Anahtar kelimeler: Zorlandığını Görmediği İhtiyari Evrakların Görüşmediği Arabuluculuk Arabulucuya Nezdinde Sebep Hiçbir
9. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
DAVA TARİHİ
: 12.07.2023
İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... 15. İş Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirket nezdinde 11.09.2018-05.06.2023 tarihlerinde çalıştığını, hiçbir sebep gösterilmeksizin ve yazılı fesih bildirimi yapılmaksızın iş sözleşmesinin feshedildiğini, sonrasında müvekkilinin ihtiyari arabuluculuk sürecine zorlandığını, hiç görmediği, görüşmediği arabulucuya ait evrakların bu konuda bilgilendirilmeden işverenliğin idari bürosunda zorla imzalatılmaya çalışıldığını, arabuluculuk merkezine gidilmediği gibi telekonferans yöntemi ile de görüşme yapılmadığını, arabuluculuk belgesinde imza eksikliği bulunduğunu, davacıya ait telefon hattına ilişkin baz istasyonu kayıtları celp edildiğinde davacının arabuluculuk merkezine hiç gitmediğinin anlaşılacağını, belgede arabuluculuk faaliyetinin başlama tarihi ile fesih tarihinin aynı olduğunu dolayısıyla işe iadenin, henüz doğmamış bir hak olması sebebiyle anlaşma konusuna dâhil edilemeyeceğini, kaldı ki doğmamış haktan feragat ya da vazgeçmenin söz konusu olmayacağını, davalı tarafından yapılan feshin asıl nedeninin sendikal sebep olduğunu ileri sürerek ... no.lu ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin iptaline, müvekkilinin iş sözleşmesinin feshinin geçerli bir sebebe dayanmaksızın yapılmış olması sebebiyle fesih işleminin geçersizliği ile işine iadesine ve boşta geçen süre ücreti ile 24 aylık ücret tutarında sendikal tazminatın belirlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; iptal davası ile işe iade davası türlerinin birbirinden farklı olduğu da ele alınarak bu iki davanın aynı dosya ile açılmasının mümkün olmadığını, davacının iş sözleşmesinin ihtiyari arabuluculuk nezdinde fesih sürecinin tamamen hukuka uygun bir şekilde gerçekleştiğini, davacının aksi yöndeki iddialarının reddi gerektiğini, davacının müvekkili Şirkete hitaben yazdığı 05.06.2023 tarihli dilekçesinde; "... İş akdimin gerekli müzakereler yapılarak kıdem ve ihbar tazminatım ödenmek suretiyle ihtiyari arabuluculuk nezdinde karşılıklı anlaşma yolu ile fesih edilmesini talep ediyorum." şeklinde bir talepte bulunduğunu, davacının söz konusu talebini içerir 05.06.2023 tarihli ve 6838 sayılı yazısına ilişkin talebinin müvekkili Şirket tarafından değerlendirilerek uygun görüldüğünü ve davacıya 94.121,04 TL kıdem tazminatı ile 37.082,96 TL ihbar tazminatı ödemesi yapılmasına karar verildiğini ve bu kapsamda müvekkili Şirket yöneticileri tarafından müvekkili Şirketin Arabuluculuk Komisyonuna yazılan yazıya istinaden ihtiyari arabuluculuk süreci başlatıldığını, davacının sendikal baskı iddialarını ise kabul etmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesince 30.11.2023 tarihli duruşmada verilen ara karar ile feshin geçersizliğinin tespiti ve işe iadeye ilişkin davanın işbu davadan tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmesine karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; arabuluculuk tutanağının geçersizliğinin söz konusu olabilmesi için belli şartların mevcut olmasının gerektiği, arabulucu B.S.K. tarafından dosyaya ibraz edilen müzekkere cevabında; davacı ile 05.06.2023 tarihinde ihtiyari arabuluculuk görüşmesinin yapıldığı, davacıya gerekli bilgilendirmenin yapıldığı, tutanağın sonucu hakkında bilgi verildiği, her sayfasının taraflarca imza edildiği, usul ve esaslar çerçevesinde sürecin yürütüldüğü hususlarının belirtildiği, dosya kapsamında arabuluculuk tutanağının davacıya zorla imzalatıldığı yahut davacının bilgilendirilmediğine dair bir delil bulunmadığı, arabuluculuk tutanağının iptalini gerektiren ve iradeyi fesada uğratan hâllerden olan korkutma, aldatma, yanılma hâllerinden birinin bulunduğuna dair bir delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Sadece arabulucunun beyanı ile hareket edilmesi ve hüküm kurulmasının hatalı olduğunu,
2. Arabulucu tarafından hazırlanan anlaşma belgesinde tarafların H. Arabuluculuk Merkezinde hazır oldukları belirtilmiş olmasına rağmen tarafların arabuluculuk merkezinde hiçbir zaman bir araya gelmediği gibi arabuluculuk merkezinde toplantı yapılmadığını, arabulucunun tarafları en azından telekonferans yöntemi ile dahi bir araya getirmediğini, sürecin ne olduğu, sonuçları hakkında müvekkiline hiçbir bilgilendirme yapılmadığını, dolayısıyla arabuluculuk sürecinin usul ve kanuna uygun olarak yürütülmediğini, geçerli bir arabuluculuktan bahsedilmeyeceğini,
3. Arabuluculuk anlaşma belgesindeki imza eksikliğinden de sürecin usulsüz olduğunun anlaşılacağını,
4. Tüm arabuluculuk ücretinin davacı işçiye yüklenmesinin insanlık dışı düzenleme olduğunu,
5. Dava dilekçesinde araştırılmasını istedikleri baz istasyonu kayıtlarının araştırılmadığını,
6. İhtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin geçersiz olduğunun bir diğer nedeninin ise işe iade hususunun da anlaşma konuları arasında sayılması olduğunu, işe iadenin henüz doğmamış bir hak olması sebebiyle anlaşma konusuna dâhil edilemeyeceğini,
7. Müvekkilini işten çıkarmak isteyen davalı işverenin öncelikle müvekkili hakkında haksız şekilde tutanak tutup iş sözleşmesinin tazminatsız feshedileceği ile korkuttuğunu, sonrasında da baskılar altında istifa dilekçesi yazmaya zorladığını,
8. İş sözleşmesinin asıl fesih sebebinin sendikal sebeplere dayandığını,
9. İşe iade ve tutanak iptal davasının tefrik işlemi nedeniyle ivedilikle görülmesi gereken işe iade davasının hâlen bekletildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 18/5 hükmü kapsamında geçerli bir anlaşma belgesi olup olmadığına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.09.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
Somut olayda davacının 05.06.2023 tarihli dilekçe ile iş sözleşmesinin tazminatları ödenmek suretiyle feshedilmesini talep etmesi üzerine aynı gün arabuluculuk görüşmelerinin yapıldığı son tutanaktan anlaşılmaktadır.
Arabuluculukta iş sözleşmesinin sonlandırılması ve bunun davaya etkisi konusunun değerlendirilmesi bakımından, öncelikle bir tarafın iş sözleşmesinin feshedilmesi teklifini kabul etmeyen diğer tarafı kabule zorlamak amacıyla dava açılmasının mümkün olup olmadığı değerlendirilmelidir. Belirtmek gerekir ki sözleşmenin bir tarafını feshe zorlamaya yönelik bir dava açılamaz. Dolayısıyla somut olayda arabuluculuk yöntemi ile çözülmesi mümkün bir uyuşmazlıktan söz edilemez. Başka bir anlatımla; kanunlarımızda öngörülen arabuluculuk sisteminde iş sözleşmesinin feshedilip edilmeyeceği konusunda arabulucuya gidilemez. Nitekim Dairemizin 10.10.2024 tarihli ve ██████████ Esas, ██████████ Karar sayılı kararında arabuluculuk sisteminin iş sözleşmesinin sona erdirilmesi ve feshin sonuçlarına ilişkin muhasebe işlemlerinin yapılması için bir araç olarak kullanılamayacağı net bir şekilde vurgulanmıştır. Diğer bir deyişle; arabuluculuk sistemi, iş sözleşmesinin sona erdirilmesi veya iş sözleşmesinden doğan alacaklara ilişkin ödeme belgelerinin düzenlenmesi amacıyla kullanılacak bir yöntem değildir. Kaldı ki davalı işveren, kamu kuruluşu olup arabuluculuk görüşmelerinde 6325 sayılı Kanun'un 15/8 hükmü gereği komisyon aracılığıyla temsil edilmesi gerekir. Ancak dosya içeriğine göre komisyonun hazır olması konusunda yazılan yazının, son tutanağın düzenlenmesinden sonraki bir tarihi taşıdığı görülmektedir.
Dosya içeriğine göre arabuluculuk ile çözümü gereken bir uyuşmazlık söz konusu olmadığı gibi somut bir uyuşmazlık da mevcut olmadığı hâlde kanuna aykırı bir şekilde arabuluculuk faaliyeti yürütülerek düzenlendiği anlaşılan belgenin, 6325 sayılı Kanun’un 18/5 hükmü anlamında bir belge olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan Sayın Çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılamıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!