Anahtar kelimeler: Tlsi Almaması Çekildiğini Kusursuz Derhal Normal Olmadan Rızası İlgilenmediğini Şubesinde

T.C.
İSTANBUL8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████DAVA
: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak)DAVA TARİHİ
: █████/2020KARAR TARİHİ
: █████/2026Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.D A V A /Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... Bankası ...şubesinde bulunan...sayılı hesabından bilgisi ve rızası olmadan █████/2016 tarihinde 9.800.00 TL'si davalılardan... tarafından çekildiğini, bu işlemin yapılmasında davalı ...kadar, diğer davalı bankanın da normal ve ek tedbir almaması neden olduğunu, banka, müşterilerinin her türlü zararından kusursuz sorumlu olduğunu, müvekkilinin, bankaya derhal durumu bildirdiğini, zararının ödenmesini istemiş ise de banka, müvekkili ile ilgilenmediğini, zararını da ödemediğini, davalı bankanın objektif özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, müşterilerini koruma amaçlı gerekli güvenlik önlemlerini almaması sonucu, diğer davalı ...’in; hesabımızdan çekmiş bulunduğu 9.800.00 TL zararının mevduata uygulanan en yüksek banka faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, davalı bankanın gerekli önlemleri almaması sebebiyle diğer davalının, banka hesabımızdan çekmiş bulunduğu 9.800.00 TL'nin, olay gününden itibaren başlayacak mevduata uygulanan en yüksek banka faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.S A V U N M A /Davalı banka vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafça; dava konusu etmiş olduğu iddialarında; davalı konumunda olması gereken şahıs, bahsi geçen izinsiz kullanımı yapan diğer davalı ... olması gerektiğini, zira müvekkili bankanın davacının iddia ettiği işlemlerin yapılmasında herhangi bir ihmali bulunmadığını, herhangi bir yararı da bulunmamakta olduğunu, bu nedenle işbu davaya husumet itirazında bulunduğunu, davacının talebi zamanaşımına uğradığını, bekletici mesele yapılması talebinin bulunmakta olduğunu, işbu dava yönünden aralarında hukuki bağ bulunması sebebiyle .. 1.asliye Ceza Mahkemesinin ...dosyasının bu dosya yönünden bekletici mesele yapılması talebimizin kabulüne, haksız olduğu iddia edilen işlem bakımından sorumluluğun kimde olduğu tespit edilmeden müvekkili bankaya dava açılması usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili tarafından tesis edilen bir işlem bulunmadığından husumet itirazımızın kabulü ile davanın husumet yönünden reddine, dava konusu yapılan Bankacılık işlemlerine dair tutarlar likit olduğundan davacının Belirsiz alacak davası olarak müvekkili bankaya yöneltmiş olduğu işbu davanın usulden reddine, davacı tarafın dava konusu talebinin zamanaşımına uğramış olması nedeniyle reddine, tacir olan davacının, davasının açıkça hukuki dayanaktan yoksun olması ve müvekkilinin gerekli önlemleri almış olması ile zarar konusu eylemlerde kusurunun olmaması ve zararın davacının kendisinden beklenen ihtimama aykırı nitelikte ağır kusurlu ve ihmalkâr davranışları sebebiyle meydana gelmiş olması dolayısı ile haksız ve hukuka aykırı davanın kötü niyetli kabul edilerek dava şartı noksan olduğundan reddine aksi kanaat halinde ise esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Olayda müvekkilinde mağdur olduğunu, kendisinin de banka kartı dolandırıcılar tarafından bilgisi dışında, izinsiz bir şekilde kullanıldığını, müvekkili davacının uğradığı zararda sorumlu tutabilecek hiçbir somut delil ne bu dosyada ne de ceza yargılamasında ortaya konulabildiğini, müvekkili kartını kaybettiğini fark ettiği anda zaten iptal ettirdiğini, davacının haksız fiili öğrendiği tarih itibariyle uğradığı zararın zamanaşımına uğraması ve haksız fiilin müvekkili tarafından işlenmediğinden husumet ve zamanaşımı itirazının kabulü ile davanın husumet ve zamanaşımı yönünden reddine, işbu dava yönünden aralarında hukuki bağ bulunması ve müvekkilinin hakkında karar verilebilmesi için müvekkilinin yönünden dosyanın tefrik edilerek ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin ...dosyasının bu dosya yönünden bekletici mesele yapılması talebinin kabulüne, müvekkilinin hakkında haksız fiili işlediğine dair somut hiçbir delil ve kesin hüküm olmaması nedeniyle esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.G E R E K Ç E /Taraf delilleri toplanmış, Mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Mahkememizce bilirkişi heyetinden alınan █████/2022 tarihli bilirkişi kök raporunda özetle;Yazı ekinde 11.10.2016-11.05.2021 hesap kesim tarihleri arası 4 yıl 8 aylık kredi kartı hesap özetlerinin gönderilmiş olduğunu, ... adına tahsisli ... numaralı kredi kartının 11.10.2016-11.12.2016 hesap kesim tarihli 3 adet hesap özeti bulunmakta olduğunu, kredi kartı limitinin 22.000,00 TL olduğunu, dava konusu 9.800,00 TL tutarlı kredi kartından ...’a EFT işleminin 11.11.2016 hesap kesim tarihli kredi kartı hesap özetinde kayıtlı bulunduğunu, işlemin parasal işlem olması nedeniyle ayrıca 348,65 TL nakit avans ücreti alındığını, işlem açıklamasında ... isminin bulunmadığını, ayrıca bu kartın limitinin 11.12.2016 hesap kesim tarihli hesap özetinde 6.000,00 TL tutara düşürüldüğünü, dava konusu 9.800,00 TL tutarlı EFT işlemini de içeren 11.996,04 TL tutarlı önceki dönem borç tutarının son ödeme tarihinden 18.11.2016 tarihinde ödenmiş olduğunu, ödemede bir sorun oluşmadığının görüldüğünü, ... adına tahsisli kredi kartının 11.01.2017 hesap kesim tarihli kredi kartı hesap özeti itibariyle kart numarasının ... olarak değişmiş olduğunu, kart limitinin 10.000,00 TL olarak güncellendiğini, daha sonra 11.04.2017 hesap kesim tarihli kredi kartı hesap özeti itibariyle kart limitinin 22.000,00 TL olarak güncellendiğin görüldüğünü, bu bilgilerden dava konusu olayın davalı banka ile davacı kredi kartı müşterisi olan ... arasında kredi kartı kullanımı açısından bir kesinti oluşturmadığını ve 11.05.2021 hesap kesim tarihli hesap özeti itibariyle devam ettiğinin anlaşıldığını, dava konusu 31.10.2016 tarihinde hesap sahibinin bilgisi dışında kredi kartından yapılan 9.800,00 TL EFT tutarı üzerinden, dava dilekçesinde talep edildiği şekilde bankalarca mevduatlara fiilen uygulanan azami faiz oranları kullanarak, 30.11.2020 dava tarihine kadar yapılan faiz hesaplaması ile 7.387,44 TL faiz tutarı işlediği sonucuna ulaşıldığını, davacı ile davalı banka arasında bir tasarruf mevduatı sözleşmesi bulunduğundan, davalı bankanın davacı mevduat sahibine karşı sorumluluğu haksız fiil olmadığı, sözleşmeden doğan sorumluluğun olduğunu, davalı banka hem bir güven kurumu olarak hem de mevduat sözleşmesinden doğan sorumluluk gereği tasarruf mevduatı sahiplerinin bankaya tevdi ettikleri mevduatı korumak hem de talep halinde geri ödemek zorunda olduklarını, somut olayda davalı bankanın davacıya, mevduat hesabından 9.800 TL’yi ödeyemediğini ve koruyamadığını, üçüncü kişilerin davacının mevduatına izinsiz girerek işlem yaptıkları anlaşılmakta olduğunu, ancak her ne kadar davalı banka sözleşmeden doğan sorumluluğunu yerine getirememiş gibi gözükse de, aslında davacının mevduat hesabına yetkisiz üçüncü kişilerin erişiminin davalı bankanın gereği gibi önlem ve tedbirleri, güvenlik önlemleri almadığından dolayı davacının zararının oluştuğuna dair bir bilgi ve delil dava dosyasında bulunmamakta olduğunu, bilirkişi heyetimizin teknik bilirkişisinin yapmış olduğu tespitlere göre bankaya atfedilecek teknik bir kusur ve zaafiyet bulunmamakta olduğunu, keza davacının mevduat hesabına internet üzerinden erişimim için oluşturulan şifreler ve diğer bilgiler tamamen davacının uhdesinde olduğunu, bunların davalı banka veya istihdam ettiği personeli tarafından üçüncü kişilerle paylaşıldığının kanıtlanamamış olduğunu, dosya kapsamında bulunan delillerle ve sayın mahkemenize sunulmuş olan teknik verilerle huzurdaki davada davaya konu işlemlerde davalı bankaya kusur atfedilmesinin mümkün olmadığını; davacının ...Bankası ... şubesinde bulunan;... sayılı hesabından █████/2016 tarihinde yapılan 9.800.00 TL tutarındaki EFT işleminin, müşteri kodu + parola + akıllı SMS ile gerçekleştirilmiş olduğu; ancak internet bankacılığı kullanan kişi/kişilerin kendilerine tahsis edilmiş olan şifre bilgisinin güvenliğini sağlamakla mükellef olduğunu, ancak davacının da kendi uhdesindeki bu bilgileri bilerek veya bilmeyerek üçüncü kişilerle paylaştığına dair de bir kanıtın dava dosyasında mevcut olmadığını, bu anlamda meydana gelen zararın oluşumunda davacının ve davalı bankanın eşit oranda kusurlu olabileceğinin mahkemenin takdirinde olduğunu, davacının hesabından 31 Ekim 2016’da gönderilen EFT’nin ... şubesine geçtikten sonra davalı ...’e ait hesapta gerçekleştirilen ... Kuyumculuk harcaması ile ilgili ek bir delil olmadığını, özellikle suça konu işlemin açıklığa kavuşturulabilmesi için yeterli delil bulunamamış olduğunu; hesaptan yapılan ... Kuyumculuk harcamasında suç teşkil edecek bir tespit yapılamadığını; olayın gerçekleştiği 31 Ekim 2016 tarihinden beri geçen zaman göz önüne alındığında tüm dosya kapsamında tespiti yapılabilen tek IP adresi olan188.58.34.150‘nin 5651 sayılı internet kanunu uyarınca en fazla 2 yıl saklandığı bilgisinden hareketle o tarihte kim tarafından kullanıldığının tespitinin yapılamayacağını; buna karşılık davalı ...'in banka hesabının davacının zararının meydana gelmesinde aracı olarak kullanıldığını, bu sebeple davalı ... eğer kendisi bu işlemi yapmadıysa işlem hesabı kullanılarak yapıldığından TBK md 61 gereği zararın tamamından müteselsil sorumlu olacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır.Mahkememizce bilirkişi heyetinden alınan █████/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle;Uyuşmazlık konusu maddi zararının oluşumuna aracılık yapan hesabın sahibi olan davalı ... her ne kadar ceza hukuku yönünden beraat etmiş olsa da, hukuken banka hesabının başkalarının maddi zararına neden olacak bankacılık işlemlerinin yapılmasında aracı olarak kullanılmasına izin vermemesini, gerekli tedbir işlemlerini almasının gerekli olduğunu, uyuşmazlık konusu EFT işleminin, davacı ...’e ait banka șifrelerinin doğru olarak girilmesi ile gerçekleştiği sabit olduğuna göre hukuken kök raporumuzda sorumluluğunun davalı banka ile birlikte % 50 oranında olabileceğine ilişkin kanaatlerinde bir değişiklik olmadığını, takdirin mahkemeye ait olduğunu, Teknik Ve Bankacı Bilirkişi Olarak: Dosyaya yeni bir teknik veri sunulmadığının görüldüğünü, heyetimizce düzenlenen 30.11.2022 tarihli bilirkişi raporunda ifade ettikleri üzere, elde bulunan teknik delillerin incelenmesi neticesinde davaya konu EFT işleminin müşteri kodu + parola + akıllı SMS ile gerçekleştirilmiş olduğunu; ancak internet bankacılığı kullanan kişilerin kendilerine tahsis edilmiş olan şifre bilgisinin ve banka sistemin kaydedilmiş olan cep telefonlarının güvenliğini sağlamakla mükellef olduğundan hareketle, işlemin gerçekleşmesinde davalı bankaya kusur atfetmenin mümkün olmadığı yönündeki kanaatlerini koruduklarını, hukuki bilirkişi yönünden; uyuşmazlık konusu maddi zararının oluşumuna aracılık yapan hesabın sahibi olan davalı ... her ne kadar ceza hukuku yönünden beraat etmiş olsa da, hukuken banka hesabının başkalarının maddi zararına neden olacak bankacılık işlemlerinin yapılmasında aracı olarak kullanılmasına izin vermemesini, gerekli tedbir işlemlerini almasının gerekli olduğunu, uyuşmazlık konusu EFT işleminin, davacı ...’e ait banka șifrelerinin doğru olarak girilmesi ile gerçekleştiği sabit olduğuna göre hukuken kök raporumuzda sorumluluğunun davalı banka ile birlikte % 50 oranında olabileceğine ilişkin kanaatlerinde bir değişiklik olmadığını, takdirin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir.Davacının, sorgulanıp dosya içerisine alınan ticaret sicil gazetesi kayıtlarına ve uyap kayıtlarına göre gerçek kişi tacir kaydının olduğu anlaşılmıştır.Davalı bankadan, celbedilen dava konusu paranın çekildiği kredi kartı ve bu kartın bağlı olduğu hesaba ilişkin belge ve bilgilerin incelenmesinde, kredi karının ve bağlı olduğu hesabın ticari olduğuna dair bir belge delil elde edilememiştir.Bu kapsamda, davalı bankadan, dava konusu paranın çekildiği kredi kartı ve bu kartın bağlı olduğu hesabın ticari kredi kartı ve ticari hesap olup olmadığı tekrardan sorulmuş, bankanın verdiği █████/2026 tarihli cevaba göre, dava konusu paranın çekildiği kredi kartının ve bağlı olduğu hesabın bireysel kredi kartı ve bireysel hesap olduğu anlaşılmıştır.İddia, savunma, dosya kapsamında toplanan delillerin bir bütün olarak değerlendirilmesinde;Dava; Davacının .. Bankası ... Şubesinde bulunan kredi kartının bağlı olduğu hesabından █████/2016 tarihinde rızası dışında çekildiği iddia olunan 9.800,00 TL' nin █████/2016 tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek banka faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili istemine ilişkindir.Öncelikli olarak, dava şartları yönünden değerlendirme yapılmıştır.6100 sayılı HMK nun 1. maddesinde "(1)Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır.Dava şartları, 6100 sayılı HMK'nın 114. Maddesinde düzenlenmiş, 114/1-c maddesinde de mahkemenin görevli olması dava şartları arasında sayılmıştır.Aynı kanunun 115/2 maddesinde de, dava şartı noksanlığı tespit edildiği takdirde davanın usulden rededileceği düzenlenmiştir.6102 Sayılı TTK nun 4. maddesinde ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi kurumu düzenlenmiştir. TTK nun 4. maddesine göre; Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Yine tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; TTK ndan, TMK nun 962–969. maddelerinden, TBK nun 202, 203, 444, 447, 487–501, 515–519, 532–545, 547–554, 555–560 ve 561–580. maddelerinden, fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuattan, borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerden ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerden doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır.TTK nun 5. maddesinde de ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi kurumundan hareket ederek asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğu dava ve işler düzenlenmiştir. TTK nun 5. maddesine göre; Asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Yine özel kanunlardan doğan özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer dava ve işlere asliye ticaret mahkemesinde bakmakla görevlidir.TTK'nın 4. maddesi incelendiğinde, üç grup ticarî davanın bulunduğu, ayrımın 1- Mutlak Ticari Davalar, 2- Havale, Vedia ve Fikir ve Sanat Eserlerine İlişkin Haklardan Doğan ve Bir Ticarî İşletmeyi İlgilendiren Davalar 3- Nispi Ticari Davalar olarak yapılabileceği, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletmeyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ticarî sayılan davaların (mutlak ticarî davalar); ticarî sayılması için en azından bir ticarî işletmeyi ilgilendirmesi gereken davalar ve her iki tarafın da ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan davalar (nispî ticarî davalar) olarak nitelendirilebileceği, Mutlak Ticarî Davaların, 6102 Sayılı TTK' nın 4/1.a bendinden f' bendine kadar sayılan hususlardan doğan davalar ile özel kanun hükümleri gereği (Mutlak) ticarî sayılan davalar olarak ikiye ayrılabileceği, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın belirtildiği gibi bu tür davaların mutlak ticarî dava sayılacağı ve Ticaret Mahkemelerinin görevine gireceği, havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan uyuşmazlığın ticarî dava sayılabilmesi için, uyuşmazlığın, taraflardan birinin ticarî işletmesiyle ilgili olması koşulu aranmayacağı (TTK 4.1, son cümle), nispi ticari davalar ile ilgili olarak ise; TTK 4/1 Maddesinde yer alan hükme göre "her iki tarafın da ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davalarının" ticarî dava sayılacağı, taraflardan yalnız birinin ticarî işletmesi ile ilgili olarak yasada sayılanlar dışında sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkların, ticarî davaya vücut vermeyeceği, taraflardan birinin ticarî işletmesini ilgilendiren bu tür sözleşmelerin, her ne kadar TTK 19.2 uyarınca diğer taraf için de ticarî iş sayılırsa da, bu durumun, davanın TTK 4/l'e göre (nispî) ticarî dava sayılmasını gerektirmeyeceği anlaşılmıştır.6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanununun 3/1-k Maddesinde, Tüketicinin " Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" olarak tanımlandığı,Aynı yasanın 3/1- ı- bendinde Tüketici işleminin ise " Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" olarak tanımlanmış olduğu anlaşılmıştır.Tüketici Mahkemelerinin görevini düzenleyen 73/1 Maddesinde, Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu düzenlenmiştir.6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanununun 83/2 Maddesinde " Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez." hükmüne yer verildiği, Geçici 1/1 Maddesinde " Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davalar açıldıkları mahkemelerde görülmeye devam eder." hükmüne yer verildiği anlaşılmıştır.Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler somut olayla birlikte değerlendirildiğinde; Davacı tarafça, ...Bankası ... Şubesinde bulunan kredi kartının bağlı olduğu hesabından █████/2016 tarihinde rızası dışında çekildiği iddia olunan 9.800,00 TL' nin █████/2016 tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek banka faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilinin talep edildiği, davacının her ne kadar tacir kaydı bulunsa da, dava konusu paranın çekildiği kredi kartının ve bağlı olduğu hesabın bireysel kredi kartı ve bireysel hesap olduğu, davacının ticari veya mesleki bir amaçla hareket etmemesi nedeni ile anılan yasanın 3/1-k Maddesine göre dava konusu olayda tüketici olarak kabul edilmesi gerektiği, 3/1-ı maddesine göre tüketici ile ticari amaçla hareket eden kamu-özel gerçek veya tüzel kişileri arasında kurulan sözleşmesinin tüketici işlemi olarak tanımlandığı, 73/1 Maddesinde tüketici işlemine ilişkin davaralara Tüketici Mahkemeleri tarafından bakılacağının hüküm altına alındığı, göreve ilişkin kuralı daha da tartışmasız hale getiren 83/2 Maddesi hükmü ile de "diğer kanunlarda hüküm olması halinde dahi" 6502 Sayılı Yasanın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanacağının açıkça belirtildiği anlaşılmakla ve değerlendirilmekle, açılan davaya bakma görevinin Tüketici Mahkemesine ait olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.Bu nedenler ile, Mahkememizin görevine ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan, 6100 sayılı HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M / Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Mahkememizin görevine ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan, 6100 sayılı HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,2-Karar kesinleştiğinde ve süresi içerisinde talep halinde dosyanın görevli İstanbul Tüketici Mahkemelerine GÖNDERİLMESİNE,3-HMK'nun 331. maddesi uyarınca harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, davaya başka bir mahkemede devam edilmediği takdirde, talep üzerine harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti konusunda mahkememizce KARAR OLUŞTURULMASINA,4-HMK'nun 20. maddesi gereğince, karar tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde yetkili mahkemeye gönderilmesi talebinde bulunulmaması halinde, davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA,Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK'nun 341/1 ve 345. maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2026Katip¸Hakim¸