Anahtar kelimeler: Yeriyle İdava Teşvikine Aştığı Konulu Genelge Bildirgesi Kurumca Müracaatı Dönüştürülmesi

MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
SAYISI
: ███████ E., ████████ K.İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I.DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ... sicil sayılı iş yeriyle ilgili olarak 02.08.2016 tarih ve 10515525 sayılı aylık prim hizmet bildirgesi kanun numarası değişikliği konulu yazılı müracaatı ile 5510 sayılı Kanun iptali ve 6111 sayılı Kanun'a göre ek aylık prim ve hizmet belgesi belgelerindeki kanun numarasının 6111 sayılı Kanun teşvikine dönüştürülmesi talebinin davalı Kurumca 18.03.2015 tarih ve ███████ sayılı genelge gerekçe gösterilerek reddedildiği, Kurumun genelge ile yetkisini aştığı, kendisini kanun koyucu yerine koyarak kanunda getirilen teşvikten yararlanma imkanını ortadan kaldırdığı, davacının talebine olumsuz cevap verdiği ve iptal ve asıl APHB belgelerini işleme koymayarak talebi reddettiği iddiasıyla 6111 sayılı Kanun'un 74. maddesi ile 4447 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 10. maddesi ve Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 103. maddesi gereğince davacının müracaatının işleme alınması gerektiğine ve davalı Kurumun 03.08.2016 tarih ve 44221788/ 2...0 16/E.4256930-AY sayılı işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.II.CEVAPDavalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından Kuruma verilen dilekçenin 6111 sayılı Kanun'la yapılan sigorta prim desteği düzenlemelerinin uygulanmasına esas olmak üzere başvuru tarihinde ███████ sayılı genelgenin yürürlükte olduğunu, bu genelgenin "4.1.1 Destekten yararlanılabilmesi için gerekli genel şartlar" başlığı altında (g) bendinde "Aylık prim ve hizmet belgesinin kurumumuza yasal süresi içinde gönderilmesi" bölümünde "4447 sayılı Kanun'un Geçici 10. maddesinde öngörülen sigorta primi işveren hissesi desteğinden yararlanılabilmesi için 6111 Kanun numarası seçilmek suretiyle düzenlenmiş olan aylık prim ve hizmet belgesinin yasal süre içinde Kuruma verilmiş olması gerekmektedir." hükmünün bulunduğu, Kurum işlemlerinin yerinde olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.III.İLK DERECE MAHKEMESİ İLK KARARIİlk Derece Mahkemesi tarafından 14.02.2017 tarihli ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararla davacının davasının kabulü ile davacının ... sicil sayılı iş yeri ile ilgili olarak 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı Kanun'un ek Geçici 10. maddesi kapsamında geriye dönük prim teşviğinden yararlanmaya ilişkin 02.08.2016 tarihli ve 10515525 sayılı başvurusunun Kurumca reddine ilişkin 03.08.20 16... 788/ 2...1 6/E.4256930-AY sayılı işleminin iptaline, davacının başvurusunun işleme alınması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.IV.İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin 14.02.2017 tarihli ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 26.04.2017 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ1. Bölge Adliye Mahkemesinin 26.04.2017 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 05.06.2018 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:"...27.03.2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 70. maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen Ek 17.madde ile: 'Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yıl sonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.Görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı ve Türkiye İş Kurumu'nun görüşleri alınarak Kurumca belirlenir.'Mahkemece, yukarıda açıklanan ve karar tarihinden sonra yürürlüğe giren Ek m.17 hükmüne göre, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davaların konusuz kalacağı ancak bu konuda karar verme yetkisinin ilk derece mahkemesi'ne ait olduğu, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun temyiz talebinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğinden anılan yasa maddesi kapsamına göre bir karar verilmesi gerekir..."2.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak 07.12.2018 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararla konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.3.İlk Derece Mahkemesinin 07.12.2018 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 05.06.2018 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:"...4447 sayılı Yasanın geçici 10. maddesi hükümlerinden faydalandırılma istemi ile 14.10.2016 tarihinde açılmış eldeki davada, mahkemece verilen ilk karar ile davanın kabulüne dair karar verilmiş, bu kararın temyizi aşamasında ise 01.04.2018 tarihi itibari ile 7103 sayılı Yasanın 70. maddesi ile 5510 sayılı Yasaya eklenen ek 17. Maddesi yürürlüğe girmiş ve dairemizce anılan ek 17. Madde hükümlerinin dikkate alınması gereğine işaret edilerek kararın sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına dair karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır.Ne var ki, mahkemece dikkate alınan bozma ilamı ve 5510 sayılı Yasanın ek 17. Maddesinin 4. Fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve ████████ E. - ███████ K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş ve karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmıştır.Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33.maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği taktirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.Eldeki davada ise, mahkemece yazılı şekilde karar verilmiş ise de, 5510 sayılı Yasanın ek 17. maddesinin 4. fıkrasının iptali ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ve davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılması veya fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından yasal tüm şartların varlığı incelenmeli ve sonucuna göre işin esası hakkında bir karar verilmelidir..."4.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak 09.09.2021 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararla davacının davasının kabulü ile davacının ... sicil sayılı iş yeri ile ilgili olarak 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı Kanun'un ek Geçici 10. maddesi kapsamında geriye dönük prim teşviğinden yararlanmaya ilişkin 02.08.2016 tarihli ve 10515525 sayılı başvurusunun Kurumca reddine ilişkin 03.08.20 16... 788/ 2...1 6/E.4256930-AY sayılı işleminin iptaline, davacının başvurusunun işleme alınması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.5.İlk Derece Mahkemesinin 09.09.2021 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 28.11.2023 tarihli ve ██████████ Esas, ██████████ Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:"...1.Dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması; eş söyleyişle tarafların, davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmaması halinde, bu olayın hükümde göz önüne alınması ve Mahkemenin, davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir. Dava tüm tarafları bakımından konusuz kalmadıkça inceleme yapılması ve uyuşmazlığın sonuçlandırılması gerekir.2.Eldeki davada, Mahkemece uyulan bozma ilamı sonrasında davacı şirketin davalı Kurumdan ek 17. Maddenin ikinci fıkrası kapsamında başvurusunun varlığı sorulmuş ve davalı Kurumun cevabi yazısında davacı şirketin ek 17 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında 30.05.2018 tarihinde başvuruda bulunduğu ve davacının davaya konu ettiği dönemler bakımından 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu Maddesinden faydalandırılmaya dair kuruma verdiği belgelerin işleme alındığı hususu ile birlikte davacının mahsuplaşma talebine göre mahsup işlemlerinin de gerçekleştirilmiş olduğunun belirtilmiş olması karşısında, davacı şirketin açtığı bu dava ile 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesi hükümlerinden faydalandırılmaya yönelik olarak Kuruma verilen belgelerin işleme alınmasını talep ettiğine göre, dava konusu istem bakımından, davacının talebine konu tüm dönemlerin açıkça belirtilerek davalı Kurumca belgelerin işleme alınıp alınmadığı hususunun sorulması ile işleme alınması halinde davanın konusuz kalıp kalmadığı hususunun değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..."6.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.VI.TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; vekalet ücreti takdirinin yerinde olmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, prim teşvik hükümlerinden yararlandırılması gerektiğinin tespitine ilişkindir.1.Temyiz olunan nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Temyizen incelenen kararın, bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VII. KARARAçıklanan sebeplerle;Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,03.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.