Anahtar kelimeler: Logoları Takiben İhtara Yaratacağından Sınıfta İstemli Öğrenilmesini İltibas Sinai Markanın

T.C.

İSTANBUL
2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO
: 2025/4
KARAR NO
: ███████
DAVA
: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)
DAVA TARİHİ
: █████/2018
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Dava Dilekçesi
: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin Türkiye’de de markalarının tescilli olduğunu ve logoları için de ..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... sayılı markaların sahibi olduğunu, davalı ...’e ait ve ... sınıfta tescilli ... numaralı markanın öğrenilmesini takiben müvekkili şirkete ait ... markaları ile iltibas yaratacağından bahisle ... 28. Noterliği aracılığı ile ... tarihli ve ... yevmiye no.lu ihtarnamenin karşı tarafa gönderildiğini ancak işbu ihtara karşı cevap verilmediğini, ...’in faaliyetlerini ortağı olduğu diğer davalı ...Ltd. Şti. aracılığıyla gerçekleştirdiğini, bu ilişkinin ... Odası kayıtlarından da teyit edilebileceğini, davalılar tarafından .../tr/subelerimiz adresinde davacı şirket ile iltibas yaratan ... markasının kullanımlarının gerçekleştirildiğinin görüldüğünü, davalının ... numaralı marka başvurusuna itiraz edildiğini, itirazın Türk Patent Markalar Dairesi tarafından kabul edilmesine karşın Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından reddine karar verilmesi üzerine karara karşı hali hazırda derdest olan ... 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nde ... E. sayılı davanın açıldığını, ayrıca ...’e ait ... numaralı markanın hükümsüzlüğü için de ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde ...E. ile dava ikame edilmiş olduğunu, davalı tarafından davacı şirkete ait ... markalarının tanınmış ve dahi Türkiye’de kullanılan markalar olmasının yanı sıra kendisine yöneltilen hukuki süreçler vasıtası ile de haberdar olmasına rağmen haksız rekabet ve marka tecavüzü eylemlerine devam ettiklerini, davalının hiçbir teknik gereklilik bulunmamasına karşın müvekkiline ait logoyu, ... işletmelerinin hususiyet taşıyan dış görünümünü ve iç dekorasyonunu, ürünlerin ambalajlarını ve tüketicilere sunum tarzını, çalışanların giydiği kıyafetleri, baskın renk kombinasyonunu ve hatta ışıklandırma tarzını sistematik olarak teker teker kopyaladığını, bu durumun dava dilekçesinde sunulan uzman görüşünde de açıkça tespit altına alınmış olduğunu, SMK m.29 uyarınca marka sahibinin izni olmaksızın markayı M.7’de belirtilen şekillerde kullanmanın marka hakkına tecavüz sayıldığını, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun benzer uyuşmazlıklarda ... markalarının tanınmışlığını kabul ettiğini ve şekil unsurlarıyla da özdeşleşmiş olan markaların yaygın bilinirliklerinin markaların ilişkilendirilmesi ihtimalini güçlendirdiği yönünde karar vermiş olduğunu, müvekkilinin, davalının,... no.lu.... sınıfları kapsayan marka başvurusuna karşı da hukuki aksiyon almış olduğunu ve Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun kararının iptaline yönelik işbu uyuşmazlığın hali hazırda ... 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuku Mahkemesi nezdinde...E. ile devam etmekte olduğunu, mevcut durumun muhafazası ve davanın etkinliğini sağlamak amacı ile müvekkiline ait tescilli ..., ... ibareli markaları ile iltibas teşkil eden, marka tecavüzü ve haksız rekabet yaratan ... ve işaretlerini taşıyan dış giydirme, tabela, afiş ve yapıştırmaların iç mekan giydirme ve kullanımların, menü, bardak, fincan, tabak, şeker, Amerikan servisi, kağıt, peçete, peçetelik vb. servis araçları ürünlerin, servis çalışanlarının forma ve önlüklerinin ve dahi her türlü tanıtım materyali ile ticari sunumların, merkez, şubeler ve franchise alan işyerlerindeki kullanımlarının tedbiren durdurulmasına ve önlenmesine ve bahsi geçen eşyalara el koyulmasına, içeriği müvekkiline ait tescilli markalar ile iltibas ve müvekkiline ait kullanımlarla haksız rekabet teşkil eden ve davalılardan ... adına tescil edilmiş ... adresli alan adlarının kullanımının durdurulmasına, bu alan adlarına Türkiye'den erişimin engellenmesine, alan adlarının 3.kişilere olası devrinin ve devrin sicile kaydının hüküm kesinleşinceye dek önlenmesine, ...ve ... işaretlerinin ... web sitesi içeriğinde kullanımının engellenmesine ilişkin 3102 Sayılı TTK’nın 61, 6769 Sayılı SMK’nın 159 ile 6100 Sayılı HMK'nın 389 vd. Maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir konulmasına, davalının ... ve ... markaları ve bu markaların ... alan adındaki web içeriğinde, ürün, katalog, tanıtım malzemesi, servis malzemesi gibi iş evrak ve materyallerinde ve dahi işyeri, şube ve franchise noktalarında müvekkilinin tescilli ... ibare ve ..., ... markaları, bu markalar altında sunulan ürün ve hizmetler, ticari form ve ticari sunumların kopyalanarak kullanılması neticesinde haksız rekabet yaratan kullanımlarının 6769 Sayılı sınai Mülkiyet Kanunu'ndan doğan marka hakkına tecavüz ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili hükümlerince haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine ve marka tecavüzünden ve haksız rekabetten doğan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.
Cevap Dilekçesi
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ...ibaresinin 31.05.2013 tarihinde ... başvuru sayısıyla kelime markası olarak tescil edildiğini, ardından uyuşmazlık konusu ... başvuru sayılı markanın 10.03.2016 tarihinde ... sınıfta ve ... sayılı marka başvurusunun ise ... Sınıflarda tescil edildiğini, müvekkili ... adına ayrıca ... markalarının da tescilli olduğunu, müvekkiline ait “...” ibaresini içerir markaların ilk tescil başvuru tarihinden itibaren kullanıldığı ve 2015 yılından itibaren yapılan franchise sözleşmeleri ile Türkiye’nin pek çok ilinde ve ...’ta açılmış olan işletmeleri bünyesinde bilfiil kullanıldığını, böylelikle belirli bir düzeyde tanınırlık ve bilinirliğe ulaştığını, davacının iddia ettiği şekli ile tescilli marka hakkına tecavüzün söz konusu olabilmesi için SMK m.7’de sayılan üç olasılıktan en az birinin varlığının, bu kapsamda da markalar arasında ayniyet veya benzerlik şartının gerçekleşmiş olmasının gerektiğini, ayrıca marka hakkına tecavüz taleplerinin dürüstlük kuralı çerçevesinde ileri sürülmesinin hukukun genel ilkesi olduğunu, somut olayda müvekkiline ait markaların ilk kez 2013 yılında kullanılmasına ilişkin kullanımlara karşı ilk kez 31 Mart 2016 tarihinde ihtarname gönderilmiş olduğunu, davacının faaliyet yürüttüğü alanlarda kullanımların gerçekleştirilmiş olduğu da nazara alındığında davacının bunlardan haberdar olmamasının mümkün olmadığı, buna karşın davacının önceleri sessiz kalarak müvekkilinin yurt dışında şubeler açmaya başlaması ile harekete geçtiğini ve sessiz kalma suretiyle hak kaybına uğradığının kabulünün gerektiğini, davacı “...” ibareli yeşil beyaz renk kombinasyonlu markasında sözcük unsurunun yanı sıra yeşil beyaz renklerdeki iki ... görselinin de yer almakta olduğunu, tek başına şekilden ibaret olan markanın ise herhangi bir sözcük içermediği ve yalnızca yuvarlak yeşil zeminin içinde beyaz renkte iki kuyruklu deniz kızı görselinden oluştuğunu, bu marka açısından markanın ayırt edici, tek ve esaslı unsurunun, davacı markalarıyla özdeşleşmiş olan deniz kızı görseli olduğunu, davacının yaygın olarak kullandığı “...” ibareli...renk kombinasyonlu markada da yuvarlak ... zemin üzerinde beyaz renk kullanıldığını, ancak bu markada da dış yuvarlığın içinde bir halka daha yer aldığını ve farklı büyüklükteki iki halkanın arasına yukarı kısmına “...” aşağısına da “...” ibaresinin yazılmış olduğunu, sözcük unsurlarının yer aldığı halkaların ortasında da deniz kızı görselinin bulunduğunu, bu görseller dikkate alındığında ... ibaresini içeren markalarda bu sözcük unsurunun geri planda, tali unsur olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, müvekkiline ait markalardaki görsellerin ise çimen yeşili olarak davacı markalarından farklı bir tonda ve yuvarlak zemin üzerinde halkalar olmaksızın beyaz harflerle “...” ve “...” ibarelerinin üst ve alt kısımlarda çember içine yerleştirildiğini orta kısmında ise davacı markalarındaki deniz kızı görselinde ayrılarak dallarında kahve çekirdekleri olan ağaç görseline yer verildiğini ve onun altında da “...” ibaresinin bulunduğunu, ağaç görselinin iki yanında davacı markasının aksine yıldız görselinin yer almadığı ve noktalar olduğunu, markalar arasındaki tek ortak noktanın markayı oluşturan unsurların yuvarlak bir zemin üzerine oturtulması olduğunu, logo tasarımında yaygın olarak temel geometrik bir form olan yuvarlak şeklin kullanılmasının ise doğal olduğunu dolayısıyla markalar arasında görsel benzerlikten bahsedilmesinin mümkün olmadığını, markalar arasında işitsel veya anlamsal bir benzerlikten de söz edilemeyeceğini, müvekkili tarafından davacıdan farklı bir konseptte yiyecek içecek hizmeti sunulduğunu, SMK M.7/2 (c) bendinin uygulanma şartlarının oluşmadığını, davacının haksız rekabete ilişkin talepleri açısından da uzun süre sessiz kaldığını ve bu nedenle haksız rekabete ilişkin taleplerini de ileri sürmesinin mümkün olmadığını, çalışan kıyafetlerinin de davacıya özgü olmayıp ortak bir kullanım şekli olduğunu, ayrıca davacı çalışanlarının kıyafetleri ile müvekkili markalarının kullanıldığı işletmelerdeki kıyafetlerin farklı olduğunu, yine sunum tekniklerine ilişkin kullanımların da davacı tekelinde olmayıp piyasada pek çok işletme tarafından yaygın olarak kullanılmakta olduğunu, tarafların tamamen farklı bir konsepte sahip olduklarını, davacının self servis şeklinde ve plastik ya da karton bardakta içecek sunduğunu talep halinde ancak porselen bardak verildiğini herhangi bir ürünün ikram olarak sunulmadığını, ... kart uygulamasının bulunduğunu, müvekkili işletmelerde ise masaya servis sisteminin ve zengin bir yiyecek menüsünün bulunduğunu ve bazı ürünlerin ikram edildiği daha geleneksel bir bakış açısıyla şekillendirilmiş bir konseptin uygulandığını, taraflar arasındaki farklılıklar nedeniyle zaten sistematik bir taklitten söz edilemeyeceğini, bu nedenle haksız rekabet iddiasının reddinin gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
Deliller
:
Dosyada tarafların bildirdikleri tüm deliller toplanmış, Türk Patent ve Marka Kurumu Marka Dairesi Başkanlığından tarafların markalarına ilişkin kayıtlar istenmiş, teknik ve özel bilgi gerektirmesi nedeniyle bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alınmıştır.
TPMK kayıtları
: TPMK nezdinde davacı adına tescilli bulunan "..." ve "..." ibareli markaların tescil kayıtları dosya arasına getirtilmiştir. Davalı ... adına kayıtlı ... tescil numaralı "..." ibareli marka ile ... tescil numaralı "... ibareli markaya ilişkin tescil kayıtları dosya arasına getirtilmiştir.
... 4. FSHHM'nin...Esas sayılı dosyası dosya arasına getirtilmiştir. Yapılan incelemede davacısının mahkememiz dosyasında davacı olan ... şirketi, davalının ise ... ile TPMK olduğu, davanın Neslihan adına tescilli bulunan ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğü ile TPMK YİDK kararının iptalinin gerekip gerekmediğine ilişkin olduğu, yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verildiği ve kararın istinaf aşamasından geçerek kesinleşmiş olduğu anlaşılmıştır.
Uzman Görüşü
: davacı tarafça dosyaya biraz edilen █████/2018 tarihli ... ve ...tarafından sunulan uzman görüşünde " ...'ın ürün ve işletmeleri için kendine özgü bir ticari form geliştirip bunu uzun zamandan beri tutarlı ve yeknesak bir biçimde kullandığı, Bu ticari formun ... ürün ve işletmeleri ile özdeşleştiği, kurumsal kimliğin bir parçası haline geldiği, ... ürün ve işletmelerinde kullanılan ticari form ve markasının ...'ın ticari form ve markası ile karıştırılmaya yol açacak derecede benzer olduğu, tüketici nezdinde zihinsel bağlantı kurulmasına yol açtığı, Bu eylemin TTK m. 55/1-a(4) bağlamında haksız rekabet teşkil ettiği, Öte yandan “...” sloganı ile birlikte ...ibaresinin, ürünlerin gerçek kökeni konusunda aldatıcı olduğu, Bu uygulamanın aynı zamanda TKHK m. 62 ve Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği m. 28 ve 29 hükümleri bağlamında “aldatıcı eylem” olduğu, Karşı tarafça gerçekleştirilen bu eylemin de TTK m. 55/1-a(2) kapsarnında haksız rekabet olduğu, konsepti ile ... markasının tanınmışlığından/ününden haksız olarak yararlarımak ve imaj transferi amacıyla kötü niyetli olarak tescil edildiği, karşı taraf markasının ... markasının toplumdaki ayırt ediciliğini zayıflattığı, karşı taraf eyleminin SMK m. 29'un yollamasıyla, 7/1,c gereğince sulandırma yoluyla markaya tecavüz oluşturduğu, karşı tarafın SMK m. 155 gereğince tescilli hak savunmasından yararlanmasının mümkün olmadığı, " kanaatinin bildirildiği anlaşılmıştır.
Bilirkişi Raporu
:█████/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...Davacı markaları ile davalı markası arasında mal ve hizmet sınıfları yönünden benzerlik olsa bile markasal açıdan benzerlik olmadığından Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak kaydıyla 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu çerçevesinde markaya tecavüz durumunun söz konusu olmayacağı, Davalının oldukça geniş seçenek özgürlüğü varken renk unsuru, mağaza konspti, ürün yerleştirme formu, çalışan giysi tarzı, tabela konumlandırma konspeti ile davacının markası ile özdeşleşmiş yeşil renk formatını bütünsel olarak kendi mağazalarında kullanmasının Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak kaydıyla TTK 55/1-a-4 bendinin ihlali sayılabileceği"ne dair kanaatlerini bildirmişlerdir. Mahkememizce verilen ilk karar: "...Davanın kısmen kabulü ile, davalıların davacıya ait marka ile özdeşleşmiş yeşil renk formatını bütünsel olarak kendi mağazalarında kullanmasının TTK'nın 55/1-a-4 mad. uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, bu haksız rekabetin önlenmesine, durdurulmasına, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, Davacının markaya tecavüze dayalı taleplerinin reddine, Hüküm özetinin ilanına ilişkin talebin reddine," dair karar verilmiştir.
İstinaf İlamı
:Mahkememizin ... esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda verilen hükmün taraflarca istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 44. Hukuk Daire'sinin █████/2024 Tarih,... Esas-... Karar sayılı ilamı ile; "... Davacının ... markasının bir çok ülkede tescilli ve tanınmış bir marka olduğu ve davacının TPMK nezdinde tescilli markalarının mal ve hizmet sınıfları ile davalı markasının tescilli olduğu ... uncu sınıf açısından benzer mal ve hizmet sınıfının söz konusu olduğu konusunda hukuki uyuşmazlık bulunmadığı, Davacı vekili tarafından uzman bilirkişi raporuna gerekçeli kararda yer verilmediği ve değerlendirilmediği öne sürülmüş olup, bu konuda Mahkemece herhangi bir gerekçe oluşturulmadığı, davacının sulandırma yoluyla tecavüzün değerlendirilmesi talebinin bulunduğu ve uzman bilirkişi raporundaki sulandırma yoluyla tecavüze ilişkin değerlendirmenin, dosya kapsamındaki bilirkişi raporu ile tartışılmadığı, bu konuda yeni bir heyetten rapor alınarak değerlendirme yapılarak, uzman bilirkişi ve dosya kapsamındaki bilirkişi raporları arasında çelişkinin giderilmesi gerektiği, renk unsuru ve şekil unsuruna ilişkin değerlendirmenin de dosya kapsamındaki bilirkişi raporunda yeterince tartışılmadığı, haksız rekabete ilişkin gerekçe ile hüküm arasında çelişki bulunduğu, çelişkinin de giderilmesi gerektiği, "renk unsuru" "mağaza konsepti" "ürün yerleştirme formu" "çalışan giysi tarzı" "tabela konumlandırma konsepti" "davacının markası ile özdeşleşmiş yeşil renk formatı" unsurlar bakımından sulandırma yoluyla marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet hususlarında raporlar arasındaki çelişki, hüküm ve gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilerek yeniden yeni bir heyetten rapor alınması"na dair karar verildiği anlaşılarak hükmün kaldırıldığı ve mahkememizin 2025/4 Esas Sayılı dosyasında yargılamaya devam edildiği anlaşılmıştır.
İstinaf sonrası yapılan işlemler
:
-Dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdii edilerek yeni bir rapor alındığı anlaşılmıştır.
Bilirkişi Raporu
:█████/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Olayda, sulandırma yoluyla marka hakkına tecavüzün söz konusu olmadığı, davalının fiillerinin TK 55/1-a-4 bendi kapsamında haksız rekabet teşkil ettiği"ne dair kanaatlerini bildirmişlerdir.
Dava ve uyuşmazlık
: Taraflar arasındaki dava ve uyuşmazlık; Dava 6769 sayılı SMK hükümleri uyarınca açılmış marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi ve haksız rekabetin tespiti, haksız rekabet yaratan kullanımların engellenmesi taleplerine ilişkindir.
Bilirkişi raporları ile uzman görüşünün değerlendirilmesi; Dosya kapsamında istinaf öncesi ve sonrası alınan bilirkişi raporları ile davacı tarafça dosyaya ibraz edilen uzman görüşü birlikte değerlendiriliğinde davacı adına tescilli markalar ile davalı markaları ve kullanımları arasında benzerlik olmadığı her ne kadar uzman görüşünde tarafların markaları ve kullanımlarının birbirine benzediği belirtilmiş ise de istinaf öncesi ve sonrası alınan bilirkişi raporlarında tarafların markaları ve kullanımlarının ayrıntılı olarak karşılaştırıldığı, markalara ve kullanımlara bütünsel olarak bakılması gerektiği, renkli yeşil yuvarlak içerisinde yer alan "..." ile "..." ibarelerinin birbirlerinden farklı olduğu, bu nedenle markalar arasında benzerlik bulunmadığı kanaatine varılmakla dosya arasında bulunan istinaf öncesi ve sonrası alınan bilirkişi raporları markaya tecavüz iddiası bakımından hükme esas alınmıştır. Haksız rekabet iddiası bakımından ise uzman görüşü ve mahkememizce alınan bilirkişi raporlarında tarafların mağazalarında kullanılan konseptin benzer mahiyette olması nedeniyle davalının eylemlerinin haksız rekabet niteliğinde olduğu hususunun bildirildiği, bu haliyle uzman görüşü ile bilirkişi raporunun haksız rekabet yönünden birbiri ile çelişmediği anlaşılmakla bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır.
Gerekçe
: Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak dikkate alındığında; taraflar arasındaki dava marka hakkına tecavüz ile haksız rekabetin tespiti, tecavüz eylemlerinin durdurulması, önlenmesi ve refine ilişkindir. Davacı taraf TPMK nezdinde davacı adına tecilli bulunan "...", "... " ve "şekil " ibareli markaların bulunduğunu, davalıların TPMK nezdinde tescil ettirdiği, "... " ibareli markaların davacı markaları ile benzer olduğu ayrıca kullanım alanı dikkate alındığında davacı markası ile özdeşleşmiş yeşil renkli konseptin marka hakkına tecavüz ile haksız rekabet niteliğinde olduğunu iddia etmiştir.
Marka hakkına tecavüz iddiası bakımından yapılan incelemede; Marka hakkına tecavüz 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 29. ve 30. maddelerinde düzenlenmiştir. Mezkur Kanunun 29. maddesinde , “marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak
suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek,” marka hakkına tecavüz sayılan fiiller olarak sayılmıştır.
6769 sayılı Yasanın 7. maddesinde ise marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları düzenlenmiştir. Buna göre marka hakkı sahibi, izinsiz olarak yapılması halinde 2. fıkra kapsamında “Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması, aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye de ulaştığı tanınmıştık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması” fiillerinin önlenmesini talep etme hakkı düzenlenmiştir.
SMK md. 115 hükmüne göre; Marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez. Marka tecavüz davalarında hem markalar arası aynılık/benzerlik hem de mal ve hizmet sınıfları arasında aynılık/benzerlik karşılaştırmasının yapılması ve iltibasın yani karıştırılmanın söz konusu olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. İltibas değerlendirmesinin önce işaretlerin, sonra mal ve hizmetlerin benzerliği şeklinde bir sıralama yerine, her ikisinin bir arada ve birbirine nitelik olarak etkisi de gözetilerek birlikte yapılması gerekir.
Markalar arası karşılaştırma;
Bilindiği üzere Karıştırılma (iltibas) terimi, ticari alandaki faaliyetlerde, şeyler arasında bir benzerliği veya karışımı ifade etmekte olup, satın alınan iki mal arasında veya kullanılan iki unvan arasında veya iş mahsullerinde birbirinden ayrılmayacak derecede benzerliğe istinat ettirilmesidir1. İltibas doğrudan iltibas ve dolaylı iltibas olarak ikiye ayrılabilir; buna göre, karışıklığı yaratan aynı veya benzeri bir işaret, bu işaretin hitap ettiği çevrede, söz konusu markanın kullanıldığı mal veya hizmetin, iltibasa maruz bırakılan mal ve hizmetle özdeşleştirilmesine yol açıyorsa doğrudan iltibas söz konusu iken, karışıklığı yaratan aynı veya benzeri bir marka, bu markanın hitap ettiği çevrede, işaretler arasındaki farklılığı anlasalar bile benzerliğe dayalı olarak mal veya hizmetler arasında yanlış bağlantılar kurmasına yol açıyorsa dolaylı iltibas söz konusu olur2. İltibas ihtimalinin tespitinde, markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki, eski markanın sahip olduğu ayırım gücü, telaffuz, biçim ya da anlam itibariyle bıraktığı etki, markaların kullanılacağı mal/hizmet türlerinin birbirine yakın olup olmadığı, markaların benzer alıcı çevrelerine hitap edip etmedikleri hususları dikkate alınmalıdır.
Dolayısıyla somut olayda üzerinde durulması gereken konular; markaların benzerliği ve kullanım alanlarındaki benzerlik, bu benzerliğin ortalama tüketici algısında karışıklığa yol açacak nitelikte olup olmadığıdır. Yargıtay ve doktrince kabul edilen görüşe göre; benzerliğin tespitinde markaların genel görünümleri dikkate alınarak, markalar arasında bütünsel benzerlik olup olmadığı araştırılmalıdır. Buna göre, markaların benzerlik değerlendirilmesi yapılırken herkesin kullanımına açık olan tanımlayıcı/tasvir edici ibareler kapsam dışı bırakılmakta ve benzerlik değerlendirilmesi markanın esas/baskın unsuru baz alınmak suretiyle yapılmaktadır. Bununla birlikte, bir markanın farklı unsurlardan oluşmasına rağmen bütün itibariyle bıraktığı etki, diğer bir markayı çağrıştırabilmektedir. Bunun yanında markalar arasındaki benzerlik görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik şeklinde ortaya çıkabilir. Ancak bu tür benzerlik hallerinin hepsinin birden aynı somut olayda bulunması şart olmayıp, somut olaydaki özelliklere göre bunlardan birinin var olması karıştırma ihtimalinin mevcut olduğunun kabulü için yeterlidir.
Somut olay bakımından yukarıda izahı yapılan açıklamalar doğrultusunda yapılan değerlendirmede, hem istinaf öncesi hem istinaf sonrası alınan bilirkişi raporlarında davacı markaları ile davalı markaları ve davalı kullanımlarının ayrıntılı bir şekilde karşılaştırıldığı, bilirkişi raporlarında tarafların markasal kullanımlarında yeşil renk unsuru hakim olmakla birlikte davacı markalarındaki şekil unsuru ile davalı marka ve kullanımlarındaki şekil unsurunun birbirinden farklı olduğu, ayrıca yazı unsurlarınında birbirinden farklı olduğu, teknik bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi her iki markanın görünüş, genelde bıraktığı intiba, fonetik etki dikkate alındığında iltibasa yol açacak bir benzerliğin söz konusu olmadığı kanaatine varılmıştır.
Mal ve hizmet sınıfları bakımından yapılan incelemede; Davacının ... ibareli markalarının bir çok ülkede tescilli ve tanınmış bir marka olduğu ve davacının TPMK nezdinde tescilli markalarının mal ve hizmet sınıfları ile davalı markalarının ve davalı kullanımlarının benzer mal ve hizmet sınıfında olduğu, davacı markalarının tanınmış olması nedeniyle farklı sınıfta olsa bile davacı lehine koruma sağlayacağı, ancak yukarıda iltibas değerlendirilmesi yönünden yapılan incelemede taraf markalarının ve davalı kullanımlarının davacının tanınmış markalarından farklı olduğu anlaşılmakla marka hakkına tecavüz iddiası bakımından davalı kullanımlarının marka hakkına tecavüz niteliğinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Bu hususun hem mahkememiz dosyasında alınan bilirkişi raporlarında hemde tescile ilişkin ... 4. FSHHM'nde açılan YİDK kararının iptali talepli davada ayrıntılı şekilde irdelendiği göz önüne alındığında davacı tarafça davalı aleyhine açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Haksız rekabete ilişkin dava bakımından yapılan incelemede ; TTK m.54 vd. maddelerinde düzenlenmiş olan haksız rekabet, dürüstlük kuralına aykırı olarak ekonomik düzeni bozan, ekonomik düzenin aktörleri aleyhine sonuçlar doğuran hareket ve fiillerin tümünü ifade eder. Diğer bir deyişle haksız rekabet, rakipleri ezmek ve onları iktisadi faaliyet alanından uzaklaştırmak amacıyla ve hüsnüniyet kurallarına aykırı suretlerle başvurulan, kanuna, nizama, adaba ve teamüle
göre teviz edilemeyecek hareketlerin kaffesidir. ( ÖRS Halil, Türk Hususi Hukukunda Haksız Rekabet, Ankara 1958, sf. 13 ) Bu bağlamda başkasının serbestçe ifaya hakkı olduğu rekabet hareketini mene veya onu rekabet sahasından çıkarmaya ve kendi edalarını daha avantajlı göstermeye yarayan yasal olmayan vasıtaları kullanan kişi haksız rekabet fiilini işlemiş olur. Haksız rekabet hukuku da haksız fiilin bir türü olarak, haksız rekabet faili ile mağduru arasında dürüstlük kuralına uyma şeklinde hukuk düzeni tarafından tahmil edilen vazifeye muhalefet sebebiyle doğan bir zararı veya zarar tehlikesini bertaraf etmeyi amaçlayan hukuki bir kurumdur. Haksız rekabette korunan hak herkese karşı ileri sürülebilen mutlak bir hak olup bu hakkın mutlaka ticari bir işletme ile ilgili olmasına gerek yoktur.
TTK 55/1-a-4 bendine göre; “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” haksız rekabet sayılır. Karıştırılma (iltibas), ticari alandaki faaliyetlerde, şeyler arasında bir benzerliği veya karışımı ifade etmekte olup, satın alınan iki mal arasında veya kullanılan iki unvan arasında veya iş mahsullerinde birbirinden ayrılmayacak derecede benzerliğe istinat ettirilmesidir. Bu bent kapsamında haksız rekabetin söz konusu olabilmesi için şu unsurların varlığı gerekir.; aa. sahipleri farklı iki ma, iş ürünü, faaliyet, iş vb olmalı, bb. iki farklı mal, iş ürünü faaliyet, iş vb.den birisinin daha önce meydana getirilmeli (öncelik unsuru),cc. Sonradan meydana getirilen mal, iş ürünü, faaliyeti veya işlerin başkası tarafından önceden meydana getirilenler ile dış görünüş veya duyuruş yönünden aynı veya benzer olarak yaratılmalı, dd. Eylemin başkasının mal, iş ürünü faaliyeti veya işleri ile karıştırılma yaratma niteliğinin bulunmalıdır.
Serbest yaralanma ve benzetmenin taklit ve halkı aldatıcı düzeydeki benzerlik boyutuna ulaşması ve bir işletmenin yıllar süren yatırımını ve özenli çalışması sonucunda oluşturduğu imajı simgeleştiren bir ürünün taklidi halinde haksız rekabet vardır. Dürüstlük kurallarına aykırı olmamak koşuluyla herkes başkasının emeğinin sonuçlarından yararlanarak daha iyisini gerçekleştirmek ve rekabete katılmak hakkına sahiptir. Ancak dürüstlük kurallarının ihlal edildiği noktada koruma başlar. TTK m.55 hükmünün ihlalinin kabulü için iltibasın objektif olarak mevcudiyeti gerekli olup, iltibasın varlığından bahsedebilmek için normal ve orta seviyede bir alıcının, taklit edilmiş marka veya şekil benzerliği nedeniyle yanılma ve aldanmaya düşüp düşmeyeceği başlıca ölçü olarak kabul edilmelidir. Yargıtay’a göre dava konusu mamullerin cins ve vasıf itibariyle alıcıları tarafından markaya önem verilerek satın alındıkları, sözü edilen mamullerde taraflara ait değişik yazı ve markalar bulunduğu, böylelikle alıcıların satın alırken olağan bir şekilde bu ayrımı yaptıklarının kabul edilmesi gerektiği hususları göz önünde tutulduğunda ortada bir iltibastan da bahsedilemeyecektir.
Bir ticari işletme, işletme yeri, bu yerde bulunan dekorları, tabelasındaki hususiyet, personelinin giyiniş tarzı, seçilmiş renkleri taşıyan remizleri, faturaları, iş kağıtlarının özel bir başlık taşıması, kataloglarının şekli ve takdim tarzı ile kendini
müşterilerine arz eder. İşte bu gibi ticari işletmenin hususiyetlerinin başka firmalarca iltibas meydana getirecek şekilde kullanılması haksız rekabet teşkil eder.
Dosya kapsamında taraflarca sunulan görseller ve bilirkişi raporları ile istinaf sonrası alınan bilirkişi raporlarında dava konusu edilen haksız rekabet eylemlerinin ayrıntılı şekilde karşılaştırıldığı, hem istinaf öncesi alınan bilirkişi raporlarında hemde istinaf sonrası mahkememizce alınan bilirkişi raporu incelendiğinde davacı adına tescilli markaların kullanıldığı işletmelerdeki görseller ile davalı kullanımlarının ayrıntılı bir şekilde karşılaştırıldığı, tarafların kahve sektöründe perakende hizmet sundukları, davacının markasal kullanımları ile markalarının yeşil renk konsepti ile cafe, kahve evi niteliğinde olduğu, davalınında aynı sektörde cafe ve kahve hizmeti sunduğu ve davalının davacı ile özdeşleşen yeşil renkli kahve dükkanı konsepti ile benzer mahiyette hizmet verdiği, davalının kullandığı ürünlerin paketlerinin genel olarak davacı kullanımları ile benzer nitelikte olduğu kanaatinin bildirildiği, bu haliyle davalının geniş seçenek özgülüğü varken davacı ile aynı renk aynı mağaza konsepti, ürün yerleştirme formu ve tabela konsepti kullanmasının TTK 55. Madde gereğince haksız rekabet niteliğinde olduğu kanaatine varılmıştır.
Yapılan yargılama sonucunda tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, sunulan deliller,istinaf öncesi ve istinaf sonrası alınan bilirkişi raporları bir bütün olarak dikkate alındığında davacı markaları ile davalı marka ve kullanımları arasında benzerlik bulunmadığı, kesinleşen ... 4.FSHHM'nin ... esas sayılı dosyasında da taraf markalarının ayrıntılı olarak karşılaştırılıp benzerlik bulunmadığının tespit edildiği, istinaf ilamına konu edilen sulandırma yoluyla marka tecavüzünün bulunup bulunmadığına ilişkin alınan bilirkişi raporunda sulandırma yoluyla marka tecavüzünün bulunması için tarafların markasal kullanımlarının birbirine benzer nitelikte olması gerektiği, yukarıda iltibas değerlendirilmesine ilişkin açıklamalar gözetildiğinde taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığı, bu haliyle marka hakkına tecavüz ile sulandırma yoluyla marka hakkına tecavüz eylemlerinin olmadığı, ancak davalının davacı ile benzer ... / kahve evi hizmeti vermesine TTK gereğine haksız rekabet niteliğinde olduğu anlaşılmakla marka hakkına tecavüz davasının reddine, haksız rekabet davasının kabulü ile haksız rekabete ilişkin eylemlerinin ( davacı ile özdeşleşmiş yeşil renk formatının bütünsel olarak mağazada kullanılması) durdurulmasına, önlenmesine ve haksız rekabet eylemlerinin ortadan kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Ayrıca davacı taraf hüküm özetinin ilanı talebinde bulunmuş ise de haksız rekabetten kaynaklanan dava yönünden hükmün ilanı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın KISMEN KABUL-KISMEN REDDİNE, davalıların davacıya ait marka ile özdeşleşmiş yeşil renk formatını bütünsel olarak kendi mağazalarında kullanmasının TTK'nın 55/1-a-4 mad. Uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, bu haksız rekabetin önlenmesine, durdurulmasına, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 732,00 TL karar harcından peşin yatırılan 35,90 TL'nin mahsubu ile kalan 696,10 TL bakiye karar harcının davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması, sonuçlarının ortadan kaldırılması, talepleri yönünden davacı vekili yararına hesap olunan 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddolunan markaya tecavüze dayalı talepler yönünden davalı vekili yararına hesap olunan 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan; 3.000,00 TL bilirkişi ücreti, 1.121,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 4.121,00 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesap edilen 2.060,50 TL ve 71,80 TL harç (peşin+başvuru) olmak üzere toplam 2.132,30 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ...
¸
Hakim ...
¸

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!