Anahtar kelimeler: Bam Esaskarar Başkan Bursa Katip Ölüm Üye Birleşen Davada Davacilar

T.C. BURSA BAM .......... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: .../.... - ..../....

T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
....... HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO
: ..../...
KARAR NO
: .../...
BAŞKAN
: ...........
ÜYE
: ......
ÜYE
: ..........
KÂTİP
: .......
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: BURSA ........ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ....../......
KARAR NO
: ......./......
KARAR TARİHİ
: ......
İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ
: ..........
ASIL DAVADA DAVACILAR
: 1-..........
2-..........
3-...........
VEKİLİ
: Av. ........
DAVALI
: 1-...............
VEKİLLERİ
: Av. .......
DAVALI
: 2 -..........
DAVALI
: 3 -.........
BİRLEŞEN (Bursa ..... Asliye Ticaret Mahkemesi .../... Esas) DAVADA
DAVACILAR
: 1-.........
2.........
3-...............
VEKİLİ
: Av. ........
DAVALI
: 1 -.........
VEKİLİ
: Av.................
DAVALI
: 2-.........
VEKİLİ
: Av. ...............
DAVANIN KONUSU
: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
B.A.M. KARAR TARİHİ
: ........
KARAR YAZIM TARİHİ
: .........
Davacılar tarafından, davalılar aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahal mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen karara süresi içinde davalı .......... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacılar vekili dilekçesinde, █████/2008 tarihinde davalı .........in kullandığı ............ plakalı aracın tam kusurlu biçimde karıştığı kazada davacılar murisinin vefat ettiğini, davalı ........'nin malik sıfatı ile ve işleten olması sebebiyle sorumluluğu bulunduğunu, keza diğer davalı ................'nin de sorumlu mali mesuliyet sigortacısı sıfatıyla sorumlu olduğunu, ölüm sebebiyle davacıların manevi zarara uğradıklarını, ayrıca müteveffanın desteğinden mahrum kaldıklarını ileri sürerek toplam 125.000-TL manevi tazminat ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik toplam 10.000-TL maddi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmektedir.
Davalı ......... vekili cevap dilekçesinde, aracın maliki olmakla birlikte işleten sıfatını taşımadıklarını, aracı .................'ye kiraladıklarını, işleten sıfatının bu şirkete ait olduğunu, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, kazada kusurlarının da bulunmadığını, davacıların murisinin emniyet kemerini takmadığını bu sebeple müterafik kusurlu olduğunu, manevi tazminatların fahiş miktarda talep edildiğini, zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağını ileri sürmüştür.
Davalı ........ cevap dilekçesinde, olay sebebiyle büyük üzüntü duyduğunu, olaydan dolayı mahkumiyet alıp cezaevinde kalarak cezasını çektiğini, tazminatların sigorta şirketlerince ödenmesi gerektiğini, ehliyetsizlik ya da alkol gibi bir durum olmadığını, kusur yönünden yeniden bir rapor alınması gerektiğini ileri sürmüştür.
Ana dosyada davalı........... davaya cevap vermemiştir.
Birleşen dosyada davacı vekili dilekçesinde, açılan davanın aynı konu ile ilgili olarak daha Bursa ....... Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan .../...Esas sayılı dava ile birleştirilmesine, ........'ye sigortalı olan ......... plakalı kamyonet ile meydana gelen kazada araçta yolcu olarak bulunan 17 yaşlarında olan maktülün aldığı yaralar neticesinde kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiğini, kazada .............in tam kusurlu olduğunu, müteveffanın geride kalan yakınları için 125.000,00 TL manevi tazminat ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen dosya davalısı ........ vekili cevap dilekçesinde, müvekkili şirketin ZMMS gereğince sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olup sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve zarar nispetinde olduğunu, █████/2015 tarihinde davacı yan için 56.963,73 TL tutarında ödeme yapıldığını, müvekkili şirketin poliçeden doğan sorumluluğunu yerine getirdiğini, bu ödemenin güncelleştirilmesi gerektiğini, davacının müteveffanın ölmeden önceki sürekli ve düzenli desteğini maddi olgularla ispat etmesi gerektiğini, müteveffanın gelir durumunun ispatının da davacı tarafa düştüğünü, hesaplanacak tazminattan yetiştirme gideri indiriminin de yapılması gerektiğini, varsa sosyal sigorta kurumu tarafından yapılan ödemelerin müvekkilinden talep edilemeyeceğini, olayda hatır taşıması olup olmadığının da değerlendirilmesi gerektiğini, manevi tazminat talepleri yönünden gerek KTK, gerekse ZMMS gereğince müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkili şirketin sigorta bedelini ödeme yükümlülüğünün dava tarihinde muaccel hale geldiğini, hükmedilecek faizin ise yasal faiz olması gerektiğini, davacının başvurusu üzerine zararı karşılanmış olduğundan müvekkilinin temerrüde düşmediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Birleşen dosya davalısı ........................ vekili cevap dilekçesinde, kazaya karışan ......... plakalı aracın müvekkili firma tarafından kısa süreli olarak kiralandığını, müvekkilinin işleten sıfatının bulunmadığını, müvekkilinin kazaya karışan ............. plakalı aracı kısa bir süre için (20 gün) ve iş için kullanmak üzere kiraladığını ve yine çalışanlarından ................'e de bu gerekçe ile aracı tahsis ettiğini, çalışanın iş saatleri dışında (öğlen arasında) ve iş amacı dışında söz konusu aracı kullandığı ve bu araçta arkadaşlarıyla .......yolundaki ..... tesislerine gitmek üzere yol aldığının da yine tüm dosya kapsamı itibariyle sabit olduğunu, müvekkili firmanın ne işleten ne de işveren sıfatıyla sorumlu tutulamayacağını, emniyet kemeri takmayan müteveffanın tamamen kusursuz kabul edilmesinin hatalı olduğunu, olayda hatır taşımacılığının bulunduğunu, talep olunan tazminat miktarlarının da fahiş olduğunu, işbu davanın kaza tarihinden sonra 10 yıl beklenerek açıldığı hususu dikkate alındığında davacının BK uyarınca olay tarihinden itibaren faiz talebinin açıkça Medeni Kanun 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralına aykırı olduğunu belirterek müvekkili firma aleyhine açılan işbu davanın reddine karar verilmesini, talep etmiştir.
Mahkemece, ana dava olan ........ esas sayılı dava dosyası ile birleşen .... esas sayılı dava dosyalarında talep edilen maddi tazminat taleplerinin ................... yönünden kabulü ile 112.121,26 TL maddi tazminatın davalılar ..........................den kaza tarihi olan █████/2008 tarihinden, sigorta teminat limitiyle sınırlı olmak kaydıyla ............'den temerrüt tarihi olan █████/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacılara ödenmesine, davacı ............ yönünden talep edilen maddi tazminat taleplerinin reddine,
Ana dava olan ...../........ esas sayılı dava dosyası ile birleşen ..../... esas sayılı dava dosyalarında talep edilen manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile, ......... yönünden 40.000,00 TL .......... yönünden 40.000,00 TL, ....... yönünden 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ........... ile ............'den kaza tarihi olan █████/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacılara ödenmesine, davalı ...................... yönünden açılan davanın husumetten reddine, karar verilmiştir.
Davalı ............... vekili istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde, davada öncelikle husumet itirazlarının bulunduğunu, dosyadaki delillerin yerel mahkeme tarafından eksik inceleme ile doğru değerlendirilmediğini, mahkemece karar gerekçesinde sunulmadığı yazılan cari hesap hareketinin █████/2021 tarihli beyan dilekçesi ekinde bulunduğunu, bu anlamda yerel mahkemenin gerekçesinde aradığı ".. burada dikkat edilmesi gereken kıstas bu şekilde kısa süreli sözleşmelerin sürekli hale gelecek şekilde müteaddit kereler yapılıp yapılmadığıdır." kıstasının cevabının dosyada mevcut olduğu, böylelikle dava dosyasındaki delillerin yerel mahkeme tarafından eksik ve kendi içinde çelişkili bir şekilde değerlendirildiğinin görülebileceği, müvekkili şirketin kiralama firması olması sebebi ile ruhsat sahibi olarak şekli ölçüte göre işleten olup, araçtan tüm faydayı sağlayan ve aracın kim kullanacağına karar veren aracı uzun süreliğine kiralayanın ........................ olduğu, müvekkili şirketin işleten sıfatı bulunmadığı, sürücü .................'in ağır kusurlu olduğu mahkeme kararı ile sabit olduğu, bu hususun müvekkili .............'un KTK anlamında sorumlu tutulmasını engellemekte olduğu, mahkemece her ne kadar davalı ........ işleten sıfatına sahip olması nedeniyle tazminat ödemeye mahkûm edilmiş ise de; sürücü .............in ağır kusurunun illiyet bağını keseceği, bu nedenle de hükmün hatalı olduğu, müteveffanın emniyet kemerini takmaması nedeni ile kusurlu olduğu, müterafık kusur durumunun dikkate alınmadığı, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş derecede yüksek olduğu, olayda hatır taşıması olduğu kabul edilmiş olmasına rağmen tazminatta takdiri indirim yapılmadığı, davalı .................'un adam çalıştıranın kusursuz sorumluluğu nedeniyle ortaya çıkan zarardan sorumlu olduğu, hesaplanan tazminat miktarlarının da fahiş olduğu, bu nedenlerle asıl dava ve birleşen davada yerel mahkeme kararının kaldırılarak müvekkili şirket yönünden davanın reddine karar verilmesini, talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE
:
Dava; trafik kazası sonucu meydana gelen vefat sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Asıl ve birleşen davalar bağımsız olduğu için her iki dava bakımından ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken asıl ve birleşen dava için hüküm ve ferilerinin ayrı ayrı belirlenmediğinden, yazılı şekilde tek bir hüküm kurulması doğru bulunmamıştır. Bu nedenle davalının istinaf isteminin kabulüyle yerel mahkeme hükmünün kaldırılması gerekmiştir.
Kabule göre de;
Öncelikle, davalı istinaf eden şirketin işleten sıfatına yani pasif husumet ehliyetine yönelik savunmasını irdelemek gerekirse; işleten tanımı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür.
2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi ise “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şartı aranmakta ise de sözleşmenin noter aracılığıyla yapılması şartı aranmamaktadır.
Dava konusu somut olayda davalı .......... tarafından kazaya karışan aracın davalı .................ne uzun süreli olarak kiralandığı savunulmuşsa da buna ilişkin uzun dönem kira sözleşmesi veya başkaca belge sunulmadığı, sunulan kira sözleşmesinin 20 günlük olduğu, kaza öncesine ilişkin 20 günlük kira sözleşmesinden önce yapılmış başkaca bir kira sözleşmesinin de sunulmadığı anlaşılmakla, davalı ..........i.’nin işleten sıfatının bulunmadığı, buna karşılık aracı kiralayan........’nin işleten sıfatının devam ettiği anlaşılmakla, işleten sıfatının bulunmadığına ilişkin istinaf istemi yerinde bulunmamıştır.
Davalı ......... vekilinin ölenin gelir durumuna ilişkin istinaf istemi değerlendirildiğinde, ölenin gelirinin asgari ücret üzerinde kabul edilmesi gerektiği ileri sürülmüş olup, ölenin 19 yaşında vefat ettiği, Teknik ve Meslek Lisesi terzilik bölümü mezunu olduğu ve asgari ücretin 1.69 katı düzetinde geliri olduğunu kabul ederek hesaplama yapılmışsa da, hükme esas alınan bilirkişi raporuna esas zarar görenin kazancına esas ücret eksik araştırma ile belirlenmiştir.
Destekten yoksun kalma tazminatında müteveffanın gelirinin belirlenmesi tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır. Müteveffanın vefat tarihi itibariyle mesleği ve geliri tespit edilmelidir. Kişinin herhangi bir işi yoksa, zarar görenin geliri asgari ücret kabul edilerek, raporun hazırlandığı tarihteki net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılacaktır. Eğer gelirin asgari ücret üzerinde olduğu, bir başka anlatımla herhangi bir işyerinde çalıştığı ya da bir meslek icra ettiği ve asgari ücret üzerinde bir gelir elde edildiği iddia ediliyorsa bunun ispat edilmesi gerekir. Ancak mahkeme destekten yoksun kalma davalarında zararı resen belirlemek durumundadır. Bu nedenle mahkeme, müteveffanın asgari ücret üzerinde bir gelir elde ettiği iddia edilmiş ise SGK'dan vefat ettiği tarihteki vefat edenin ücret ve tüm gelirlerini gösterir ücretlerini getirtmelidir. Kişi belirli bir iş yerine bağlı olmaksızın, örneğin duvar ustası, sıvacı gibi belirli bir meslek icra eden kişilerden ise ekonomik ve sosyal durumu ile ilgili zabıta araştırması yanında o meslek odasından o mesleği icra edenlerin kaza tarihi itibarı ile ortalama ücretleri sorulmalıdır. Sadece tanık beyanları ile kazanç tespiti mümkün olmayıp bunun bir takım belge ve kayıtlarla desteklenmesi gerekmektedir (Yargıtay 17 HD. █████/2019 tarih ve █████████ - █████████ sayılı ilamı).
Somut uyuşmazlıkta, ölenin teknik ve meslek lisesi terzilik bölümü mezunu olduğunun anlaşılmasına göre, yukarıdaki ilkeler nazara alınarak ilgili kurumlara müzekkere yazılarak somut veriler dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış; açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılması gerekmiştir.
Yerel mahkemece yapılacak iş, yukarıda belirtilen şekilde, davacıların yakını ölenin gelirini doğru olarak belirlenmeli, akabinde de, hesap tarihine en yakın kazanç miktarına göre bakiye tazminat hesabı yapıalacak şekilde aktüerya bilirkişiden alınacak rapora göre, istinafa gelenlerin sıfatına göre kazanılmış haklar korunarak karar vermekten ibarettir.
Kaldırma nedenine göre, manevi tazminat ile emniyet kemeri nedeniyle müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi bakımından istinaf istemleri bu aşamada değerlendirilmemiştir.
HMK'nun 355.maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına, kamu düzenine ve istinaf konusu yapılan nedenlerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, hükmün esasını etkileyecek tüm deliller toplanmadan karar verilmesi nedeniyle karar usul ve yasaya aykırı olup davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu sebeplerle kabulü ile mahkeme kararının HMK’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, Dairemiz kararı gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davalı ............vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile Bursa ....... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ........ tarih ve ...../... - .../.... sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Gerekçede yapılan açıklamalar göz önünde bulundurularak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2- İstinaf kanun yoluna başvuran davalı ................ tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,
3- Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
4- İstinaf kanun yoluna başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
5- İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a hükmü uyarınca kesin olmak üzere █████/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
.....
Başkan
........
Üye
......
......
Üye
....
......
Katip
.............

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!