Anahtar kelimeler: Ham İfraz Bilahare Vasfıyla Ardından Toprak Esası Parsellere Nedene Alanında

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.Mahkeme kararı yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden davacı vekili ile işin esası yönünden davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:-K A R A R-Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescili isteğine ilişkindir.Kadastro sonucu ... ili, ... ilçesi, .../... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 05... parsel sayılı taşınmaz, ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiş, bilahare 27.09.2012 tarihinde 1 05... , 1 15... parsellere ifraz edilmiş, ardından kamulaştırma işlemi sonucunda 03.05.2018 tarihinde 1 05... , 197, 1 98... parsellere revizyon görmüş, davacının iddiasını konu taşınmaz bölümünün 1 05... parsele isabet ettiği belirlenmiştir.Davacı ...; irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapu iptali ve adına tescili istemiyle dava açmıştır.Davalı Hazine vekili; çekişmeli taşınmaz üzerinde davacı yararına zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, dava konusu taşınmaz bölümü üzerinde davacı yararına zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın hükme esas alınan teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 4.068,58 metrekare yüz ölçümündeki bölümünün tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, kararın davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; taşınmazın sınırları içerisinde bulunan mağara nedeniyle 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında kalan yerlerden olup olmadığı değerlendirildikten sonra zilyetlikle iktisap koşulları araştırılarak sonucuna göre hüküm kurulması gereğine değinilerek kararın bozulmasına hükmedilmiş, Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde dava konusu taşınmazın koruma altına alınan kültür varlıklarını içermediği, arkeolojik yahut kentsel sit alanı kapsamında kalmadığı ve davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile dava konusu taşınmazın hükme esas alınan teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 4.068,58 metrekare yüz ölçümündeki bölümünün tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.Bilindiği üzere; 4721 sayılı TMK'nın 713/1. ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 17. maddelerinde, orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki tescil harici taşınmazlardan imar-ihya edilerek dava tarihine kadar 20 yıl süreyle çekişmesiz ve aralıksız olarak zilyet edilenlerin zilyetleri adına tescil edilebileceği hüküm altına alınmıştır. Terk edilmiş dere yatakları, kayalık, taşlık, yol ve yol boşluğu gibi taşınmazlar ancak imar-ihya yolu ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca iktisap edilebilirken; ham toprak, hali arazi, köy boşluğu gibi basit ameliye ile zilyet edilebilecek yerler ise aynı Yasa'nın 14. maddesi gereğince iktisap edilebilir.Somut olayda; zilyetlikle taşınmaz iktisabına ilişkin yasal koşulların davacı yararına gerçekleştiği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.Şöyle ki; dosya arasında yer alan jeodezi mühendisi bilirkişi raporlarının ekinde yer alan hava fotoğraflarına ilişkin suretler incelendiğinde, iddiaya konu taşınmaz bölümü üzerinde zilyetlik emaresine rastlanmadığı gibi bu bölümün ayırıcı unsurlarının da bulunmadığı görülmektedir. Ziraat mühendisi bilirkişi raporuna ekli olup taşınmaz başında keşif günü çekilen görüntülerden ise taşınmazın zemininde ekonomik amaca uygun zilyetliğe tesadüf edilmediği, taş unsurunun toprak unsuruna galip geldiği, taşınmaz üzerinde yer alan dikili muhdesatın ise yaşları itibariyle zilyetlikle iktisaba ilişkin süreyi ispata elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. Kural olarak objektif nitelikteki eylemli duruma aykırı düşen subjektif nitelikteki yerel bilirkişi ve tanık sözlerine de değer verilmesi olanaksızdır. Yukarıda açıklanan verilere göre hükme dayanak yapılan yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile uzman ziraat mühendisi ve jeodezi bilirkişinin dava konusu taşınmazın özel mülkiyete konu olduğu ve davacı yararına zilyetlikle taşınmaz edinimine ilişkin koşulların oluştuğuna dair kanaate itibar edilmesi mümkün değildir.Hal böyle olunca; Mahkemece bu olgular dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın kabulüne hükmedilmesi doğru değildir.Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, Temyiz eden davalı Hazine 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi uyarınca harçtan muaf olduğundan, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, davacı tarafından yatırılan peşin harcın istek halinde iadesine, Dosyanın Midyat 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.