Anahtar kelimeler: Mersis Milyonlarca Zeytinburnuistanbul Cad Haczi Hacze Gidildiğini Sorgulandığını Ödememesi Mah

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████ Karar
DAVA
: Tasarrufun İptali
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
G. K. YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026
Davacı tarafından açılan Tasarrufun İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı borçlu ...'İN keşide ettiği çeki ödememesi üzerine müvekkilinin, Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasından icra takibi başlattığını, ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ olduğunu, takibin itiraz edilmeksizin kesinleştiğini, takibin kesinleşmesi sonrası davalı borçlunun mal varlığının sorgulandığını, kayıtlarında milyonlarca lira haciz bulunduğunun görüldüğünü, takibin devamında borçlunun taşınır mallarının haczi ve muhafazası için borçlunun mersis adresi olan ... Mah. ... Sit. 7. Cad. No.81 Zeytinburnu/İstanbul
adresine hacze gidildiğini, borçluya ait hacze kabil mal bulunmadığının görüldüğünü ve durumun tutanağa derç edildiğini, ardından yapılan araştırma sonrası borçlunun Burdur İli, ... İlçesi, ... Mah., ... Ada, 33 Parsel, Zemin+Asma Kat, 13 Numaralı Bağımsız Bölümde kayıtlı asma katlı dükkan vasıflı taşınmazını gerçek değerlerinin çok altında, düzenlemiş olduğu çeklerin yazılmaya başladığı 30.01.2025 tarihinden yalnızca 1 hafta önce, 24.01.2025 tarihinde diğer davalıya, alacaklılardan mal kaçırma kastı ile devrettiği tespit edildiğini, taraflar arasında gerçekleştirilen işlemin iptali için huzurdaki davanın açıldığını, Tasarrufun iptali davalarının dinlenebilmesi için Yüksek Mahkemece borçlu hakkındaki takibin kesinleşmiş olması, tasarrufun takip konusu borcun doğumundan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz vesikası alınması şartlarının arandığını, somut olayda borçlu hakkında başlatılan icra takibinin kesinleştiğini, takibe konu çekin keşide tarihi 31.01.2025 olsa da yerleşik Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere uygulamada çeklerin ileri tarihli düzenlenebilmekte olduğunu, mühim olan çekin gerçekten teslim edildiği, bir başka deyiş ile çekin düzenlenmesine sebep olan işlemin yapıldığı tarih olduğunu, ekte paylaşılan çek bordrosu ve çek tahsilat makbuzundan görüldüğü üzere çekin teslim edildiğini, işlemin yapıldığı tarihin 06.01.2025 olduğunu, dolayısı ile takip konusu borcun sebebi olan işlem 06.01.2025 tarihli olup iptali istenen tasarrufun, borcun doğumundan sonra yapıldığını, borçlunun mersis adresinde yapılan haciz işlemi hakkında tanzim edilen hacze kabil mal olmadığı bilgisini içerir haciz tutanağının, İİK m.105 amir hükmü gereği aciz vesikası mahiyetinde olduğunu, borçlu adına kayıtlı araçlarda milyonlarca lira değerinde birçok haczin ve rehnin bulunması, borçlu adına kayıtlı başka mal varlığının bulunmaması da borçlunun aciz halinde olduğunu gösterdiğini, İvazsız tasarrufların ve bağışlamaların iptaline ilişkin düzenlemenin İİK m.278 de yer aldığını, amir hükmün 3. Fıkrasının 2. Bendi uyarınca; akdin yapıldığı sırada, kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitler bağışlama olarak kabul edildiğini, somut olayda davaya konu gayrimenkulün değerinin en az 7-8.000.000,00 TL civarında olduğunu, Tapu kaydı incelendiğinde satış bedelinin KDV Dahil 2.800.000,00 TL gösterildiğinin görüldüğünü, taşınmazın gerçek değeri ile satış bedeli arasında %100'ü aşan bir fark -misli fark- mevcut olduğunu, tasarrufun, İİK m.278/3/b.2 hükmü uyarınca bağışlama mahiyetinde olup iptalinin gerektiğini, Acizden dolayı butlan sebeplerinin İİK m.279 da düzenlendiğini, davalı borçlunun aciz halinde olduğunu, tasarrufun aciz nedeniyle de iptalinin gerektiğini, İİK m.281/2 kapsamında taşınmazın tekrar devredilme ihtimali olduğundan ve olası hak kaybının önüne geçilmesi adına; öncelikle teminatsız aksi halde mahkemece uygun görülecek teminat karşılığında Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasından ileride artırılmak üzere şimdilik dava değeri miktarınca ihtiyati haciz işlemi tesis edilmesine, Burdur İli, ... İlçesi, ... Mah., ... Ada, 33 Parsel, Zemin+Asma Kat, 13 Numaralı Bağımsız Bölümde kayıtlı taşınmazdaki borçlu tarafından diğer davalıya yapılan hisse satışının iptaline, taşınmazın Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasından haczine, satışı için taraflarına yetki verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; Öncelikle davanın yetkili mahkemede açılmadığını, müvekkili aleyhine açılacak davalarda müvekkili firmanın ticaret merkezi olan Gebze adliyesinin yetkili olduğunu, Tasarrufun iptali davalarında harca esas değerin icra dosya alacağı veya iptali talep edilen taşınmazın değeri üzerinden hesaplanması gerekmekte olduğunu, davacının gösterdiği 1.000.-TL ile davanın görülmesi HMK'na aykırı olduğunu, davaya konu taşınmazın değerinin tapu devir sözleşmesinde de görüldüğü gibi 2.800.000.-TL olduğunu, icra dosyası alacağı da bu rakamın çok üzerinde olduğunu, davacının iddia ettiği tapu bedelinin 7-8.000.000.-TL değerinde olduğunu, hiçbir işlem yapılmaksızın davacıya harcı tamamlaması için süre verilmesini talep ettiklerini, hiçbir somut delili olmaksızın müvekkili firmaya ait taşınmaz üzerine (komik bir dava bedeli üzerinden) ihtiyati haciz talep edilmiş olmasının telafisi mümkün olmayacak zararlara sebebiyet vereceğini, ihtiyati haciz talebinin reddedilmesine karar verilmesini, müvekkili firma ile diğer davalı ... Hırdavat Ltd.Şti arasında hiçbir muvazzalı işlem bulunmadığını, davaya konu taşınmazın serbest piyasa fiyatından bedeli ödenmek suretiyle satın alındığını, davacının talep etmesi halinde müvekkili firma aynı bedelle kendilerine satmaya hazır olduğunu, neticede öncelikle taşınmaz bedeli ve icra dosyası alacak tutarına göre eksik harcın tamamlatılmasına; yetki itirazlarının kabulüne; ihtiyati haciz talebinin ve davanın reddine ve yargılama masraflarının karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Hırdavat şirketine dava dilekçesi ile tensip zaptının tebliğe çıkartıldığı, çıkartılan davetiyenin usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, davalı tarafça süresinde cevap dilekçesi sunulmamıştır.
Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde; Mahkemelerin yetkisinin HMK m.5 ve devamında düzenlendiğini, davalının birden fazla olması halinde yetkili mahkemeye ilişkin düzenleme ise HMK m.7 de yer aldığını, Amir düzenlemeye göre dava, davalılardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabileceğini, Davalı ...'İN merkez adresinin Zeytinburnu/İstanbul olduğundan mahkemenin huzurdaki davaya bakmaya yetkili olduğunu, davaya konu taşınmazın, davalı ...'İ vekaleten temsil eden ... tarafından satıldığını, ... ile davalı ... arasında ticari alım satımın olduğunun taraflarınca tespit edildiğini, ...'ÜN ikametinin ... Mah. ... Cad. 157/9 Bodrum/Muğla olduğunu, Burdur ilinde yapılan satış işleminin davalı ... yetkilisinin bizzat katılmayıp Muğla'da ikamet eden ... tarafından vekaleten yapılmasının olağan olmadığını, hayatın olağan akışına aykırı bu durumun şüphesiz tacir olan davalı ... tarafından fark edildiğini, bu hususun da davalı ...'İN davalı ...'İN içinde bulunduğu durumu bilen/bilmesi gereken konumda olduğunu gösterdiğini, ... ve davalı ... şirket yetkilisinin isticvabı ile de iddialarının doğrulanabileceğini, neticede davanın kabulüne, Burdur İli, ... İlçesi, ... Mah., ... Ada, 33 Parsel, Zemin+Asma Kat, 13 Numaralı Bağımsız Bölümde kayıtlı taşınmazdaki borçlu tarafından diğer davalıya yapılan hisse satışının iptaline, taşınmazın Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasından haczine, satışı için taraflarına yetki verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Şirketi vekili ikinci cevap dilekçesinde; Davaya konu taşınmazın değeri tapu devir sözleşmesinde de görüldüğü gibi 2.800.000.-TL olduğunu, İcra dosyası alacağının da bu rakamın çok üzerinde olduğunu, davacının iddia ettiği tapu bedelinin 7-8.000.000.-TL değerinde olduğunu, hiçbir işlem yapılmaksızın davacıya harcı tamamlaması için süre verilmesini, vekaletname ile satış işlemi yapılmış olmasının şirketler açısından gayet normal bir durum olduğunu, vekilin taşınmazın bulunduğu ile İstanbul'dan daha yakın bir ilde ikamet adresinin bulunması da hayatın olağan akışına daha uygun olduğunu, muvazza bulunduğu anlamına hiçbir şekilde gelmediğini, müvekkili firmanın tarafıma vermiş olduğu vekaletnamenin tarihi ile muvazza iddiasının ispatıyla da bir alakası olmadığını, zira davaya konu taşınmaz ile kendisinin veya dava dışı şirketimin de bir ilgisi olmadığını, davalı vekilinin KVK ve ticari sır kapsamındaki diğer firma gizli bilgilerini nasıl ve ne amaçla edindiği, cevap dilekçesinde ne amaçla kullandığı hususu da ayrı bir yargılamanın konusu olduğunu, ancak davaya konu taşınmazın değeri ve muvazza iddiasını ispat yönünden bir anlam taşımayacağının aşikar olduğunu, son Yargıtay kararlarına göre de kardeşler vs. gibi yakın akrabalar arasındaki satış işlemlerinde dahi yakın ilişki durumu muvazzaya karine teşkil etmeyeceği sonucuna varılmıştır. bedel/bedelin ödenmesi hususlarında muvazza olduğunun ispatının gerektiğini, neticede öncelikle taşınmaz bedeli ve icra dosyası alacak tutarına göre eksik harcın tamamlatılmasına; davanın reddine ve yargılama masraflarının karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Bakırköy .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin █████/2025 Tarih, ... E. - ... K. sayılı ilamı ile görevsizlik kararı verildiği, dosya mahkememize tevzi edilmiş olduğu anlaşıldı.
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, cevaba cevap dilekçesi, ikinci cevap dilekçesi, taraf beyanları, gelen müzekkere cevapları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
Dava; İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Bu niteliği itibariyle de ticaret mahkemesinin görevi içinde sayılan ticari davalardan değildir.
İİK 277. maddeye dayalı olarak açılan bu davalarda görevli mahkeme, tarafları tacir olsa uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmeden kaynaklansa bile (3. kişi konumundaki davalı ile davacı arasında hukuki münasebet bulunmamaktadır) kural olarak asliye hukuk mahkemeleridir.(HGK’nun ███████-2389 Esas ████████ Karar sayılı kararında. "tasarrufun iptali, davaları mutlak ticari dava niteliğinde olmayıp şahsi nitelikte ve borçlunun tasarruflarına yönelik bulunduğundan asliye hukuk mahkemelerinin görevine girmektedir" şeklinde içtihat olunmuştur.) (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin █████/2025 Tarih ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilamı)
Bu durumda, davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, 6100 sayılı HMK' nın 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-GÖREVLİ MAHKEMENİN BAKIRKÖY 10. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ OLDUĞUNA,
3-Mahkememiz kararının kanun yoluna götürülmeksizin kesinleşmesi halinde daha öncede Bakırköy 10. Asliye Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı verildiğinden olumsuz görev uyuşmazlığının, halli merci tayini için dosyanın İSTANBUL BAM 37. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. █████/2026
Başkan ...
¸e-imzalı
Üye ...
¸e-imzalı
Üye ...
¸e-imzalı
Katip ...
¸e-imzalı

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!