Anahtar kelimeler: Aralıksız İstemediği Kayseri Uzmanı Emekli Nezdinde İstediği Birleşen Kesinlik Şartı
9. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
DAVA TARİHİ
: 11.05.2024
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Kayseri 4. İş Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ███████ K.
BİRLEŞEN DAVA
MAHKEMESİ
: Kayseri 2. İş Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı tespit davası olan birleşen dava yönünden davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirket nezdinde 15.04.2013 tarihinden 28.03.2024 tarihine kadar iş güvenliği uzmanı olarak aralıksız çalıştığını, emekli olmak istemediği ve çalışmak istediği davalı işverene beyan edilmiş olmasına rağmen, 28.03.2024 tarihinde, davalının keyfi davranışı ile (08) işten çıkış kodu belirtilerek emeklilik nedeniyle müvekkilinin iş sözleşmesinin feshedildiğini, müvekkilinin savunmasının alınmadığını, müvekkilinin 1977 doğumlu olup, EYT düzenlemesi olarak bilinen düzenleme sonrası emeklilik şartlarına kavuşmuş olmasına rağmen Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) emeklilik için herhangi bir başvurusu olmadığını, işveren tarafından bu husus tek taraflı olarak değerlendirilerek müvekkilinin emeklilik şartlarını taşıdığı gerekçe gösterilerek iş sözleşmesinin feshinin kötüniyetli olup kabul edilemeyeceğini iddia ederek müvekkilinin iş sözleşmesi feshinin geçersizliğinin tespitiyle işe iadesine, işe başlatılmaması hâlinde brüt 8 aylık ücreti tutarında tazminat ile çalıştırılmadığı süreler için 4 aylık brüt ücret ve diğer tüm haklarının ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin emeklilik talebi bulunmadan davalı işyeri tarafından emeklilik sebebiyle iş sözleşmesinin feshinin kanuna aykırı olduğunu, davalının, müvekkilinin "Emeklilik (yaşlılık) veya toptan ödeme nedeniyle" (08) işten çıkış kodu ile işten çıkarılmış olması sebebiyle işsizlik aylığı için başvuramadığı gibi herhangi bir kamu kurumuna yapacağı iş başvurusunun da emeklilik sebebiyle işten çıkarılmış olması nedeniyle engel teşkil edecek ve kabul görmeyecek olduğunu, müvekkilinin işten çıkış kodununun "Belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden feshi" (04) olarak değiştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili asıl davaya ve birleşen davaya karşı verdiği cevap dilekçelerinde; işe iade davasının süresinde açılmamış olup usulden reddi gerektiğini, davacının iş sözleşmesinin müvekkili Şirket tarafından emekliliğe sevk nedeniyle feshedildiğini, müvekkilinin işyeri uygulaması olarak emekliliğe hak kazanan işçilerin iş sözleşmesini objektiflik ilkesine riayet ederek feshettiğini, müvekkili Şirket tarafından yapılan feshin geçerli olduğunu, davacının iş sözleşmesi emeklilik nedeniyle feshedilmiş olup SGK kodunun da duruma uygun şekilde (8) kodu ile girildiğini, işten çıkış kodunun düzeltilmesi davasının açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, ayrıca davanın kabulü anlamına gelmemek üzere davacı tarafça açılan işe iade davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini savunarak davaların reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; SGK tarafından verilen 30.09.2024 tarihli yazı cevabına göre davalı işyerinde 13 kişinin başvuru hâlinde emekli olabileceği hâlde çalışmaya ettiği, emekli olabileceği hâlde iş sözleşmesi feshedilmeyen 13 kişinin olması nedeniyle ispat külfeti üzerinde olan davalının iddiası olan işyeri uygulaması olarak emekliliğe hak kazanan işçilerin iş sözleşmelerinin objektiflik ilkesine riayet ederek feshedildiği ve feshin geçerli veya haklı nedenle sona erdirildiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davalı işverence yapılan feshin geçersizliği ile davacının işe iadesine karar verilmiş; birleşen dava yönünden ise birleşen dava dosyasının açılış tarihinin daha önce olduğu ve açılış tarihi itibarıyla davanın açılmasında hukuki yarar bulunduğu, ancak daha sonradan açılan işe iadenin talep edildiği asıl dosya ile birlikte bu ilk davanın açılmasında artık hukuki bir yararın kalmadığı, hukuki yararın bir dava şartı olarak dava boyunca devam etmesi gerektiği keza davacının işe iadesi kararı ile birlikte artık ortada bir fesih olmadığına da karar verildiğinden birleşen dava yönünden davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının yasal süresi içinde taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı istinafı yönünden ise davacı işçinin işe iadeye ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararı ile SGK'ya başvurarak işten çıkış kodunun düzeltilmesini sağlaması mümkün olduğuna göre işe iade davası derdest iken ayrıca işten çıkış kodunun düzeltilmesi davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunmadığı; bu nedenle İlk Derece Mahkemesince hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davacının birleşen dava yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, asıl dava yönünden davacının giydirilmiş ücretinin hatalı belirlenmiş olması nedeniyle boşta geçen süre ücretininde hatalı tespit edildiği gerekçesiyle davacının asıl dava yönünden istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kesin olmak üzere kabulüne, birleşen davanın temyiz yolu açık olmak üzere hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili birleşen davaya ilişkin temyiz dilekçesinde;
1. Niteliği itibarıyla işe iade davasının birlikte görülerek karar verilmiş olmasının usule aykırılık teşkil ettiğini, işten çıkış kodunun düzeltilmesi davası açısından tefrik kararı verilerek ayrı bir esas kaydının yapılması ve işe iade davasının sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiğini,
2. Birleşen davanın görülmesinde hukuki yarar mevcut olduğunu, işe iade kararı sonrasında davalının davacıyı işe başvurusuna rağmen işe almaması durumunda davacının işten çıkış kodunun haksız şekilde (8) olarak kalacağını ve davacının işsizlik aylığına başvuramayacağı gibi ihbar tazminatı talebinde de bulunmayacağını; ayrıca işten çıkış kodunun düzeltilmesi davasının işe iade davasından önce açıldığını, birleşen davanın kabulü gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; işten çıkış kodunun düzeltilmesi istemine ilişkin birleşen davada hukuki yararın bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Mahkemeden istenilen hukuki korunmaya göre davalar; eda davaları, tespit davaları ve inşai davalar olarak ayrılmaktadır. Eda davalarında, bir şeyin yapılması, bir şeyin verilmesi veya bir şey yapılmaması istenmekte iken; inşai (yenilik doğuran) davalar ile de var olan bir hukuki durumun değiştirilmesi, kaldırılması veya yeni bir hukuki durumun yaratılması istenir. İnşai (yenilik doğurucu) davanın kabulü ile yeni bir hukuki durum yaratılır ve hukuksal sonuç genellikle bir yargı kararı ile doğar. Tespit davaları ise, bir hakkın veya bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının yahut bir belgenin sahte olup olmadığının tespitine ilişkin davalardır. Tespit davası kendine özgü davalardan olup dava sonucunda verilen kararın icra ve infaz kabiliyeti yoktur.
Tespit davalarında davacının amacı, bir hak veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun veyahut içeriğinin belirlenmesi olup hak veya hukuki ilişkinin varlığı yahut yokluğu tespit davası açılabilmesi için tek başına yeterli değildir. Bundan başka, tespit davasının dinlenebilmesi için konusunu oluşturan hak veya hukuki ilişkinin var olup olmadığının Mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının korunmaya değer güncel bir hukuki yararının bulunması gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsü olduğundan eda davası açılmasının mümkün olduğu hâllerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir.
Hukuki yararın bulunması dava şartı olup yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi hâkim tarafından da resen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti hâlinde davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesine göre dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir.
Uygulamada çıkış kodunun gerçeğe aykırı olarak SGK'ya bildirildiği iddiasıyla işveren aleyhine açılan davalar, "çıkış kodunun düzeltilmesi davası" olarak adlandırılmakta ise de davanın SGK’ya yöneltilemediği de dikkate alındığında "tespit davası" niteliğindedir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı tarafından 15.04.2024 tarihinde işten çıkış kodunun düzeltilmesi, 11.05.2024 tarihinde ise işe iade talepli dava açılmış olup işten çıkış kodunun düzeltilmesi davası işe iade davası ile birleştirilmiştir. Mahkemece işe iade davasının kabulüne karar verilmiş, işten çıkış kodunun düzeltilmesi davası yönünden ise davacının hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle birleşen davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Kararın taraflarca istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yeniden kurulan hükümde de işe iade davasının kabulüne kesin olarak, işten çıkış kodunun düzeltilmesi talepli birleşen davanın ise hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamı ve dava dilekçesi içeriği dikkate alındığında, davacının işten çıkış kodunun düzeltilmesi gerektiğinin tespitine ilişkin davayı açmakta güncel hukuki yararı bulunduğu açıktır. Dairemizin 06.05.2025 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararları da bu yönde olup Mahkemece işin esasına girilerek dosya kapsamına ve yer alan delillere göre bir karar verilmesi gerekirken hukuki yarar yokluğu gerekçesiyle talebin usulden reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının, birleşen davaya yönelik hükmünün ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.09.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
Davacı işçi, asıl davada feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iadesine karar verilmesini, birleşen davada ise işveren tarafından SGK'ya bildirilen çıkış kodunun gerçeği yansıtmadığını belirterek (08) olarak bildirilen çıkış kodunun (04) olarak düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı işveren, 2023 Mart ayından itibaren emeklilik nedeniyle çıkış işlemlerinin yapıldığını, objektif ve tutarlı davranılarak iş sözleşmesinin sona erdiğini, feshin geçerli olduğunu, birleşen davada ise davacının hukuki yararı bulunmadığını savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, asıl davada feshin geçersizliğinin tespiti ile davacının işe iadesine, birleşen dava yönünden ise davacının hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle birleşen davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile yeniden hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kesin olmak üzere kabulüne, birleşen davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin birleşen davaya ilişkin verdiği karar davacı vekilince temyiz edilmiş ve Dairemizce, davacının somut davada güncel hukuki yararının bulunduğu gerekçesi ile oy çokluğuyla bozulmuştur.
Dosya içeriğine göre davacı işçinin işten çıkış kodunun düzeltilmesi talepli olarak açtığı davanın işe iade davası ile birleştirildiği ve eldeki davada işe iade ve tespit talebinin birlikte görülerek sonuçlandırıldığı anlaşılmaktadır.
Uygulamada çıkış kodunun gerçeğe aykırı olarak Kuruma bildirildiği iddiasıyla işveren aleyhine açılan bu tür davalar "çıkış kodunun düzeltilmesi davası" olarak adlandırılmakta ise de davanın, kural olarak SGK’ya yöneltilemediği de dikkate alındığında "tespit davası" niteliğinde olduğu kabul edilmelidir. Zira söz konusu dava ile işveren tarafından iş sözleşmesinin sona erme sebebi konusunda yapılan bildirimin gerçeğe aykırı olup olmadığı tespit edilmektedir. Bu durumda 6100 sayılı Kanun’un 106. maddesi uyarınca güncel hukuki yararın varlığı aranacaktır.
6100 sayılı Kanun’un 106/2 hükmüne göre, kanunda belirtilen durumlar dışında tespit davası açan davacı, dava açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunduğunu açıkça ortaya koymak zorundadır. Bu nedenle diğer davalarda aranan hukuki yarar yanında tespit davası açan davacının, kendisi için söz konusu olan tehlike veya tereddütlü durumun ortaya çıkaracağı zararın ancak tespit davası ile giderilebileceğini ispat etmesi gerekir. Şayet davacı, kendisini tehdit eden tehlikenin tespit davası ile giderilebileceğini ispat ederse hukuki yararının varlığından söz edilebilir. Tespit davası ile elde edilecek hukuki koruma başka bir yolla veya başka bir davayla sağlanabiliyorsa bu konuda tespit davası açmakta hukuki yarar bulunmamaktadır. Bir dava içerisinde iddia veya savunma olarak ileri sürülebilecek hususlar da tespit davasının konusu olamaz (Hakan Pekcanıtez, Pekcanıtez Usûl Hukuku, İstanbul, On Beşinci Bası, 2017, s. 976-977).
Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, işe iade talebiyle birlikte işten çıkış kodunun düzeltilmesini istemiştir. İşe iade ve işten çıkış kodunun düzeltilmesi talepleri iki ayrı dava olup işçinin işe iade davasının kabul edildiğine ilişkin mahkeme ilâmı ile birlikte SGK'ya müracaat ederek çıkış kodunun düzeltilmesini sağlaması mümkündür. Belirtilen şekilde işçinin SGK’ya mahkeme kararını ibraz ederek çıkış kodunun düzeltilmesini sağlaması mümkün olduğuna göre, çıkış kodunun düzeltilmesi davasını açmasında güncel hukuki yararının varlığından söz edilemez. Nitekim SGK bu uygulamasını 11.03.2025 tarihli ve 2025/8 sayılı genelgesi ile "Sigortalılığın; kıdem tazminatı veya ihbar tazminatı ödenmeyecek şekilde işten ayrılış nedeni bildirilerek sona ermesi akabinde arabuluculuk anlaşma belgesi veya mahkeme kararı ile işçiye, kıdem tazminatı veya ihbar tazminatı ödenmesine yönelik karar verilmesi durumunda sigortalı işten ayrılış nedeni, sigortalı veya işverenin ilam niteliğindeki arabuluculuk anlaşma belgesi veya mahkeme kararı ile Kuruma müracaatı üzerine ilgili mahkeme veya arabuluculuk kararına uygun olan işten ayrılış nedeni ile değiştirilecektir." şeklinde açıklığa kavuşturmuştur.
Kesinleşmiş işe iade, kıdem ve/veya ihbar tazminatına ilişkin bir mahkeme kararına ya da arabuluculuk anlaşma tutanağı yahut anlaşma belgesine rağmen SGK'nın çıkış kodunu düzeltmemesi hâlinde, SGK'yı işlem yapmaya zorlayıcı bir karar için açılacak davanın ise SGK'ya yöneltilmesi gerekir. Zira böyle bir durumda; fesih sebebinin gerçeğe aykırı olduğunu ortaya koyan kesinleşmiş bir mahkeme kararının, anlaşma tutanağının veya anlaşma belgesinin gereğini yerine getirmemiş olan, adı geçen Kurum olacaktır.
Diğer yandan somut dosyada davacı işçi, işsizlik ödeneği almasını engellemek için davalı işverenin kötüniyetle gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu ileri sürerek işbu davayı açtığını belirtmiştir. Başka bir anlatımla, işbu davada güncel hukuki yarar işsizlik ödeneğinin alınabilmesini sağlamak olarak ifade edilmiştir.
Türkiye İş Kurumunun 2020/1 sayılı Genelgesi uyarınca işçi; fesih bildirimine ilişkin belgeler, ihbar ve kıdem tazminatının ödendiğini gösteren bordro, banka dekontu, arabulucu tutanağı, ihbar ve kıdem tazminatına hak kazandığını belirten veya 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun 51. maddesi kapsamında fesih işleminin yapıldığı yönünde bir ifadeye yer veren kesinleşmiş mahkeme kararı gibi somut belgelerle Türkiye İş Kurumuna başvurarak işsizlik ödeneğinin ödenmesini isteyebilir.
Türkiye İş Kurumunun anılan Genelgesi uyarınca davacının feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iade istemiyle açtığı asıl davanın sonucuna göre işsizlik ödeneğini alabilme imkânı vardır. Diğer bir ifade ile iş sözleşmesinin davacı tarafından feshinin haklı nedene dayandığının tespitine göre işsizlik ödeneği talep edilebilecektir. Davacı işten çıkış kodunun düzeltilmesi talebiyle açtığı bu dava ile elde etmek istediği sonuca işe iadeye ilişkin dava sonucunda verilecek karar ile ulaşabilmektedir. Hâl böyle olunca, işten çıkış kodunun düzeltilmesine ilişkin inceleme konusu davanın açılmasında güncel hukuki yararın bulunmadığı açıktır.
Yukarıda yapılan açıklamalara göre somut dosyada; davacının, çıkış kodunun düzeltilmesine ilişkin tespit talebi yönünden güncel hukuki yararının bulunmadığı açıktır. Bu nedenle işten çıkış kodunun düzeltilmesi gerektiğinin tespiti talebi yönünden davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiği yönündeki Bölge Adliye Mahkemesi kabulü isabetlidir.
Açıklanan gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerektiği görüşünde olduğumdan, Sayın Çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılamıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!