Anahtar kelimeler: Devraldığını Kişiden Batı Gelişmeler Süreci Üyeliğini Direnilmiştir Bozulmuş İsimli Çıkan

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.ÖZEL DAİRE KARARI
: Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 04.10.2023 tarihli ve█████████ Esas, █████████ Karar sayılı BOZMA kararı1. Taraflar arasındaki kayıt kabul davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:I. YARGILAMA SÜRECİDavacı İstemi4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı kooperatif üyeliğini ... isimli kişiden devraldığını, ortaya çıkan bir kısım olumsuz gelişmeler nedeniyle müvekkilinin kooperatif üyeliğinden ayrılma talebini davalı kooperatife ilettiğini ve üyelik süresince kooperatife yaptığı ödemelerin tahsili amacıyla icra takibi başlattığını, takibe yapılan itiraz üzerine açılan dava sonucunda müvekkilinin kooperatif ortaklığından yasal olarak çıkmadığı, dolayısıyla talep edilebilecek çıkma alacağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, bu arada davalı kooperatifin inşa ettiği konutları 20.12.2009 tarihli kura ile ortaklarına tahsis ettiğini, davalı kooperatife gönderilen ihbarname ile davacıya konut tahsis talebinde bulunulduğunu ancak davalının cevap vermediğini ileri sürerek davalı kooperatif tarafından gerçekleştirilen kura çekiminin iptal edilerek davacıya da diğer kooperatif üyeleri gibi konut tahsis edilmesini, bu konuda bir imkânsızlığın olması hâlinde ise emsal dairenin rayiç değerinin kendisine ödenmesi gerektiğinin tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla uğradığı zarar için şimdilik 10.000,00 TL bedelin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 02.02.2022 harç tarihli ıslah dilekçesinde tazminat talebini 111.000,00 TL’ye artırmıştır.Davalı Cevabı5. Davalı temsilcisi cevap dilekçesinde; davacının kurucu üyelerden ...'in hissesini 30.09.2003 tarihinde devraldığını, bu tarihten itibaren 2007 yılına kadar genel kurul listelerinde her iki ismin de yer almadığını, 07.07.2007 tarihinde bakanlık temsilcisi gözetiminde yapılan genel kurulda beyana göre hazirun listesi düzenlendiğini, o tarihe kadar otuz dokuz kişi olan genel kurul listesinin beyan üzerine yetmiş yedi kişiden oluştuğunu, bu listede davacının isminin de yer aldığını, ancak üyelik beyan edenlerden belgelerini kooperatif yönetimine ibraz etmeleri ve bunların incelenmesi sonucu üye listesi tanzim edileceğinin duyurulmuş olmasına rağmen davacının herhangi bir başvuruda bulunmadığı gibi bir belge de ibraz etmediğini, bu nedenle daha sonraki genel kurul listelerinde isminin yer almadığını, davacıya ait herhangi bir ödeme belgesi mevcut olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesinin Birinci Kararı6. Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 07.07.2015 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile; kura işleminin dayandığı genel kurul kararının iptali hususunda 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun (Kooperatifler Kanunu) 53. maddesinde öngörülen bir aylık hak düşürücü süre içinde açılmış bir dava bulunmadığı, kuradan itibaren dava tarihine kadar dört buçuk yıla yakın süre geçtiği, dolayısıyla kura çekiminin iptalinin istenemeyeceği, davacı adına tahsisi mümkün bir konut da bulunmadığı, bu nedenle davacının konut tahsisine ilişkin talebi yerinde olmadığı gibi davacının kooperatife ödeme yaptığına dair herhangi bir ödeme belgesi sunmaması, kooperatif kayıtlarında da böyle bir ödeme kaydının yer almaması nedeniyle davacının tazminat isteminin de yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Özel Dairenin Birinci Bozma Kararı7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.8. Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 20.06.2017 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile;“…HMK'nın 222. maddesine göre davacı davalı kooperatif kayıtlarına dayandığında, davalı kooperatifin kayıtlarını ibraz etmemesi halinde ödeme iddiasını ispat etmiş sayılır. Davalı kooperatifin kayıtlarını ibraz etmemiş olması, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ E. sayılı dosyasında davalı kooperatif kayıtları incelenerek ibraz edilen raporda davacının 17.250,00 TL ödemesinin bulunduğunun rapor edilmiş olması nazara alınarak, davalı kooperatife kayıtlarını ibraz etmesi için kesin süre verilmesi, kayıtlarını ibraz etmediği takdirde davacının ödeme konusundaki iddiasını ispat etmiş sayılması, ayrıca davacının söz konusu hisseyi ...’den devraldığı, ...’in ödemelerinin davacı ödemesi olarak kabul edilmesi gerektiği hususları üzerinde durularak bir sonuca gidilmesi gerekirken, kooperatifin kayıtlarını ibraz etmemesi sonucunda davacı aleyhine değerlendirilerek yanlış şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir,…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.İlk Derece Mahkemesinin İkinci Kararı9. Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.03.2022 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile; Özel Dairenin bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda önceki gerekçenin yanında, davalı kooperatif tarafından yapılan konutların tamamının 21.12.2009 tarihli kura zaptı ile hak sahibi ortaklara tahsis edildiği ve dolayısıyla davacı adına tahsisi mümkün herhangi bir konutun bulunmadığı anlaşıldığından davacının konut tahsisi talebinin yerinde olmadığı, diğer yandan ödemesini yapıp konut sahibi olan üyelerle eşit miktarda ödeme yaptığı tespit edilen, ancak kendisine konut tahsis ve teslimi yapılmayan ortağın emsal konutlara göre rayiç değeri talep edebileceği, aynı kooperatife ilişkin olup mahkemenin ████████ Esas sayılı dosyasında mevcut olan 02.02.2015 tarihli ek bilirkişi raporuna göre 25.05.2002 tarihli genel kurul kararı üzerine aralarında davacının da bulunduğu on sekiz ortağın şartlı ortak olarak alındıkları, davacının 17.250,00 TL ödeme yaptığının belirtildiği, dava dilekçesi ekinde sunulan belgelere göre de dava dışı ...'in davalı kooperatife verdiği 30.09.2003 tarihli dilekçesinde kooperatifteki 7 nolu üyeliğini ...'a devrettiğini bildirdiği, kooperatif yönetim kurulunun 30.09.2003 tarihli kararında, kuraya katılmak suretiyle ...'e çıkacak daire ile ilgili tüm hak ve sorumlulukların ...'a devrine, ...'in kooperatifle ilişiğinin kesilmesine, ...'un şartlı üye olarak kabulüne ve noter kurasına katılmasına, noter kurasından sonra adına çıkacak dairenin bitimine kadar üye aidatı, şerefiye, çevre düzenlemesi vs. olmak üzere hiçbir ödeme alınmamasına, dairenin anahtar teslim edilmesine karar verildiği, bu nedenle davacının ortaklığının şartlı ortaklık olduğu ve ödeme iddiasının ispatlandığı, bu itibarla rayiç bir dairenin bedelini davalı kooperatiften talep edebileceği, ancak dava devam ederken davalının iflasına karar verildiğinden davanın iflas masasına kayıt ve kabul davasına dönüştüğü, kooperatiflerde, ortağın kendisine konut tahsis edilememesi sebebiyle tazminat istemi ya da iflastan önce istifa eden ortağın hesaplanması gereken çıkma payı alacağının Kooperatifler Kanunu’nun 98. maddesi yollamasıyla, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 379. ve 480/3. maddeleri kapsamında bir alacak olmayıp, iflas masasına kaydı mümkün alacaklardan olduğu, iflas hâlinde kooperatifin bu borca ilişkin sorumluluğunu kaldıran herhangi bir hukuki düzenlemeye Kooperatifler Kanunu’nda ve ana sözleşmede yer verilmediği gerekçesiyle davacının kura çekiminin iptali ve daire tahsis talebinin reddine, tazminat talebinin kabulü ile 111.000,00 TL'nin dava tarihinden iflas tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmiştir.Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı10. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.11. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 04.10.2023 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile;“…1.Davacı, davalı kooperatife karşı açtığı davada, kendisine konut tahsis edilmesi, bunun mümkün olmaması halinde konutun rayiç değerine hükmedilmesi talebiyle açtığı terditli davada yargılama devam ederken davalı kooperatifin 26.04.2017 tarihinde iflas etmesi üzerine dava kayıt kabul davasına dönüşmüştür.2.Kooperatifler Kanununun 28.maddesine göre, Anasözleşmede aksine hüküm bulunmadıkça kooperatiflerin, kooperatif alacaklarına karşı yalnız mamelekleriyle sorumlu oldukları belirtilmiştir. Yapı Kooperatifleri Anasözleşmesinin 20.maddesinde ise, her ortağın kooperatif borçlarına karşı taahhüt ettiği pay kadar sorumlu olduğu hükme bağlanmıştır. Bu hükümlere göre, özellikle yapı kooperatiflerinde, üyenin fiilen koyduğu sermaye ötesinde taahhüt ettiği pay nispetinde kooperatif borçlarından sorumlu olduğu açıktır. Bir başka deyişle üyenin koyduğu ve/veya taahhüt ettiği pay tutarı(sermaye) kooperatif alacaklılarının teminatı mahiyetindedir.3.Kooperatifin iflası halinde, üyelerin kooperatif sermayesiyle ilgili nasıl bir işlem yapılacağına dair Kooperatifler Kanununda açık hüküm bulunmamaktadır. Ancak 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 98. maddesinde ''Kooperatifler Kanununda açık hüküm bulunmayan hallerde Türk Ticaret Kanununun anonim şirkete ilişkin hükümleri uygulanır.'' hükmü gereğince TTK nın 480/3. maddesi hükmünü kooperatiflere uygulamak mümkündür. Bu hükme göre, pay sahipleri şirkete sermaye olarak verdiklerini geri isteyemez; tasfiye paylarına ilişkin hakları saklıdır. Dolayısıyla, kooperatifin iflasına karar verilmesi halinde, kooperatifin iflas masasına kaydedilmesini isteyemezler. Zira üyelerin kooperatif sermayesi mahiyetinde ödedikleri meblağlar öncelikle ''kooperatif borçlarının'' ödenmesi için kullanılır. Şayet iflas tasfiyesi sonucunda artan meblağ kalırsa, kalan bu meblağ üzerinde kooperatif üyeleri payları oranında hak sahibi olurlar. Bu nedenlerle iflas sıra cetvelinin düzenlenmesi aşamasında üyelik aidatı olarak kooperatife konulan sermayenin masaya kayıt-kabulü mümkün değildir.4. Yukarıda açıklandığı üzere, davacının kooperatif üyesi olduğu ve ödediği bedelin sermaye payı olduğu, bu nedenle davacının sermaye payını iflas masasına alacak olarak kaydettiremeyeceği dikkate alınarak davanın tazminat yönünden de reddi gerekirken bedelin iflas masasına kaydı doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir,…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.Direnme Kararı12. Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 21.03.2024 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile; önceki karar gerekçesi yanında sermaye şirketi ortaklığı ile kooperatif ortaklığının aynı olmadığı, kooperatif ortaklığında ortakların amacı karşılıklı yardım ve dayanışma ile kooperatifin amacını gerçekleştirmeye çalışmak iken, sermaye şirketlerinde ortakların asıl amacının kâr ve kazanç elde etmek olduğu, iki ortaklık arasında farklılıklar bulunduğu, anonim şirketlerde sermayenin korunmasını amaçlayan ve ancak hisse senetlerinin şirketçe satın alınmasını yasaklayan, hisse senetlerinin başkasına devri suretiyle el değişikliğine imkân veren yapısı ve özelliği ile kooperatiflerin yapısı ve amacının aynı olmadığı, açık kapı ilkesi uyarınca kooperatiflerden istifa ve ihracın mümkün olduğu, çıkma payından ve üyenin konut karşılığı tazminat isteminden kooperatifin sorumlu olduğu, aynı kooperatif aleyhine bir başka kooperatif ortağının mirasçılarının açtığı aynı dava konusuna ait mahkemenin ███████ Esas, ████████ Karar sayılı dosyasında "kura çekim tutanağının iptali ile tapu iptal ve tescil taleplerinin reddine, tazminat isteminin kabulüne" karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Özel Dairenin 22.11.2021 tarihli kararı ile onandığı ve kesinleştiği, davalı kooperatifin iflasına ise 26.04.2017 tarihinde karar verildiği ve kararın Yargıtay incelemesinden geçerek 25.01.2021 tarihinde kesinleştiği, anılan mahkeme kararı ile onama kararının, kooperatifin iflas tarihinden sonrasına ait olduğu ve bu dosya yönünden emsal teşkil ettiği, bu kapsamda diğer kooperatif üyeleri taşınmazlarını almış veya tazminat alacaklarını masaya kaydettirebilmiş iken aynı nitelikteki diğer ortak olan davacının taşınmaz alamadığı gibi tazminat alacağını da masaya kaydettirememesinin Kooperatifler Kanunu’nun 23. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.Direnme Kararının Temyizi13. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.II. UYUŞMAZLIK14. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davalı kooperatifin iflas etmesi karşısında, davacının kooperatif üyesi olduğu ve ödediği bedelin sermaye payı olduğu gerekçesiyle davacının sermaye payını iflas masasına alacak olarak kaydettirip kaydettiremeyeceği, buradan varılacak sonuca göre davacının tazminat talebinin de reddine karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.III. GEREKÇE15. Kooperatifler Kanunu’nun 1. maddesinde kooperatif; tüzel kişiliği haiz olmak üzere ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını işgücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan değişir ortaklı ve değişir sermayeli ortaklıklar şeklinde tanımlanmıştır.16. Türk Hukuk Lûgatında da kooperatifin Kanun’da düzenlenen tanımı aynen muhafaza edilmiş; kooperatiflerin amaçlarına ve ortaklarının niteliklerine göre tüketim kooperatifi, üretim kooperatifi, kredi kooperatifi, yapı kooperatifi gibi çeşitli adlarla çalıştıkları belirtilmiştir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 712).17. Kooperatiflerde ortaklık sıfatının kazanılması beş hâlde söz konusu olabilir. İlk olarak kooperatifin kuruluşunda kurucu ortaklar, kuruluşun gerçekleşmesiyle ortak sıfatını aslen kazanırlar. Daha sonraki aşamada ise giriş talebinin kabulü yoluyla veya payın bir başkası tarafından devralınmasının yönetim kurulu tarafından kabulüyle ortaklık gerçekleşir. Bir diğer ihtimal olarak ortaklığın taşınmaz mülkiyetine veya bir teşebbüsün işletilmesine bağlandığı durumlarda, taşınmazın veya işletmenin devralınması hâlinde ortaklık sıfatı kazanılır. Son olarak ise ana sözleşmede hüküm bulunması durumunda miras ile kooperatif paydaşlık hakkı kazanılır.18. Kooperatifler Kanunu’nun ortaklığa girme şartları ve ortak sayısı başlıklı 8. maddesine göre; kooperatif ortaklığına girmek için gerçek kişilerin medeni hakları kullanma yeterliliğine sahip olmaları gerekir. Ortak olmak isteyen gerçek ve tüzelkişiler, kooperatif ana sözleşmesi hükümlerini bütün hak ve ödevleriyle birlikte kabul ettiklerini belirten bir yazı ile kooperatif yönetim kuruluna başvururlar. Kooperatif, ortaklarına kendi varlığı dışında şahsi bir sorumluluk veya ek ödemeler yüklüyor ise ortak olma isteği, bu yükümlerin yazılı olarak kabul edilmesi hâlinde değer taşır. Yönetim Kurulu; ortaklar ile ortak olmak için müracaat edenlerin ana sözleşmede gösterilen ortaklık şartlarını taşıyıp taşımadıklarını araştırmak zorundadır. Yapı kooperatiflerinde konut, işyeri ve ortak sayısı genel kurulca belirlenir. Yönetim Kurulu, genel kurulca kararlaştırılan sayının üzerinde ortak kaydedemez.19. Kooperatif ortaklarından her biri ortaklık amacı çerçevesinde borç ve yükümlülük altına girerler. Kooperatifler Kanunu’nun 23. maddesine göre ortaklar hak ve vecibelerde eşittirler. Bilindiği gibi eşitlik kavramı mutlak ve nispi eşitlik olmak üzere ikiye ayrılır. Ortaklık statüsünden doğan objektif haklara sahip olma ve bunların korunmasını isteme hakkı mutlak eşitlik kapsamındaki haklara örnek gösterilebilecek iken, kooperatif ortaklığına bağlı olarak yararlanma ve maddi menfaat sağlamada ortağın eylemli katkısı ve özverisinin gözetilmesi ise nispi eşitlik ilkesi gereğidir. Bu nedenle, ortaklıktan kaynaklanan borçlarını yerine getiren bir ortağın, eşit durumda bulunduğu diğer ortaklara tanınan haklardan kendisinin de yararlandırılmasını istemeye hakkı vardır.20. Kooperatif ortakları bakımından geçerli olan ve öğretide açık kapı ilkesi olarak kabul edilen ilke uyarınca, ortaklık şartlarını taşıyan ve kooperatife ortak olmak isteyen gerçek ve tüzel kişiler kooperatife girmekte serbest olduğu gibi kooperatiften çıkarken de serbesttir. Açık kapı ilkesi kooperatiflere özgün bir nitelik katar ve onu diğer ticaret şirketlerinden ayırır. Ancak bu kural mutlak olarak serbestlik anlamına da gelmemektedir. Zira açık kapı ilkesinin bir uzantısı olup onu tamamlar nitelikte olan kooperatifin korunması ilkesi gereğince ortağın kooperatiften çıkışı kooperatife zarar vermemelidir. Kooperatifin korunması ve varlığını sürdürebilmesi için ana sözleşme ile birtakım koruyucu ve sınırlandırıcı hükümler getirilebilir, ancak ana sözleşmeye konulan sınırlandırıcı hükümler hiçbir şekilde ortağın kooperatiften çıkmasını önleyemez ve kooperatiften ayrılmayı da haksız olarak güçleştiremez.21. Kooperatiflerde ortaklık sıfatını kazanan herkesin, açık kapı ilkesi gereğince kooperatiften çıkma hakkı olduğu gibi ana sözleşmede açıkça belirtilmiş olan nedenlerle ortağın çıkarılmasına (ihracına) karar verilmesi de mümkündür. Bir ortağın ortaklık sıfatı, çıkma hakkının kullanılması suretiyle ortağın kendi isteği üzerine ayrılması (Kooperatifler Kanunu md. 10), ortağın ölümü (md. 14/I), ortaklık payının başkasına devredilmesi (md. 14/III), ortaklık sıfatının bir görev veya hizmetin yerine getirilmesine bağlı olması hâlinde bu görev veya hizmetin sona ermesi (md. 15), ortağın kooperatif ana sözleşmesinde gösterilen sebeplerle ortaklıktan çıkarılması (md. 16) ve ortağın parasal yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebiyle ihracı (md. 27) hâllerinde sona ermektedir.22. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 06.11.2024 tarihli ve 2023/(23)6-1043 Esas, ████████ Karar sayılı kararında da aynen benimsenmiştir.23. Tüm bu açıklanan maddi ve hukukî olgular ışığında somut olay değerlendirildiğinde, dava dışı ...'in davalı kooperatife verdiği dilekçe ile kooperatifteki üyeliğini davacıya devrettiği ve kooperatif yönetim kurulunun kararı ile kuraya katılmak suretiyle ...'e çıkacak daire ile ilgili tüm hak ve sorumlulukların davacıya devrine, davacının şartlı üye olarak kabulüne ve noter kurasına katılmasına karar verildiği, davacının ortaklığının şartlı ortaklık olduğu ve ödeme iddiasının ispatlandığı, bu nedenle davacının rayiç bir dairenin bedelini talep edebileceği anlaşılmaktadır. Ancak dava devam ederken davalı kooperatifin iflasına karar verilmiş, davanın iflas masasına kayıt ve kabul davasına dönüşmesi nedeniyle davacının alacağını iflas masasına kaydettirip kaydettiremeyeceği sorunu ortaya çıkmıştır.24. Yukarıda açıklandığı üzere kooperatif; ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını işgücü ve parasal katkılarıyla sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan ortaklıklar olup, somut olayda davalı yapı kooperatifinin amacı da, ortakların parasal yükümlülüklerini yerine getirmesi karşılığında kendilerine sözleşmeye uygun konut teslim etmektir.25. Türk Ticaret Kanunu’nun 480/3. maddesinde, pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, tasfiye payına ilişkin haklarının saklı olduğu düzenlemesine yer verilmiş ise de, anonim şirketlerin sermayenin korunmasını amaçlayan yapısı ile ortakların parasal yükümlülükleri yerine getirmek suretiyle kooperatifin amacının gerçekleştirilmesinin sağlanmasına yönelik yapısı aynı değildir. Bu nedenle TTK’nın 480/3. maddesinin somut olayda uygulanma imkânı bulunmamaktadır.26. Sermaye şirketi ortaklığı ile kooperatif ortaklığı aynı olmayıp, kooperatiflerde ortakların amacı karşılıklı yardım ve dayanışma ile kooperatifin amacını gerçekleştirmek iken, sermaye şirketlerinde asıl amaç kâr ve kazanç elde etmektir. Bu nedenle kooperatif ortağının kendisine konut verilmemesi nedeniyle isteyebileceği tazminatın iflas masasına kaydı mümkün alacaklardan olduğunun kabulü gerekir.27. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; kooperatif üyelerinin kooperatif sermayesi mahiyetinde ödedikleri bedellerin öncelikle kooperatifin borçlarının ödenmesi için kullanılacağı, iflas tasfiyesi sonucunda artan bedel kalırsa, kalan bu bedel üzerinde kooperatif üyelerinin payları oranında hak sahibi olabileceği, iflas sıra cetvelinin düzenlenmesi aşamasında üyelik aidatı olarak kooperatife konulan sermayenin masaya kayıt ve kabulünün mümkün olmadığı, bu nedenle direnme kararının Özel Daire bozma kararında belirtilen gerekçeyle bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul Çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.28. Hâl böyle olunca İlk derece Mahkemesince verilen direnme kararının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.29. Ne var ki, Özel Dairece davacıya ödenmesine karar verilen miktar yönünden inceleme yapılmak üzere dosya Özel Daireye gönderilmelidir.IV. KARARAçıklanan sebeplerle;Direnme kararı yerinde olup, İlk Derece Mahkemesince davacıya ödenmesine karar verilen miktar yönünden inceleme yapılmak üzere dosyanın YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440-III/1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,17.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.