Anahtar kelimeler: İrsen Taksim Dahili İntikal Bozulmuştur Alanında İli İlçesi Antalya Mahallesi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI
: 2019/3 E., ███████ K.Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı, ... mirasçısı dahili davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:K A R A RKadastro sonucu, Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 5 14... parsel sayılı taşınmaz, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına tespit edilmiştir.Davacı ... dava dilekçesinde; ırsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasına dayanarak, Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi 5 14... parsel sayılı taşınmazın muris ...’dan intikal ettiğini ileri sürerek, taşınmazın adına tespitini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince verilen davanın reddine dair önceki karar, davacı ...' nın temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 08.12.2017 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamıyla; "... dava konusu birleşen dosya davacısı davacı ...'nın taleplerinin, muris ...’dan gelen hakka dayanıp dayanmadığı hususu sorularak talepleri netleştirildikten sonra, muris ...’nin yeni tarihli verasete esas nüfus kayıt örneği getirtilerek davalıların muris ...’un terekesine göre konumlarının belirlenmesi, daha sonra mahallinde yeniden yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, tespit bilirkişileri ve fen bilirkişisi ile keşif yapılarak taşınmazın öncesi, kimden geldiği, davalılar tarafından bizzat imar-ihya edilip edilmediği, taşınmazlar muris ... kızı ...’dan geliyorsa ölümünden sonra terekesinin taksim edilip edilmediği, taksim yapılmış ise ne zaman yapıldığı, bütün mirasçıların katılıp katılmadığı hususlarının ayrıntılı olarak araştırılması, taksim iddiasında bulunan tarafın ispat yükü altında olduğu gözetilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi ..." gereğine değinilerek bozulmuştur.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... dava konusu yerin yayla olarak bilinen ve kullanılan taşınmazlardan olduğunu, 1980'li yıllara kadar yapılaşmanın bulunmadığı, sonrasında kısmen yapılaşmanın başladığı, tarafların kök muris ...'dan geldiği iddiası bulunsa da eldeki davaya konu taşınmazların kök muris ...'dan intikal ettiğine ilişkin doğrudan bir delil bulunmadığı, mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişi beyanlarına göre taşınmazların evveliyatında boş kullanılmayan yerler olduğunun ve her yıl yaylaya gelen her kim olursa hayvanını otlatmak için kullanılan yerler olduğunun anlaşıldığı ..." gerekçesiyle davacılar ... ve arkadaşlarının ve birleşen dosya davacılar ..., ..., ... ve arkadaşlarının davalarının reddine, dosyaya sunulan sulh protokolü dikkate alınarak davacı ...'ın davasının kabulüne karar verilmiş; hüküm, ölü davacı ... mirasçısı ... tarafından temyiz edilmiştir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılıp mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına ve İlk Derece Mahkemesi kararında taşınmazın ...'dan intikal etmediğinin kabulü isabetli olmakla birlikte, bir an için taşınmazın ...'dan intikal ettiği kabul edilse dahi, taksim iddiasını ispat etmekle yükümlü olan davacıların dayandıkları 1992 tarihli adi yazılı taksim sözleşmesinin tanık ve mahalli bilirkişi beyanları ile desteklenmemiş olmasına ve bununla birlikte Yargıtay' ın yerleşik içtihatlarına göre - bir insan ömrüne yaklaşan - uzun süreli kullanımın taksimin varlığına karine teşkil ettiği kabul edilmekte ise de, taşınmazların kök muris ...'un ölüm tarihi oyan 1937 yılından tespit tarihi olan 2009 yılına kadar davacılar tarafından kullanıldığının da ispatlanamadığının anlaşılmasına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, dahili davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.S O N U Ç
: Yukarıda açıklanan sebeplerle;Dahili davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 552,10 TL'nin temyiz edenden alınmasına,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,15.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.