Anahtar kelimeler: Akçaabat Trabzon Tapuda Metrekare Alanında İli İlçesi Mahallesi Yüzölçümündeki Yüzölçümlü
8. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3.Hukuk Dairesi

SAYISI
: ███████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Akçaabat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ███████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Trabzon ili .... ilçesi .... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda davacılar ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan eski 328 parsel sayılı 2.850,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 1 21... parsel numarasıyla ve 2.420,88 metrekare yüzölçümlü olarak; davalı ... adına kayıtlı bulunan eski 327 parsel sayılı 1.240,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 1 21... parsel numarasıyla ve 1.255,55 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir.
2. Davacılar vekili dava dilekçesinde; Trabzon ili .... ilçesi ..... Mahallesinde bulunan 1 21... parsel sayılı taşınmazda müvekillerinin hissedar olduklarını, bu parsele komşu 1 21... parselin davalı adına kayıtlı olduğunu, yenileme kadastro çalışmaları sırasında, müvekkillerine ait olan 1 21... parsel sayılı taşınmaz ile davalı adına kayıtlı 1 21... parsel sayılı taşınmazların sınırının hatalı ölçüm ve tespit sonucu yanlış belirlendiğini, tespit sırasında yapılan hatalı sınırladırmanın, eski çaplı tasarruf vesikası ile tespit sonrası oluşturulan kadastro krokisi çakıştırıldığında açıkça görüldüğünü, bu hususun yüzölçüm azalmasından da belli olduğunu, yenileme kadastrosu işleminin iptaliyle taşınmazların sınırlarının eski hale getirilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Mahkemenin görevli olmadığını, yenileme işlemi üzerinden 10 yıllık süresinin geçtiğini, hak düşürücü sürenin dolduğunu, yenileme öncesi ve yenileme sonrasında toplam alanda 15,35 metrekarelik alan büyümesinin tesis kadastrosunun grafik, yenileme kadastrosunun ise sayısal pafta olarak yapılmasından kaynaklandığını, yenileme kadastrosunun tesis kadastrosuna uygun olarak çakıştırılmak sureti ile sınırın tespit edildiğini, davacılar tarafından dosyaya sunulan krokinin özel hizmet veren harita mühendislik bürosunda çizilerek hazırlanan kroki olduğunu, itibar edilemeyeceğini, kadastro çalışmalarının tamamlandığını, dava açılmasının tapuya güven ilkesine aykırı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "16.01.2023 havale tarihli bilirkişi raporunda; dava konusu taşınmazların yenileme kadastrosu çalışmalarının 2014 yılında yapıldığı, tesis kadastro paftasında hesap ve çizim hatası tespit edilemediği, geçmişe dönük uçuş fotoğraflarında gözlemi yapılan sınırın, davacı tarafın gösterimini yapılan sınır (kesik mavi hat) ile K3 noktasına kadar uyumlu olduğu bu noktadan sonra ( K4 noktasına doğru) uyuşmazlık yer almakta olup, özellikle K4 noktasında uçuş fotoğrafları ve ortofotoda gözlenmiş olan sınırdan ayrıldığı, davaya konu parsellerin iş makineleri ile sürülmesi nedeniyle zeminde (K3 noktası (taş) hariç) sabit nitelikli sınır bulunmadığı, davacı tarafın gösterimi olan sınırın (K1,K2,K3 noktaları boyunca), ortofoto ve uçuş fotoğraflarında gözlenmekte olan sınır ile uyumlu olduğu, bu kısımda (K1,K2,K3) tesis kadastrosu (yenilemede geçerli sınır alındığından aynı zamanda yenileme sınırı) sınırının, ortofoto ve uçuş fotoğraflarında gözlenen sınır ile uyumlu olmadığı, K1-K3 hattı boyunca sınırlandırma- ölçü hatası yapıldığı, davacı tarafın gösterimi olan sınırın (K3-K4 noktaları boyunca), ortofoto ve uçuş fotoğraflarında gözlenmekte olan sınır ile kısmen uyumlu kısmen uyumsuz olduğu, K3 noktasından K4 noktasına doğru davacı tarafın göstermiş olduğu sınırın, ortofoto ve uçuş fotoğraflarında gözlenen sınırın gittikçe ayrılarak uyumsuz hale geldiği, bu kısımda tesis kadastrosu sınırının da ortofoto ve uçuş fotoğraflarında gözlenen sınır ile uyumlu olmadığı, zeminde sabit nitelikte sınır bulunmadığından dolayı bu kısımda sınırlandırma-ölçü hatası yapılıp yapılmadığı kanaatine varılamadığı, davaya konu 1 21... (eski 328) numaralı parsel ile 1 21... (eski 327) numaralı parsellerin (K1,K2.K3) noktaları boyunca tesis kadastrosu çalışmalarında sınırlandırma hatası yapıldığının tespit edildiğinin rapor edildiği, dava konusu alanda tesis kadastrosundan sonra Kadastro Kanunu 22/2-a maddesi uyarınca yapılan kadastro yenilemesi ile sabit sınırın kanunun amacını aşacak, maddi ve hesap hatası olarak kısmen kabul edilemeyecek şekilde değiştirildiğinin tanzim edilen denetime elverişli bilirkişi raporu ile sabit olduğunun değerlendirildiği" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''dosya kapsamından ve alınan bilirkişi raporu ve ekli kroki içeriklerinden, taşınmazların tesis kadastrosu ile uygulama kadastrosuna ait paftaların çakıştırılması suretiyle oluşturulan haritadan, uyuşmazlık konusu bölüme ilişkin tesis kadastro sınırları ile uygulama kadastro sınırlarının bire bir aynı olduğu, uygulama kadastrosu sırasında da tesis kadastrosunda oluşturulan sınırların esas alındığı, tesis kadastrosu sınırları ile uygulama kadastrosu sınırlarının örtüştüğü, uygulama kadastrosuna yönelik çalışmanın usule uygun olduğu, tesis kadastrosu sırasında taşınmazlar arasında "sabit sınır" olarak kabul edilebilecek duvar, çit, bina gibi doğal veya yapay sınırların bulunmadığı, taşınmazların tesis kadastrosuna ilişkin teknik belgelerinde de her hangi bir hata bulunmaması nedeniyle taşınmazlar arasındaki sınırın "geçerli sınır" olarak kabul edilmesinin gerektiği, tesis kadastrosunun yapıldığı tarih itibariyle taşınmazlar arasında sabit kabul edilebilecek bir sınırın mevcut olmadığı ve tesis paftasında da hata bulunmadığı, mahkemece uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı, tesis kadastrosu paftası ile uygulama paftasının çakıştırılması suretiyle tesis kadastrosu sonucu olaşan sınıra göre uygulama sınırının belirlenmesinin gerektiği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu, hatanın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği'' belirtilerek, davacılar vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulması suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesi'nin kısmen red kararı usul, kanuna ve dosya kapsamına aykırı iken, Bölge Adliye Mahkemesinin tümden redde dair hükmünün dosya içeriğine ve kanuna aykırı olduğunu, bilirkişi raporunun, tesis kadastrosundaki sınır ile yenileme kadastrosu sırasında belirlenen sınırın uyuşmadığını, tesis kadastrosu sınırı ile davacının gösterdiği sınırın örtüştüğünü ortaya koyduğunu, dinlenen tanıkların davanın haklı olduğunu ortaya koyduğunu, yıllara göre temin edilecek hava fotoğrafları ile davalının sınırı nasıl değiştirdiğinin açıkça tespit edilmesinin mümkün olduğunu, bilirkişi raporlarına ve dinlenen tanıklara göre davalı tarafın iş makinesi ile sınır bozma eylemi yaptığının sabit olduğunu, bu hususun davacı lehine değerlendirilmesi gerektiğini, Bölge Adliye Mahkemesince bu hususlar dikkate alınmayarak taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, raporda tesis kadastrosu ile yenileme kadastrosu arasındaki sınır uyuşmazlıklarının tespit edildiğini, davalı tarafın iş makinesiyle yaptığı çalışmalardan dolayı sınırda değişiklikler olduğunu, davacının gösterdiği sınır ile geçmişe dönük uçuş fotoğraflarının uyumlu olduğunun belirtildiğini, raporda belirtilen bazı hususların çelişkili olduğunu, geçmişe dönük hava fotoğraflarının detaylı şekilde değerlendirilmesi gerekirken eksik incelemeyle karar verildiğini, tanık beyanlarının davacının iddialarını doğruladığını beyan ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1.maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371.maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Davacılardan alınan 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!