Anahtar kelimeler: Nizip Süreç İstemlerinin Görüşü Hukukî Edenlerin Öldürme Neticesinde Edilebilir Esastan

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.SUÇ
: Nitelikli kasten öldürmeHÜKÜM
: İstinaf başvurularının esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasıİlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/1 ve 286/2-a maddeleri uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇ1.Nizip Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.07.2024 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında maktule yönelik nitelikli kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 82/1-e ve 53. maddeleri uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.2.Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 11.10.2024 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile sanık hakkında maktule yönelik nitelikli kasten öldürme suçundan ilk derece mahkemesince kurulan ve resen de istinafa tabi olan hükme yönelik sanık ... müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİSanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; sanığın üzerine atılı suçu işlemediğine, eksik incelemeye, takdiri indirim nedenlerinin ve lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir.III. GEREKÇEYargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eksik incelemenin bulunmadığı, eylemin sanık tarafından kasten gerçekleştirildiğinin saptandığı, hükme esas alınan adli raporların yeterli olduğu, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmamasına karar verildiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, uygulanacak başkaca lehe hükmün bulunmadğı anlaşıldığından sanık ... müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.IV. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 11.10.2024 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararında sanık ... müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Nizip Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,02.03.2026 tarihinde karar verildi.K A R Ş I O YTüm dosya kapsamından anlaşılacağı üzere,Maktulün 3-4 yaşında özürlü bir erkek çocuğu olduğu annesinin Suriye’den ülkemize göç ettiği olay tarihinde başka bir erkekle evleneceği için çocuğunu emaneten tanık ...’e bıraktığı ve bu süre karşılığında kendilerine para göndereceğini söylediği ancak bir daha arayıp sormadığı ...’in bu durumdan şikayet etmesi üzerine sanığın çocuğa bakmayı kabul ettiği ve çocuğu kendi evine götürdüğü sanığın uyuşturucu ve alkol kullandığı eşini ve çocuklarına kötü davrandığı hatta sık sık şiddet uyguladığı maktul çocuğa da aynı şekilde sık sık şiddet uyguladığı olay günü sanığın eşinin eve geldiğinde sanığın maktul çocuğa bağırdığını ve çocuğun ağladığını gördüğü daha sonra maktulü yatırdıkları sabah baktıklarında maktulün ölmüş olduğunu fark ettikleri sübut bulmuşturHer ne kadar sayın çoğunluk sanığın maktulü kasten öldürdüğüne ilişkin mahkumiyet hükmünün isabetli olduğuna karar vermiş ise de bu karara katılmıyoruz şöyle ki; sanığın maktulü doğrudan öldürmek kastıyla hareket ederek darb ettiğine dair herhangi bir delil bulunmamaktadır. Otopsi raporuna göre maktuldeki yaraların değişik zamanlarda meydana geldiği anlaşılmaktadır. Mahkemenin gerekçeli kararında belirtilen kafatasında kırıkların olduğuna dair husus adli tıp raporunda doğrulanmamıştır. Rapora göre kafa kemikleri sağlamdır, maktul çocuğun değişik zamanlarda değişik şekillerde darpa maruz kaldığı sabittir, ancak bunların çoğu ısırık tırnak izi gibi doğrudan ölüm neticesini meydana getirecek mahiyette yaralar değildir. Kafaya yapılan bir darbenin kafa içinde kanamaya sebebiyet vermesi nedeniyle ölüm gerçekleşmiştir. Bu darbenin de ne zaman ne şekilde bir alet kullanılarak veya yumrukla veya tokatla meydana geldiği aydınlanmamıştır. Sanığın maktul çocuğu öldürmesi için bir nedeni bulunmamaktadır. Sanık şiddete eğilimli olup aynı şekilde kendi eşine ve çocuklarına da zaman zaman şiddet uygulayan birisidir. Maktul çocuğun özürlü olması, kendi kendine tuvaletini yapamaması ve konuşmaması nedeniyle sanığın bunlara sinirlenip maktul çocuğa şiddet uygulaması olasılığı bulunmaktadır, ancak bunların hiçbirisi sanığın doğrudan doğruya öldürmek kastıyla hareket ettiğini kabul etmeye yeterli değildir. Sanığın öldürme kastıyla değil yaralama kastıyla hareket ettiği ancak olay günü maktulün kafasına vurduğu darbenin kafa içinde kanamaya sebebiyet verdiği ve ölümün bu nedenle gerçekleştiği dikkate alındığında eylemin TCK 87/4. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu, maktulün dışa yansıyan bir kanaması veya yarası bulunmadığından sanığın maktulü hastaneye götürmemesinin hayatın olan akışına uygun olduğu, kararın bu yönüyle bozulması gerektiğini düşündüğümüzden sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.