Anahtar kelimeler: Wipo Seviyeye Maruf Maksimum Unsurlu Marmaris Çoğu Kalitesini Ülkede Çıkardığını

MAHKEMESİ : Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ Esas, ████████ KararHÜKÜM : Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ
: Marmaris 3. Asliye Hukuk Mahkemesi(Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla)SAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “...” esas unsurlu markasını maruf ve tanınmış hale getirdiğini, sektöründeki gelişmeleri güncel şekilde takip ederek ürün ve hizmet kalitesini maksimum seviyeye çıkardığını, ... markasının WIPO ve ... nezdinde 9. sınıf üzerinde yurt dışında çoğu ülkede tescil edildiğini, müvekkilinin ... markası ile dünya çapında uzun yıllardır 09. sınıfı kapsayacak şekilde faaliyet gösterdiğini, mezkur faaliyetler neticesince markanın tanınmış marka statüsüne eriştiğini, müvekkilinin 09. sınıfa giren denizcilik ürünleri, bu ürünlerin satışı hizmetleri ile 35. sınıfa giren ve yine ilgili sektörde üçüncü kişilerin ürünlerinin bir araya getirilmesi suretiyle satışı hizmetleri üzerinde kullandığı ... markasının tek ve gerçek hak sahibi olduğunu, davalının davaya konu markasının ise davacının kurucusu, yaratıcısı ve gerçek hak sahibi olduğu ... markası ile ayniyet teşkil ettiğini, ... ibaresinin tüketiciler nezdinde davacı ile özdeşleştiğini, davalı şirketin ... markasına ilişkin hiçbir kullanımının görülmediğini, davalının web sitesinde yer alan “Markalarımız” kısmında dahi ... markasının yer almadığının tespit edildiğini, davalının davaya konu markasının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/4 hükmü uyarınca hükümsüz kılınması gerektiğini, davacı ve davalının fiili olarak aynı sektör olan denizcilik (marin) ve elektronik ürünleri sektöründe hizmet vermelerine ve davacının ticaret unvanında ve marka kullanımlarında “...” ibaresinin bulunmasına rağmen, davalının, müvekkilinin kullanımlarını ve ticaret unvanını aynen içeren “...” markasını birebir aynı şekilde aynı mal ve hizmet sınıfları üzerine tescil ettirmesinin basiretli davranma yükümlülüğü ile bağdaşmadığını, davalı markasının, davacının marka haklarını ihlal ettiğini ve hak kayıplarına sebep olduğunu ileri sürerek davalıya ait ███████████ sayılı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin, kuruluşundan beri denizcilik alanında çok yönlü olarak hizmet verdiğini, yat elektrik malzemeleri satışı ve bakımı onarımı alanında uzmanlaştığını, davalı şirkete ait ... markasının ise ███████████ marka numarası ile 13.11.2018 tarihinden itibaren 09. ve 35. sınıflardaki emtialarda marka tescil belgesine sahip olduğunu, söz konusu markalar altında verilen hizmet ve ürünlerin de farklılık taşıdığını, davalı şirketin, söz konusu tescilli markasını tescilli olduğu 09... . sınıflardaki emtialarda aktif şekilde kullandığını, ... markasıyla akü üretimi yaptığını, aynı zamanda 09... . sınıflarda kullanılan emtialarda da aynı markayla üretime devam ettiğini, ... isminin bulunmasının ve şirket kuruluşunun eski tarihli olmasının sinai mülkiyet ve meri mevzuat kapsamında davacıya herhangi bir öncelik hakkı sağlamayacağını, başka ülkelerde 2022 yılında tescillenmiş olsa bile bu durumun müvekkilinin ... markasının geçerliliğini etkilemeyeceğini, davacının sadece şirket unvanının ... olduğunu, davacının belirttiği ürünlerin üzerinde bu marka ve belirtici işaretleri kullanmadığını, davalı şirketin, marka haklarını korumak için tescili markalaşma çalışmalarını sürdürdüğünü, iltibasa neden olacak şekilde bir kullanım ya da haksız rekabet şartlarına aykırı bir eylem de olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ticaret unvanının ... olduğu ve ayırt edici özellik taşıdığı, davacı yanca kullanılan ürünlerin bu ad altında imal edildiği, her iki tarafın da denizcilik ve deniz araçlarının elektroniği alanında faaliyet gösterdiği, bu kapsamda davacı yanca ülke çapında ve ülke dışında tanıtım, kullanım, reklam ve yatırım faaliyetinde bulunulduğu, ticaret unvanı ve markanın bu ad altında yaygınlaştırıldığı, davalı markasının ise daha çok yerel bazlı olduğu ve ... markası ile üretilen deniz araçlarında kullanılan akülerde kullanıldığı, bu anlamda davacının öncelik hakkı, dolayısı ile gerçek hak sahibi olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ticaret ünvanı ile davalının markası arasında iltibasın açık olduğu, davacının “...” ibaresini içeren ticaret unvanının tescil tarihinin 24.10.2018 tarihini içerdiği, davalının “...” markasının tescili için başvuru tarihinin 13.11.2018 (koruma), tescil tarihinin ise 10.03.2020 olduğu, davacı yönünden öncelik durumunun bulunduğu, davacının unvanının tanındığı, markanın tanınırlığını arttırdığı, her iki tarafın faaliyet alanlarının bir kısmının aynı olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, marka hükümsüzlüğü ve sicilden terkin talebine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 20.11.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.