hangi sürelerin esas alındığı da anlaşılamamakta olup davacı yanca yapılan hesaba da itiraz ettiklerini, düzenlenen tutanağın ve yapılan tespitin usulsuz ve geçersiz olduğunu, müvekkiline hangi gerekçelerle kaçak elektrik tüketiminin tespit edildiğinin de açıklanmadan müvekkilinin işbu bedelleri ödemek zorunda bırakılması hakkaniyete ve iyiniyet kurallarına da aykırı olduğunu, takip talebine bakıldığında da görüleceği üzere davacı tarafından; asıl alacak üzerinden hesaplanacak tutar için yıllık 360 gün %15,75 Reeskont Avans faizi ve işleyecek faizin %;18 oranında KDV uygulanmışsa da işletilen faize, faiz oranlarına ve KDV'ye itirazlarının bulunduğunu beyan etmekle, davanın öncelikle zamanaşımı, husumet yokluğu ve dava şartı yokluğu nedeniyle usulden ve esastan reddine, davacının %40'tan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesinin yanında HMK m.329 uyarınca davacının kötüniyetli olması nedeniyle müvekkilinin kendilerine ödeyeceği avukatlık ücretinin de davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:
Mahkemece; 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67/1. maddesinde yer alan 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu, davanın hak düşürücü süre içerisinde ikame edilmediği kanaatiyle, iş bu itirazın iptali davası açısından dava ön şartının mevcut bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle açılan davanın dava ön şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN
:
Davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
:
Davacı avukatı tarafından verilen istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle;
- itirazın iptali davalarında 1 yıllık hak düşürücü süre ancak itirazın tebliği tarihi ile işlemeye başlayacağını,
- görülen davaya konu icra dosyasında davalı/borçlunun itiraz dilekçesi şirkete veya tarafımıza tebliğ edilmemiş olup kanunda belirlenen şartları taşımaması nedeniyle itirazın iptali davası için hak düşürücü sürenin başlamadığını, ikame edilen dava süresinde açılmış olup işin esasına girilerek karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
GEREKÇE
Dava; itirazın iptali davasıdır. İstinaf konusu karar ilk derece mahkemesinin █████/2026 tarihli davanın hak düşürücü süre dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine dair verilen kararının istinafen incelenmesi talebine ilişkindir.
T.C Yargıtay Hukuk Genel Kurulu █████████ E., ████████ K., 18.06.2019 T. kararında "İİK`nın 67/1 maddesi uyarınca itirazın iptali davalarında 1 yıllık hak düşürücü süre itirazın alacaklıya tebliği tarihinden itibaren başlar. İtiraz tebliğ edilmedikçe süre başlamaz. İcra dosyasında alacaklının icra işlemleri yapmış olması itirazın tebliği anlamına gelmez. Somut olayda borçlunun itirazı alacaklıya tebliğ edilmediğine göre davanın süresinde açıldığı kabul edilerek işin esasına girilmesi gerekirken somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hak düşürücü sürelerin kanunla düzenlenmesi asıldır. Tarafların sözleşme ile hak düşürücü süreleri belirlemeleri, bu süreleri değiştirmeleri veya ortadan kaldırmaları mümkün değildir Hak düşürücü süreler hakkı tamamen sona erdiren, yok eden, düşüren sürelerdir. Hak sahibi alacaklı kanunla veya sözleşme ile belirlenen süre içerisinde öngörülen eylem veya işlemleri yapmadığı takdirde o hak tamamen ortadan kalkmakta, silinmekte düşmektedir. Artık o hakkın istenmesi, dava ve takip edilmesi mümkün değildir.
Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, itirazın iptali davası, bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gereken bir dava olup, açık kanuni düzenlemeye göre dava açma süresi itirazın tebliği ile başlayacaktır. Ödeme emrine itiraz, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak takip alacaklısına tebliğ edilmez ise dava açma süresi başlamayacaktır. İİK’nın 67/1. maddesindeki düzenleme dikkate alındığında icra dosyasında alacaklının icra işlemleri yapmış olmasının itirazın tebliği anlamına gelmeyeceği de açıktır. Bu durumda, mahkemece açılan davanın süresinde olduğu gözetilerek, işin esasına girilip sonucuna göre bir karar verilmelidir.
O hâlde, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır." şeklinde hüküm kurulmuştur.
Davacı avukatı tarafından verilen dava dilekçesinde özetle;davalı borçlunun, şirket yetki alanına dahil olan sayaç okuma görevini ifa ederken elektrik enerjisini Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 42. maddesine aykırı kullanım yaptığının tespit edildiğini ve tutanak altına alındığını, davalı hakkında İzmir 4. İcra Dairesinin ██████████ Esas takip sayılı icra dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, zarar gören müvekkilinin yerleşim yerinin İzmir olması nedeniyle mahkememizin yetkili ve görevli olduğunu beyan etmekle, itirazın iptaline, davalı şirketin alacağı likit olduğundan davalının borca mesnetsiz itirazı nedeniyle takip toplamının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme "... Davacı vekilinin borçlu aleyhinde 449.236,29-TL kaçak elektrik bedeli, 1.677,15-TL gecikmiş gün faizi, 301,89 faizin KDV'si olmak üzere toplam 451.215,33-TL alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalının icra takibinin yetkisine ve borca yönelik olarak süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 67/2. maddesinde takip talebine itiraz edilen alacaklının, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebileceği, 1 yıllık hak düşürücü sürenin itiraz dilekçesinin tebliği tarihinden itibaren başlayacağı, davalı borçlu vekilince takip dosyasında tebliğ edilen ödeme emrine █████/2022 havale tarihli dilekçe ile itiraz edildiği, dava dilekçesi ekinde sunulan Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağından anlaşıldığı üzere davacı vekilince arabuluculuk dava şartı başvurusunun █████/2024 tarihinde yapıldığı, Son Anlaşamama Tutanağının ise █████/2024 tarihinde düzenlendiği, bir belgenin tebliğinin muhatabın haberdar edilmesi amacını taşıdığı, Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağından anlaşıldığı üzere davacı vekilinin itirazdan █████/2024 tarihinde haberdar olduğunun izahtan vareste olduğu, davanın ise █████/2025 tarihinde ikame edildiği gözetildiğinde, her ne kadar yasa hükmünde hak düşürücü sürenin itiraz dilekçesinin tebliğ tarihinden başlayacağı belirtilmiş ise de, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde düzenlendiği üzere herkesin, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olup, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağı, açıklanan gerekçeler dahilinde iş bu davanın 1 yıllık hak düşürücü sürenin sona ermesinden sonra ikame edildiği dikkate alındığında, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67/1. maddesinde yer alan 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu, davanın hak düşürücü süre içerisinde ikame edilmediği kanaatiyle, iş bu itirazın iptali davası açısından dava ön şartının mevcut bulunmadığı anlaşılmakla, açılan davanın dava ön şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir." şeklindeki gerekçeyle davanın reddine karar vermiştir.
Karara karşı davacı vekili kararın haksız olduğu takip dosyasındaki itirazın kendilerine tebliğ edilmediği Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun içtihatlarının da mahkeme kararının aksi doğrultusunda olduğu gerekçesiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Dava dosyası kapsamında davalı aleyhine yapılan icra takibinde borçlunun itiraz dilekçesinin davacı ... şirketine tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır. Her ne kadar mahkemece arabuluculuk işlemleri sırasında davacı şirketin itirazdan haberdar olduğu bu sebeple davacı vekilinin itirazdan █████/2024 tarihinde haberdar olduğunun açık olduğu dava tarihinin ise █████/2025 olduğu belirtilerek hak düşürücü süre nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş ise de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun █████████ Esas ████████ Karar sayılı █████/2019 tarihli kararında da belirtildiği üzere itirazın iptali davalarında 1 yıllık hak düşürücü süre itirazın alacaklıya tebliğ tarihi itibariyle başlar bu itiraz tebliğ edilmedikçe sürenin başlaması mümkün değildir aksi düşünce ile davanın usulden reddine karar verilmesi hatalı nitelikte görülmekle davacı şirketin istinaf isteminin hmk 353/(1)-a-4 maddesi uyarınca mahkeme kararının kaldırılmasına dair karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2026 Tarih ve ████████ Esas ███████ Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK 353/(1)-a-4 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
Belirtilen eksiklikler giderilerek hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi için dosyanın mahkemesine İADESİNE,
İstinaf talebinde bulunan davacı tarafından yatırılan 732,00 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince kurulacak hükümde dikkate alınmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 06.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!