Anahtar kelimeler: İnekçiliği Sütleri Tarımla Uğraştığını Süt Mamulleri Tevkifat Aşye Yıllardan Sattığını
10. Hukuk Dairesi         ██████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Konya 4. İş Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 1990'lı yıllardan itibaren tarımla süt inekçiliği ile uğraştığını, elde ettiği sütleri ... Gıda Mamulleri San. A.Ş.'ye sattığını bu nedenle 31.03.1997-30.04.1998 tarihleri arasında söz konusu şirkete 6 adet süt satışından kaynaklı tevkifat yapıldığını, ilk kesintiyi takip eden ay başından itibaren işlem yapılması için davalı kuruma 25.03.2022 tarihinde başvurduklarını, ancak davacının kimlik bilgilerinin eksik olduğu, nüfusla yazışma yapıldığı, birden fazla ... kaydına rastlandığı gerekçesi ile işlem yapmayarak 19.04.2022 tarihinde talebin reddedildiğini, davacıya ait tevkifat belgelerinde mahalle isminin yer alması ve davacının halen bu mahallede oturduğu dikkate alınarak araştırmanın mahalle bazında yapılmasının gerektiğini, ... Mahallesinde davacıdan başka ... isimli kişinin olmadığını belirterek 31.03.1997-30.04.1998 tarihleri arasındaki 6 adet kesinti listelerinin davacıya ait olduğunun, bu kesintilere göre ilk kesintinin yapıldığı 31.03.1997 tarihini takip eden ay başı olan 01.04.1997 tarihinden 31.12.1998 tarihine kadar davacının Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II.CEVAP
:
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesi ile özetle; Kurumca kesinti makbuzları üzerinde kimlik bilgilerinin eksik olduğunu, nüfus ile yapılan yazışmada birden fazla ... isimli kişi bulunduğu belirtilerek işlem yapılamadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, davacı ...' (5...12 6)ün 31.03.1997-30.04.1998 tarihleri arasındaki 6 adet ... Gıda Mamulleri Sanayi A.Ş. tarafından yapılan tevkifat kesintilerinin davacıya ait olduğunun tespiti ile davacı ...' (5...12 6)ün 31.03.1997 tarihli ilk tevkifatı takip eden ay başı olan 01.04.1997 tarihinden 31.12.1998 tarihine kadar Tarım Bağ- kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde;
1.Tanıklardan ..., ... ve 56...08 2 T.C. no.lu ...'ün ifadelerinde davacının; ... köyünden ... isimli şahsa süt verildiği hususu açıkça belirtilmekle beraber; adı geçen şahsın ... olduğu, tanık olarak onun da ifadesine başvurulduğu ve bu ifadede; 1997 yılında davacının babası olan ...'den birkaç yıl boyunca süt aldığını, alışverişinin davacının babası olan ... ile arasında geçtiğini, davacı ile böyle bir alışverişi olmadığını ifade etmiş olduğunu,
2.Davaya konu olan tevkifattan 5 adedinin 1997 yılına ait, 1 adedinin ise 1998 yılına ait olduğu görüldüğünde, davacının iddiasının tanık anlatımları ile kusursuz olarak uyuşmadığını, bilakis alışverişin karşı tarafında olduğu ileri sürülen şahsın aksi yönde beyanlarının olduğunu,
3.Söz konusu tanık ifadelerinin kendi içinde çelişki içermesi ve bu çelişki giderilmeden karar verilmesinin hukuka, hak ve nesafet kurallarına aykırılık teşkil ettiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 2926 sayılı Kanun'un 2. maddesi gereğince kendi adına tarımsal faaliyette bulunan 22 yaşını doldurmuş erkeklerin zorunlu sigortalı sayılacaklarının düzenlendiği, bu şekilde çalışma yapanları köy ve mahalle muhtarlarının Kuruma bildirmesinin gerektiği, Kurumun da bu şekilde çalışmaları re'sen tespit görevinin bulunduğu, aynı Kanun'un 5. maddesine göre zorunlu sigortalı olmaktan kaçınılamayacağı, 2926 sayılı Kanun'da sigortalılığın tespiti davasının açılması ile ilgili bir ön koşulun düzenlenmediği açıktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun ███████-620 Esas, ████████ K. sayılı kararına göre talep edenin 22 yaşını takip eden yılbaşından itibaren sigortalı sayılacağına ilişkin koşulun mevcudiyetine karşı 01.01.1978 doğumlu davacının tevkifat tarihinde 22 yaşını doldurmadığı anlaşılmakla yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Üye ...'ın muhalefetlerine karşı, Başkan ... ile Üyeler ..., ... ve ...'nın oyları ve oy çokluğuyla,
25.12.2025 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
I. TEMEL UYUŞMAZLIK
:
1. Çoğunluk ile aradaki uyuşmazlık, "tevfikat kesintisi yapılan 1998 yılında 22 yaşını doldurmayan sigortalının, anılan tarihte yürürlükte olan 2926 sayılı Tarım Bağ-kur Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca, yaşı nedeni ile sigortalı sayılıp sayılmayacağı, 24.07.2003 tarih ve 4956 sayılı kanunun 56. maddesi ile yaşın 18 olarak kabul edilmesi nedeni ile bu yasal değişiklikten sonra 1998 yılındaki tevfkifattan dolayı sigortalı sayılıp sayılmayacağı, lehe düzenlemenin geçmişe uygulanıp uygulanmayacağı" noktasında toplanmaktadır.
2. Çoğunluk görüşü ile "uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 2926 sayılı Kanun'un 2. maddesi gereğince kendi adına tarımsal faaliyette bulunan 22 yaşını doldurmuş erkeklerin zorunlu sigortalı sayılacaklarının düzenlendiği, bu şekilde çalışma yapanların köy ve mahalle muhtarlarının Kuruma bildirmesinin gerektiği, Kurumun da bu şekilde çalışmaları re'sen tespit görevinin bulunduğu, aynı Kanun'un 5. maddesine göre zorunlu sigortalı olmaktan kaçınılamayacağı, 2926 sayılı Kanun'da sigortalılığın tespiti davasının açılması ile ilgili bir ön koşulun düzenlenmediği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun ███████-620 Esas, ████████ K. sayılı kararına göre talep edenin 22 yaşını takip eden yılbaşından itibaren sigortalı sayılacağına ilişkin koşulun mevcudiyetine karşı 01.01.1978 doğumlu davacının tevkifat tarihinde 22 yaşını doldurmadığı" gerekçesi ile yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
:
3. Kanunlar kural olarak yürürlüğe girdikleri tarihten itibaren, yürürlükte bulundukları dönem içinde ortaya çıkan olay ve ilişkilere uygulanırlar. Hukuki güvenlik ilkesi, herkesin bağlı olacağı hukuk kurallarını önceden bilmesi, tutumunu ve davranışlarını buna göre güvenle düzene sokabilmesi anlamına gelir. Kişilerin davranışlarını düzenleyen kurallar onlara güvenlik sağlamalıdır. Bu güvenliğin sağlanabilmesi her şeyden önce, devletin kendi koyduğu hukuk kurallarına kendisinin uymasına bağlıdır.
4. Hukuk devletinde devlet, hukuk güvenliğini sağlama yükümlüdür. Hukuki güvenlik ilkesi kural olarak yasaların geriye yürütülmemesini gerekli kılar. “Yasaların Geriye Yürümezliği İlkesi” uyarınca yasalar kural olarak yürürlük tarihlerinden sonraki olay, işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarılırlar. Yürürlüğe giren yasaların geçmişe ve kesin nitelik kazanmış hukuksal durumlara etkili olamaması hukukun genel ilkelerinden "‘Kazanılmış Hakların Korunması” ilkesinin gereğidir.
5. Kanun koyucuyu önceye etkili kural getirmekten engelleyen genel bir hukuk kuralı bulunmamaktadır.
6. Önceye etki kavramı, yasaların yürürlüğe girmelerinden önceki zamana uygulanabilirliği konusu ile ilgilidir. Önceye etki özgürlükçü bir anayasanın temel koşullarına, hukuk düzeninin güvenilirliğine aykırı düşer ve bu yüzden kural olarak caiz değildir. Kişiler hukuka uygun davranışlarından dolayı daha sonra zarar görmeyeceklerinden emin olmalıdırlar. Önceye etki yasağı hukuk güvenliği ve vatandaş için güveninin korunmasını sağlar. Kazanılmış olan haklara saygı ancak bu şekilde gerçekleşir. Önceye etki yasağı, yaşamları Anayasal garanti altında olan fertlerin beklenmedik hak kayıplarına uğramasını engellemek için tanınmıştır. (Sözer, A. N. Kanunların Önceye Etki Yasağı: Sosyal Sigortalar Hukuku Bakımından Bir Değerlendirme. Https://journal.yasar.edu.tr/wp-content /uploads/███████/9 s: 2477 vd). Anayasadaki “hukuk devleti ilkesi” yasa koyucuya bir yasanın kabulünden önceki zaman bakımından aleyhe sonuçlar doğuran bir yasa kabulü için dar sınırlar çizmektedir (ÖZEKES ..., Özel Hukuk-Kamu Hukuku ve Yargılama Hukuku Bakımından Kanunların Zaman İtibariyle Uygulanması, Prof. Dr. Fırat Öztan’a Armağan, C:II, Ankara, 2010, 2759-2875).
7. Çıkarılan yasa önceden oluşan güveni sağlıyor, kazanılmış hakları koruyorsa açık hüküm olmasa da istisna olarak geçmişe uygulanmalıdır. Önceye etki yasağında istisna için gerekli sebep, hukuki işlemin inşası sırasında mevcut olmalıdır. Kişi yeni düzenleme ile daha iyi bir konuma getirilmekte ise önceye etki kabul edilmelidir.
8. Mülkiyeti koruma kapsamına, edime hak sağlayan sigorta olayları dahildir. Önceden doğmuş bir sigorta olayının edim sağlayıcı etkisi kolaylıkla ortadan kaldırılamaz. Sosyal Sigortalar Hukukunda kazanılmış (müktesep) haklar dinamik nitelik taşırlar (Sözer, A. N. Kanunların Önceye Etki Yasağı: Sosyal Sigortalar Hukuku Bakımından Bir Değerlendirme. Https://journal. yasar.edu.tr/wp-content/uploads/███████/9 s: 2477 vd).
9. Getirilen kuralın önceye etkili olmasında, sigortalı lehine yorum, amaca uygunluk yorumu, Sosyal Güvenlik Hukuku’nun kamusal nitelikte olması, maddi hukukun yetersizliği (her zaman, hayatın değişen sosyal akışı içinde gelişen tüm olayları ve ayrıntıları kurallaştırma gücüne sahip olmaması), çıkarlar dengesi ve adalet duyguları gerekçe olarak dikkate alınmalı, ayrıca, süregelen uyuşmazlıklarda, tamamlanmamış (ucu açık) hukuki durumlara yeni kanunun derhal uygulanması esası ölçü olarak alınmalıdır.
10. Önceye etki yasağının istisnaları değinmek gerekirse;
- Kişi yeni düzenleme ile daha iyi bir konuma getirilmekte ise,
- Şeklen anayasaya aykırı bir yasa usulüne uygun olarak önceye etkili olarak yeniden kabul edilmişse,
- Önceye etki bir yasanın açıkça lafzından, amacından ve oluşumundan anlaşılmakta ise
lehe hüküm geçmişe uygulanmalıdır. (Sözer, A. N. Kanunların Önceye Etki Yasağı: Sosyal Sigortalar Hukuku Bakımından Bir Değerlendirme. Https://journal. Yasar.edu.tr/wp-content/uploads/ ███████/9 s: 2477 vd.
11. Nitekim 2926 sayılı Tarım-Bağ-Kur Kanunu'nun 2. Maddesinde "22 yaşını doldurmuş aile reisi kadınlar sigortalı sayılırlar” hükmü 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanunun 48. maddesi ile değişikliğe uğramış ve “aile reisi” olma koşulu yasa metninden çıkarılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'da aile reisi olmayan kadınlar yönünden sigortalılığı, kanun öncesine de uygulanmıştır. Karara göre: "2926 sayılı Kanunun 2. maddesinin “22 yaşını doldurmuş aile reisi kadınlar sigortalı sayılırlar” hükmü 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanunun 48. maddesi ile değişikliğe uğramış ve “aile reisi” olma koşulu yasa metninden çıkarılmıştır. Sosyal güvenlik hakkı kamu düzeni ile ilgili olduğundan, sigortalılar lehine düzenlenen bu yeni kuralın eski olaylara da uygulanması gereklidir. Yeni düzenlemeye göre aile reisi olma şartı yürürlükten kalktığından ve sigortalının lehine olan bu yeni şeklin eski olaylara da uygulanması gerektiğinden Yerel Mahkemenin davacının sigortalılığı yönünden aile reisi olması gerekmediğine ilişkin kabulü isabetli olup, Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında bu hususta bir uyuşmazlık bulunmamaktadır (Hukuk Genel Kurulu 18.05.20 11... /10-230 E. ████████ K. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 29.05.2013 t., ███████-1481 E., ████████ K. sayılı ilamları). Yargıtay 10. Hukuk Dairesi de aynı şekilde "Davanın yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Kanunun 2. maddesine göre 22 yaşını doldurmuş aile reisi kadınlar sigortalı sayılırlar hükmü 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanunun 48. maddesi ile değişikliğe uğradığını ve "Aile Reisi" koşulunun yasa metninden çıkarıldığını, Sosyal Güvenlik hakkı kamu düzeni ile ilgili olup sigortalılar lehine düzenlenen bu yeni kuralın eski olaylara da uygulanması gerekli olduğunu, yeni düzenlemeye göre aile reisi olma şartı yürürlükten kalktığından ve sigortalının lehine olan bu yeni şeklin eski olaylara da uygulanması gerektiğinden davacının sigortalılığının aile reisi olmadığı gerekçesiyle baştan itibaren iptal edilmesine ilişkin Kurum işleminin Sosyal Güvenlik ilkeleriyle bağdaşmadığını" belirtmiştir. (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 02.02.2012 t., ██████████ E., █████████ K).
12. Maddedeki "aile reisi kadınlar hükmü" değiştirilmeden önce Anayasa Mahkemesine iptal edilmesi için somut norm denetimi ile itirazla götürülmüş, Anayasa Mahkemesi 17.04.2007 tarih ve ███████ E, ███████ K sayılı kararı ile bı hükmü iptal etmiştir.
III. SONUÇ
:
13. 24.07.2003 tarihinde 4956 sayılı kanunun 56 ncı maddesi ile 2926 sayılı Kanunun 5. Maddesinde 22... olarak kabul edilmesi lehe bir düzenlemedir. O tarihte yürürlükte olan 506 sayılı SSK ve 1479 Sayılı kanun kapsamında sigortalı sayılma için kabul edilen 18 yaşa uygun bir düzenleme getirilmiştir. Öncesinde eşitlik bakımından Anayasaya aykırılık olduğu açıktır. Lehe düzenlemenin sosyal güvenlik hakkı kamu düzeninden olduğundan geçmişe uygulanması gerekir. Yerel mahkemenin kararı isabetli olup onanması gerekir. Çoğunluğun bozma gerekçesine katılınmamıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!