Anahtar kelimeler: Ferîlere Ziynet Yoksulluk Kadın Nafakası Anadolu Boşanma Kesinlik Şartı Eksiklikleri

MAHKEMESİ
: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 56. Hukuk DairesiSAYISI
: █████████ E., █████████ K.DAVA TÜRÜ
: Karşılıklı BoşanmaİLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 5. Aile MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı- karşı davalı kadın vekili tarafından boşanma davasının reddi, kusur belirlemesi, yoksulluk nafakası ve tazminat taleplerinin reddi ile ziynet alacağı davasının reddi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:1.Davacı- karşı davalı kadın asıl boşanma davasının reddi ve fer'îlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;Taraflar arasında görülen karşılıklı boşanma davalarının yapılan yargılaması sonucunda İlk Derece Mahkemesince kadının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu`nun (4721 sayılı Kanun) 162 nci maddesine dayalı boşanma davasının reddine, her iki tarafın 4721 sayılı Kanun`un 166 ncı maddesinin birinci fıkrasına dayalı boşanma davalarının kabulü ile tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, davacı- karşı davalı kadının yoksulluk nafakası ve tazminat taleplerinin reddine, kadının ziynet alacağı davasının reddine karar verilmiştir. Kararın her iki taraf vekilince istinaf edilmesi üzerine davacı- karşı davalı kadının kusur belirlemesi, reddedilen yoksulluk nafakası ve tazminat talepleri ile ziynet alacağı talebinin reddine yönelik istinaf talebinin esastan reddine, davalı- karşı davacı erkeğin kusur belirlemesi, kadının davasının kabulü ve velâyete yönelik istinaf talebinin kabulü ile davacı- karşı davalı kadının davasının reddine, ortak çocuk yararına tedbir nafakası hükmedilmesine, davalı- karşı davacı erkek tarafından istinaf aşamasında sunulan ceza kararı dikkate alınarak velayet konusunda yeniden tarafların yaşadıkları yerlerde sosyal inceleme yaptırılmak ve sonucuna göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, tarafların iştirak nafakasının miktarına yönelik istinaf talebinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karar davacı karşı davalı kadın vekili tarafından temyiz edilmiştir.Boşanma davalarında gerek taraflara atfedilen kusurlar, gerekse boşanmanın eki (fer’îsi) niteliğindeki maddî ve manevî tazminat, nafaka ve özellikle velâyet gibi konular boşanmaya bağlı ve birbirinden ayrılamayacak niteliktedir. Boşanma davası ve eklerinin biri hakkında verilecek hüküm diğerinin sonucunu etkileyecek olup, bu istemler hakkında sağlıklı bir sonuca varılabilmesi ancak bu istemlerin birlikte görülüp değerlendirilmesi suretiyle mümkündür.Kural olarak, İlk Derece Mahkemesince verilen karar sonrasında tarafların istinaf itirazı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince boşanma veya boşanma davasının ekleri yönünden istinaf incelemesi yapılırken; şayet dosyada giderilebilecek bir eksiklik varsa bu eksikliğin 6100 sayılı Kanun'un 353 vd. maddeleri uyarınca ve usul ekonomisi de göz önünde bulundurularak Bölge Adliye Mahkemesince giderilip İlk Derece Mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurmak dahil gerekli kararları verebilir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından giderilemeyecek nitelikte bir eksiklik bulunması durumunda ise, taraflarca istinaf başvurusunda bulunulmadığından kesinleşen yönler hariç olmak üzere boşanma ve ekleri ayrılmadan, istinaf edilen tüm yönlerden kararın tamamının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesine gönderilmesi gerekir (6100 sayılı Kanun md. 353). Aksi uygulamayla, birbiriyle bağlantılı ve sonuçları birbirlerini doğrudan etkileyebilen istemlerin ayrılması; sağlıklı, isabetli infazı kabil kararlar verilmemesine sebep olacağı gibi bu durum usul ekonomisine de aykırıdır.Ayrıca Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrası İlk Derece Mahkemesince verilecek yeni karar ile temyiz incelemesi sonucu verilecek olası bozma kararı sonrası, İlk Derece Mahkemesince verilecek yeni karara karşı kanun yollarında da değişiklik olacaktır. Çünkü, temyiz incelemesi sonucu bozma kararı verildiğinde yeni karar sadece temyiz yoluna tabi olacak, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırıp gönderdiği yönlerle ilgili İlk Derece Mahkemesi bir karar verdiğinde bu karar ise önce istinaf, sonra temyiz aşamalarından geçecektir. Dolayısıyla, zorunlu olarak birlikte görülmesi gereken dava ve ekleri ayrı ayrı dosyalarda görüşülüp ayrı ayrı yasa yollarından geçerek ortaya hukuken ve usulen karmaşık bir sonuç ve hukuki güvenirlik ilkesine aykırı bir durum çıkabilecektir.Boşanma davası ve ekleri birbirinden ayrıldığında, biri hakkında verilecek hüküm diğerinin sonucunu etkileyecek nitelikte olması nedeniyle; örneğin, boşanma sorunu halledilmeden velâyete ilişkin uyuşmazlık, velâyete ilişkin uyuşmazlık çözülmeden kişisel ilişki ve iştirak nafakası, kusur sorunu çözülmeden maddî ve manevî tazminat ile yoksulluk nafakasına ilişkin uyuşmazlık çözülemeyeceğinden, bu istemlerin biri diğerinin sonucunu bekleyecek, gereksiz zaman kaybı ve usul ekonomisine aykırı bir yargılama süreci başlatılmış olacaktır.Diğer yandan, bilindiği üzere Bölge Adliye Mahkemelerinin, esasa ilişkin hiçbir hüküm içermeyen ve yalnızca (münhasıran) gönderme kararları kesindir (6100 sayılı Kanun md. 353/1-a). Ancak, somut olayda Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf istemi üzerine vermiş olduğu karar, yalnızca (münhasıran) gönderme kararı olmayıp aynı dava ve eklerine ilişkin esas hükümle birlikte, aynı davanın eki niteliğinde olan velâyet ile ilgili kaldırma ve gönderme kararı verilmiştir. Bu durumda, Bölge Adliye Mahkemesinin eldeki dosyaya ilişkin kararı tüm yönleriyle temyizi kabil bir karardır. Diğer bir anlatımla, Bölge Adliye Mahkemesinin kararının tüm yönleriyle temyizen incelenmesi yönünden herhangi bir engel bulunmamaktadır.Somut olay incelendiğinde, boşanmanın eki niteliğinde bulunan ve yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde boşanma davasının eki olması sebebiyle tüm istinaf istemlerinin bir bütün hâlinde değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, boşanma davasının eki niteliğindeki velâyet isteminin asıl davadan ayrılmak suretiyle buna ilişkin hükümlerin kaldırılarak dosyanın bu yönüyle İlk Derece Mahkemesine gönderilmesi, sair yönlerden ise kısmen istinaf incelemesi yapılarak esas yönden karar verilmesi hatalı olmuş, temyiz edilen hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.2.Davacı- karşı davalı kadının ziynet alacağı davasının reddine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;Bölge Adliye Mahkemesince kararın gerekçesinde davacı- karşı davalı kadının ziynet alacağı talebinin reddi kararının yerinde olduğu değerlendirilmişken, karar kısmında davacı karşı davalı kadının ziynet alacağı davasının reddine yönelik istinaf itirazlarının esastan reddine dair hüküm kurulmayarak gerekçe ve hüküm arasında çelişki yaratılmıştır. Gerekçe ve hüküm arasında yaratılan bu çelişki tek başına bozma sebebi oluşturduğundan, hükmün münhasıran bu sebeple bozulması gerekmiştir.KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kadının boşanma davası, fer'îleri ve ziynet alacağı davası yönünden BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.