Anahtar kelimeler: Diyaliz Mesul Hekimi Hekimliği Batı İmzaladığını Bünyesinde Müdürü Etmesine Merkezi
9. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
DAVA TARİHİ
: 23.01.2019
İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... Batı 2. İş Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bünyesinde 26.02.2014-31.08.2018 tarihleri arasında hem diyaliz hekimi hem de diyaliz merkezi mesul müdürü olarak çalıştığını, bu görevleri için iki ayrı sözleşme imzaladığını, mesul müdürlük görevi için 4.000,00 TL ücret aldığını, diyaliz hekimliği ücretinin ise talep etmesine rağmen ödenmediğini, bu nedenle 31.08.2018 tarihinde iş sözleşmesinin müvekkili tarafından haklı nedenle feshedildiğini, müvekkilin haftalık yasal çalışma süresinin üzerinde çalışarak fazla çalışma yaptığını ancak karşılığı ücretin ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ücret, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili bünyesinde mesul müdür ve diyaliz hekimi olarak tek ücret ile çalıştığını, diyaliz mesul müdür hizmet sözleşmesinin Sağlık Bakanlığına sunulmak üzere resmî prosedürün tamamlanması için yapıldığını, taraflar arasında iki ücret ödeneceğine ilişkin bir anlaşma bulunmadığını, davacının yıllık izin ücreti ile fazla çalışma ücreti alacaklarının bulunmadığını, ayrıca mesul müdür olarak üst düzey yönetici konumunda bulunan davacının fazla çalışma ücreti talep hakkının da bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamından taraflar arasında hizmet sözleşmesi ve aynı tarihli "mesul müdürlük sözleşmesi" imzalandığının anlaşıldığı imzalanan mesul müdürlük sözleşmesinde diyaliz hekimliği ve mesul müdürlük görev tanımlarının yapıldığı, işverenin yükümlülüklerinin ayrı ayrı düzenlendiği, ücretin 4.000,00 TL olarak belirlendiği, diyaliz hekimliği ve mesul müdürlük için ayrı ayrı ücret belirlenmediğinin görüldüğü, tüm dosya kapsamında davacının her iki görev için ayrı ücret alacağı yönünde işveren ile anlaştığı hususunu ispat edemediğinin anlaşıldığı, buna göre ücret alacağı isteminin reddi gerektiği, davacının haftalık yasal çalışma süresinin üzerinde fazla çalışma yaptığı, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığına ilişkin iddiasını somut delillerle ispatlayamadığı, buna göre, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti isteminin reddi gerektiği, davacının bakiye yıllık izin hakkı bulunduğunun anlaşıldığı, ancak karşılığı ücretin ödendiğinin davalı işveren tarafından ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre ve özellikle davacının diyaliz hekimi ücretine yönelik 05.07.2024 tarihli dilekçesinin içeriğinde işvereni ile daha sonra ödenmek üzere anlaşıldığının beyan edildiği ancak bu durumun ispat edilmediğinin anlaşıldığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. İlk Derece Mahkemesince müvekkilinin isticvap edildiğini, isticvap beyanında davacının diyaliz hekimlik ücreti konusunda davalı ile sözlü olarak anlaştıklarını, davalının ekonomik durumunun iyi olmadığını, şimdilik mesul müdürlük ücreti almasını, daha sonra diyaliz hekimlik ücretinin ekleneceğinin söylediğini ancak aralarında miktar ile ilgili herhangi bir anlaşma yapılmadığını, tarafına bir ödeme yapılmadığını, çalıştığı sürede diyaliz hekim ücreti almadığını, mesul müdür ücretini aldığını ve geçimini de aldığı bu ücretle sağladığını, yaşı gereği iş bulamadığı için davalı işyerinde aynı ücretle yeniden çalışmaya başlamak zorunda kaldığını, davalı işverenin ücretini vereceğini söyleyerek kendisini oyaladığını ifade ettiğini, bu beyan ile müvekkilinin diyaliz hekimlik ücretini almadığının sabit hâle geldiğini,
2. Müvekkilinin fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma yaptığına ilişkin iddiasının tanık beyanları ve dosyaya sunulan belgelerle ispatlanmasına rağmen taleplerin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının diyaliz hekimlik ücreti, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı noktalarındadır.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş ve işyerinden çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Çalışma sürelerinin ispatı noktasında işverene karşı dava açan tanıkların beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması gerekir. Fazla çalışma alacağının ispatında salt davacı ile menfaat birliği içinde olan ya da işverene karşı davası bulunan tanık beyanlarıyla sonuca gidilemez. Bununla birlikte diğer delil ya da olgularla desteklenen bu tanık beyanlarına itibar edilmelidir. Bu çerçevede; işin ve işyerinin özellikleri, davalı tanıklarının anlatımları, iş müfettişinin düzenlediği tutanak veya raporlar ve aynı çalışma dönemi ile ilgili olarak söz konusu alacakların varlığına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları gibi hususlar diğer delil ya da olgular olarak değerlendirilebilir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı işçi talep ettiği fazla çalışma ücretini ispat amacıyla tanık deliline dayanmıştır. İlk Derece Mahkemesince beyanına başvurulan davacı tanığının davalı işverene karşı işçilik alacakları ile ilgili dava açtığının anlaşıldığı, bu nedenle tek başına bu tanığın beyanına itibar edilemeyeceği gerekçesi ile davacının fazla çalışma ücreti talebinin reddine karar verilmiştir. Ancak salt işverene karşı davası bulunan tanık beyanlarıyla sonuca gidilemez ise de diğer delil ya da olgularla desteklenmesi hâlinde tanık beyanına itibar edilmelidir. Dosya kapsamında mevcut taraflar arasında imzalanan 26.02.2014 tarihli iş sözleşmesinin (d) bendinde davacının çalışma saatlerinin "07.00-20.00" şeklinde belirlendiği görülmektedir. Böylece davacı tanığının, davacının haftanın 5 günü 07.00-20.00 saatleri arasında çalıştığına ilişkin beyanı, dosyaya sunulan 26.02.2014 tarihli iş sözleşmesi ile desteklenmiştir. Hal böyle olunca davacının haftanın 5 günü 07.00-20.00 saatleri arasında çalıştığının kabulü gerekir.
Açıklanan nedenlerle, davacı tanığının davacı ile birlikte çalıştığı süre ile sınırlı şekilde hesaplanacak fazla çalışma ücretinin hüküm altına alınması gerekirken yazılı gerekçe ile talebin reddine karar verilmesi hatalı olup kararın bozulmasını gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!