Anahtar kelimeler: Yörede Harici Bildirdiği Yerde Arazi İlamına Kazandırıcı Bölümleri Kesinlik Yılında

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak verilen karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde dava tarihinde orman kadastrosu yapılmamıştır. Yörede, 1979 yılında yapılan arazi kadastrosu, 2021 yılında ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu çalışmaları bulunmaktadır.2. Davacılar vekili 03.09.2010 tarihli dava dilekçesinde; sınırlarını bildirdiği, kadastro çalışmaları sırasında tescil harici bırakılan taşınmaz bölümleri hakkında, müvekkilleri lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülkiyet iktisap edinme koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, dava konusu ettiği taşınmazların davacılar adına eşit hisseyle tescilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalılar vekilleri cevap dilekçelerinde; davacılar lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuşlardır.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 17.12.2015 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile dava konusu yerler hakkında davacılar lehine imar-ihya ve zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu, fen bilirkişisi raporunda (R) harfi ile gösterilen yerin bir kısmının dere yatağı olduğu, dolayısıyla tarım alanı olmadığı gerekçe gösterilerek, davanın kısmen kabulüne, Malatya ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan bilirkişiler ... ve ... tarafından düzenlenen 04.12.2012 tarihli rapor ve kroki ile 05.03.2013 tarihli ek rapor ve krokilerinde (A) harfi ile gösterilen kırmızı taralı 237,80 m²lik alanın tarım arazisi vasfı ile; (B) harfi ile gösterilen kırmızı taralı 460,85 m²lik alanın tarım arazisi vasfı ile; (C) harfi ile gösterilen kırmızı taralı 395,50 m²lik alanın tarım arazisi vasfı ile; (D) harfi ile gösterilen kırmızı taralı 532,19 m²lik alanın tarım arazisi vasfı ile; (E) harfi ile gösterilen kırmızı taralı 436,16 m²lik alanın tarım arazisi vasfı ile; (F) harfi ile gösterilen kırmızı taralı 339,30 m²lik alanın tarım arazisi vasfı ile; (K) hafi ile gösterilen kırmızı taralı 366,93 m²lik alanın tarım arazisi vasfı ile; (L) hafi ile gösterilen kırmızı taralı 2.704,74 m²lik alanın tarım arazisi vasfı ile; (S) harfi ile gösterilen kırmızı taralı 724,43 m²lik alanın tarım arazisi vasfı ile; (P) hafi ile gösterilen kırmızı taralı 322,80 m²lik yerin bahçe vasfı ile; (M) harfi ile gösterilen kırmızı taralı 537,23 m²lik alanın bağ vasfı ile; (N) harfi ile gösterilen kırmızı taralı 16,68 m²lik alanın islim damı olarak; (R) harfi ile gösterilen kırmızı taralı 1.212,02 m²lik alanın 150 m²lik kısmının ifrazı ile 1.062,02 m²lik kısmın davacılar ... ve ... adına 1/2'şer hisse oranında tapuya tesciline karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 13.03.2019 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilâmıyla "Yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya elverişli bulunmadığı, davacılar adına tesciline karar verilen ve 2. keşif sonrası dosyaya sunulan ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümü, yapılan ilk keşif sonrası sunulan bilirkişi raporunda dava konusu yer olarak gösterilmediği halde, mahkemece, ilk keşifte dava konusu edilmeyen (B) bölümünün 2. keşifte dava konusu edilmesinin nedeni üzerinde durulmadığı, ayrıca ilk keşif sonrası sunulan fen bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmaz bölümlerinin çay yatağı olması nedeniyle tescil harici bırakıldıkları belirtilmiş olmasına rağmen, yapılan 2. keşif sonrası düzenlenen fen bilirkişi raporunda orman olmaları nedeniyle tescil harici bırakıldıkları belirtildiği halde, mahkemece bu çelişki üzerinde de durulmadığı ve dava konusu taşınmaz bölümlerinin ne sebeple tescil harici bırakıldıklarının Kadastro Müdürlüğünden sorulmak suretiyle açıklığa kavuşturulmadığı, öte yandan çekişmeli taşınmaz bölümleriyle ilgili yöntemince orman araştırması yapılmadığı, imar durumlarının ilçe belediyesinden ve büyükşehir belediyesinden sorulmadığı, taşınmaz bölümlerinin evveliyatlarının ne olduğu, imar-ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadıkları ve imar-ihyaya muhtaç yerlerden iseler imar-ihyanın ne zaman tamamlandığı hususlarında mahalli bilirkişi ve tanıkların ayrıntılı beyanlarının alınmadığı, ziraatçı bilirkişi tarafından sunulan ve hükme esas alınan raporda, dava konusu taşınmaz bölümleri ile komşu taşınmazların mukayeseli değerlendirilmesine de yer verilmediği ve ayrıca taşınmazdaki muhdesatlardan hangilerinin çekişmeli taşınmaz bölümlerine isabet ettiğinin bilirkişi raporlarında gösterilmediği belirtilip, anılan bu eksiklikler giderildikten sonra oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi" gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporu doğrultusunda dava konusu edilen taşınmazlardan bazılarının uygulama kadastrosunda bitişiğindeki parsellere dahil edildiği, böylelikle tescil harici bir alan kalmadığı, bunun dışında kalan dava konusu olan bazı yerlerin zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olmadığı, zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olanlar yönünden ise imar-ihya ve zilyetlik süresinin dolmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacılar vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu edilen taşınmazları uzun yıllardır müvekkillerinin kullandığını, bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını, verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu edilen taşınmazların tescil harici alanda kalıp kalmadığı, zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı ve davacılar lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilâmı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usûl ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 651,30 TL'nin temyiz edenden alınmasına,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilâmının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,13.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.