Anahtar kelimeler: Susuz Tarla Bahçe Vasfıyla Diyarbakır Yüzölçümündeki Alanında İli İlçesi Mahallesi

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Diyarbakır Kadastro MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Kadastro sırasında, Diyarbakır ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 02... parsel sayılı 4.968,84 m² yüzölçümündeki taşınmaz susuz tarla; 1 05... parsel sayılı 4.386,93 m² yüzölçümündeki taşınmaz susuz tarla; 1 14... parsel sayılı 498,91 m² yüzölçümündeki taşınmaz bahçe ve 1 88... parsel sayılı 31.194,06 m² yüzölçümündeki taşınmaz susuz tarla vasfıyla ... adına tespit edilmiştir.2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; Diyarbakır ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 1 05... , 1 02... , 1 14... ve 1 88... parsel sayılı taşınmazların davalı adına tespit edildiğini, kadastro tespitinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, davalının dava konusu taşınmazlar üzerinde zilyetliğinin ve kullanımının bulunmadığını, taşınmazların orman vasfı olma ihtimalinin de olduğunu ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazlar hangi vasıfta ise (orman, ham toprak, hali arazi vb.) Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı duruşmadaki beyanında; dava konusu taşınmazların dedesinden intikal ettiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "dava konusu taşınmazların bulunduğu mahalleye ilişkin 5304 sayılı Kanun ve 6495 sayılı kanunla eklenen Ek-5. madde ile geçici 8. madde hükümleri uyarınca yapılan 2018 tarihli orman sınırlandırması ve tespit çalışmaları neticesinde belirlenen 1 01... nolu orman parselinin tahdit alanı dışında kaldığı, daha sonra yapılan tesis kadastrosu çalışmalarıyla taşınmazların senetsizden davalı adına tespit gördüğü, dava konusu taşınmazlardan 1 02... , 1 05... ve 1 88... sayılı parsellerin en eski tarihli memleket haritası uyarınca yapraklı çalı formunda göründüğü, keşif günü itibarıyla bu taşınmazların üzerinde veya çevresinde bulunan meşe ağaçları düşünüldüğünde parsellerin bitki örtüsünü çalı formunda meşe ağaçlarının oluşturduğunun kabulünün gerekeceği, zira yabani bir ağaç olan meşelerin bölgenin ekolojik özelliklerine göre çalı formunda görülebileceği, kaldı ki 1 01... sayılı orman parselinin de memleket haritasında çalı formunda göründüğü, en eski tarihli hava fotoğrafına göre 1 02... , 1 05... ve 1 88... sayılı parsellerin üzerinin orman bitki örtüsüyle kaplı olduğunun orman mühendisi bilirkişinin ek raporunda belirtildiği, bu parsellerin komşularıyla birlikte meşe ağaçlarının oluşturduğu bütünlük içerisinde kaldığının hava fotoğraflarından anlaşıldığı, 1 02... ve 1 05... sayılı taşınmazların ayrı ayrı komşularıyla birlikte bir bütün olarak 1 01... sayılı orman parselinin devamı niteliğinde olduğunun hava fotoğraflarından göründüğü, tüm bu sebeplerle orman mühendisi bilirkişinin ek raporu hükme esas alınıp 1 02... , 1 05... ve 1 88... sayılı parsellerin orman sayılan yerlerden olduğu kanaatine varıldığı, öncesi orman olan bir yerin tapu veya zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı, her ne kadar 1 88... sayılı parsel yönünden ziraat mühendisi bilirkişi raporu ve orman mühendisi bilirkişi ek raporu çelişkili gibi görünse de ziraat mühendisi bilirkişi raporunun taşınmazların özellikle 2002 tarihli hava fotoğrafı baz alınarak hazırlandığı, orman mühendisi bilirkişi ek raporunun ise en eski tarihli hava ve memleket haritası baz alınarak oluşturulduğu, eğer bir taşınmaz öncesinde ormansa daha sonradan üzerinde yapılan zirai faaliyetlerin onun orman vasfını kaldıramayacağı, taşınmazın meşelerinin arasının veya üzerinde bulunan açıklık alanlarının zirai olarak kullanılmasının taşınmaza tarım arazisi vasfını kazandırmakta yeterli olmadığı, ayrıca diğer 1 02... ve 1 05... sayılı parsellerin tespit tarihinden geriye dönük mevcut hava fotoğraflarında zirai faaliyete konu edilmeyip ham ve bakir vaziyette olduklarının da net olduğu anlaşılmakla ziraat mühendisi bilirkişi raporu 1 88... sayılı parsel yönünden hükme esas alınmayıp orman mühendisi bilirkişi ek raporunun hükme esas alındığı; dava konusu 1 14... parsel yönünden ise taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun orman mühendisi bilirkişinin ek raporunda belirtildiği, taşınmazın hem keşif günü itibariyle hem de 1984 yılından sonraki hava fotoğrafları uyarınca dikili şekilde zirai faaliyete konu edildiğinin kuşkusuz olduğu, ziraat mühendisi bilirkişi raporunda taşınmazın dikili tarım arazisi vasfında olduğunun belirtildiği, taşınmazı Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı, yerel bilirkişi ve teknik bilirkişi raporlarının birbirleriyle uyumlu olduğu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14/1. maddesinde sayılan şartların yerine geldiğinin anlaşıldığı" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, Diyarbakır ili ... ilçesi ... Mahallesinde kain 1 02... ve 1 88... parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin, 1 05... parsel sayılı taşınmazın ise komisyon tespit kararının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, 1 14... parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili ve davalı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "dava konusu 1 05... , 1 02... ve 1 88... parsel sayılı taşınmazların memleket haritası, amenajman planı ve eski tarihli 1952 yılına ilişkin hava fotoğrafına dayalı orman mühendisi bilirkişi raporuna göre orman niteliğinde olduğu, öncesi itibariyle orman niteliğinde olan taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisap edilemeyeceği, özel mülkiyete konu olamayacağı, dava konusu 1 14... parsel sayılı taşınmazın ise orman sayılmayan alanlardan olduğuna dair orman mühendisi raporunun yeterli ve kanaat verici nitelikte olduğu, jeodezi mühendisi bilirkişinin raporuna göre dava konusu 1 05... , 1 02... ve 1 88... parsel sayılı taşınmazlarda 1973, 19 84... tarihli hava fotoğraflarına göre kullanım olmadığı, dava konusu 1 14... parselin ise aynı tarihli hava fotoğraflarına göre etrafının taş duvarla çevrili olduğu, taşınmazda ağaçların ve tarımsal faaliyetin olduğu, ziraat mühendisi bilirkişinin raporuna göre de 1 14... parsel sayılı taşınmazın karışık meyve bahçesi vasfında dikili tarım arazisi olduğu, ayrıca Dairenin █████████ Esas, ████████ Karar sayılı dosyası ile aynı mahallede kain 1 67... parsel sayılı taşınmaz hakkında ilk derece mahkemesince davacı Hazinenin davasının kabulüne, orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline dair verilen karara yönelik yapılan istinaf incelemesinde benzer mahiyetteki bilirkişi raporları hüküm kurmaya yeterli görülerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği ve söz konusu kararın Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 23.01.2023 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleşmesi de nazara alındığında yerel mahkeme kararının usul ve kanuna uygun olduğu" gerekçesiyle, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında sayılan yerlerden olduğunu ve zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını, davalının dava konusu taşınmaz üzerinde ekonomik zilyetliğinin bulunmadığını, dava konusu taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin başlangıcı, devamı ve halihazır durumunun gereği gibi araştırılmadığını, imar-ihya şartlarının da yerine getirmediğini beyan ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazda davalılar lehine kazanım koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmktadır.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,14.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.