Anahtar kelimeler: Tcno Ayrılan Ekli Firmalarda Şartnamelerde İşten İşçiye Alım Takibi Kuruma

T.C.

İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████ Karar
DAVA
: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil Kurum ile Davalı Şirket arasında sözleşmeler imzalandığını, söz konusu firmalarda hizmet alım sözleşmesi kapsamında görev yapan ve işten ayrılan dava dışı işçi ... (T.C.No: ...) tarafından açılan ... 30.İş Mahkemesi ... E. ve ... K sayılı dava dosyası neticesinde işçiye tazminat ödenmesine hükmedildiği, dava dışı işçi tarafından müvekkil Kuruma ve davalı şirkete ... 4.İcra Dairesi ... E. Sayılı icra takibi başlatıldığı, Müvekkil kurum ile davalı şirket arasında imzalan ihale sözleşmesine ekli şartnamelerde söz konusu işçi alacak ve haklarından yüklenici sıfatıyla davalı şirketin sorumlu olduğunun belirtildiğini, Müvekkil idare tarafından işçilik alacakları ve yargılama giderlerine ödenen 20.096,73.-TL davalı şirketten talep edildiği ancak sonuç alınamadığını, ayrıca davalı şirketlerle yapılan arabuluculuk görüşmesinin anlaşamama ile sonuçlandığını (Arabuluculuk Dosya Numarası ...) Davalı şirketin işçisi olarak çalışan ... işçiye ve yargılama giderlerine, taraflarınca yapılan toplam ödemeden; dava dışı işçinin hizmet alım ihale sözleşmeleri kapsamında işvereni olması, aralarındaki sözleşme (ve ekleri) hükümleri, SGK kayıtları ve bu konudaki Yargıtay İçtihatları doğrultusunda davalı şirketin sorumlu olduğu müvekkilce yapılan ödemenin davalı şirketten rücuen tahsili için iş bu davayı açma zorunluluğu doğduğunu, davanın kabulüne karar verilerek; davalı şirketin işçisine ödenmiş olan 20.096,73.-TL'nin müvekkil Kurumun ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan sorumlulukları oranında rücuen tahsiline, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalının cevap dilekçesinde özetle; Dava dışı işçi ... ile müvekkil şirket arasında herhangi bir işçi-işveren ilişkisi bulunmadığını, davacının işvereninin dava dışı ...A.Ş. olduğu, bu hususun SGK kayıtlarıyla da olduğu, müvekkil şirketin ise dava dışı... A.Ş.'den anahtar teslim hizmet alan bir şirket olduğunu, bu kapsamda değerlendirildiğinde huzurdaki davada davacı tarafından talep edilen tazminat kalemlerinden müvekkil şirketin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, müvekkil şirket temizlik ve bakım işini anahtar teslim usulde dava dışı işçi ...'ın işvereni dava dışı ... firmasına devretmiş bulunmakta olup Yargıtayın istikrarlı kararlarıyla sabit olduğu, müvekkil şirketin huzurdaki dava konusu talepler bakımından sorumluluğunun bulunmadığı, işbu sebeple huzurdaki davanın evvelemirde müvekkil şirket bakımından pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiği, rücu talebinin zamanaşımına uğramış olduğunu, dava dışı işçi ...'in müvekkil şirketin çalışanı olmadığı müvekkil şirketin huzurda görülen dava kapsamındaki iddia ve taleplerden herhangi bir sorumluluğu bulunmadığı, dava dışı ...'ın müvekkil şirketin hiçbir dönem işçisi olmadığını, dava dışı işçinin dava dışı ... firması nezdinde çalışmış olduğu ... firması çalışanı olduğu, dolayısıyla müvekkil şirketin huzurda görülen dava konusu iddia ve taleplerden herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davayı kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla, farz-ı mahal Sayın Mahkemece aksi kanaatte olunması halinde, müvekkil şirketin dava konusu talebinin tamamından sorumluluğunun bulunmadığının dikkate alınması gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla; davacı tarafın müvekkil şirketten 20.096,73-TL rücu isteminde bulunmasının kabulünün mümkün olmadığını, zira rücu talebine dayanak olarak gösterilen icra takibinde davacı tarafın dava dışı işçiye 19.030,00-TL ödeme yapmış olduğunun görülmekte olduğunu, davanın müvekkil şirket ile arasında anahtar teslim usulü sözleşme akdedildiği ve dava dışı ...'IN işvereni olan ...Tic. Ltd. Şti.'ne ihbar edilmesini, usule ve esasa ilişkin tüm beyan ve itirazları doğrultusunda davanın reddini, her halükarda haksız ve hukuka aykırı davanın reddini, her halükarda zamanaşımına uğrayan tüm taleplerin reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Davacı taraf, taraflar arasında hizmet alım sözleşmesi imzalandığını hizmet alım ihale sözleşmesi kapsamında görev yapan dava dışı işçi ...'ın ... 30. İş Mahkemesinin ...E ... K sayılı kararı ile verilen kararın ... 4. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile icraya konu edildiğini, taraflar arasında akdedilen şartnamelerde işçi alacaklarından davalı şirketin sorumlu olduğunun belirtildiği, davacının işçilik alacağı ve yargılama gideri olarak ödediği 20.096,73 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı taraf zamanaşımı itirazında bulunmuş ve davanın reddini talep etmiştir.
... 4. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasının incelenmesinde davadışı ...'ın davacının ve davalının aralarında bulunduğu borçlulardan ... 30. İş Mahkemesinin... E... K sayılı kararına istinaden alacak talebinde bulunduğu ve davacı ... tarafından dosyaya █████/2022 tarihinde 19.030,00 TL ödeme yapıldığı görülmüştür.
... 30. İş Mahkemesinin ...E... K sayılı kararının incelenmesinde ise dava dışı işçinin işçilik alacağı ve yargılama giderinin davalılardan müşterek ve müteselsilen alınmasına karar verildiği görülmüştür.
Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır.
Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.
Somut olayda davacı taraf dava dışı işçinin işçilik alacağından davalının sorumlu olmasına rağmen kendisinin ödeme yapması sebebiyle davalıdan alacağı olduğunu ispatlamak durumundadır.
Bilirkişi dosyaya sunmuş olduğu █████/2026 tarihli raporda Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin mevcut olduğu durumlarda; asıl işveren, alt işverenin şçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt şverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. Maddesinden aynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı şçiye karşı) müteselsilen sorumludurlar. İç ilişkide (müteselsilen sorumlu olan borçlular rasındaki ilişkide) ise, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda taraflar endi aralarında sözleşme yapabilirler.
Yürürlükteki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Borç İlişkilerinde Özel Durumları üzenleyen “Ill-İç İlişki” kısmının, “1. Paylaşım” başlıklı 167. maddesinde “aksi ararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, orçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. endisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” hükmü amirdir. Buna göre müteselsil sorumlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir.
İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.
Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü göz önüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır.
İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır.
İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir.
Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Davanın itirazın iptali şeklinde açılmış olması durumunda ise takibin hangi davalı açısından hangi miktarla devam edeceği ayrı ayrı belirlenmelidir.”
Yukarıda yer verilen sözleşme hükümleri ve yargı kararları birlikte değerlendirildiğinde, kural olarak her yüklenicinin çalıştırdığı işçinin işçilik haklarından kendi çalıştırdığı dönemle sorumlu olduğu sonucuna ulaşılacaktır. Eldeki davaya konu alacak kalemleri açısından, Kıdem Tazminatı, UBGT Ücreti, AGİ alacağından dava dışı işçiyi çalıştıran tüm alt işverenlerin işçiyi çalıştırdıkları süre kadar, çalıştırdığı süre için tespit edilen ücret alacakları kadar sorumlu olacağı, Yıllık İzin Ücretinden işçiyi çalıştıran son işverenin sorumlu olacağı değerlendirilmiştir. Yargılama giderleri, vekalet ücreti ve feri'leri açısından da davalıların sorumlu olduğu işçilik alacağı miktarına göre bir oranlama yapılmak suretiyle her bir davalı ve her bir alacak kalemi açısından ayrı ayrı sorumlu olunan tutarlar bulunacaktır. İşbu raporumuzda alt işverenlerin tam sorumlu olduğu ve TBK 167. maddesi hükmü gereği asıl işveren alt işveren sorumluluğunun eşit oranda olduğu durumlara göre iki seçenekli hesaplama yapılacak olup, takdir Sayın Mahkemeye bırakılacaktır. Şeklinde rapor sunmuş ve Davacı idarece dava dışı işçi için dava konusu edilen icra dosyasında takipte kesinleşen tutarın 14.757,85.TL olduğu, davacının icra dosyasına 22.08.2022 tarihinde 19.030,00.-TL yatırdığı, ayrıca Stopaj Kesintisi 1.066,73.-TL olmak üzere toplam 20.096,73.-TL ödeme yaptığı, Davacının icra dosyasında takipte kesinleşen tutar 20.096,73.-TL'nin tamamının alt işverenlere rücu edilmesi durumunda, davalının sorumluluğunun 20.096,73.-TL olduğunu, eşit sorumluluk ilkesinin benimsenmesi halinde ise davalının sorumluluğunun 10.048,37 TL olduğu yönünde rapor ibraz etmiştir.
Mahkememizce taraflar arasında yapılan ihale şartnamesi ve sözleşmenin incelenmesi neticesinde davalının, davaya konu işçilik alacaklarından davadışı ... şirketinin sorumlu olduğu yönündeki iddiaları davadışı ... şirketi ile davalı şirket arasındaki sözleşmeye dayanmakta ise de bu iddialar davalı yanca davacıya karşı ileri sürülemez. Davacı taraf davalı ile müteselsil sorumlu olduğu işçilik alacağını dış ilişki kapsamında dava dışı işçiye icra dosyası kanalı ile ödemiş olup, davalı ve davacı tarafın aralarındaki sözleşmeler kapsamında iç ilişkide davacı taraf ödemiş olduğu işçilik alacaklarını davalı taraftan talep edebilecektir. Davalının davadışı ... firması ile yaptığı sözleşmeyi sözleşme ile ilgisi bulunmayan davacıya karşı ileri sürmesi mümkün olmayıp bu sözleşme davalının davacıya ödediği tutarı ... firmasından rücuen talep edip edemeyeceğine ilişkin talepte tartışılıp değerlendirilebilecektir.
Davalı taraf alacakların zamanaşımına uğradığını savunmuş ise de davacı taraf 30. İş Mahkemesinin ... E ... K sayılı kararına istinaden ... 4. İcra Müdürlüğünün... E sayılı dosyasına 22.08.2022 tarihinde ödeme yapmış olup davacının davayı açtığı tarih itibariyle alacağın zamanaşımına uğramadığı anlaşılmış ve davalının zamanaşımı itirazı reddedilmiştir.
Davacı taraf, davalının ödemesi gereken işçilik alacağını dış ilişkide işçiye karşı müteselsil sorumluluk söz konusu olduğundan davadışı işçiye ödediğinden bu tutarı iç ilişki de davalıya rücu imkanına sahip olduğundan davanın kabulü ile 20.096,73 TL'nin davacının ödeme tarihi olan █████/2022 tarihinden işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın kabulü ile 20.096,73 TL'nin █████/2022 tarihinden işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine
2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 1.372,81 TL karar harcından peşin olarak alınan 615,40 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 757,41-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazine'ye irad kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvurma harcı ve 615,40 TL peşin harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden kabul edilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca takdiren 20.096,73 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine,
5-Davacı tarafından sarf edilen toplam 8.117,50-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Dosyada artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
7-Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00- TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı HMK 341 maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere karar verildi. █████/2026
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!