Anahtar kelimeler: Ödemekle Ödemediğini Cari Borca Yazildiği Muhasebe Kurulduğu Bakirköy Bakırköy Şirketten

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari iş ilişkisi kurulduğu, davalı şirketin müvekkili şirketten gümrük hizmeti aldığını, davalı şirketin müvekkili şirkete ödemekle yükümlü olduğu ücretleri ödemediğini, Müvekkili şirketin muhasebe kayıtlarında; davalı şirketin, müvekkili şirkete karşı 32.830,87 TL cari hesap bakiye alacağından doğan borcu olduğu, söz konusu borca ilişkin Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü ...... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, Davalı şirketin borca itiraz ettiğini, itiraz üzerine, dava şartı olması nedeniyle arabuluculuğa başvurulduğu ancak Bakırköy Ara buluculuk Merkezi ..... Dosya numaralı ..... büro dosya numaralı arabuluculuk görüşmesi sonucu anlaşamama olarak sonuçlandığı, Davanın KABULÜNE, takipte istenen 32.830,87 TL asıl alacağın hakkın doğum tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont avans faizi ile davalıdan alınmasına, davalının haksız itirazının iptaline ve takibin devamına, Davalı aleyhine alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, Davalı adına kayıtlı taşınmazlar ve taşınırlar üzerine ihtiyati haciz yerine kaim olmak üzere tensiple birlikte ihtiyati tedbir kararı verilmesine, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine, karar verilmesini arz ve talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu iddiaların gerçeklikten uzak olduğu, tüm delil ve belgelerin ödemesinin banka yoluyla 2024 ve 2025 yılında davacıya ödendiği, tüm hukuki ve cezai hakları saklı kalmak koşuluyla, davacının davasının tümden reddine, davacının davayı ikame ettiğinden %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı itirazın iptaline ilişkin olduğu anlaşıldı.Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.2-Mahkememizce
:a-Tarafların bağlı oldukları vergi dairelerine, müzekkereler yazılmıştır.3- Bilirkişi tarafından mahkememize █████/2026 tarihinde sunulan raporda "a) DEFTER USUL YÖNÜNDEN: Davacı şirketin 2024 ve 2025 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarını usulüne uygun şekilde tuttuğu, defterlerin delil niteliğinin takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu, b) ALACAK YÖNÜNDEN: Davacı şirket ticari defter ve kayıtlarına göre; © 2024 yılı sonunda 19.586,37 TL borç bakiyesi bulunduğu, © 31.01.2025 tarihinde 19.500,00 TL tahsilat yapıldığı, © 15.04.2025 tarihinde 32.744,50 TL tutarında fatura ve dekont ile borçlandırma yapıldığı, Bu işlemler sonucunda, davacı şirket kayıtlarında davalı şirketin 15.04.2025 tarihi itibarıyla 32.830,87 TL cari hesap borç bakiyesinin bulunduğu, Davalı şirket tarafından ticari defter ve belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle taraf kayıtlarının karşılıklı mutabakatının yapılamadığı, Dosya kapsamındaki fatura ve dekontların, Gelir İdaresi Başkanlığı karşılaştırmalı alış-satış analizi verileri ile tutar ve adet yönünden uyumlu olduğu, c) FAİZ YÖNÜNDEN: Takip öncesi işlemiş faiz talebi bulunmadığından faiz yönünden ayrıca hesaplama yapılmadığı" şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.4-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir.Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile; davalıya gümrük hizmetleri verildiğini ve faturalar kesildiğini, davalı tarafından fatura borçlarının ödenmediği gibi icra takibine de itiraz edildiği belirtilerek davalının itirazının iptaline karar verilmesi talep edilmiştir.Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; davacıya hiçbir borcunun olmadığını tüm ödemelerin yapıldığını buna ilişkin dekontların cevap dilekçesinde sunulduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi görevlendirilmiş olup, davacının ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutulduğu, yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu tespit edilmiştir. Davalı ise tebligata rağmen ticari defter ve kayıtlarını kesin süreli inceleme gününde incelemeye sunmamıştır.Davacının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde; taraflar arasında 2024 ve 2025 yılı içerisinde ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından kesilen faturalara karşılık davalı tarafından kısmi ödemeler yapıldığı, davaya konu icra takip dosyasında takibe dayanak yapılan faturaların davacı tarafından defterine işlendiği, takip tarihi itibariyle 32.830,87 TL davalıdan alacaklı göründüğü tespit edilmiştir.Davacı tarafından düzenlenen faturaların e-fatura niteliğinde olduğu, sistem üzerinden kendiliğinden davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre faturalara yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edildiğine dair cevap dilekçesinde herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmıştır.6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası şu şekildedir:"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır."Bu kapsamda davacı tarafından davalıya kesilen faturalara davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği gibi faturaların davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, bu suretle faturaların içeriğinin davacı lehine kesinleştiği sabittir.Taraflara ait vergi kayıtları incelendiğinde davacının takibe konu ettiği faturaların davalı tarafından BA formları ile vergi dairesine bildirildiği anlaşılmıştır.Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, alacaklının faturaya konu işi ifa ettiğini de ispat etmesi gerekmektedir. Buna karşılık alacaklı tarafından kesilen faturaların davalı borçlu tarafından vergi dairesine BA formu ile bildirilmesi halinde faturaya konu işin yapıldığı dolayısıyla faturanın içeriğinin kesinleştiği bu suretle alacaklı lehine karine teşkil etmekte olup, bu durumda aksini ispat yükü davalı - borçluya geçmektedir.Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ..... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"Dosya kapsamına göre davacı tarafça takip dayanağı yapılan faturanın davalı iş sahibi tarafından muhasebesel işlem olarak BA/BS formu ile kullandığı anlaşılmakla , Yargıtay'ca taraflarca düzenlenen BA/BS formları ve Vergi Dairesine yapılan bildirimlerin fatura konu malın teslim edildiğine, işin yapıldığına ilişkin karine oluşturduğu ,bu durumda bunun aksinin ispat edilmesi gerektiği kabul edildiğinden, davalının da bu yönde ispatı bulunmadığından mahkemece davacı tarafından işin yapılıp teslim edildiği kabul edilerek ödendiği usulen kanıtlanamayan bakiye iş bedeline hükmedilmesinde usul yasa ve dosya kapsamına aykırı bir durum olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir."Yargıtay ..... Hukuk Dairesi ise .... E., ..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dayanağının, toplamı KDV hariç 270.002,16 TL, KDV dahil 318.602,55 TL olan iki faturanın olduğu, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kayıtlı oldukları, davalının ticari defterlerinde ise yer almadıkları, ancak davalıların oluşturduğu iş ortaklığı Vergi Dairesine verdiği 2018/4 dönemine ait BA formu ile davacı .....'dan iki belgeye dayalı olarak KDV hariç 270.002,00 TL'lik mal ve hizmet aldığı, faturaların adedi ve tutarlarının toplamının beyan edilen miktarla örtüştüğü, davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağladığı, dava tarihinden sonra 2018/4 dönemi BA formuna yönelik düzeltme beyanı verilmesinin de sonuca etkisinin olmadığı, bu durumda faturaya konu malların teslim edilmiş olduğu ve davalı tarafından ödeme belgesininde sunulmadığı, ayrıca faturadan kaynaklanan alacağın likit ve bilinebilir mahiyette olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir."Yargıtay ..... Hukuk Dairesi de .... E., ..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"Mahkemece, dosya kapsamı, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu gereğince, davacının davalıdan takibe konu faturalardan kaynaklanan toplam 118.004,63.-TL alacağının bulunduğu, söz konusu faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarında işlendiği gibi vergi dairesine de bildirmiş olduğu BA-BS form örneklerinde de bildirildiği, faturaların davalının defterlerinde ve vergi bildiriminde kayıtlı olması nedeniyle davacı lehine malların davalıya teslimi hususunun karine olarak sabit olduğu, bu karinenin aksinin davalı tarafından ispat edilememesi karşısında davalının icra takibine borcun 2.701,03.-TL'lik kısmını kabul etmesi de dikkate alınarak davalının 115.303,60.-TL'lik kısma itirazının haksız olduğu, alacağın faturalara dayalı ve likit olması karşısında davacının ayrıca icra inkar tazminatına müstahak bulunduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, █████/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi."Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalıya kesilen takibe konu faturaların davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, davalı tarafından faturalara yönelik olarak 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edilmediği, bu suretle fatura içeriklerinin ve alacağın davacı lehine kesinleştiği, yine davalı tarafından BA formu ile faturaların vergi dairesine bildirilmiş olması gözetildiğinde faturalara konu işin ifa edildiğinin ve alacağın miktarının davacı lehine kesinleştiğinin karine kabul edilmesi gerektiği ve davacının alacağını ispatladığı değerlendirilmiştir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporu incelendiğinde; takip tarihi itibariyle davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davalının davacıya 32.830,87-TL borçlu olduğu anlaşılmaktadır.Davacının alacağını ispatladığı gözetildiğinde, aksini ispat yükünün davalı üzerine geçtiği, borcun ödendiğini ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, davalı tarafından cevap dilekçesinde ödeme savunmasında bulunulduğu ve dekont sunulduğu anlaşılmıştır. Yapılan bilirkişi incelemesinde davalı tarafından davacıya yapılan ve cevap dilekçesinde sunulan dekontların 10.000,00-TL ve 2.666,00-TL olanlar haricinde davacı tarafından defterine işlenerek davalının borcundan düşüldüğü, davalı tarafından davacıya gönderilen paralardan 10.000,00-TL ve 2.666,00-TL olan dekontların davacı tarafından defter ve kayıtlarına işlenmediği bilirkişi tarafından tespit edilmiş olup, davalı tarafından sunulan dekontlara göre davacının davalı borcundan mahsup etmediği 10.000,00-TL ve 2.666,00-TL'lik 2 işlemde davalı tarafından işlem açıklamasına ".....Tekstil Adına" yazıldığı anlaşılmakta olup davalının söz konusu paraları dava dışı başka bir işlem için .... Tekstil adına gönderdiğinin bizzat davalı tarafından açıklamaya yazıldığı dolayısıyla söz konusu ödemelerin davalı şirket borcundan mahsubunun mümkün olmadığı davacı tarafından da söz konusu ödemelerin davalı borcundan mahsup edilmemesinin usul ve yasaya uygun olduğu, davalı tarafından yapılan diğer ödemelerin davacının defter ve kayıtlarına işlendiği davacının defter ve kayıtları ile davalı tarafından sunulan dekontların eşleştiği davalı tarafından borcun tamamının ödendiğinin davalı tarafından sunulan dekontlar ile ispatlanamadığı anlaşılmıştır.Davalı tarafından ticari defter ve kayıtların tebligata rağmen inceleme gününde hazır edilmediği, 6100 sayılı Kanun'un 220. Maddesinin 3. Fıkrası ve 222. Maddesinin 3. Fıkrası gereğince davacının ticari defter ve kayıtlarının delil olarak kabul edilmesi gerektiği, davalının aksini ispatlayamadığı anlaşılmıştır.Nitekim Yargıtay ..... Hukuk Dairesi ..... Esas, ... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"..ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır."İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi ise .... Esas ve .... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"Somut olayda, davalı müflis şirket kesin süreye rağmen, 2014 ve 2015 yılı ticari defter ve kayıtlarını sunmamıştır. Yukarıdaki Yargıtay kararında belirtildiği üzere mahkemece, HMK 220/3. madde gereğince, davalının sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunun kabul edebilmesi mümkündür. Bu durumda davacının sunduğu defter ve kayıtlara göre davacının cari hesap alacağı ve karşılıksız çıkan çeklerden dolayı 192.019,70 TL alacağı bulunduğunun kabul edilmesi gerekir."Bu bağlamda tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; takip tarihinde davacının davalıdan 32.830,87-TL alacaklı olduğunu ispatladığı, davalının ise borcun ödendiğine dair aksini ispatlayan herhangi bir delil veya belge sunmadığı anlaşılmakla 32.830,87-TL asıl alacak üzerinden davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir.Davalı tarafından faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davacı tarafından %53,25 oranında faiz talep edildiği, söz konusu faiz oranının avans faiz oranına denk gelmediği, davalı tarafından daha düşük oranda bir akdi faizin kararlaştırıldığının, davacı tarafından ise avans faizini aşar nitelikte %53,25 oranında akdi faiz kararlaştırıldığının ispat edilememesine göre davacının işleyecek faiz oranı olarak ancak 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faiz oranı talep edebileceği anlaşılmakla, davalının itirazının 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faiz oranı yönünden iptaline karar vermek gerekmiştir.Takibe konu alacağın faturaya dayalı likit olduğu bu suretle tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 6.566,17-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM
: yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davanın KABULÜNE,Buna göre; davaya konu Bakırköy ..... İcra Dairesi'nin ..... Esas sayılı takip dosyasında 32.830,87-TL asıl alacak ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faiz oranı yönünden davalının itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA,2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 6.566,17-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 2.242,67-TL harçtan peşin alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 1.627,27-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,4-Davacı tarafça yatırılan 615,40-TL peşin harç ve 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.230,80-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin; davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,5-Davacı tarafça yapılan 7.090,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 32.830,87-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince miktar itibari ile KESİN olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı █████/2026Katip ....e-imzaHakim ....e-imza