Anahtar kelimeler: Bağın Bulunsa Mevcudiyeti İşkolunda Görülebilmesi Organik Bağ Yorumlandığını Önem Otuz

(BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİ KARARLARI ARASINDAKİ
UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE DAİR)I. BAŞVURUBaşvurucu dilekçesinde; 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 18. maddesine göre işe iade davasının görülebilmesi için gereken otuz işçi bulunma şartının Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Dairelerince farklı yorumlandığını, organik bağın mevcudiyeti hâlinde Şirketlerin aynı işkolunda bulunup bulunmamasının önem arz etmediğini belirterek kararlar arasındaki uyuşmazlığın giderilmesini talep etmiştir.II. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ HUKUK DAİRELERİ BAŞKANLAR KURULU KARARI... Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunun 06.10.2025 tarihli ve ███████ Karar sayılı kararı ile; ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin kesin kararında aralarında organik bağ bulunsa bile aynı işkolunda faaliyet göstermeyen işveren şirketlerin işçi sayılarının birlikte dikkate alınmaması gerektiğinin kabul edildiği, ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin kesin kararında ise aynı işkolunda faaliyet göstermese bile aralarında organik bağ bulunduğu tespit edilen işveren şirketlerin çalıştırdığı işçilerin 30 işçi sayısının tespitinde birlikte dikkate alınması gerektiğinin kabul edildiği, bu durumda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairelerinin kesin nitelikteki kararları arasında uyuşmazlık bulunduğu belirtilerek uyuşmazlığın giderilmesi için 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un (5235 sayılı Kanun) 35/3 hükmü uyarınca Yargıtay 9. Hukuk Dairesine başvurulmasına karar verilmiştir.III. UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU KARARLARA. ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 18.12.2024 Tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar Sayılı KararıBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı şirket ile arasında organik bağ bulunduğu iddia edilen dava dışı şirketin, davalı şirketin işkolunda çalışanının bulunmadığına dikkat çekilerek işyerinde çalışan işçi sayısının otuz veya daha fazla olması şartının gerçekleşmediği kabul edilmiş, bu kabulden hareketle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak açılmış işe iade davasının dava şartı yokluğundan usulden reddine kesin olarak karar verilmiştir.B. ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 01.10.2024 Tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar Sayılı KararıBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı Şirket ile dava dışı Şirket arasında organik bağ bulunduğu, bu durumda faaliyet alanına bakılmaksızın dava dışı Şirket işçilerinin sayısının da işe iade davası açılabilmesi için gerekli olan "otuz veya daha fazla işçi" şartı bakımından değerlendirileceği, organik bağın mevcudiyeti hâlinde aynı işkolunda çalışma şartının aranmayacağı belirtilerek işe iade davasının kabulüne yönelik karar bu yönden isabetli bulunmuş, infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulmuş olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne kesin olarak karar verilmiştir.IV. GEREKÇEUyuşmazlık, iş güvencesi hükümlerinin uygulama kapsamını belirlemek için değerlendirilmesi gereken otuz işçi koşuluna ilişkindir.4857 sayılı Kanun'un 18/1 hükmü şöyledir
:" Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. (Ek cümle: 10/9/2014-6552/2 md.) Yer altı işlerinde çalışan işçilerde kıdem şartı aranmaz."İlgi maddeden de anlaşıldığı üzere; işçinin, iş güvencesi hükümlerinden faydalanabilmesi için olması gereken koşullardan biri işyerinde otuz veya daha fazla işçi çalışmasıdır.Aralarındaki uyuşmazlığın giderilmesi istenen Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki ortak nokta dava dışı şirket ile davalı şirket arasında organik bağın mevcudiyetinin kabul edilmesidir. Açılmış işe iade davasının farklı sonuçlanma nedeni ise işçi sayısı değerlendirmeye konu edilecek dava dışı şirketin ayrı işkolunda faaliyet göstermesinin otuz işçi sayısının tespitine etkisidir. Nitekim ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 18.12.2024 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararında dava dışı şirketin davalı şirket ile aynı işkolunda çalışanının bulunmadığı belirtilerek fesih bildirimine itiraz davasının işçi sayısının otuz veya daha fazla olması şeklindeki şartının sağlanmadığı kabul edilmiş, ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 01.10.2024 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararında ise organik bağın mevcudiyeti hâlinde aynı işkolunda faaliyet gösterme şartının aranmayacağı vurgulanmıştır. Buradan hareketle iki Mahkemenin de kabulünde olan organik bağın varlığının söz konusu davalara etkisi incelenmelidir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(22)9-3109 Esas, █████████ Karar sayılı kararında birlikte istihdam, organik bağ, tüzel kişilik perdesinin aralanması kavramları şu şekilde açıklanmıştır:"...Birlikte istihdam olgusunun varlığı her ne kadar daha çok şirket grupları içinde ortaya çıkmakta ise de bu ilişkinin kurulması için birlikte işverenlerin aynı şirket grubu içerisinde yer alması zorunlu değildir. Önemli olan aynı grup içinde yer alma değil, birlikte işverenlerin işçi ile olan ilişkilerini ayrı ayrı değerlendirebilme olanağını ortadan kaldıracak şekilde işçi ile hukukî bir bağlantı içinde olmalarıdır. Ayrıca işçinin birlikte işverenlerle ayrı ayrı iş sözleşmesi yapmasına da gerek olmayıp, aynı iş sözleşmesi kapsamında birden fazla işverene aynı zaman ve nitelikte iş için iş görme borcunu yüklenmesi mümkündür (Süzek, s.150).Birlikte istihdamın varlığı hâlinde işverenlerin her biri, işveren hak ve yetkilerine sahip olmakla birlikte işverenin borç ve sorumluluklarına da ayrı ayrı sahiptirler. Bir diğer anlatımla işçiye karşı işverenler müteselsil sorumlu olup, işçi de ücret ve diğer haklarının tümünü her bir işverenden talep etme hakkına sahiptir.Uygulamada işverenler iş hukukundan doğan yükümlülüklerden kaçınmak için bazı durumlarda bir holding veya şirketler topluluğunda ya da bunların dışında kalan şirketlerde işçiler görünüşte bir şirketin işçisi olarak gösterilmektedir. Bu duruma engel olmak için tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisi geliştirilmiştir (Süzek, s.152)....Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasına benzeyen bir başka kavram organik bağ kavramıdır. Tüzel kişilik perdesinin aralanmasında olduğu gibi organik bağ kavramında da bir tüzel kişinin borçlarından bir başka tüzel kişinin sorumluluğuna gidilmektedir. Bu hâliyle organik bağ kavramının da kaynağını TMK’nin 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı oluşturmaktadır (Öztek/Memiş, s. 210). Ancak organik bağ kavramı, tüzel kişilik perdesinin aralanmasına göre daha geniş bir anlama sahip olsa da organik bağın varlığı, tek başına tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirmemektedir. Başka bir deyişle şirketler arasında organik bağ tespit edilse dâhi tüzel kişilik perdesinin aralanması ve alacağın perdenin arkasındakinden de istenebilmesi için sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle ispatlanması gerekmektedir.Şirketler arasında ortakların akraba olması tek başına organik bağ veya tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için yeterli değildir veya şirketlerin aynı faaliyeti yürütüyor olması organik bağ için yeterli değildir (Baycık, G.: İşverenin Tespitinde Birlikte İstihdam ve Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Kurumları, İş Uyuşmazlıklarında Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Değerlendirme Toplantısı (Seminer Bolu/Abant – 06... ), ... İşveren Sendikası, ... 2019, s. 20).Şirketler arasında organik bağ olup olmadığı; şirketlerin adreslerinin aynı olması, ortaklık yapılarının ve yönetim kurullarının benzer olması veya temsilcilerinin aynı olması, faaliyet alanları, hisse devirleri, muvazaalı işlemler gibi hususlar ve somut olayın özellikleri de gözetilerek tespit edilebilir. Ancak tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasında her iki şirketin faaliyet alanı, ortaklık yapısı, ortakları gibi konularda öyle büyük ve derin bir kesişme vardır ki; bu şirketlerle iş yapan kişiler nezdinde iktisadi bir bütünlük içerisinde tek bir şirketle iş yapılıyor algısı oluşmaktadır. Ayrıca üçüncü kişiler nezdinde uyandırılan bu algı neticesinde, ticaret yaparken güçlü bir yapıya sahip görüntüsü oluşturularak, şirketlerden birinin borca batırılması ya da içinin boşaltılıp iş alanının diğerine kaydırılması işlemleri tipik bir hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmelidir...."Tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi, yukarıda yer verilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/(22)9-3109 E., █████████ K. sayılı kararında da ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere, her somut olayın özelliği gözetilerek değerlendirilmesi gereken ve özellikle de 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi gereğince dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılma yasağı gözetilerek tüzel kişiliğin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullanılıp kullanılmadığı, tüzel kişiliği düzenleyen normların dışına çıkılıp çıkılmadığı belirlenmek suretiyle titizlikle incelenmesi gereken bir meseledir.Organik bağ kavramı kaynağını dürüstlük kuralından ve hakkın kötüye kullanılması yasağından almaktadır. Dairemiz uygulamasına göre sadece organik bağdan söz edilerek işçilik alacaklarından aralarında bağlantı bulunan işverenlerin birlikte sorumluluğuna gidilmesi veya birden fazla işverende geçen çalışmalar için sadece bir işverenin sorumluluğunun yeterli görülmesi mümkün değildir. Tüzel kişiler arasında sadece organik bağ bulunması, çalışma döneminin tamamına ilişkin alacaklardan işçinin çalışmış olduğu her bir tüzel kişinin müteselsilen sorumlu olması sonucunu doğurmaz. Zira sadece organik bağın varlığı tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için yeterli değildir. İşçilik alacaklarının hesabında, hizmetlerin değerlendirilmesi ve işverenlerin sorumluluklarının belirlenmesi için işverenler arasında işyeri devri, iş sözleşmesi devri, asıl işveren alt işveren ilişkisi veya birlikte istihdam olgularının bulunup bulunmadığının somut olarak belirlenmesi gerekir. Yapılan bu açıklamalar işe iade davası yönünden yapılacak değerlendirmeler için de geçerliliğini korumaktadır. Salt organik bağın mevcudiyeti dava dışı bir şirketin işçilerinin sayısından, iş güvencesi şartlarından olan, davanın görülebilmesi için gereken asgari işçi sayısının tespitinde yararlanılması sonucunu doğurmamaktadır. Buradan hareketle Bölge Adliye Mahkemelerinin kararlarında tartışılanın aksine, farklı tüzel kişiliklere ait işyerlerinin işkolları bakımından birlikte değerlendirilmesi gerekli olmadığı gibi mümkün de değildir.Yapılan açıklamalara göre başvuru konusu ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 18.12.2024 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 01.10.2024 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı arasındaki uyuşmazlığın, iş güvencesinden yararlanma şartlarından olan otuz işçi sayısının tespitinde, davalı Şirket ile arasında organik bağ bulunduğu kabul edilen dava dışı şirketin işçi sayısının, salt organik bağ kabulünden hareketle mevcut sayıya eklenemeyeceği, tüzel kişilik perdesinin aralanmadığı bir durumda dava dışı şirketin işkolunun davalı Şirket ile aynı veya farklı olmasının sonuca etkisinin olmadığı şeklinde giderilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.V. KARAR1. ... Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu tarafından iletilen, iş güvencesinden yararlanma şartlarından olan otuz işçi sayısının tespitinde, davalı şirket ile arasında organik bağ bulunduğu kabul edilen dava dışı şirketin işçi sayısının, salt organik bağ kabulünden hareketle mevcut sayıya eklenemeyeceği, tüzel kişilik perdesinin aralanmadığı bir durumda dava dışı şirketin işkolunun davalı şirket ile aynı veya farklı olmasının sonuca etkisinin olmadığı şeklinde giderilmesine;2. Dosyanın ... Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kuruluna gönderilmesine,3. Karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemelerinin hukuk dairelerine bildirilmesi için Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliğine gönderilmesine,17.12.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.