Anahtar kelimeler: İsimmarka Konulacağını Demirbaşların Devrinden Ruhsatsız Devraldığını Satılması Bahsi Devri Yapmadığını

T.C.

İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Tazminat (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2026
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA VE İSTEM 
:
Müvekkilinin █████/2022 tarihli işletme devir sözleşmesi ile 1.400.000,- TL bedel karşılığında davalıya ait "..." adresindeki ... isimli işletmeyi devraldığını, davalı tarafın müvekkile herhangi bir şirket devri yapmadığını, müvekkile devri yapılanın yalnızca ruhsatsız ve kaçak olarak faaliyet gösteren bir işletme ile bu işletmenin isim-marka hakkı olduğunu, ne zaman açıldığı belli olmayan ruhsatsız ve kaçak olarak faaliyet gösteren işbu işletmenin maddi değerinin 1.400.000,00 TL olmadığı Mahkemece yapılacak yargılama neticesinde ortaya konulacağını, taraflar arasında imzalanan █████/2022 tarihli devir sözleşmesinde her ne kadar işletmeye ait demirbaşların da davacıya devredildiği belirtilmiş de bahsi geçen demirbaşların birkaç sedye, eski bir oturma grubu ve bir masadan ibaret olduğunu, ekte sunduğumuz Marka Tescil Belgesinden anlaşılacağı üzere ilgili markanın █████/2022 tarihinde tescil edildiği ve marka sahibinin ... olduğu görülmekte olduğunu, tescil tarihinden yaklaşık 2 ay sonra ilgili markanın müvekkile devredildiğini, 2 ay önce tescil edilen ve hiçbir yerde tanınmayan, bilinmeyen markanın 1.400.00,00 TL değerinin olamayacağını, mesleki tecrübesizlik ve deneyimsizlik ile birlikte Davalının beyanlarına itibar eden müvekkilin söz konusu işletmeyi devralmaya karar verdiğini ve █████/2022 tarihinde ... üzerinden şüphelinin ...'ta bulunan IBAN hesabına ... Kaporası adı altında 10.000,00 TL ödeme gönderdiğini, bir gün sonrasında yani █████/2022 tarihinde ise müvekkilin ...Bank ... Şubesinde bulunan hesabından 1.393.000,00 TL çekerek şüpheliye elden ödediğini, müvekkilin söz konusu işletmeyi devraldıktan sonra davalı ... ..., ... ve İran uyruklu ... isimli personellerin dava konusu işyerinde çalışmaya devam ettiklerini, kısa süre sonra davalı ... ve ... isimli çalışanların işyerinden ayrıldığını, ... ile İran uyruklu ... isimli çalışan yaklaşık 2 ay kadar müvekkil ile çalıştığını 2 ayın sonunda kendi istekleri ile işten ayrılarak müvekkili kaderiyle baş başa bıraktığını, davalı ... ün ...'un gözde lokasyonunda estetik kliniği adı altında şirket açılışı yapmaksızın ruhsatsız işletme kurduğunu, işbu işletmeyi çok iyi gelir elde eden marka ve isim hakkı yüksek bir yer gibi göstererek müvekkili yanılttığını, davalının sadece müvekkili değil benzer taktiklerle başka insanları da mağdur ettiğini, müvekkilin davalı tarafça kendisine devredilen işletme için taşınmaz sahibine kira bedeli ödemekte olduğunu, müvekkilin kiracı olarak bulunduğu binanın çürük olması nedeniyle kentsel dönüşüme gireceğinin bilindiğini, davalı tarafın konuyu bildiği halde müvekkili bilgilendirmediğini, davalının onunla birlikte hareket ederek müvekkili gerçeğe aykırı bilgi ve beyanlar ile maddi anlamda büyük zarara uğratan kişiler hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığı'na dolandırıcılık suçundan suç duyurusunda bulunulduğunu, devam eden soruşturmanın numarasının ... olduğunu, dava konusu olayda karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık olduğu ve bunun müvekkilin düşüncesizlik ve deneyimsizlikten kaynaklandığını, davalı tarafın tacir olduğunu, müvekkile devrettiği işletmenin 1.400.000,00 TL değerinde olmadığını bilebilecek durumda olduğunu, davalının aksi yönde beyanda bulunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Gabin (aşırı yararlanma) hukuksal sebebine dayalı olarak davalı tarafından █████/2022 tarihli işletme devir sözleşmesi ile müvekkile devri yapılan işletme ile işbu işletmenin marka-isim hakkının gerçek değeri ile satış değeri arasında şimdilik 20.000,00 TL maddi tazminatın devir yapıldığı tarihten işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile müvekkile ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP  
:
Müvekkili ile davacı arasında işletme devir sözleşmesi yapıldığını, sözleşmenin yapılmadan önce davacı ve davacı taraf arkadaşının müvekkile farklı günlerde defalarca görüşme yaptığını, sözleşme içeriğini beraber oluşturduklarını, müvekkilin devrini yaptığı markanın devirden önce ... Tabelası adı altında ...'nda ... caddesinde herkes tarafından görünebilecek konumda ve hemen herkes tarafından tanınmakta olup nezih bir müşteri portföyünün bulunduğunu, müvekkilin markasını tescil ettirdiği tarihin belli olduğunu, markanın değerinin tescil tarihi ile belirlenemeyeceğini, davacının mesleki tecrübesizliği ve deneyimsizliği sürerek gabin hükmünden faydalanmasının mümkün olmadığını, davacının müvekkile estetik ve güzellik konusunda eğitimler aldığını belirttiğini, ticari faaliyetlerinde sektördeki fiyat skalasından haberdar olmaları gerektiğini, davacının işletmeye çok az sayıda müşteri geldiğini, doktor ... ve ...'ın ayrıldığını ve maddi zararının olduğunu iddia ettiğini, müvekkilin davacıya bu konuda bir taahhütü'nün olmadığını, davacının dilekçesinde sadece müvekkili değil benzer taktiklerle başka insanları da mağdur ettiğini iddia ettiğini, bunun müvekkile atılan bir iftira olduğunu, davacının dava dilekçesinde belirttiği üzere kentsel dönüşümle binanın yıkılacak olması gerçeği ile kötü niyetli olarak huzurdaki işbu davayı açtığını, müvekkilin kentsel dönüşüm hususunu bildiği iddiasının da taraflarınca kabul edilemez olduğunu belirterek; haksız ve hukuka aykırı açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
:
Dosyada delil olarak; dava dilekçesi ve ekleri, cevap dilekçesi ve ekleri, beyan dilekçeleri, tanık beyanları, yazı cevabı içerikleri, işletme devir sözleşmesi, ticaret sicil kayıtları, SGK kayıtları, Belediye yazı cevapları, ödeme dekontları, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı dosyası, arabuluculuk tutanağı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı...
Taraflarca sunulan dilekçe ve belgeler ile getirtilen kayıtlar incelenmiş, dava konusu işletmenin devir sözleşmesinde yer alan işlemlere elverişli olup olmadığı ve devir bedeli ile işletme izinlerinin devir tarihinde ve sonrasında geçerli olup olmadığı, taraf iddia ve savunmaları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmek suretiyle konuda uzman bilirkişiler eliyle inceleme yaptırılarak ayrıntılı ve denetime elverişli rapor düzenlenmesi için dosyanın bilirkişi heyetine tevdiine karar verilmiştir.
Alanlarında uzman medikal estetik işlemleri uzmanı ..., SMMM bilirkişisi ... ve sözleşme hukuku alanında uzman ... tarafından Mahkememize hitaben düzenlenilen █████/2025 tarihli bilirkişi raporlarında özetle; "1. Davacı ve davalı arasında 18.10.2022 tarihli işletme devir sözleşmesine konu işyerinin resmi olarak doktor muayenehanesi olmakla birlikte fiilen devreden tarafından kilinik/estetik/güzellik merkezi olarak işletildiği, işyeri sahibi doktorun pratisyen hekim olduğu, yalnızca mezoterapi sertifakısının bulunduğu, botoks, inceltme, cilt bakımı, ip askı, dolgu vb. işlemlerin de ruhsatsız olarak yapılmakta olduğu, TTK hükümleri gereğince bir ticari işletmenin varlığının ve tacir sıfatı kazanılmasının ticaret siciline veya vergi dairesine kayda bağlı olmadığı, sicil kaydı ve vergi kaydı olmayan, diğer ifadeyle izinsiz/ruhsatsız/kaçak işletilen işyerlerinin de TTK.m.11/1 anlamında ticari işletme sayılacağı, bu işletmeleri işleten kimselerin de TTK.m.12/1 ve m.14 hükümleri kapsamında tacir sayılacağı ve tacir olmanın tüm hüküm ve sonuçlarına tabi olacağı, buna bağlı olarak, somut olayda davalı tarafça davacıya devredilen işyerinin TTK.m.11 anlamında ticari işletme vasfı taşıdığı ve TTK.m.11/3 ve TSY m.133 kapsamında dava konusu 18.10.2022 tarihli işletme devir sözleşmesinin bir ticari işletme devri niteliğinde olduğu, 2. Dava konusu 18.10.2022 tarihli işletme devir sözleşmesi yönünden aşırı yararlanmanın (gabin) gerek objektif gerek subjektif koşullarının somut olayda bulunmadığı yönünde kanaat oluştuğu, 3. Alternatif değerlendirme ve hesaplama : Mahkemece heyetimizin bu tespitlerine itibar edilmeyerek, sözleşmede edimler arasında aşırı yararlanmaya yol açacak nitelikte bir dengesizliğin bulunduğu ve bunun da davacının tecrübesizliğinden yararlanılarak meydana getirildiği değerlendirilirse, davacı tarafın dava dilekçesinde sözleşmenin feshini talep etmediği, sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesine yönelik tazminat istediği anlaşılmakla, bu ihtimalde işletmenin sürdürülmesi bakımından davacının da yukarıda açıklanan şekilde müterafık kusuru olduğu gözetilerek devir bedelinin yarısının (1.400.000/2 - 700.000 TL) davacıya iadesinin mahkemenin takdirinde olduğu," şeklinde görüş bildirmiştir.
GEREKÇE
:
Dava, taraflar arasında akdedilen işletme devir sözleşmesi kapsamında marka-isim hakkı değerinin tespiti ile gerçek değer ile satış değeri arasındaki farkın tahsili istemlerine ilişkin tazminat davasıdır.
Mahkememizde açılan dava öncelikle, görev, yetki, taraf sıfatı ve diğer dava şartları açısından incelenmiş ve Mahkememizin görevli ve yetkili olduğu ve ayrıca diğer dava şartlarının da bulunduğu anlaşılmış olduğundan davanın esasına geçilmiştir.
Davacının iddiasının, davalıya ait "..." isimli güzellik merkezinin 18.10.2022 tarihli sözleşme ile 1.400.000,00 TL bedelle devraldığı, ancak devir sonrasında yapılan inceleme neticesinde işletmenin belediye ruhsatının bulunmadığı, iş yerinin imar mevzuatına aykırılıklar nedeniyle mühürlendiği ve binanın kentsel dönüşüm kapsamında riskli yapı statüsünde olduğunun anlaşıldığı, tüm bu hususların davalı tarafından bilinmesine rağmen davacı ile kasten paylaşılmadığı, davalının davacının tecrübesizliğinden faydalanılarak (gabin) fahiş bir bedel ile işletmeyi devrettiği, markanın devirden hemen önce tescil ettirilerek "kurulu düzen" algısı yaratıldığını beyan ederek; TBK m. 28 uyarınca sözleşmenin iptali ile ödenen bedelin iadesini, bu durumun mümkün olmaması halinde ise edimler arasındaki aşırı oransızlığın tazminat yoluyla giderilmesi şeklinde olduğu,
Davalının savunmasının ise, davacının devir öncesinde işletmeyi defalarca ziyaret ettiği, tüm demirbaşları ve işletme defterlerini incelediği, markanın tescilli ve bilinir bir marka olduğu, devir bedelinin sadece eşyaları değil "müşteri portföyü ve isim hakkını" da kapsadığı, ruhsat ve kentsel dönüşüm gibi hususların kamuya açık bilgiler olduğu, basiretli bir tacir olarak davacının tüm bunları kontrol etme yükümlülüğü bulunduğu ve herhangi bir aldatma veya yanıltma kasıtlarının bulunmadığı şeklinde olmakla;
Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Hususunun; 18.10.2022 tarihli İşletme Devir Sözleşmesi’nin akdi sırasında davacı aleyhine "aşırı yararlanma (gabin)" unsurlarının (açık oransızlık, tecrübesizlik ve istismar) gerçekleşip gerçekleşmediği, devredilen işletmedeki hukuki ayıpların (ruhsatsızlık, mühürleme, kentsel dönüşüm) davacıdan gizlenip gizlenmediği ve bu bağlamda davacının sözleşmeden dönme veya bedel indirimi hakkının bulunup bulunmadığı hususlarında toplandığı anlaşılmaktadır.
1. Gabin (Aşırı Yararlanma) Şartlarının Tetkiki:
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 28. Maddesinin "Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir.
Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir." şeklinde kabul edildiği görülmektedir. Buna göre aşırı yararlanma, iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde taraflardan birinin, diğer tarafın zor durumda olmasından, düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanarak edimler arasında kendi lehine aşırı bir dengesizlik meydana getirerek diğer tarafı sömürmesidir. Edimler arasındaki dengesizliğin aşırı yararlanma sayılabilmesi için aşağıdaki iki şartın bulunması gerekir;
1. Objektif Şart
: Tarafların karşılıklı olarak yüklendiği edimlerin objektif değerleri arasında açık bir dengesizlik olmalıdır. Objektif değerden kasıt edimlerin herkes için ifade ettiği değeridir. Edimlerin taraflar için hangi değeri taşıdığı bu açıdan önemli değildir. Edimler arasında bulunması gereken açık dengesizlik, bu işten anlayan herkesin rahatlıkla fark edebileceği kadar tartışmasız ölçüdeki farklılığı ifade eder. Edimlerin arasındaki dengesizlik sözleşmenin meydana geldiği anda olmalıdır. Sonradan meydana gelen değer farklılıkları aşırı yararlanmaya yol açmaz.
2. Subjektif Şart
: Gabinin varlığından söz edebilmek için edimler arasındaki açık dengesizliğin, zarar gören tarafın özel durumundan yararlanılarak ve normal şartlar altında o kimsenin kabul etmeyeceği şekilde meydana getirilmiş olması gerekir. Aşırı yararlanmaya yol açan özel durumlar TBK. m. 28'de zor durumda kalma, düşüncesizlik (ileriyi görememe, davranışlarındaki ölçüsüzlük) ve deneyimsizlik olarak belirlenmiştir.
Bir sözleşmede aşırı yararlanmanın varlığını kabul edebilmek için, yalnızca edimler arasında açık bir dengesizliğin bulunduğu değil; bununla birlikte bu dengesizliğin, bir tarafın zor durumda bulunmasından, düşüncesizliğinden ve deneyimsizliğinden yararlanılarak meydana getirildiği de ispat edilmelidir.
Bu kapsamda somut olay incelendiğinde ise; Davacının █████/2022 tarihinde davalı ile arasında imzalanan işletme devir sözleşmesi ile 1.400.000,00 TL bedel karşılığında davalıya ait "..." adresindeki ... isimli işletmeyi devraldığı, devirin içerisinde devir tarihindeki menkul demirbaş değeri, markanın bilinirliği, hazır müşteri çevresi ve işletmenin lokasyon değeri (peştemaliye)'nin de bulunduğu, tüm bu husular bir arada değerlendirildiğinde serbest piyasa koşullarına göre "açık bir oransızlık" durumunun bulunmadığının anlaşıldığı, nitekim davacının kolluğa vermiş olduğu ifadesinde güzellik merkezi sertifikasının olduğunu beyan ettiği ve devir aldığı işletmeye ait süreç hakkında bilgisini olduğunun anlaşıldığı dikkate alındığında gabin iddiasının, subjektif unsuru olan "aldatma" iddiasının davacı tarafından ispatlanamadığı anlaşılmıştır. Objektif unsur bakımından ise alınan bilirkişi raporu uyarınca devir bedelinin sadece fiziki eşyalardan ibaret olmadığı, "hava parası" veya "şerefiye" olarak nitelendirilen müşteri portföyü değerinin de bu bedele dahil olduğu, dolayısıyla 1.400.000TL’lik meblağın devir tarihindeki iktisadi koşullara ve sektör teamüllerine uygun olduğu kanaatinde bulunulduğu dikkate alındığında objektif unsurun şartlarının da oluşmadığı anlaşılmıştır.
2. Basiretli Tacir Gibi Davranma Yükümlülüğü:
TTK m. 18/2 uyarınca davacı, bir ticari işletmeyi devralarak tacir sıfatını kazanma iradesi gösterdiğinden, işlemlerinde basiretli davranmak zorundadır. İşletmenin ruhsat durumu, belediye nezdindeki imar kayıtları ve binanın kentsel dönüşüm şerhi gibi hususlar, ilgili resmi kurumlardan her zaman sorgulanabilecek "aleniyet" arz eden bilgilerdir. Bu bilgileri tahkik etmeksizin sözleşme imzalayan davacının, sonradan bu durumu "gizli ayıp" veya "hata/hile" olarak ileri sürmesi hukuken himaye edilemez. Bu kapsamda dosya içerisinde bulunan tüm evraklar incelendiğinde, söz konusu işletme hakkında Şişli Belediyesi tarafından █████/2023 tarihinde işletmenin faaliyetten men kararının verildiği, işletmenin ruhsatının bulunmadığı, binanı ise riskli yapı statüsünde bulunduğu anlaşılmaktadır. Binanın kentsel dönüşüm/riskli yapı statüsünde olması hususu taşınmazın mülkiyetine ilişkin bir kısıtlama işlemi olduğu, işletmenin ticari faaliyetine doğrudan engel teşkil etmeyeceği, tapu sicilindeki şerhlerin aleniyeti (TMK m. 1020) gereği, davacının bu durumu bilmediğini ileri sürmesinin hukuken yerinde olmadığı, davacının kendi ihmali ile incelemediği sicil kayıtlarını, devirden aylar sonra bir fesih gerekçesi olarak sunmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğu anlaşılmıştır.
Ayrıca bilirkişi raporunda da vurgulandığı üzere, devredilen yerin bir "muayenehane" olarak tescilli olduğu ancak fiilen "güzellik merkezi" olarak işletildiği hususu göz önüne alındığında, bu hususların fiziki bir inceleme ile dahi anlaşılabilecek nitelikte olduğu görülmektedir.
Yine, 28.02.2023 tarihli mühürleme tutanağı incelendiğinde ise; mühürleme gerekçesinin sadece devir anındaki eksiklikler olmadığı, davacının kendi yönetim döneminde mevzuata aykırı (doktor nezareti olmaksızın) yaptığı işlemlerden de kaynaklandığı görülmektedir.
Yani davacının devirden önce işletmeye ait tüm bilgileri aleni olarak bulunan ilgili belediyeden ve tapudan öğrenme imkanının bulunduğu, ayrıca müşteri portföyü hakkında da gerekli inceleme yapma fırsatına sahip olduğu, fakat bu hususların davacının kendi kusuru ile yerine getirilmediği anlaşıldığından davacının basiretli tacir gibi davranmadığı kanaatine varılmıştır.
3. Ayıba Karşı Tekeffül ve İdari İşlemler:
Dosya kapsamındaki 28.02.2023 tarihli mühürleme tutanağı ve ilgili idari yazışmalar incelendiğinde; mühürleme işleminin devirden aylar sonra, işletmenin yeni yönetimindeki ruhsat eksiklikleri ve mevzuata aykırı tıbbi işlemler (doktor bulunmaksızın yapılan müdahaleler gibi) nedeniyle gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Devir anında mevcut olmayan veya davacının kendi işletme dönemindeki yönetimsel eksikliklerden kaynaklanan idari yaptırımların faturası, ayıba karşı tekeffül hükümleri uyarınca davalı devredene iddia edemeyeceğinden davacının bu kapsamdaki itirazlarına itibar edilmemiştir.
Netice Olarak; Dava konusu uyuşmazlıkta; davacının iddialarının soyut mahiyette kaldığı, sunulan delillerin ve tanık beyanlarının davalının "aldatma kastı" ile hareket ettiğinin davacı tarafından ispatlanamadığı, devir sonrasında yaşanan idari sorunların ise davacının basiretsiz yönetiminden veya öngörülebilir ticari risklerden kaynaklandığı anlaşılarak haklı bir nedene dayanmayan ve ispat yükü (TMK m. 6) yerine getirilemeyen davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın REDDİNE,
Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 341,55-TL harcın mahsubu ile eksik yatırılan 390,45 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/2. Maddesi gereğince hesap ve takdir edilen 20.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
6100 sayılı HMK'nun 333.maddesi uyarınca hüküm kesinleştikten sonra artan gider avansının yatırına iadesine,
HMK Yönetmeliğinin 58/1. Maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın ve hükmün taraflara tebliğe çıkartılmasına,
Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen kararda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.20.02.2026
KATİP
...
e-imzalıdır
HAKİM
...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!