Anahtar kelimeler: İlmi Mesaiye Mesleklerinden Ziyade Bilgiye Duyulan Güvenin Şahsi İhtisasa Mesleki

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI
: ███████ E. ████████ K.SUÇ
: Serbest meslek sahibi kişilerin dolandırıcılığıHÜKÜMLER
: MahkumiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: BozmaYapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:1- 5237 sayılı Kanun'un 158/1-i maddesinde, serbest meslek sahibi kişiler tarafından mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesinin nitelikli dolandırıcılık hali olarak kabul edildiği, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65/2. Maddesinde: “serbest meslek faaliyeti sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır” şeklinde tanımlandığı, aynı Kanun'un 66. maddesinde ise “serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler serbest meslek erbabıdır” denildiği, aynı Kanun'un 37/4. maddesinde ise gayrimenkullerin alım, satım ve inşa işleriyle uğraşanların bu işlerinden doğan kazançlarının bu Kanun'un uygulanmasında ticari kazanç sayılacağının belirtildiği, yasada kendi nam ve hesabına mesleğin gerektirdiği etik kurallara uygun olarak çalışması gereken kişilerin toplumda kendilerine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlemeleri hali nitelikli dolandırıcılık olarak düzenlenmiş ise de, bu bendin uygulanabilmesi için failin serbest meslek mensubu olması ve dolandırıcılık suçunu da mesleği gereği kendisine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle işlemesi gerektiği, somut olayda galerici olduğu belirtilen sanıkların bu görevinin serbest meslek olarak nitelendirilemeyeceği, bu nedenle eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 157/1. maddesinde öngörülen ve 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253. ve 254.maddeleri gereğince uzlaştırma kapsamına alınan basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hükümler kurulması,2- Kabule göre de;a. Katılanın uğradığı zararın sanıklar tarafından bizzat pişmanlık gösterilerek aynen geri verme veya tazmin suretiyle giderilmiş olmayıp, katılan tarafından cebri icra yoluyla tahsil edildiği anlaşılmakla, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması koşulları oluşmadığı halde, TCK’nın 168/2. maddesi uyarınca sanıkların cezasında indirim yapılmak suretiyle eksik ceza tayini,b. Sanıkların mahkumiyetine karar verildiği halde, kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi,Yasaya aykırı, katılan vekili, sanık ..., sanık ... müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,24.12.2025 tarihinde karar verildi.