Anahtar kelimeler: Müstehcenlik Şantaj Süreç Görüşü Hukukî Yoksunluklarına Suçlar Cezalandırılmasına Neticesinde Geçildi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.SUÇLAR
: Şantaj, müstehcenlikHÜKÜM
: MahkumiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: OnamaSanık hakkında kurulan hükmün; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı Ceza Muhakemesi Usulü Kanun'un (1412 sayılı Kanun) 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇYerel Mahkemece sanık hakkında şantaj suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 107/1-2, 62, 52/2 ve 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, müstehcenlik suçundan 5237 sayılı Kanunun 226/5, 62, 52/2 ve 53. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi edilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİSanık müdafiinin temyiz istemi; sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyetine karar verilmesinin usul ve esasa aykırı olduğuna ilişkindir.III. OLAY VE OLGULARYerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; katılanın ile sanığın internet üzerinden tanışarak bir süre arkadaşlık yaptıkları, sanığın katılanın kendisine çıplak fotoğraflarını göndermezse bu arkadaşlıklarını katılanın ailesine söylemekle korkuttuğu, katılanın bunun üzerine cinsel organlarının göründüğü fotoğrafları sanığa gönderdiği, sanığın fotoğrafları facebook hesabından yayınladığı olayda sanık hakkında 5237 sayılı Kanunun 107/1-2 ve 226/5. maddelerindeki şantaj ve müstehcenlik suçlarından cezalandırılmasına karar verilmiştir.IV. GEREKÇE ve KARARYapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;A) Şantaj Suçun Kurulan Mahkumiyet Hükmüne Yönelik Temyiz İstemi Yönünden;Sanığa isnat edilen eylemlerin 5237 sayılı Kanun'un 107/1-2. maddesinde düzenlenen şantaj suçunu oluşturduğu, anılan suçların, aynı Kanun'un 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık olağan zamanaşımına tabi olduğu, aynı Kanun'un 67/2-d maddesi gereğince zamanaşımı son kesen işlemin 17.03.2016 tarihli mahkûmiyet kararı olduğu, bu tarihinden itibaren 8 yıllık zamanaşımının inceleme tarihinden önce 17.03.2024 tarihinde gerçekleşmiş olduğundan, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükmün gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 1412 sayılı Kanunun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 223/8. maddesi gereğince sanık hakkındaki kamu davasının DÜŞMESİNE,B) Müstehcenlik Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmüne Yönelik Temyiz İstemi Yönünden;Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı anlaşılmakla, sanığın yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.03.2015 tarihli ve ███████-603 Esas, ███████ Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere; katılanın cinsel ve fiziksel mahremiyetine ilişkin çıplak görüntülerini, onun bilgisi dışında ifşa edilmesi eyleminde 5237 sayılı Kanun'un 134 üncü maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun yanı sıra toplumun sahip olduğu ortak ar ve haya duygularını, yerleşik edep kurallarını incitici ve genel ahlâka aykırı nitelikteki kayden 03.04.1998 doğumlu olup suç tarihinde 13 yaşını doldurmuş olan katılana ait müstehcen görüntüleri facebook hesabından yayınlanarak ifşa edildiğinin kabul edildiği olayda,Mağdurun cinsel arzuları tahrik ve istismar eden, toplumun sahip olduğu ortak ar ve haya duygularını, yerleşik edep kurallarını incitici ve genel ahlâka aykırı niteliktekteki müstehcen görüntülerini yaşı küçük çocuğu kandırarak ele geçiren ve daha sonra facebook hesabı üzerinden yayınlayan sanık hakkında, iddianamede eyleminin tarif edilmesinden dolayı 5271 sayılı Kanunun 226. maddesi gereğince ek savunma hakkı verilebileceği nazara alınıp, sanığın, mağdurun cinsel ve fiziksel mahremiyetine ilişkin müstehcen nitelikteki özel görüntülerini çekerek kendisine göndermesini sağlaması eylemi ve ele geçirdiği müstehcen görüntüleri facebook hesabında paylaşarak ifşa etmesi eylemleri nedeniyle ayrı ayrı 5237 sayılı Kanun'un 226 ncı maddesinin 3. fıkrası ve aynı Kanun'un 226 ncı maddesinin 5. fıkrası ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen zincirleme şekilde müstehcenlik suçunun da oluştuğu, bir fiili ile birden fazla farklı suçun oluşmasına neden olan sanığın, 5237 sayılı Kanun'un 44 üncü maddesi gereğince, daha ağır cezayı gerektiren müstehcenlik suçundan cezalandırılması, özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan ise hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, suç vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan hüküm kurulması hukuka aykırı görülmüştür.Kabul ve uygulamaya göre de
:Sanık hakkında 5237 sayılı Kanunun 53. maddesi tatbik edilirken, üçüncü fıkraya aykırılık oluşturacak şekilde, 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğuna, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilme tarihine kadar, diğer kişiler yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi ve Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı iptal kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması,Bozmayı gerektirmiş olup, açıklanan nedenlerle Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği kısmen yerinde görüldüğünden açıklanan nedenle hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, BOZULMASINA,Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,03.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.