Anahtar kelimeler: Güneş Planlanan Projenin Yapımına Kurmak Edimlerin Santrallerinin Projesi Yatırım Enerjisi
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ Esas, ████████ Karar
HÜKÜM
: Davanın reddi
(Yeniden hüküm kurmak suretiyle)
İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket tarafından güneş enerjisi ile ilgili üretim santrallerinin yapımına ilişkin yatırım projesi kapsamında davalı banka ile kredi sözleşmeleri imzalandığını, bu kapsamda müvekkili şirket tarafından sözleşme gereği gerekli edimlerin yerine getirildiğini ve planlanan projenin maliyetinin %75'ine kadar kredi sağlandığını, kredinin kullanımının ise doğrudan olmayıp, yapılan ve yapılacak yatırımların davalı tarafından onaylanması ile ödemenin ilgiliye yapılması şeklinde öngörüldüğünü, bu kapsamda davalı banka tarafından istenilen tüm taahhütlerin verildiğini, müvekkili tarafından gerekli koşulların yerine getirildiği için davalı banka tarafından müvekkili hesabına kredinin tahsis edildiğini ve hesaplara intikalinin yapıldığını, müvekkilinin de bu kapsamda gerekli yatırımlara ve yapılan sözleşme kapsamında tedarik anlaşmaları yapmaya başladığını, ancak davalı bankanın hiçbir neden yokken tahsis ettiği krediyi sözleşmeye aykırı olarak iptal ederek müvekkilinin hesaplarından geri aldığını, işlemin yasal olmadığını bilen davalı bankanın e-posta ortamında ilettiği ek protokolü müvekkiline onaylatmaya çalıştığını, ancak taraflarınca bu taleplerin kabul edilmediğini, davalı bankanın bu kez hatalı olduğunu bildiği için almış olduğu bazı masrafları iade etmek durumunda kaldığını, bunların iade edilmesinin müvekkilinin edimlerinin yerine getirildiğini ortaya koyduğunu, davalı banka ile yapılan sözleşme kapsamında davalı bankaya enerji santrallerinin yapılacağı taşınmazların üzerine ipotek tesis edildiğini, yine yapılan bağlantı anlaşmaları kapsamında gerekli rehin, temlik, kefalet, alacakların davalı lehine verildiğini, bu sözleşmeler kapsamında bağlantı anlaşmalarına ilişkin ilgili kurumdan elde edilecek bedellerin davalıya rehin ve temlik edildiği gibi, bu bedellerin blokeli olan banka hesabına yatırılması, davalının sözleşme kapsamına göre alacaklarının hesaptan tahsil etmesinin kararlaştırıldığını, davalının kullandıracağı kredinin tüm teminatlarının garanti altında olduğunu, gerçek kişiler hakkında dava açılmasının nedeninin ise olayların oluşumundan önce müvekkili şirketle kredi sözleşmesi yapılması için özel gayret göstermeleri olduğunu, davacı şirketin bu özel gayret gösterisi nedeniyle başka bankalar ile bu yönde çalışma yapmadıklarını ve bu şekilde şahsi menfaat temin etmek amacı ile hareket ettikleri için bu olayda şahsi kusurları mevcut olduğunu ileri sürerek kredi sözleşmeleri ve ek sözleşmeler kapsamında kullandırılan ve uhdelerine geçen kredinin yetkisiz olarak onaylarının dışında geri çekilmesi ve buna ilişkin elde edilecek muhtemel yoksun kalınan kârın ve maddi zararların davalılardan dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsili ile müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 09.09.2020 tarihli bedel artırım dilekçesi ile davalının sözleşmeye uygun davranmaması nedeniyle elde edilmesi muhtemel yoksun kalınan kâr olan 5.384.909,46 euro karşılığı 47.540.673,10 TL ile 291.652,99 USD karşılığı 2.181.097,70 TL olmak üzere toplam 49.721.770,80 TL'nin fiili ödeme tarihindeki kur farkı alacağı saklı kalmak üzere dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde, banka tarafından alınan kararların ifası nedeni ile çalışanların şahsi sorumluluğu söz konusu olamayacağından gerçek kişi davalı müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini, davacı ve müvekkili davalılardan ...arasındaki 19.04.2016 tarihinde niyet mektubu, 30 Haziran 2016 tarihinde genel kredi sözleşmesi, 30 Haziran 2016 tarihli ek kredi sözleşmesi, 30 Haziran 2016 tarihinde hesap rehin sözleşmesi imzalanarak 7.800.000,00 euro tutarında kredinin davacının müvekkili banka lehine rehinli ve blokeli olan hesabına aktarıldığını, ancak 30.06.2016 tarihinde ilgili kredi tutarının davacının hesabına rehin blokeli olarak alacak geçilmiş olmasına rağmen ilgili tarihte teminat eksiklikleri tamamlanmadığından ve teknik danışman teyidi bulunmadığından söz konusu kredinin davacıya kullandırılmadığını ve kredi üzerinde davacının tasarruf hakkını edinemediğini, müvekkili tarafından, davacı firmanın söz konusu eksiklikleri tamamlaması beklenir iken davacı şirket ortağı ve yönetim kurulu üyesi ... hakkında ...Haber Ajansı eski yöneticisi ve hissedarı olmaktan dolayı gözaltı kararı verildiğini, söz konusu karar ulusal/yerel hemen tüm kuruluşlarınca haber yapıldığını, gelişmeler üzerine davacı şirketin sıkıntıya girdiğini, davacı şirket yetkilileri ile yapılan görüşmeler sonucunda dava konusu proje finansman kredileri, genel kredi sözleşmesi, ek kredi sözleşmesi ve bunlara istinaden imzalanmış olan hesap rehin sözleşmesi hükümlerine uygun olarak ve davacının bilgisi dahilinde 01.08.2016 tarihinde davacı şirketin müvekkili bankaya rehinli ve blokeli olan hesaplarındaki kredi tutarlarının iade edildiğini, müvekkillerinin herhangi bir zarar sorumluluğundan bahsedebilmesi için hukuka aykırı fiil, zarar, kusur ve illiyet bağı şartlarının gerçekleştiğinin davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, somut olayda bu unsurların gerçekleşmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının hesabına kredinin rehinli ve blokeli olarak yatırıldığı, kredi kullandırımı için gerek niyet mektubunda gerek genel kredi sözleşmesinde gerekse ek kredi sözleşmesinde taraflarca kabul edildiği üzere teknik danışman onayının gerekli olduğu, ancak panellerle ilgili onayın halen verilmediği, sözleşmenin 4.2.10 maddesinde krediden doğan taahhütlerini yerine getirmesine mani olacağı yahut tehlikeye sokacağı anlaşılan herhangi bir olayın temerrüt hali olarak düzenlendiği, garantör ...'ın sözleşmenin imzalanmasından 15 gün sonra 15.07.2016 tarihinde FETÖ terör örgütünün darbe girişimi nedeniyle başlayan hukuki süreçte gözaltına alındığı, sözleşmede belirlenen 4.2.10. maddesindeki temerrüt halinin meydana geldiği, sözleşmenin 2.2 maddesinde temerrüt halinin oluşması durumunda bankanın herhangi bir bildirimde bulunmaksızın kredi limidini iptal etmeye hak ve yetkili olması nedeniyle 01.08.2016 tarihinde kredinin geri çekilmesinde hukuka aykırılığın olmadığı, müspet zarar olarak yoksun kalınan kârın talep edilemeyeceği, menfi zarar olarak yatırım giderleri için alınan bilirkişi raporlarında "yatırım öncesi davacı tarafça 807.757,77 USD harcama yapıldığının, bu tutarın 474.440,07 USD kısmının arazi alımı için harcanan tutar olduğunun arazilerin elden çıkarılması nedeniyle zarar oluşmadığının, geriye kalan 333.317,70 USD yönünden değerlendirme yapıldığında, ... Projelerinden bir tanesinin şirket öz kaynaklarından harcama yapıldığının, .. projesine isabet eden harcama miktarının ise 291.652,99 USD olduğunun" tespit edildiği, menfi zarar kalemi olarak talep edilen yatırım giderlerinden 291.652,99 USD'nin davalı banka tarafından davacıya ödenmesi gerektiği, davalılardan ..., ..., ...'ün pasif husumetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın davalılardan ..., ..., ...'e karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... A.Ş.'ye karşı açılan davanın kısmen kabulüne, yatırım harcamalarına ilişkin 291.652,99 USD karşılığı 842.424,20 TL maddi tazminatın 10.000,00 TL'lik kısmı yönünden dava tarihi olan 01.06.2017 tarihinden, 832.424,20 TL'lik kısmı yönünden ıslah tarihi olan 16.09.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı bankadan tahsil ve tazminine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm; davacı vekili ile davalılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı yanın istinaf başvurusu yönünden; davalı bankanın, davacı şirketin ortağı, aynı zamanda sözleşmenin garantörü ve kefili olarak imzası bulunan ... hakkında darbe girişini sonrasındaki süreçte soruşturma başlatıldığına ilişkin basında yer alan haberlere dayalı olarak davacının hesabına geçen krediyi geri çektiği, davacı şirketin % 40 hissedarı olan ...'ın kredi geri alım işleminden çok daha sonra gözaltına alındığı anlaşılmakta ise de kredinin geri alımı öncesinde 27.07.2016 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan operasyon kapsamında ...'ın da içinde bulunduğu kişiler arasında gözaltı kararı verildiğine dair basında haberler nedeniyle davacı şirketin ortağı aynı zamanda garantör olan ... ile başlayan sürecin davacı şirkete sirayet edip etmeyeceği, davacı şirketin yatırımına etkisi olup olmayacağı, projenin sekteye uğrayıp uğramayacağı ve bununla bağlı olarak davalı banka tarafından tahsis edilen kredinin geri dönüşünün riske girip girmeyeceği hususunda banka açısından belirsiz bir durum meydana geldiği, bahsi geçen ortağın suçsuzluğu sonradan kesinleşen mahkeme kararı ile tespit edilmiş ise de o dönemin koşulları içerisinde davalı bankanın, sözleşme hükümlerinde kendisine tanınan hakkı kullanması nedeniyle sözleşmeye aykırılıktan bahsedilemeyeceği, ayrıca ...'ın ortağı olduğu davacı şirketle aynı ortalık yapısına sahip ... Enerji Sanayi Tic. A.Ş. isimli firmaya 22.08.2016 tarihli 990.000,00 TL tutarlı kredi kullandırılması nedeniyle ortak hakkındaki soruşturmanın kredinin geri alımında etkili olmadığı ileri sürülmüş ise de dava konusu kredi sözleşmesinin yatırım kredisi olup dava dışı firmaya kullandırılan kredi sözleşmesinden farklı olarak geri ödemesinin uzun bir zaman sürecine yayıldığı, geri ödeme yönteminin farklı olduğu, ayrıca miktar yönünden de farklılık bulunduğu, dolayısıyla her iki kredinin banka yönünden teşkil ettiği risk aynı olmayacağından aksi yöndeki iddiaların haklı bulunmadığı, dolayısıyla davalı banka açısından sözleşmeyi ihlal ettiğinden bahsedilemeyeceği, davalı yanın istinaf başvurusu yönünden ise; davalı banka çalışanı gerçek kişilerin genel kredi sözleşmesinin tarafı olmadıkları gibi sözleşmenin yerine getirilmemesi nedeniyle açılan tazminat davasında şahsi sorumlulukları bulunmadığından pasif husumetlerinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı banka ile davacı şirket arasındaki kredi sözleşmesi kapsamında davacının hesabına yatırılan kredi bedelinin, davacının bilgi ve onayı olmadan geri çekilerek sözleşmeye aykırılıktan dolayı uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 27.11.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!