Anahtar kelimeler: Terlikleri Alelade Dünyanın Önde Ortopedik Modelinin Ayakkabı Özgün Ülkemizde Sınai

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ Esas, █████████ KararHÜKÜM
: Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiSAYISI
: ███████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ortopedik ayakkabı ve terlikleri ile dünyanın önde gelen firmalarından biri olduğunu, ürünlerinin 1987 yılından bu yana ülkemizde de satışa konu edildiğini, ürünlerinin yüksek tanınmışlığının bulunduğunu, “...” isimli modelinin de alelade bir şekil markası olmayıp çok tanınmış ve özgün bir model olduğunu, müvekkilinin bu ürünü çok uzun yıllardır kullandığını, ███████████ sayısı ile gerçekleştirilen başvurunun, yapılan ilk incelemeler sonrasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 5/1-b, 5/1-c ve 5/1-e hükümleri uyarınca reddine karar verildiğini, itirazlarının da Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunca (YİDK) reddedildiğini, halbuki müvekkilinin ürünlerinin uzun yıllardır kullanım sonucunda ayırt edicilik elde ettiğini, müvekkilinin “...” modeli isimli ürününün alışılmadık bir şekle sahip olup ekstra birtakım unsurlar içerdiğini, tüketici tarafından da bir kişiye ait olduğu anlaşılabilecek ürünler niteliğinde bulunduğunu, müvekkilinin üç boyutlu markası ile ilgili yapılan araştırmalarda katılımcıların %50’sinin bu modelin, müvekkiline ait bir marka olduğunu algıladığını, müvekkili ürün modelinin sıradan bir terlik veya sandaletten farklı olarak, kapalı olan üst bölümü ve bu bölümünün son kısmındaki bandının müvekkilinin özel malzemesinden oluşturulduğunu, tüm bu unsurları ile birlikte değerlendirildiğinde üç boyutlu marka özelliğini taşıdığını, müvekkilinin modelinde taban, üst taban, üst bölüm özelliklerinin müvekkilinin Birkenstock markaları ile özdeş hale geldiğini, taban modellerinin dahi tek başına ayırt edici ve özgün bir model olarak görülmesi gerektiğini, tüketici nezdinde kullanım sonucunda ayırt edicilik kazandığını ileri sürerek YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; başvuru konusu şeklin, bir ticariişletmeyi ya da hizmeti başka bir ticari işletme ya da hizmetten ayırt etmeye imkânvermeyeceğini, somut ve soyut ayırt ediciliğinin olmadığını, SMK'nın 5/1-b-c-e hükümleri anlamında tescil edilemeyeceğini, kullanımla ayırt edicilik iddiasının ispatlanamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu marka başvurusu kapsamında "Tabanlar; iç tabanlar; ortopedik amaçlı olmayan ayakkabı dolguları; ayak giysileri." mallarının yer aldığı, dava konusu başvurunun bir terlik görselinin muhtelif açılardan görünümlerini içerir şekilde oluşturulduğu, söz konusu terlik görselinin, alt taban yapısının hasır motifli olduğu, tabanın hemen üst kısmında mantar tabana yer verilerek çift katmanlı bir taban oluşturulduğu, terliğin orta bölümünü kaplayan bir deri parça ve bu deri parça üzerinde tokalı – çift bantlı bir yapılanmaya yer verildiği, bütün olarak bu unsurlara sahip başvuruya konu ürünün ilgili pazarda sıkça karşılaşılan modellerden temel anlamda somut bir şekilde uzaklaştığından bahsedilemeyeceği, dava konusu şekil markasına konu edilen görselde çift bantlı yapının boşluklu değil, alt kısmında bir parça yer alacak şekilde tasarlandığı görülmüş ise de söz konusu modellemenin, yapılan bu modellemenin üç boyutlu markanın kullanılacağı pazarda ayırt edici işaret olarak algılanamayacağı, dolayısıyla dava konusu marka başvurusunun somut ayırt edici niteliği haiz bulunmadığı, standart bir terlik çeşidi, cinsi algısı yarattığı, dolayısıyla tasviri nitelikte olduğu, dava konusu başvurudaki görselin de yeterli düzeyde orijinal, şaşırtıcı ya da özgün nitelikleri bulunmadığından malın doğal şekline en yakın modellerden biri olduğu, tüketicilerin bu işareti belirli bir taciri gösteren bir marka olarak değil sadece yaygın kullanılan bir şekil olarak göreceklerinden SMK'nın 5/1-e hükmü kapsamında değerlendirilebileceği, sunulan delillerin, tüketici nezdinde, başvuru konusu edilen şekil markası ile markanın iktisadi kaynağı noktasında tereddütsüz bir algıyı oluşturmaya elverişli olduğu ya da tüketicinin bu ürünleri gördüğünde, başkaca hiçbir ek unsura ihtiyaç duymaksızın, derhal ve hiç düşünmeden bu tasarımların davacı yana ait olduğu yönünde bir algı edinimini mümkün kılmayacağı, dava konusu marka başvurusunun kullanım yolu ile ayırt ediciliğinin oluşturulduğunun söylenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu başvurunun standart bir terlik modelinden oluştuğu, başvuru yönünden SMK'nın 5/1-b-c-e maddeleri kapsamında tescil engeli bulunduğu, başvurunun kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 20.11.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.