Anahtar kelimeler: Usûlüne Kyb Kastamonu Evrakı Görüşü Adalet İstinaden Ertelenmesine Uyuşturucu Sayisi
8. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E. ████████ K.
SUÇ
: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
KARAR
: Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: İlgili kararın kanun yararına bozulması
Hükümlü hakkında Kastamonu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.07.2018 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasında 1 yıl 8 ay hapis cezasının ertelenmesine karar verildiği, kararın 13.09.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 17.01.2025 gün ve ██████████ sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.01.2025 tarihli ve KYB-█████████ sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
" Dosya kapsamına göre;
1-Şüpheli hakkında Kastamonu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen █████/2017 tarihli ve █████████ soruşturma, ███████ sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin karar █████/2017 tarihinde tebliğ edilmiş ise de, söz konusu kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair karara karşı itiraz yoluna başvuru süresinin 15 gün yerine "7 gün" olarak belirtilmek suretiyle şüphelinin yanıltıldığı, usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılmaması nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmediği cihetle, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
Kabule göre de;
2-Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 30/1. maddesinde yer alan, “Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir.” şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, tebliğ memurunun muhatabın adreste bulunmama sebebini tahkik edip tevsike yönelik olarak yaptığı tahkikatın sonucunu tebliğ evrakına yazarak ilgilisine imzalatması gerektiği, muhatabın tebliğ adresinde ikamet etmekle birlikte, kısa ya da uzun süreli ve geçici olarak adreste bulunmadığının, tevziat saatlerinden sonra geleceğinin beyan ve bunun tevsik edilmesi halinde ancak müteakip işlemlere geçilebileceği,
Somut olayda, sanık hakkında Kastamonu Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce çıkartılan █████/2017 tarihli çağrı yazısı ve █████/2017 tarihli uyarı çağrı yazısının 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesi gereğince mahalle muhtarına tebliğ edilerek kesinleştirildiği anlaşılmış ise de, muhatabın adreste geçici olarak bulunmama sebebinin tahkik edilip, tevsikine yönelik herhangi bir araştırma sonucuna ilişkin şerhin tebligat mazbatalarında bulunmadığı gibi, 2 nolu formun muhatabın kapısına yapıştırıldığı ve komşusuna haber verildiğinin de tebligatlardan anlaşılamadığı cihetle, yapılan tebliğ işlemlerinin usulsüz olduğu ve ısrar şartının gerçekleşmediğinin anlaşılması karşısında, mahkemesince durma kararı verilerek, geçerli tebligat işlemleri yapılarak denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi, denetimli serbestlik tedbirine uygun davranılmaması halinde yargılamaya devamla işin esasına girilerek hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde,
3-Yargıtay 10. Ceza Dairesinin █████/2022 tarihli ve █████████ esas, █████████ sayılı kararında; ''Sanığın, hakkında adli veya önleme arama kararı bulunmadığı halde, uyuşturucu maddeleri kendi rızasıyla teslim ederek suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardımda bulunması nedeniyle hakkında TCK'nın 192/3. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,'' şeklinde yer alan açıklamalar ile,
Yargıtay 10. Ceza Dairesinin █████/2020 tarihli ve █████████ esas, █████████ sayılı kararında, "Kabule göre; Olay tutanağı içeriği ile dosyadaki diğer bilgi ve belgelere göre, kendisinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçirilemeyen, dava tarihi öncesinde uyuşturucu veya uyarıcı madde kullandığı teknik yöntemlerle de saptanmayan sanığın, hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararı verildiği █████/2014 tarihli duruşmada olay sırasında bulunan uyuşturucu maddeyi diğer sanık ... ile birlikte içmek için aldıklarını ikrar ederek suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardım etmesi nedeniyle TCK’nın 192/3. maddesinde öngörülen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi" şeklindeki açıklamalara göre;
Haklarında adli veya önleme arama kararı bulunmayan sanık ve yanında bulunan inceleme dışı ... 'dan şüphelenilmesi üzerine, ... 'nın cebinden çıkarttığı beyaz renkli kağıt parçasını yere atması ve kontrol edildiğinde içerisinden kubar esrar olduğu değerlendirilen madde tespit edilmesi şeklinde gerçekleşen olayda, sanığın kendi üzerinde uyuşturucu madde çıkmaması ve kanında da uyuşturucu veya uyarıcı madde etkin maddesinin bulunmadığının tespit edilmiş olmasına rağmen, soruşturma ve kovuşturma aşamasında ...'dan uyuşturucu madde satın almak için olay yerinde bulunduğunu beyan etmek suretiyle suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardımda bulunması nedeniyle, hakkında etkin pişmanlık hükmünü düzenleyen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 192/3. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinde, İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hükümlü hakkında, 29.11.2016 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Kastamonu Cumhuriyet Başsavcılığının 13.07.2017 tarih, █████████ Soruşturma, ███████ Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, dördüncü fıkrası uyarınca erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yoluna başvuru süresinin "7 gün" olarak gösterildiği, hükümlünün tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymaması üzerine erteleme kararı kaldırılarak Kastamonu Cumhuriyet Başsavcılığının 14.12.2017 tarihli, █████████ Soruşturma, █████████ Esas, ... numaralı iddianamesi ile Kastamonu Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, Kastamonu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.07.2018 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/1.,35, 62., 53. ve 51. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezasının ertelenmesine karar verildiği, kararın 13.09.2018 tarihinde kesinleştiği, anlaşılmıştır.
B. Anayasanın Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması başlıklı 4.maddesindeki düzenleme ile 5237 sayılı Kanun'un 191/2. maddesi ve 5271 sayılı Kanun'un 171, 1 72... . maddeleri uyarınca, başvurulacak kanun yolunun, merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerekmekte olup; Kastamonu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 13.07.2017 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararda, karara karşı itiraz yoluna başvuru süresinin "15 gün" yerine "7 gün" olarak belirtilmek suretiyle hükümlünün yanıltıldığı bu nedenle kararın usulüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usulsüz olarak verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, mahkemesince açılan kamu davasında, 5271 sayılı Kanun'un 223/8-2. maddesi uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı Kanun'un 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre '' iki hafta '' içinde ilgili Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkumiyet kararı verilmesi,
Kabule göre ise;
A. Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 30/1. maddesinde yer alan, “Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir.” şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, tebliğ memurunun muhatabın adreste bulunmama sebebini tahkik edip tevsike yönelik olarak yaptığı tahkikatın sonucunu tebliğ evrakına yazarak ilgilisine imzalatması gerektiği, muhatabın tebliğ adresinde ikamet etmekle birlikte, kısa ya da uzun süreli ve geçici olarak adreste bulunmadığının, tevziat saatlerinden sonra geleceğinin beyan ve bunun tevsik edilmesi halinde ancak müteakip işlemlere geçilebileceği,
Somut olayda, sanık hakkında Kastamonu Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce çıkartılan 13.11.2017 tarihli çağrı yazısı ve 29.11.2017 tarihli uyarı çağrı yazısının 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 21/1. maddesi gereğince mahalle muhtarına tebliğ edilerek kesinleştirildiği anlaşılmış ise de, muhatabın adreste geçici olarak bulunmama sebebinin tahkik edilip, tevsikine yönelik herhangi bir araştırma sonucuna ilişkin şerhin tebligat mazbatalarında bulunmadığı gibi, 2 nolu formun muhatabın kapısına yapıştırıldığı ve komşusuna haber verildiğinin de tebligatlardan anlaşılamadığından, yapılan tebliğ işlemlerinin usulsüz olduğu ve ısrar şartının gerçekleşmediği, mahkemesince durma kararı verilerek, geçerli tebligat işlemleri yapılarak denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi, denetimli serbestlik tedbirine uygun davranılmaması halinde yargılamaya devamla işin esasına girilerek hüküm kurulması gerekirken, sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,
B- Haklarında adli veya önleme arama kararı bulunmayan sanık ve yanında bulunan ... 'dan şüphelenilmesi üzerine, ... ...'nın cebinden çıkarttığı beyaz renkli kağıt parçasını yere atması ve kontrol edildiğinde içerisinden kubar esrar olduğu değerlendirilen madde tespit edilmesi şeklinde gerçekleşen olayda, sanığın kendi üzerinde uyuşturucu madde çıkmaması ve kanında da uyuşturucu veya uyarıcı madde etkin maddesinin bulunmadığının tespit edilmiş olmasına rağmen, soruşturma ve kovuşturma aşamasında ... ...'dan uyuşturucu madde satın almak için olay yerinde bulunduğunu beyan etmek suretiyle suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardımda bulunması nedeniyle, hakkında etkin pişmanlık hükmünü düzenleyen 5237 sayılı Kann'un 192/3. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. Kastamonu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.07.2018 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.01.2026 tarihinde karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!