Anahtar kelimeler: Kırkaltıbin Çizip Altıbin Üstünü Ekleyerek Yazıyla Ödeyip Meblağlı Doldurup Tedavüle
11. Ceza Dairesi         ██████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
SUÇ
: Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak
kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM
: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanığın, kendisine ait olup 27.10.2012 keşide tarihli ve 6.000,00 TL meblağlı olarak katılan lehine doldurup ticari ilişki kapsamında katılana verdiği, katılanın da çeki ciro ederek tedavüle sürdüğü, daha sonra sanığın bedelini ödeyip aynen geri aldığı çek üzerinde keşide tarihini 27.03.2013, çek bedelini rakamla 4 ekleyerek 46.000 TL ve yazıyla “altıbin” ibaresinin üstünü çizip “kırkaltıbin” olarak değiştirip tüm değişiklikleri parafladığı hâlde çekte mevcut ciroları iptal etmeden, kredi başvurusunda kullanılmak üzere tanık ...’e hatır çeki olarak verdiği,...’ın bu çeki Vakıfbank’a teminat olarak verip kredi kullandığı, kredinin ödenmemesi üzerine Vakıfbank’ın hem sanık hem katılan ... aleyhine icra takibi başlattığı, katılanın takibe itirazının, çekin sahte olmadığı, keşidecinin yaptığı değişikliklerin geçerli olduğu gerekçesiyle reddedildiği, katılanın icra dosyasına ödeme yaptığı ve zararının giderilmediği anlaşılan olayda; sanığın, suça konu çek üzerinde katılana ait ciroyu sahte hâle getirmek ve buna bağlı olarak katılan aleyhine icra takibi başlatılması nedeniyle katılanın zararına neden olmak suretiyle gerçekleştirdiği eylemin, 5237 sayılı TCK'nın 158/1-(f)-son hükmünün yanı sıra aynı Kanun'un 158/1-(d) maddesinde tanımlanan kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun da yasal unsurlarını taşıdığı gözetilmeyerek eksik ceza tayini, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 158/1-son maddesine göre (e), (f), ve (j) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı üç yıldan, adli para cezası alt sınırının ise suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamayacağı anlaşılmakla, sanık hakkında kurulan hükümde temel cezaların tayini sırasında "suçun işleniş biçimi, fiilin özellikleri, kastın ağırlığı ve yoğunluğu, suç konusunun önem ve değeri dikkate alınarak takdiren ve teşdiden" denildiği hâlde hapis cezasının "3 yıl" ve adli para cezası miktarının suçtan elde edilen menfaatin iki katı olacak şekilde belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanık hakkında hükmolunan adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde hapse çevrileceğine karar verilmiş ise de adlî para cezasının ödenmemesi halinde izlenecek yöntemin, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106/3 maddesinde belirtildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 23.01.2018 tarihli ve ███████-463 Esas, ███████ Karar sayılı kararı uyarınca da bu hususun infaz aşamasında dikkate alınabileceği ve sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53/3 maddesinin birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiilin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, eleştiri dışında cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
23.02.2026 tarihinde karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!