Anahtar kelimeler: Dubleks Satarak Eskişehir Devrettiğini Ardından Kardeşi Parselde Temlik Eşi Maliki

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:Davacı vekili; davacının maliki olduğu Eskişehir İli, ... İlçesi, ... Mahallesinde bulunan 84 54... nolu Parsel sayılı taşınmazı 260.000,00 TL bedelle satarak bedelini kendisine ödemesi hususunda kardeşi olan davalı ...'e vekaletname verdiğini, ancak davalı ...'in taşınmazı önce dava dışı eşi ...’e 250.000,00 TL bedelle devrettiğini, ardından ...’in aynı taşınmazı 17.08.2017 tarihinde davalı ...’a temlik ettiğini, taşınmazın ... Mahallesi, 92 18... Parselde kayıtlı taşınmazda yer alan dubleks bir konutla takas edildiğinin davalı ... tarafından beyan edildiğini, davacıya ise arsanın çok değersiz olduğundan bahisle satılamadığının, 70.000,00 TL bedelle takas edildiğinin bildirildiğini ve bu miktarın davacıya 5.000,00 TL ve 10.000,00 TL'lik taksitler halinde ödediğini, ancak davacının bu duruma inanmayarak araştırma yaptığında davalı ...'ın kendisini aldattığını ve hileli yollardan arsanın gerçek değerinin verilmediğini anladığını ve bakiye 190.000,00 TL alacak için Eskişehir 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası ile dava açtığını, mahkemece anılan davanın kabulü ile 190.000,00 TL'nin davalılardan tahsiline karar verildiğini, kararın verildiği tarihte davalı ...'in bankada bulunan vadeli parasını kullanarak, Eskişehir İli, ... İlçesi, ... Mahallesinde bulunan 84 54... Parsel sayılı taşınmaz ile takas ettiği dubleks meskeni davalı ...'ye düşük bedelle satış suretiyle devrettiğini, davalılar hakkında Eskişehir 2.İcra Müdürlüğünün ████████ esas sayılı dosyası ile ilamlı icra takibi başlatıldığını, ancak haczedilebilir menkul veya gayrimenkul tespit edilemediğini belirterek, İİK'nın 277 ve devamı maddeleri uyarınca tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece, davanın ispat edilememesi nedeni ile davanın reddine, davalı ... kendini vekille temsil ettirdiğinden ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 24.674,74 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalı ...'a ödenmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile, yerel mahkeme kararının kaldırılarak yeniden hüküm tesisi ile davanın reddine ve davada kendisini vekil ile temsil ettiren davalılar ... ve ... yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir edilen 27.475,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.1-İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak davacı vekilince yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda, Bölge Adliye Mahkemesince verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki (2) numaralı bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.2- Dava İİK 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.Tasarrufun iptali davalarında dava değerini, takibe konu alacak miktarı (varsa aciz vesikasına bağlanan alacak miktarı) ile iptali istenilen tasarruf konusu şeyin gerçek değerinden hangisi az ise o değer oluşturmakta olup, somut olayda ise, davaya konu edilen icra takibindeki alacak miktarının 231.781,94 TL, dava konusu taşınmazın tasarruf tarihindeki gerçek değerinin ise 250.000,00 TL olduğu anlaşıldığından dava değerini daha az olan 231.781,94 TL oluşturmaktadır.Dava konusu olayda, satış tarihi olan 21.12.2018 tarihi itibariyle taşınmazın gerçek değeri 250.000,00 TL olup, tapu senedinde satış bedeli olarak gösterilen tutar da 125.000,00 TL olduğundan mislini aşan bedel farkı bulunmaması nedeniyle davanın bu gerekçe ile reddi gerekirken, davacı tarafından Eskişehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında vekalet sözleşmesinden kaynaklı alacak davasına konu edilen vekaletin kötüye kullanılması suretiyle yapılan satış tarihi olan 17.08.2017 tarihindeki taşınmazın rayiç değeri olan 176.500,00 TL'lik miktar, yanılgıya düşülerek dava değeri olarak esas alınmış ve davanın reddine karar verilmiş ise de; sonucu itibariyle doğru olan kararın bu yönden onanmasına karar verilmiştir.Öte yandan; İlk Derece Mahkemesinde yargılamanın devam ettiği aşamada vekili bulunmayan davalı ... adına, mahkemece 17.09.2020 tarihinde karar verildikten bir gün sonra 18.09.2020 tarihinde dosya kapsamına vekaletname sunulmuş olduğu, ancak bu davalının istinaf başvurusunda bulunmadığı anlaşılmıştır. Buna rağmen Bölge Adliye Mahkemesince duruşmasız yapılan istinaf incelemesi sonucunda, karara yönelik istinaf başvurusu olmayan davalı ... lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ve re'sen bozma nedeni ise de; yapılan yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hükmün 6100 sayılı HMK'nın 370/2. maddesi gereğince düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.Bunun yanısıra, yukarıda açıklandığı üzere; tasarrufun iptali davalarında dava değerini, takibe konu alacak miktarı ile iptali istenilen tasarrufun tasarruf tarihindeki gerçek değerinden hangisi az ise o değer oluşturmaktadır.Dolayısıyla vekalet ücretinin de dava değerini oluşturan bu bedel üzerinden hesaplanması gerekir. Davaya konu edilen icra takibindeki alacak miktarının 231.781,94 TL, dava konusu taşınmazın tasarruf tarihindeki gerçek değerinin ise 250.000,00 TL olduğu anlaşıldığından dava değerini daha az olan 231.781,94 TL oluşturmaktadır. Bu durumda, vekalet ücretinin takip konusu alacak miktarı olan 231.781,94 TL üzerinden hesaplanması gerektiğinden, dava değeri üzerinden hesaplanan nispi vekalet ücreti 31.085,11 TL ise de, aleyhe bozma yasağı ilkesi gereğince ve davalılarca bu husus temyize konu edilmediğinden bu yön bozma nedeni yapılmamış, hükmün davalı... lehine hükmedilen vekalet ücreti yönünden 6100 sayılı HMK'nın 370/2. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.SONUÇ
: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi hüküm fıkrasının 3-c bendinde yer alan “Davada kendisini vekil ile temsil ettiren davalılar ... ve ... yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir edilen 27.475,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine,” ibarelerinin hükümden çıkartılarak yerine “Davada kendisini vekil ile temsil ettiren davalı ... yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir edilen 27.475,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,” ibaresinin yazılmasına, Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, dairemiz karar örneğinin ise Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 13.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.