Anahtar kelimeler: Düşürtme Fuhuş Kurma İşlemek Yararı Dan Etmekte Kılma Görüşü Örgüt

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.SUÇLAR
: Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, fuhuş, insan ticareti, çocuk düşürtme, konut dokunulmazlığının ihlali, kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaHÜKÜMLER
: Mahkumiyet, beraatTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Ret, onama, düzeltilerek onamaYerel Mahkemece bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle, başvuruların süresi, kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:A. Sanık ... Müdafii ile Mağdur ...'ın Temyiz İstekleri Yönünden1. Sanık ... müdafii tarafından temyiz dilekçesinin, 5271 sayılı Kanun'un 310. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süresinde verilmediği,2. Mağdur ...'ın, sanık ...'dan şikayetçi olmadığı gibi kararı bu sanık lehine temyiz etmekte de hukuki yararı bulunmadığı,Anlaşıldığından, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı 5271 sayılı Kanun'un 317. maddeleri uyarınca tebliğnameye uygun olarak mağdur ... ile sanık ... müdafiinin, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEKLERİNİN REDDİNE,B. Sanık ... Hakkında "İnsan Ticareti, Fuhuş ile Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma", Sanık ... Hakkında Mağdur ...'a Yönelik "İnsan Ticareti ile Fuhuş", Sanık ... Hakkında "İnsan Ticareti ile Fuhuş" Suçlarından Kurulan Hükümlerin TemyizindeTemyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;Sanık ...'ın insan ticareti, fuhuş ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, sanık ...'nün, mağdur ...'a yönelik insan ticareti ile fuhuş, sanık ...'nın insan ticareti ile fuhuş eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerin ve bu eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu,Sanıklar ..., ... ile ...'nın fuhuş suçunu değişik zamanlarda birden fazla kez aynı mağdura karşı işlemeleri nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmemiş ise de, aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı,Anlaşıldığından, sanıklar ..., ..., ... ile müdafiilerinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,C. Sanıklar ..., ..., ... ile ... Hakkında "Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma", Sanık ... Hakkında "Çocuk Düşürtme" Suçlarından Kurulan Hükümlerin TemyizindeSanıklara atılı suçlara ilişkin Kanun maddelerinde öngörülen cezaların üst sınırları uyarınca, 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e ve 67/2. maddelerine göre, dava zamanaşımını kesen son işlem olan sanıklar hakkında mahkumiyet hükümlerinin kurulduğu 16.10.2014 tarihinden, son karar tarihine kadar suçların tabi bulunduğu 8 yıllık olağan dava zamanaşımının gerçekleştiği anlaşıldığından sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ile müdafiilerinin temyiz istemleri bu nedenle yerinde görülmekle, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca, tebliğnameye aykırı olarak, başkaca yönleri incelenmeksizin hükümlerin BOZULMASINA, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 1412 sayılı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan sanıklar hakkında açılan kamu davalarının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle, 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gözetilerek DÜŞMESİNE,D. Sanık ... Hakkında "İnsan Ticareti ve Fuhuş", Sanık ... Hakkında Mağdur ...'a Yönelik "İnsan Ticareti", Sanık ... Hakkında "Konut Dokunulmazlığının İhlali" Suçlarından Kurulan Hükümlerin TemyizindeTemyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;1. 5237 sayılı Kanun’un “Ceza Sorumluluğunu Kaldıran veya Azaltan Nedenler” başlıklı İkinci Bölümünde düzenlenen “Cebir ve şiddet, korkutma ve tehdit” başlıklı 28. maddesinde“Karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı cebir ve şiddet veya muhakkak ve ağır bir korkutma veya tehdit sonucu suç işleyen kimseye ceza verilmez. Bu gibi hallerde cebir ve şiddet, korkutma ve tehdidi kullanan kişi suçun faili sayılır.” hükmüne yer verilmiştir.Madde metninden anlaşılacağı üzere failin ceza sorumluluğunu ortadan kaldıran halin varlığı için karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı bir davranışla karşılaması ve bunun bir sonucu olarak iradesinin etkilenmesi gereklidir. Failin iradesini ortadan kaldıran sebepler ise cebir, şiddet veya korkutma yahut tehdit olarak tarif edilmiştir.Cebir kavramı 5237 sayılı Kanun’un 108. maddesinin gerekçesinde açıklanmıştır. Buna göre, kasten yaralama suçundan farklı olarak bir şeyi yapması veya yapmaması ya da bir şeyin yapılmasına müsaade etmesi hedeflenmektedir. Kişiye karşı fiziki güç kullanmak suretiyle, onun veya üçüncü kişinin iradesi ve davranışları üzerinde zecri bir etki meydana getirilmesidir. Cebre maruz kalan kişi, bu fiziki gücün meydana getirdiği acının etkisiyle belli bir davranışta bulunmaya zorlanmaktadır.Failin ceza sorumluluğuna gidilebilmesi için kusurlu olması şarttır. Failin, hukuka uygun davranma imkânına sahip olmasına rağmen haksız olan davranışı tercih etmesi nedeni ile kınanmaktadır. Kusur yargısının temeli insanın özgür iradesidir. İnsan, özgür iradeye sahip bir varlık olması nedeniyle haklı olan davranış ile haksızlık arasında bir tercih yapma ve haklı olan davranış lehine karar verebilme, davranışlarını hukuk düzeninin gereklerine göre yönlendirebilme ve hukuk düzeninin yasakladığı davranışlardan sakınma yeteneğine sahiptir. Kusur yargısının temelini oluşturan irade özgürlüğü, haksızlık bilincinin varlığını gerekli kılar. Çünkü insanın haklı olan davranış ile haksızlık arasında tercih yapabilmesi için bunu bilmesi şarttır. Fail, haksızlık bilincine sahipse ve özgür iradesiyle haksız olan davranışı tercih ediyor ise kusurludur. Fakat yasak yanılgısı her zaman failin kusurunu tamamen ortadan kaldırmaz. İnsan, hukuk toplumunun bir üyesi olarak hukuka uygun davranmak ve haksız olan davranışlardan sakınmak yükümlülüğü altındadır.Bu değerlendirmelere göre, failin cebir yahut tehdidin etkisiyle işlediği suçtan dolayı kusursuz sayılabilmesi için maruz kaldığı eylemlerin belirli bir ağırlığa ulaşması gerekmektedir. Madde metninde bu husus “karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı” bir eyleme maruz kalması olarak tarif edilmiştir. Maruz kaldığı cebir yahut tehdidin irade hürriyetini ortadan kaldıracak boyuta ulaşması gereklidir. Bu durumda tecavüze maruz kalınan hukuki değerle gerçekleştirilen hukuki değer arasında yapılan kıyaslamada ağırlığın ilki lehine olması gereklidir. Failin maruz kaldığı eylemlere karşı koyamayacağının yahut kurtulamayacağını her somut olaya göre değerlendirilmesi gerekmektedir.Bununla birlikte, Ülkemizin de taraf olduğu “Birleşmiş Milletler Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Sözleşme’ye Ek İnsan Ticaretinin Önlenmesine, Durdurulmasına ve Cezalandırılmasına İlişkin Palermo Protokolü”nde benimsenen mağdurların korunmasına yönelik ilkeler; insan ticareti mağdurlarının maruz kaldıkları sömürü ve baskının sonucu olarak gerçekleştirdikleri fiiller nedeniyle cezalandırılmamalarını zorunlu kılmaktadır. İnsan ticareti mağduru olan bir kişi, insan ticaretinin direkt sonucu olarak oluşan bir suçu işlemek zorunda kalmışsa, devletler bu kişiyi cezai takibat ve cezai hükümden koruma yükümlülüğü altındadır. Bu yükümlülüğe, uluslararası hukukta “cezalandırmama ilkesi” denilmektedir. İnsan ticareti mağdurlarının cezalandırılmamasına dair böyle bir ilke kabul edilmesinin gerekçesi, kişinin ilk bakışta bir suçun faili olarak görülmesine karşın, gerçekte bu suçu işlemeye dönük özgür bir iradesinin/kastının olmaması ve baskı altında bu suçu işlemeye zorlanmış olmasıdır. İnsan ticareti mağdurlarını işlemek zorunda kaldıkları suçlar için cezalandırmak, sadece devletlerin mağdurları kesin olarak tespit etmeleri ve derhal destek sağlamaları yükümlülüğüne aykırılık teşkil etmez, aynı zamanda mağdurların yetkililer tarafından yakalanacakları korkusuyla sessiz kalmalarına yol açacağı için insan ticareti faillerinin işine yarayacaktır.Söz konusu Protokol’de kabul edilen ilkelerin uygulanması sadece yabancı uyruklu insan ticareti suçu mağdurlarına yönelik olmayıp, Türk vatandaşı mağdura yönelik de uygulanması gerektiği konusunda tereddüt bulunmamaktadır.Somut olaya bakıldığında, sanık ...'in, "... beni fuhşa zorluyordu, tehdit ediyordu, mağdurlara da fuhuş yaptırdılar, çalışmak istemeyenleri kırbaçlıyorlardı, mağarada ... beni de darp etti, az para kazandığım zamanlarda beni dövüyordu.", mağdur ...'ın, "Sanık ... adamlarıyla birlikte bizleri ve ...'yı sabaha kadar kırbaçlıyordu, sanık ... evden kaçtığı ve parayı az getirdiği için sanık ...'i yere düşene kadar kırbaçladı, bana da vurdu." mağdur ...'ın, "Sanık ... bizleri zorla fuhşa sürüklüyordu, sanık ... kaçmak istese de o da başarılı olamadı, o kadar çok darp edildi ki artık kaçmaya teşebbüs edemedi, bir gece sanık ..., ... ile beni mağarada kırbaçladı.", tanık ....'nın, "Sanıklar ... ile ...'ın, sanık ...'i darp ettiğini gördüm.", sanık ...'nın, "Sanık ...'ın, ...'yı bir kaç kez dövdüğünü gördüm, fuhuş yapan kadınları mağarada kırbaçla döverdi." biçimindeki beyanları bulunmaktadır.Yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alındığında, sanık ...'in üzerine atılı insan ticareti ve fuhuş suçlarını karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı cebir ve şiddetin sonucu işleyip işlemediği, eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 28. maddesi kapsamında kalıp kalmadığı yönünde bir değerlendirme yapılması gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle hüküm kurulması,2. Anayasa'nın 141, 5271 sayılı Kanun'un 34... . maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının sanıkları, mağdurları, Cumhuriyet savcısını ve herkesi inandıracak, Yargıtay denetimine de imkan verecek biçimde olması gerekir. Yargıtay’ın gerekçelerde tutarlılık denetimini yapabilmesi için; kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ile mağdur ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin, hangi anlatımın ne gerekçeyle diğerine üstün tutulduğunun açık olarak hükmün gerekçesine yansıtılması ve mahkemece ulaşılan vicdani kanı sonucunda hukuki nitelendirmenin yapılması gerekirken, açıklanan bu hususlara uyulmayarak sanıklar ... ile ... hakkında mağdur ...'a yönelik insan ticareti suçundan gerekçeden yoksun bir biçimde hüküm kurulması,3. Sanık ...'ın, konut dokunulmazlığının ihlali suçunu inkar ederek olay anında sanık ... ile birlikte olduğu yönündeki savunmasının ... tarafından doğrulanması, sanığın atılı suçu işlediğine dair olayın mağdurları ... ile ...'ın ifadeleri arasında çelişkiler bulunması, olay anında mağdur ...'ın yanında olduğu anlaşılan ....'nın tanık ifadesinde, sanığın olay yerinde olduğundan söz etmemesi karşısında, sanık ...'ın, konut dokunulmazlığının ihlali suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve cezalandırmaya yeterli delil bulunmadığı halde yerinde olmayan gerekçeyle mahkûmiyet kararı verilmesi,4. Kabule göre de,Sanık ...'in, mağdur ...'a yönelik fuhuş suçunu değişik zamanlarda birden fazla kez aynı mağdura karşı işlemesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,Kanuna aykırı ve sanıklar ..., ..., ... ile müdafiilerinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görüldüğünden, tebliğnameye aykırı olarak (sanık ...'nün, mağdur ...'a yönelik insan ticareti suçundan kurulan hüküm yönünden sair yönleri incelenmeksizin) HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı Kanun'un 326/4. maddesi uyarınca sanık ... hakkında mağdur ...'a yönelik fuhuş suçundan kurulacak hükümde cezayı aleyhe değiştirme yasağının dikkate alınmasına, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine,05.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.