Anahtar kelimeler: Başkonsolosluk Amerikan Binası Tatillerde İzinlerinin Ücretli Projesinde Hiçbir Ulusal Bayram
9. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., ███████ K.
DAVA TARİHİ
: 24.01.2024
İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... 26. İş Mahkemesi
SAYISI
: ███████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirkete bağlı olarak ... Amerikan Başkonsolosluk binası inşaat projesinde çalıştığını, iş sözleşmesinin hiçbir gerekçe gösterilmeden haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, müvekkilinin fazla çalışma yaptığını, ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığını ve buna dair bir ödeme yapılmadığını, yıllık ücretli izinlerinin kullandırılmadığını ve karşılıklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kendi Şirketlerinde çalışmadığını, ... Şirketinde çalıştığını, öncelikle davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davacının çalıştığı Şirket ile müvekkili arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmadığını, esastan inceleme yapılması hâlinde zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının müvekkili Şirket nezdinde ödenmeyen hiçbir ücret alacağı bulunmadığını, bu dosyada çalışılan ülke mevzuatı uygulanacak ise ... iş mevzuatında zamanaşımı süresinin 6 ay olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, dava konusu edilen tüm alacak kalemlerinin varlığına itiraz ettiklerini ve hiçbir şekilde davanın kabulü anlamına gelmemekle birlikte davacının dava konusu tüm alacak kalemleri için 5 ve 10 yıllık zamanaşımı süresi sebebiyle zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının dava konusu ettiği alacak kalemlerinin çalıştığı ülke mevzuatına göre değerlendirilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında hukuk seçimi anlaşması yapıldığına ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı, Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) kayıtlarında da taraflar arasında imzalanan yurt dışı sözleşmesi bulunmadığı, davacının davalı Şirketin ...'de bulunan projesinde çalıştığını ve ücretinin USD olarak ödendiğini beyan ettiği, davalı tarafın süresinde ibraz ettiği cevap dilekçesinde çalışılan ülke hukukunun uygulanması talep ettiği ve mutad işyerinin de işçinin işini fiilen yaptığı yer olan ... olduğu, dava konusu uyuşmazlık hakkında çalışılan ülke olan ... hukukunun uygulanması gerektiği, ... iş mevzuatının 56. maddesinde öngörülen prosedürün işletilip işletilmediği, yetkili makamlar nezdinde başvuruda bulunulup bulunulmadığı hususlarında dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı, ... iş mevzuatının 56. maddesinde düzenlenen dava açma süresinin hak düşürücü süre niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında uygulanacak hukuk seçimine ilişkin bir sözleşme bulunmadığı, davacı vekilinin beyanında davacının davalıya ait ... ülkesindeki şantiyede çalıştığını belirttiği, buna göre davacının mutad işyerinin ... ülkesi olduğu, davalı tarafın süresinde verdiği cevap dilekçesinde çalışılan ülke hukukunun uygulanması gerektiğini ileri sürdüğü, bu hâli ile uyuşmazlığa ... hukukunun uygulanması gerektiği, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı, yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuka ilişkin içtihat değişikliğinin 20.11.2020 tarihinden günümüze kadar uygulandığı, davanın 24.01.2024 tarihinde açıldığı, davanın açılış tarihi itibarıyla yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukukun tespitine ilişkin içtihat değişikliğinin yerleşik hâle geldiği, bundan sonra bu içtihat değişikliğine dayanarak davalı lehine ve davacı aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Müvekkili aleyhine vekâlet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu,
2. Müvekkilinin işe alımı esnasında davalı Şirketin ortaklarından olan .... Şirketi ile müvekkili arasında imzalanan sözleşmede hukuk seçimi yapıldığını, müvekkil ile alt işveren ... Şirketi arasında imzalanan yurt dışı iş sözleşmesi incelendiğinde, alt işveren ile işçiler arasındaki uyuşmazlığın çözümüne Türk hukukunun uygulanması yönünde seçim yapıldığının görüldüğünü,
3. Davalı Şirketin sorumluluğunun kanundan ve alt işverenlik sözleşmesinden kaynaklandığını, işçinin hukuk seçiminin alt işveren ile yaptığı sözleşmeye göre olduğunu,
4. Müvekkilinin kayıt dışı istihdam edildiğinin sabit olduğunu, bu durumda kamu düzeni gereği uyuşmazlığı Türk hukukunun uygulanması gerektiğini,
5. Davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde 4857 sayılı İş Kanunu'ndaki 5 yıllık zamanaşımı süresine dayanıldığını, Türk hukukunun uygulanması gerektiği yönünde irade ve eğilim gösterildiğinin sabit olduğunu,
6. ... hukukunun uygulanması gerektiğini kabul anlamına gelmemek kaydıyla, ... İş Kanunu'nun 56. maddesinin açıkça yanlış yorumlandığını, söz konusu maddede usule ilişkin dava şartının düzenlendiğini, bu davada uygulama alanı bulamayacağını,
7. ... ülkesinde yer alan tüm mevzuat celp edilmeksizin davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık iş sözleşmesine uygulanacak hukuka ilişkindir.
1. Somut uyuşmazlıkta davacı işçi; davalının yurt dışında bulunan şantiyelerinde çalıştığını, ücretinin USD olarak ödendiğini ileri sürerek ödenmeyen kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile yıllık ücretli izin alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş; davalı ise husumet itirazında bulunarak davacının ... Şirketinde çalıştığını, ... Şirketinin ...'teki ...Büyükelçiliğinin inşaatını üstlendiğini ve ...'daki inşaat projesine destek olarak yalnızca belirli ve sınırlı hizmetler için ... İnşaat AŞ ile sözleşme imzaladıklarını; ancak bu durumun ... bünyesinde çalışan işçilerin müvekkili Şirkete husumet yöneltmesine hukuken imkân tanımadığını, davacının dava konusu etmiş olduğu alacak kalemlerinin çalıştığı ülke mevzuatına göre değerlendirilmesi gerektiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince taraflar arasında hukuk seçimi anlaşması yapıldığına ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı, İŞKUR kayıtlarında da taraflar arasında imzalanan yurt dışı sözleşmesi bulunmadığı, davacının davalı Şirketin ... ülkesinde bulunan projesinde çalıştığını ve ücretinin USD olarak ödendiğini beyan ettiği, davalı tarafın süresinde ibraz ettiği cevap dilekçesinde çalışılan ülke hukukunun uygulanmasını talep ettiği ve mutad işyerinin de işçinin işini fiilen yaptığı yer olan ... olduğu, dava konusu uyuşmazlık hakkında çalışılan ülke ... hukukunun uygulanması gerektiği, ... iş mevzuatının 56. maddesinde düzenlenen dava açma süresinin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı tarafça İlk Derece Mahkemesince davalıya husumet yöneltilmesinde isabetsizlik bulunmadığı kabul edilerek işin esasına girilmiş olmasının istinaf ve temyiz konusu yapılmamış olduğu dikkate alındığında; çözüme kavuşturulması gereken husus, uyuşmazlığa uygulanacak hukukun belirlenmesidir.
Bu bağlamda dosya incelendiğinde; davacı vekili tarafından istinaf ve temyiz başvuru dilekçesi ekinde 10.10.2018 tarihli "Yurt Dışı Hizmet Akdi İşçi Bilgilendirme Formu" başlıklı belge sunulduğu, sözü edilen belgenin davacı işçi ile işveren olarak dava dışı ... Yapı Taahhüt San. ve Tic. AŞ (... Yapı Şirketi) tarafından imzalandığı görülmektedir. Açıklanan nedenle öncelikle davalı Şirket ile iş sözleşmesinde işveren olarak ismi geçen dava dışı ... Yapı Şirketi arasında hukuk seçimi yönünden davalıyı bağlayacak asıl işveren alt işveren veya birlikte işverenlik gibi bir hukuki ilişkinin bulunup bulunmadığı belirlenmeli, belirtilen şekilde bir hukuki ilişkinin varlığı durumunda bu kez dava konusu alacaklar hakkında 10.10.2018 tarihli "Yurt Dışı Hizmet Akdi İşçi Bilgilendirme Formu" başlıklı belgede Türk hukukunun seçildiği hususu göz önünde bulundurularak değerlendirme yapılmalıdır.
Mahkemece yapılacak araştırma sonucunda davalıyı bağlayacak bir hukuk seçimi bulunmadığının belirlenmesi durumunda ise; bilindiği üzere tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur. Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir. Bu bağlamda tarafların tâbiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür. Dolayısıyla somut uyuşmazlık bakımından geçerli bir hukuk seçiminin bulunmadığı belirlendiği takdirde, yapılan açıklamalar doğrultusunda daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olup olmadığı değerlendirilmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
2. Kabule göre de, ... iş mevzuatının 56. maddesinde düzenlenen sürelerin Dairemizce daha önce bazı kararlarda hak düşürücü süre niteliğinde olduğu belirtilmişse de yeniden yapılan değerlendirmede bu sürelerin zamanaşımı süresi niteliğinde olduğu sonucuna varıldığından, Mahkemelerce sözü edilen sürelerin hak düşürücü süre olarak kabul edilmesi doğru olmamıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!