Anahtar kelimeler: Hatlı Anlaşarak Plakasının Minibüs Minibüsün Tlsini Nakit Toplamda Kiralama Hissesini
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ Esas, ████████ Karar
HÜKÜM
: Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 43. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ███████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Hatlı Ticari Minibüs Hisse Satış ve Kiralama Sözleşmesi ile 34... plakalı minibüsün ticari plakasının %50 hissesini 650.000,00 TL, aracın ise tamamını 30.000,00 TL vermek suretiyle toplamda 680.000,00 TL'ye davalı ile anlaşarak aldığını, müvekkilinin anlaşılan tutarın 500.000,00 TL'sini nakit olarak elden davalıya şahitler huzurunda verdiğini, nakit verilen bu paranın bahsedilen sözleşmede de açıkça yazıldığını ve taraflarca imza altına alındığını, kalan 180.000,00 TL'yi ise sözleşmede de anlaşıldığı şekliyle davalı adına çekilen iki ayrı KOBİ işletme kredisine istinaden müvekkilinin her ay ayrı ayrı davalı hesabına 3.725,57 TL (15.07.2017'den itibaren) ve 902,35 TL (04.12.2017'den itibaren) ödediğini, ancak davalının ücretini aldığı hattın hissesini müvekkiline vermediğini, davalının hisseyi devretmediği gibi hisseleri aynı yolla başkalarına satmaya çalışarak hakkı olmayan kazançlar elde etmeye çalıştığını ileri sürerek 34... plakalı ticari minibüsün %50 hissesinin müvekkili adına tesciline, mümkün olmadığı takdirde müvekkilinin davalıya vermiş olduğu haksız ve hukuksuz bir şekilde elde edilmiş olan şimdilik 680.000,00 TL (bilirkişi incelemesi sonucu artırılmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla) paranın 15.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faiziyle müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekili 20.11.2023 tarihli dilekçesi ile, alacak talebini 1.941.372,01 TL olarak ıslah etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; trafikte tescilli araçların mülkiyetini nakledici nitelikte sözleşmelerin noterde yapılması zorunluluğu olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin resmi şekle uymadığını, sözleşmenin geçerli olduğu kabul edilse dahi davacının, taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca yerine getirmesi gereken yükümlülükleri yerine getirmediğini, davacı tarafından müvekkiline sözleşmede kararlaştırılan bedellerin tamamının ödenmediğini, sözleşmede davacı tarafından kullanılacak kredi ile ödeneceği belirtilen 180.000,00 TL için müvekkiline kredi kullandırıldığını, 180.000,00 TL tutarındaki kredinin geri ödemesini müvekkilinin yapmak zorunda kaldığını, sözleşmede kararlaştırılan müvekkilinin %50 hissesi karşılığı ödenecek kira bedellerinin ödemesinin de yapılmadığını, davacının aracın kullanımı sırasında ceza, vergi, oda ve belediye ödemelerinin de davacı tarafından karşılanmadığını, bu ödemeleri müvekkilinin yapmak zorunda kaldığını, taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca davacının en geç 01.06.2019 tarihinde kalan %50 hisseyi satın almasının kararlaştırıldığını, müvekkilinin %50 hissesini istediği kişiye devredeceğinin sözleşmede son paragrafta belirtildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile araç tescili hükmünü ihtiva eden sözleşmenin geçerlilik şartının resmi yazılı şekil olduğu, adi yazılı olarak geçerlilik şartına uyulmaksızın düzenlenen sözleşme ile davacı tarafın tescil talebinde bulunamayacağı, ilk talep olan tescil talebinin reddi gerektiği, terditli talep olan alacak talebi yönünden; geçersiz sözleşmeye dayanılarak karşı tarafa yapılan ödemelerin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca karşı taraftan iadesinin istenilebileceği, her ne kadar ilk bilirkişi incelemesinde davacı tarafça davalıya ödenen ve aralarındaki sözleşmeye istinaden davacının davalıya ödemesi gereken kira bedelinin de hesaba katıldığı görülmüşse de, geçersiz sözleşmeye anlam atfedilemeyeceği, kaldı ki aracın yarı hissesinin tescilinin de davacı adına yapılmadığı, bu nedenle ilk bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağı, dosya yeniden bilirkişiye tevdi edildiği, adi yazılı sözleşmede davacı tarafından davalıya ödendiği iki tarafın da yazılı iradesiyle belirlenen 680.000,00 TL bedelin denkleştirici adalet ilkesine göre dava tarihinde ulaşacağı bedelin tespiti istenmiş ise de; davacının ortaklık adına çekmiş olduğu kredi ödemelerini düzensiz ödediğine ilişkin tanık beyanları dikkate alınarak davacının da sözleşmenin yerine getirilmemesinde kusurunun bulunduğu, sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince yalnızca verdiğini geri alabileceği gerekçesiyle davacının tescil talebinin esastan reddine, davacının terditli alacak talebinin kısmen kabulü ile; 680.000,00 TL'nin 07.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, somut olayda, davacının davalı ile Hatlı Ticari Minibüs Hisse Satış ve Kiralama Sözleşmesi akdederek 34... plakalı minibüsün ticari plakasının %50 hissesini 650.000,00 TL, aracın ise tamamını 30.000,00 TL vermek suretiyle toplamda 680.000,00 TL'ye davalı ile anlaşarak aldığı, davacının bu tutarın 500.000,00 TL'sini nakit olarak elden davalıya şahitler huzurunda verdiği, nakit verilen bu paranın bahsedilen sözleşmede de açıkça yazılarak taraflarca imzalandığı, kalan 180.000,00 TL'nin ise sözleşmede belirtildiği üzere davalı adına çekilen iki ayrı KOBİ işletme kredisine istinaden davacının her ay ayrı ayrı davalı hesabına 3.725,57 TL (15.07.2017'den itibaren) ve 902,35 TL (04.12.2017'den itibaren) ödediği, buna karşılık davalı tarafın, ödenen hat ücretine rağmen hattın hissesini davacıya vermediği, araç satış sözleşmesi geçersiz olduğundan tarafların sebepsiz zenginleşme kuralına göre verdiklerini geri alabileceği, bununla beraber araç satış sözleşmesi geçersiz olduğundan davacı tarafın araç tescil talebinde bulunamayacağı, yine geçersiz sözleşme gereği kira bedeli de istenemeyeceği, davacı talebini arttırmış ise de, davacının davadaki talebi araç tescili, bu olmazsa ödenen bedelin iadesi olduğundan, talep olmadan güncellenmiş bedel hesabı da yapılamayacağı, ayrıca davacı 15.07.2017 tarihinden itibaren faiz talep etmiş ise de, somut olayda dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekirken, mahkemece 07.05.2019 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi usule uygun değilse de, bu husus davacı lehine müktesep hak teşkil ettiğinden buna dair belirleme ile yetinildiği, bu doğrultuda davacının sadece ödediği 680.000,00 TL'nin tahsilini isteyebileceği, Mahkeme kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ticari hatlı minibüs hisse satış ve kiralama sözleşmesinden kaynaklı davacıya yapılmayan hisse devrine istinaden 34... plakalı aracın davacı adına tescili, mümkün olmadığı takdirde davalıya ödenen tutarın mevduata uygulanan en yüksek faizi ile iadesi istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, özellikle davacının geçersiz sözleşmeye rağmen aracı uhdesinde tutup gelir elde etmiş olmasına, somut vakada davacının denkleştirici adalet ilkesine göre alacak talep etmesinin hukuki dayanağının bulunmamasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 17.11.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!