Anahtar kelimeler: Davaistanbul Davacıbirleşen Davalıbirleşen Petrol Ürünleri Şti Birleşen Şartı Eksiklikleri Ltd

MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI
:████████ Esas, █████████ KararHÜKÜM
:Asıl davada karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davada kısmen kabulİLK DERECE MAHKEMESİ
:İstanbul 15. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI
:█████████ E., ████████ K.BİRLEŞEN DAVA
:İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi █████████ E.Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davalı-birleşen davada davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne, davacı-birleşen davada davalı vekilinin temyiz dilekçesinin ise reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVA1.Davacı ... Petrol Ürünleri Ltd. Şti. vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 30.08.2010-30.08.2015 tarihleri arasını kapsayacak şekilde imzalanan bayilik sözleşmesi kapsamında istasyon üzerinde davalı şirket lehine 5 yıl süreli intifa hakkı tesis edildiğini, davalı şirkete borçlarının bulunmadığını, sözleşmenin sona ermesine rağmen davalının 15.000,00 TL bedelli teminat mektubunu iade etmediğini ileri sürerek müvekkili şirketin davalı şirkete vermiş olduğu 15.000,00 TL bedelli teminat mektubu nedeni ile borçlu olmadığının tespitine ve teminat mektubunun iadesine karar verilmesini talep etmiştir.2.Davacı .... vekili birleşen dosyanın dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan 13.04.2015 tarihli 5 yıl süreli sözleşmeye rağmen davalının 08.08.2015 günlü noter ihtarnamesi ile sözleşmeyi feshettiğini, müvekkiline atfedilecek kusurun bulunmadığını, sözleşmenin yaklaşık 56 ay önce fesih edilmesi sebebiyle müvekkili şirketin kar kaybının oluştuğunu ileri sürerek 1.183.082,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; iadesi istenen teminat mektubunun süresinin 15.01.2016 tarihinde sona erdiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.2.Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; davacının dayandığı sözleşmenin Rekabet Kurulu kararları gereğince geçersiz olduğunu, müvekkili şirketin 20 yıl süreyle davacı şirketin bayiliğini yaptığını, davacıya hiçbir borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu 15.000,00 TL bedelli teminat mektubu süresinin 15.01.2016 tarihinde dolması nedeni ile asıl dosya davalısı tarafından nakde çevrilmeyerek bankaya iade edilmesi nedeniyle asıl davadaki talebin konusuz kaldığı, birleşen dava dosyasında taraflar arasında 13.04.2015 tarihinde imzalanan 30.08.2015 yürürlük tarihli 5 yıllık süreli çerçeve yürürlük sözleşmelerinin belirli süreli olmaları nedeni ile Rekabet Kurulunun 05.03.2009 tarihli kararlarına aykırı olmadıkları, davalı ... Petrol ...Ltd Şti'nin sözleşme hükümlerinin geçersizliği iddialarının basiretli tacir kavramı çerçevesinde kabul edilemeyeceği, sözleşme metinlerinden ve ihtarnamenin içeriğinden yanılmanın veya aldatmanın koşullarının oluşmadığının anlaşılması nedeni ile birleşen dava davalısının 09.09.2015 tarihli ihtarnameyle sözleşmeyi feshetmede kusurlu olduğu, dolayısıyla davacının sözleşmenin haksız feshi nedeniyle mahrum kaldığı kârı isteyebileceği, bu kapsamda yeni bir bayilik kurulabilmesi, akaryakıt istasyonunun işletmeye açılması ve işletme ruhsatının alınabilmesi için makul sürenin belirlenmesi gerektiği, bu sürenin Yargıtay içtihatlarına göre en fazla 6 ay olabileceği, davacı ... AŞ'nin, sözleşmenin sona ermesinden sonra ... sınırları içerisinde yer alan iki ayrı şirket ile 18.09.2015 başlangıç tarihli bayilik sözleşmelerini akdettiği, bu durumda davacı ... AŞ'nin imzaladığı bayilik sözleşmesi tarihleri dikkate alınarak makul sürenin en fazla 3 ay olabileceği, 3. bilirkişi heyeti ek raporunda 3 aylık makul süre için mahrum kalınan kârın 154.601,23 TL olarak hesaplandığı, bu itibarla asıl davada karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın kısmen kabulü ile davacının mahrum kaldığı 154.601,23 TL kârın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, fazlaya istemin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşmenin konusu olan istasyonun Kuzuluk beldesinde D-140 karayolu (Adapazarı Mudurnu yolu) üzerinde bulunduğu, sonradan tesis edilen bayiliklerin ise ilçe merkezinde yer aldığı, buna göre dava konusu bayiliğin tesis edildiği istasyonun sonradan tesis edilen bayiliklerden farklı güzergahta faaliyet gösterdiği, bu nedenle ilçe dışındaki müşterilere de hitap ettiği dikkate alındığında sonradan tesis edilen bayiliklerin davalı/birleşen davacı ...'nin uğrayacağı kar kaybını ortadan kaldırmayacağı, bununla birlikte davalı/birleşen davacının asıl davanın açıldığı tarih itibariyle haklılığı nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 331. maddesi gereğince yargılama gideri ve vekalet ücretinden asıl davada davacının sorumlu tutulması gerekirken davalı/birleşen davacı aleyhine hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile davalı/birleşen davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, asıl dava yönünden, konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, birleşen dava yönünden, davanın kısmen kabulü ile davacının mahrum kaldığı 154.601,23 TL kârın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeAsıl dava, davalıya verilen teminat mektubu nedeni ile borçlu olunmadığının tespiti ve iadesi; birleşen dava, bayilik sözleşmesinin haksız feshi nedeni ile oluşan kâr mahrumiyeti zararının tespiti istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve Gerekçe1.Davacı/birleşen davalı vekilinin asıl ve birleşen davada kurulan hükümlere yönelik yapmış olduğu temyiz itirazlarının incelenmesinde;Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, HMK'nın 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla HMK'nın 352/1(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.Dosya içeriğine göre asıl davada davacının reddedilen ve temyize konu edilen toplam miktarın 15.000,00 TL, davalı olduğu birleşen davada ise aleyhine hükmolunan tutarın 154.601,23 TL olduğu, bu miktarların Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldıkları anlaşılmakla davacı/birleşen dava davalı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik temyiz istemlerinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.2.Davalı/birleşen davacı vekilinin birleşen davada kurulan hükme yönelik yapmış olduğu temyiz itirazlarının incelenmesinde;İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI.SONUÇ
: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı/birleşen davalı vekilinin asıl ve birleşen davalarda kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin MİKTARDAN REDDİNE, (2) no'lu bentte açıklanan sebeplerle davalı/birleşen davacı vekilinin birleşen davada kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı davalı-birleşen davada davacıdan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacı-birleşen davada davalıya iadesine, 17.11.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.