Anahtar kelimeler: Adında Yarattığını Sunmak Edicilik Sanat Sınai Unvanında Ayırt Turizm İhtiva

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ Esas, ████████ KararHÜKÜM
: Davanın reddiİLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1989 tarihinde ... Büyükşehir Belediyesi bünyesinde, ..., sanat ve turizm hizmetleri sunmak üzere kurulmuş ticari bir işletme olduğunu, ticaret unvanında ve "www.kultur...." alan adında da geçen “...” ibaresini ihtiva eden tescilli markalarıyla seri marka yarattığını ve “...” ibaresine ayırt edicilik kazandırdığını, bu markaları mesnet göstererek ██████████ sayılı ve "...Şirketler Grubu" ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın ilk önce Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kısmen kabulüne karar verildiğini, bu karara hem müvekkili hem de davalıların itiraz etmesi üzerine Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun (YİDK) davalıların itirazını kabul edip müvekkilinin itirazını reddederek markanın bütünüyle tesciline karar verdiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira dava konusu edilen marka ile müvekkilinin tescilli markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzediğini, dava konusu edilen markadaki “şirketler grubu” ibaresinin ticaret alanında herkesin kullanımına açık olan bir ibare olduğunu ve ayırt ediciliği sağlamadığını, markaların karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğunu ileri sürerek YİDK kararının iptalini ve davalıların ██████████ sayılı markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.2.Diğer davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin ve kardeş kuruluşlarının 1932 yılından bu yana “...” ibaresini başta eğitim hizmetleri olmak üzere pek çok farklı sektörlerde kullandıklarını, “...” ibareli markaların müvekkilleri davalılar adına 45. emtia sınıfının tamamında zaten tescilli bulunduğunu, “...” markasının eğitim-öğretim hizmetleri alanında gerçek ve üstün hak sahibinin davalı “...Hizmetleri A.Ş.” olduğunun kesinleşmiş mahkeme, Yargıtay ve Hukuk Genel Kurulu kararlarıyla sabit olduğunu, ayrıca davacının davasına mesnet aldığı markalarını tescilli oldukları tüm emtialarda kullanmadığını, karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan da benzemediğini, davacının, davalıların marka tescillerine uzun süre ses çıkarmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..." ibaresinin tek başına markasal ayırt edici niteliğinin bulunmadığı, ayırt edici niteliğinin de çok düşük olması karşısında ve markanın bütünselliği de gözetilerek davalının "...Şirketler Grubu" ibareli marka başvurusu ile davacının içinde "..." ibaresi geçen itiraz mesnedi tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik görülmediği, taraf marka işaretleri benzemediğinden iltibasın bulunmadığı, tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, davacı tarafın "...Şirketler Grubu" ibareli başvuru üzerinde ticaret unvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiasının kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu markanın kapsamına alınmak istenen 14, 16, 19, 20, 21, 28, 35, 41... . sınıf mal ve hizmetler, davacının 16... . sınıf bir kısım mal ve hizmetlerde kullanımı ispatladığı ██████████ sayılı markası ve tescil tarihleri itibariyle kullanım ispatına tabi olmayan markalarının kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı/aynı tür ve benzer olup, emtia benzerliği şartı kısmen gerçekleştiği, dava konusu başvurunun "...Şirketler Grubu" ibaresinden oluştuğu, başvuruda yer alan "Şirketler Grubu" ibaresinin tanımlayıcılığından başvuruda markasal algının "..." ibaresi üzerinde olacağı, davacının itiraza mesnet markalarının ise "...." ve "..." ibareleri esas alınarak oluşturulduğu, taraf markalarının ortak olarak barındırdığı "..." ibaresinin "eğitim, öğretim hizmetleri ile kitap ve kırtasiye gibi eğitim malzemeleri" yönünden düşük ayırt edicilik taşıdığı, bu tür markalar arasındaki karıştırılma tehlikesinin yapılacak bazı ilave ve değişiklikler ile bertaraf edilebileceği, bu durumda "..." ibareli davacı markaları ile "..." şeklindeki dava konusu başvurunun yeterince uzaklaşmadığı, başvuruya yeterli ayırt edicilik kazandırılmadığı, emtia benzerliği de kısmen gerçekleşmiş olduğundan, taraf markaları arasında söz konusu mal ve hizmetler yönünden ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunduğu, İlk Derece Mahkemesinin aksi yöndeki kabulünün isabetli bulunmadığı, ancak ██████████ sayılı markanın "...Üniversitesi" ibaresini taşıdığı, bu markada da "..." ibaresinin esas unsur olarak konumlandırıldığı, markanın kapsamında 1-45. sınıf mal ve hizmetler bulunduğu, bu hali ile, eski tarihli bu markanın kazanılmış hak oluşturması mümkün olup, dava konusu başvurunun da, davacının itiraza mesnet markalarından ziyade davalının ██████████ sayılı markasına benzediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak davanın açıklanan gerekçelerle reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve Gerekçeİlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI.SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 25.11.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.