Anahtar kelimeler: Öğleden Koyarak İcraya Dekontlar Alınmayan Kambiyo Başlattığını Borca Şubesinden Senetlerinden

T.C.

İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
TALEP
: Davacılar vekili tarafından sunulan █████/2025 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalı taraf davacılardan olan alacağını daha önce █████/2024 tarihinde öğleden önce davacı ...'in ... Bankası ... ... Şubesinden alacaklının hesabına yapılan ödeme ile tahsil etmiş olmasına rağmen, aynı borca ilişkin olarak düzenlenen ve geri alınmayan kambiyo senetlerini icraya koyarak.... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... E. sayılı dosyası ile takip başlattığını, davacı tarafça takibe itiraz edildiğini, davacının davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, borcun ödendiğine ilişkin belgeler ve dekontlar dosyada mevcut olduğunu, davacılar tarafından 01.08.2025 tarihinde İstanbul...açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
TALEP
: Davacılar vekili tarafından sunulan █████/2025 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalı taraf davacılardan olan alacağını daha önce █████/2024 tarihinde öğleden önce davacı ...'in ... Bankası ... ... Şubesinden alacaklının hesabına yapılan ödeme ile tahsil etmiş olmasına rağmen, aynı borca ilişkin olarak düzenlenen ve geri alınmayan kambiyo senetlerini icraya koyarak.... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... E. sayılı dosyası ile takip başlattığını, davacı tarafça takibe itiraz edildiğini, davacının davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, borcun ödendiğine ilişkin belgeler ve dekontlar dosyada mevcut olduğunu, davacılar tarafından 01.08.2025 tarihinde İstanbul... Bürosu'na ...numaralı dosya ile başvurulmuş ise de 25.08.2025 tarihinde arabuluculuk süreci anlaşamama yolu ile sonuçlandığını, bu sebeple, davacıların borçlu olmadığının tespiti için iş bu davanın açıldığını, ayrıca devam eden icra takibinde telafisi güç zararların doğmaması için ihtiyati tedbir ile icra takibinin durdurulmasını talep etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili tarafından sunulan █████/2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı borçlular, ....İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı dosyası ile takibe konulan █████/2024 düzenleme tarihli, █████/2024, █████/2024, █████/2024 vadeli ve her biri 200.000,00-TL tutarlı üç adet bonodan dolayı borçlu olmadıklarının tespiti amacıyla işbu davayı açtıklarını, davacıların savları doğru , davacı borçluların ödeme iddiaları doğru olmadığını, Mahkememizce ... Bankasına yazılan yazıya verilen cevapta; belirtilen 03 Mayıs 2024 tarihinde davacı ... tarafından bankaya para yatırılmadığının belirtildiğini, belirtilen tarihte dava konusu bonoların düzenleme tarihinden önce olduğunu, senede karşılık ödemelerde, senet aslının teslim alınarak ödemenin yapılmasının gerektiğini, banka yoluyla ödeme yapılırsa, o senedin düzenleme ve vade tarihleri ile tutarı belirtilerek ödeme yapılmasının gerektiğini, taraflar arasında her zaman para alış verişi olabileceğini, ödemenin hangi borca karşılık yapıldığı açık şekilde belirtilmesinin gerektiğini, öte yandan davacıların imzaya itiraza dair davaları ....İcra Hukuk Mahkemesinin 2025/... ve 2025/... Esas sayılı dosyaları ile devam etmekte olup, o davalarda imza inkarında bulunan davacılar, bu davada ise ödeme iddiasında bulunduklarını, bu durumun çelişkili olduğunu, davacı borçluların ödeme iddiaları soyut olduğunu, borcun ödendiğine dair belge ve dekontların dosyada olduğunu belirttikleri halde dosyaya sunulmuş herhangi bir ödeme belgesi veya dekontun olmadığını, davalı alacaklı vekil eden ...'ın alacağı senede dayandığını, senede dayalı alacağın aksi ancak aynı değerdeki yazılı belge ile kanıtlanabileceğini, davacı borçluların savları doğru olmadığı gibi yazılı hiçbir belgeye dayanmadığını, icranın durdurulması istemleri de bu açıdan yerinde olmadığını, Mahkememiz somut ve geçerli hiçbir belge olmadığından takibin durdurulmasına dair davacıların tedbir istemlerini reddedildiğini, davacı borçlular kanıtlar kısmında tanık beyanını kanıt olarak gösterse de işbu davada tanık dinletme istemleri yerinde olmadığını, senede dayalı alacağın aksi ancak aynı değerde yazılı belge ile kanıtlanabileceğini, bu nedenle davacıların tanık dinletme istemlerini kabul etmediklerini, davacı borçluların somut bir kanıta dayanmayan, soyut ve dayanaksız savalara dayalı haksız davalarının reddini. İİK’nın 72/4.maddesi uyarınca alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmelerini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacılara yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
: .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... Esas sayılı dosyası, ....İcra Hukuk Mahkemesinin 2025/... ve 2025/... Esas sayılı dosyaları, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına ait 2026/... soruşturma sayılı dosyası, Arabuluculuk son tutanağı, Banka yazı cevapları ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava; İİK 72. maddesi gereğince açılmış olan menfi tespit davasıdır.
Davacı taraf....İcra Müdürlüğünün 2025/... esas sayılı dosyasına konu edilen 3 adet bononun ödeme nedeniyle borcun ifa edildiği iddiasıyla iş bu davayı açmıştır .
Davaya konu....İcra Müdürlüğünün 2025/... esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden, davalı alacaklı tarafından davacı hakkında, 07.07.2025 tarihinde 600.000,00 TL asıl alacak, 201.423,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 801.423,30 TL üzerinden kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibinin başlatıldığı görülmüştür. Takibe dayanak olarak 24.07.2024 tanzim 30.09.2024 vade tarihli 200.000 TL bedelli senet 24.07.2024 tanzim 30.11.2024 vade tarihli 200.000 TL bedelli senet 24.07.2024 tanzim 30.10.2024 vade tarihli 200.000 TL bedelli üç adet bono gösterilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, takip konusu borç bedelinin ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle, alacağın dayanağını teşkil eden kambiyo senedinin hukuksal niteliğini irdelemekte yarar vardır.
Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine dayanır.
Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir "gayeye" ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye, bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan bu ilişki "kambiyo ilişkisi" olarak anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu "kambiyo taahhüdü"nde bulunmuş olur.
Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl/temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
Bu genel açıklamadan sonra, hemen belirtmelidir ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır.
Bonoda bulunması zorunlu olan şekil şartları 6102 sayılı TTK'nun 776. maddesinde sayılmıştır. Bu unsurların yanı sıra, yerleşik Yargıtay kararlarında ve öğretide de kabul edildiği gibi, bonolara özgü seçimlik unsurlar da bulunmaktadır.
Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden ya da malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir. (Reha Poroy, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 11. bası, s.237 v.d.)
Seçimlik unsurlardan biri de, temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik "bedel kaydı"dır. Eş söyleyişle "bedel kaydı" kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu, senedin bono niteliğini etkilemez. Zira, bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Ancak, bir defa bir mal alışverişine dayandığı "malen" kaydıyla, ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı "nakten" kaydı ile senede yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin talili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedi talil eden, savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer. Mal kaydı bulunan bonoda borçlu alacaklıdan mal almadığını iddia, alacaklıda borçluya mal vermediğini kabul ederse borçlunun iddiası sabit olmuştur. Lehdarın bedelin para olarak verildiği iddiası ise, ispatı kendisine düşen bir husustur (Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, 2. bası, Ankara, 1997, s 1007 v.d.).
Bu aşamada, menfi tespit konulu eldeki davada, ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72. maddesi gereğince, borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında, borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir.
Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 s.TMK m.6).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir.
Borçlu, borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir.
Aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun █████/2003 tarihli, ███████-781 Esas ve ████████ Karar sayılı ve █████/2019 tarihli, ███████-821 Esas ve ███████ Karar sayılı emsal ilamlarında da benimsenmiştir.
Yukarıda yapılan tüm açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: davacı, kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespitini istediğine göre, konunun hem kambiyo hem de ispat hukuku açısından ele alınıp, değerlendirilmesi gerekir.
Davalı tarafından davacı aleyhine bonoya dayanılarak takip yapılmış, davacı takibe konu edilen senedin bedelini ödediği olgusuna dayanmış ve borcu bulunmadığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Davacı borçlu tarafından davaya konu bonoyu ve borcu kabul edilmekte, ancak ödeme iddiasında bulunarak bononun bedelsiz olduğunu ileri sürmektedir. Davalı ise iddianın yersiz olduğunu savunmuştur.
Menfi tespit davasının konusunu oluşturan senedin bedelsizliğine dair iddiayı ispat yükü üzerinde olan senet borçlusu bu iddiasını, HMK’nın 201. maddesi gereğince ancak yazılı delille/kesin delille ispatlayabilir. Zira bir kambiyo senedine bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, değeri ne olursa olsun tanıkla ispat olunamayacaktır. Senede karşı senetle ispat kuralı olarak adlandırılan bu kuralın karşı tarafın muvafakati ve HMK’nın 202. maddesinde düzenlenen delil başlangıcı olarak adlandırılan iki istisnası mevcut olup anılan iki durumun gerçekleşmesi halinde senede karşı tanıkla ispat mümkündür. Her ne kadar davacı taraf sonradan banka kamera kayıtları deliline dayanmışsa da dava dilekçesinde iş bu delile dayanmadığı görülmüştür.
Kambiyo senetlerin borçlu olan kişi ancak senedin ibrazı halinde borcu ödemekle mükelleftir aksi halde temerrüte düşmediğinden borcu ifa etme zorunluluğu yoktur .
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; davacı tarafça bahse konu kambiyo senetlerinin ödendiğine ilişkin bir yazılı delil ibraz edilmemiş, bu hususa ilişkin yazılı delil başlangıcı sayılabilecek herhangi bir delil sunulmamış ve kesin delil olarak kabul edilen yemin deliline de açıkça dayanmamış olduğu anlaşılmakla davacının borçlu olmadığı yazılı delil ya da kesin delil ile ispatlanamadığından davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
KARAR
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre alınması gereken 732,00-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 13.686,31-TL karar ve ilam harcının mahsubu ile fazla yatırılan 12.954,31-TL'nin karar ve ilam harcının kesinleşmesi ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.700,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 126.214,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafça yapılan yargılama gider bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı tarafça yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde davacıya re'sen iadesine,
Dair, davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ...
e-imza*
Hakim ...
e-imza*

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!