Anahtar kelimeler: Metal Fabrikasında Bünyesinde Yazim Gösterdiğini Sanayi Mühendisliği Alanında Ara İzmir

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ███████
DAVA TARİHİ
: █████/2026
ARA KARAR TARİHİ
: █████/2026
DAVANIN KONUSU
: İhtiyati tedbir
DAİRE KARAR TARİHİ
: █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2026 Tarih ve ███████ Esas sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM
:
Davacı avukatı tarafından verilen dava dilekçesinde özetle;.... bünyesinde ... Ada ... Parsel numaralı taşınmazda kurulu fabrikasında ağır sanayi ve metal mühendisliği alanında faaliyet gösterdiğini, taraflar arasında 10.04.2025 tarihinde akdedilen "Elektrik Enerjisi Tedarik Sözleşmesi" uyarınca, davalı idarenin müvekkilinin enerji ihtiyacını karşılamakla yükümlü olduğunu, sözleşmesel sadakat ilkesi gereği davalı idarenin olası alacaklarını teminat altına almak üzere 56.940,00 TL tutarında, Kesin ve Süresiz Halkbank teminat mektubunu davalıya teslim ettiğini, tüm mali yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davalı tarafça 26.01.2026 tarihi itibarıyla müvekkilinin enerjisini kestiğini, davalıya muaccel tek kuruş borcu bulunmadığını,.... parsele ait 55.177,37 TL tutarlı faturanın vade tarihi olan 09.01.2026 tarihinde ... üzerinden tam ve eksiksiz ödendiğini, kesinti günü itibarıyla 10.035,00 TL tutarlı aidat borcunun da saat 09:34’te ödendiğini, davalı idarenin "ödenmemiş borç" iddiasıyla kesinti yapmasının maddi gerçeklikle bağdaşmayan ağır bir hizmet kusuru olduğunu, davalı kurumun gerçekleştirdiği kesinti işleminin hem taraflar arasındaki sözleşmeyi hem de Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’ni yok saydığını, sözleşmenin amir hükmüne göre, borç ödenmediği takdirde dahi enerjinin kesilebilmesi için tüketiciye en az 5 iş günü süre tanıyan ikinci bir yazılı bildirim yapılması gerektiğini, davalının emredici prosedürü işletmeksizin "ihkak-ı hak" yoluna giderek hukuku devre dışı bıraktığını, davalı idarenin elinde nakit hükmünde kesin teminat mektubu bulunmasına rağmen, bu teminatı mahsup etmek yerine üretimi durdurma yolunu seçerek "Ölçülülük İlkesini" ve "Dürüstlük Kuralını" (TMK m. 2) ağır biçimde ihlal ettiğini, müvekkilinin sanayi üretimi yapan ve onlarca işçi istihdam eden bir tüzel kişilik olduğunu, Elektrik kesintisinin Üretim bandının durmasına, hassas makinelerin elektronik aksamlarının zarar görmesine, İşçilerin atıl kalması nedeniyle oluşan iş gücü maliyetine, Yurt içi ve yurt dışı teslimat taahhütlerinin gecikmesi sebebiyle ağır cezai şartlara ve ticari itibar kaybına yol açtığını, 26.01.2026 tarihli Jandarma Tutanağı ile sabit olduğunu, fabrikanın her kapalı kaldığı saat telafisi imkansız bir ekonomik yıkıma dönüştüğünü, açıkladığı sebeplerle; üretiminin durmaması ve telafisi imkansız zararların önlenmesi adına, teminatsız elektriğinin derhal bağlanması yönünde H.M.K. m. 389 vd. uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalı tarafın sözleşmeye aykırı müdahalesinin iptalini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:
Mahkemece; Menderes 2. Asliye Hukuk Mahkemesi ████████ e sayılı dosyada devam eden yargılama olduğuna ilişkin beyanda bulunduğu görülmüş ise de, iddia edilen hususların yargılama sırasında toplanacak delillerle anlaşılabileceği davalı itiraz edenin iddialarının uyuşmazlığın esasına yönelik olması nedeniyle netice olarak davacının başka şekilde elektrik temin imkanı olmadığı ve davacının şirket olması ve bu nedenle davacıya elektrik enerjisi verilmemesi halinde telafisi imkansız zarar meydana gelebileceği, bu durumun "gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir verilebilir" kriterine uygunluğu dikkate alınarak ihtilâf konusu olan hakkın geçici olarak ifa edilmesi, ihtilâflı hukukî ilişkinin geçici olarak düzenlenmesi yönünde Mahkememizce verilen tedbir kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından..." ifadelerini içeren gerekçelerle ihtiyati tedbire itiraz eden (davalı) vekilinin itirazlarının reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN
:
Davalı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
:
Davalı avukatı tarafından verilen istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle;
-davacının değil başka bir firmanın osb'den onay almadan kurulan kira ilişkisi ile kaçak bir şekilde, ruhsatsız üretim faaliyetinde bulunduğu, kamu yararına hizmet gören, işyeri açma ve çalışma ruhsatı vermeye/denetlemeye yetkili idare konumundaki osb tarafından tespit edildiği ve amir hüküm nedeni ile elektrik hizmet kesintisi uygulandığı beyan edilmiş, belgelenmiş ve ispatlandığını,
-davacının söz konusu tesiste kendisi faaliyet göstermediğini, elektriği kendisinin kullanmadığını, davacının ... mevzuatına aykırı şekilde kira ilişkisi tesis ettiği dava dışı başka bir şirket faaliyet göstermekte ve elektriği bu şirketin kullandığını,
-katılımcının o tarihte müvekkil osb'ye yaptığı bir başvuru olmadığı gibi kiracılığın uygunluğuna ilişkin verilmiş bir ... kararının olmadığını,
-muhtelifin mevzuatlara aykırı hareket ettiğini beyanla kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava; davalı tarafın sözleşmeye aykırı müdahalesinin men-i davasıdır. İstinafa konu ara karar ilk derece mahkemesinin 28.01.2026 tarihli ihtiyati tedbir kararı ile ihtiyati tedbir kararına karşı yapılan itirazın reddine dair verilen 04.02.2026 tarihli ara kararının istinafen incelenmesi talebine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır.
Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Öte yandan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve istinaf incelemesi aşamasında Bölge Adliye Mahkemesince re'sen incelenir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/4. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir. Başka bir anlatımla, yargı çevresinde asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde bir ticari uyuşmazlığın çözümü için asliye hukuk mahkemesine genel mahkeme sıfatıyla dava açılması halinde, mahkemece görevsizlik kararı verilmeksizin işin görülmesi gerekir. Buna karşılık, Kanun aksi durumu düzenlememiş olduğundan, asliye hukuk mahkemesinin ticari olmayan bir davayı asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla görmüş olması açıkça usule aykırılık halini oluşturmaktadır.
6100 sayılı HMK'nın 1/(1) maddesinde "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir." hükmü düzenlenmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 114/(1)-c maddesine göre, görev hususu dava şartlarından olup, aynı kanunun, 115. maddesine göre, dava şartlarının mevcut olup olmadığının mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılması ve gözetilmesi gerekmektedir.
"...4562 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi uyarınca ...'ler özel hukuk tüzel kişisidir. Bununla birlikte 6102 sayılı Kanun'un 11 inci maddesindeki tanıma göre esnaf işletmeleri için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı amaçlayan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız bir şekilde yürütüldüğü işletmeleri işletmedikleri için aynı Kanun'un 16 ncı maddesi uyarınca tacir olarak kabul edilmeleri mümkün değildir. Öte yandan ...'lerin ticaret şirketi olduğu yönünde herhangi bir yasal düzenleme de bulunmamaktadır. Bu sebeple...'lerin taraf olduğu davalarda diğer taraf tacir olsun ya da olmasın, uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı hâllerde yargılamanın asliye hukuk mahkemelerinde görülmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. .."(Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin █████████ E █████████ K sayılı Bölge Adliye Mahkemeleri Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi Kararı )
Davacı avukatı tarafından verilen dava dilekçesinde özetle;.... bünyesinde ... Ada ... Parsel numaralı taşınmazda kurulu fabrikasında ağır sanayi ve metal mühendisliği alanında faaliyet gösterdiğini, taraflar arasında 10.04.2025 tarihinde akdedilen "Elektrik Enerjisi Tedarik Sözleşmesi" uyarınca, davalı idarenin müvekkilinin enerji ihtiyacını karşılamakla yükümlü olduğunu, İşçilerin atıl kalması nedeniyle oluşan iş gücü maliyetine, Yurt içi ve yurt dışı teslimat taahhütlerinin gecikmesi sebebiyle ağır cezai şartlara ve ticari itibar kaybına yol açtığını, 26.01.2026 tarihli Jandarma Tutanağı ile sabit olduğunu, fabrikanın her kapalı kaldığı saat telafisi imkansız bir ekonomik yıkıma dönüştüğünü, açıkladığı sebeplerle; üretiminin durmaması ve telafisi imkansız zararların önlenmesi adına, teminatsız elektriğinin derhal bağlanması yönünde H.M.K. m. 389 vd. uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalı tarafın sözleşmeye aykırı müdahalesinin iptalini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi ihtiyati tedbir isteminin kabulü ile maddi teminat karşılığında davalı ... ".... Sokak No: ... . ..." adresinde bulunan taşınmazın kesinti yapılan elektriğinin tekrar bağlanması konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesine dair karar vermiş. Karara karşı davalı .... vekili tarafından itiraz edilmiş mahkeme tarafından 04.02.2026 tarihli karar ile itirazın reddine karar verilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████████ esas sayılı içtihatında belirtildiği üzere davalı .... tacir sıfatını taşımamaktadır. Davada mutlak ticari dava niteliğinde değildir. Bu durum karşısında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi'dir. İhtiyati tedbir isteminin de Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından yapılması gerekmektedir. Bu sebeplerle davalı vekilinin istinaf isteminin HMK 353/(1)-a-3 maddesi uyarınca sair hususlar incelenmeksizin kabulü ile ilk derece mahkemesinin 28.01.2026 ve 04.02.2026 tarihli ara kararlarının ayrı ayrı kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davalı vekilinin sair istinaf sebepleri incelenmeksizin KABULÜ ile; İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28.01.2026 Tarih, ███████ Esas ve 04.02.2026 Tarih, ███████ Esas sayılı ara kararının 353/(1)-a-3 maddesi uyarınca ayrı ayrı KALDIRILMASINA,
Belirtilen eksiklikler giderilerek hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi için dosyanın mahkemesine İADESİNE,
İstinaf talebinde bulunan davalı tarafından yatırılan 732,00 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince kurulacak hükümde dikkate alınmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 03.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!