Anahtar kelimeler: Tırın Kurtarılamayarak Lojistik Şöfor Caddesi Kalarak Civarında Şantiyesinde Kapı Fiilden

T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: 11.07.2021 tarihinde -------- Caddesi ---------- civarında bulunan yol şantiyesinde lojistik faaliyetinde bulunan sürücü --------- kullanımında bulunan ----------- plakalı tırın karıştığı kazada ---------- tırın altında kalarak hayatını kaybettiğini, Kaza tarihinde müteveffa -------- --------- Hastanesine kaldırılmış ancak kurtarılamayarak aynı gün vefat ettiğini, Söz konusu kazanın meydana gelmesinde ---------- plakalı tırın sürücüsü ----------- asli kusurlu olduğunu, Nitekim davalı --------- hakkında "Şüpheli -------- -------- plakalı aracı ile seyir halinde olduğu, bu sırada maktulünde araç dış kısım şöfor kapı tarafı merdivenlerinde ayakta seyrettiği sırada şüphelinin ani fren yapması sonucu maktulün aracın tekerinin altına düşerek hayatını kaybettiği, saha sorumlusu şüpheli ---------- da maktulün alan girmesinden ve aracın dış kısmından güvensiz olarak seyretmesinde gerekli tedbir ve uyarılarda bulunmadığı, detayları bilirkişi raporunda belirtildiği üzere şüphelilerin yaptıkları iş esnasında taksirli davranışları sonucu -------- hayatını kaybetmesine sebebiyet vererek üzerilerine atılı suçu kusurları oranında işledikleri anlaşılmakla, mahkemece yargılanmasının yapılarak yukarıda gösterilen sevk maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmasına" talebi ile iddianame düzenlenmiş olup, --------- Esas sayılı dosyası ile yargılaması devam etmektedir. açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla; Trafik kazasında çocuklarını kaybeden davacı -------- ve ---------, 6100 sayılı Yasa’nın 107.maddesi uyarınca toplanacak delillere göre belirlenecek destekten yoksun kalma tazminatının sürücü yönünden olay tarihinden ve sigortacı yönünden (sigorta limiti aşılmamak üzere) temerrüt tarihinden işletilecek avans faizi ile birlikte şimdilik kişi başı 20.000 TL olmak üzere toplamda 40.000 TL tazminatın davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline Davacılardan baba --------- adına 200.000 TL, anne --------- adına 200.000,00 TL ve müteveffanın kardeşlerinden her biri adına ayrı ayrı 100.000,00 'er TL olmak üzere toplamda 700.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sürücü ------- tahsiline, İhtiyatı haciz kararının kabulüne, Yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini beyan ve talep etmiştir. Davalı --------- Şirket vekili cevap dilekçesinde özetle: Dava konusu taleplerin belirsiz alacak olarak ileri sürülmesi imkanı bulunmadığını, Kesinlikle kabul manasına gelmemek kaydıyla, davacı tarafın Müvekkil Şirketten talebini netleştirmiş olmakla, talep edeceği tutarı belirlemediğini, Ancak davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki bir yararı olmayıp davanın usulden reddi gerektiğini, Şöyle ki: HMK'nın 107. maddesinde "Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir." denilerek belirsiz alacak davasının yalnızca alacağın belirlenmesinin mümkün olamayacağı durumlarda açılabileceği öngörüldüğünü, Oysa davacının iddia ettiği alacak miktarı dava tarihinde belirlenebilir niteliktedir KTK 97 uyarınca sigorta şirketine kanunda belirtilen evraklar ile müracaat edilmediğini, Davacının dayandığı delillerin tarafımıza tebliğe çıkarılması gerektiğini, kusur durumunun tespiti gerektiğini, konu kaza karayolunda meydana gelmediğinden poliçe teminatı kapsamında olmadığını, destekten yoksun kalma tazminatı talebi hakkında kanuna ve yargıtay uygulamalarına uygun değerlendirme yapılması gerektiğini, tazminat hesaplaması aktüer sıfatına sahip bilirkişiler tarafından zmms genel şartlarına çerçevesinde yapılması gerektiğini, arz ve izah edilen sair nedenlerle davanın usulden reddini, Kaza karayollarında meydana gelmediğinden teminat dışı olduğu kabulü ile haksız davanın reddini, Müvekkil şirkete usulüne uygun başvuru yapılmadığından dolayı davanın usulden reddine,Müteveffa kendi kusuru ile vefat ettiğinden davanın reddini, sayın mahkemeniz aksi kanaatte ise kusur tespiti için dosyanın --------- Dairesi’ne gönderilmesini, Kusurun alanında uzman bilirkişilerce azami poliçe limitleri ve aktüeryal kurallar gözetilerek hesaplama yapılmasını, Müterafik kusur indirimi yapılmasını, 7327 Sayılı Kanunun huzurdaki davada uygulanmasını, Aleyhimize hüküm kurulmaması halinde, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir. Davalı -------- vekili cevap dilekçesinde özetle: 11.07.2021 tarihinde---------- Caddesi ---------- civarında bulunan yol şantiyesinde lojistik faaliyetinde bulunan sürücüsü müvekkil --------- kullanımında bulunan ----------- plakalı tırın hareket etmesi ile meydana kazada ---------- tırın altında kalarak hayatını kaybettiğini, Kaza tarihinde --------- --------- Hastanesine kaldırılmış ancak kurtarılamayarak aynı gün vefat ettiğini, davalı Tır şoförü olarak yaklaşık 2 yıldır ---------- isimli firmada çalıştığını, Somut olayın gerçekleştiği tarihte --------- plakalı Tır ile eski kayabaşı mezarlığı ile --------- arasındaki yol çalışmasına PMT leri götürdüğünü, Söz konusu firmada çalışma alanı dışında kalan 800-900 metrelik bir alan bulunduğunu, Bu alanın girişinde de kontrol amacıyla zabıtalar bulunmakta ve zabıtalar, gelen kişileri kontrol sonrası içeri aldığını, davalıya olay günü zabıtalar içeri aldığını, Söz konusu çalışma alanı dışında kalan alanda müvekkil tırını park etmiş ve beklemeye başladığını, Ancak müvekkil, mesire alanı yüzünden çevrede çok fazla yaya geçişi bulunması nedeni ile tırı daha müsait alana çekmek istemiştir.-------- belirtilen alana girmemesi gerekli iken danışmaz nakliyat isimli firmanın oğlu olması sebebiyle, bir şey olmaz düşüncesiyle hareket edilmiş, güvenliğine önem verilmemiş ve küçük yaştaki-------- şantiye alanına sokulduğunu, söz konusu vahim olayın gerçekleşmesinde babası olan --------- ve ---------- amcasının ihmalkarlığı yadsınamaz bir gerçek olduğunu, iş sağlığı ve güvenliğinin önemine ilişkin birçok emsal karar ve kanun maddesi bulunmaktadır. müvekkile iş sağlığı ve güvenliği eğitiminin verilmediğinin, bu değerlendirmelere istinaden davanın doğan apaydın ve danışmaz nakliyat'ın yetkilisine ihbar edilmesini, davalılar tarafın dava dilekçesinde müvekkilimin asli kusurlu olduğu iddia edilmiş ise de yukarıda detaylıca açıkladığımız hususlara değinilmemiş ve huzurdaki dava kötü niyetle ikame edildiğini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla eğer bir sorumluluk doğacak ise bu sorumluluktan yalnız müvekkil ve --------- Şirketi sorumlu tutulması gerektiğini, --------- Yetkilisi, --------- Firması 4. Bölge’nin, yani asfalt yol çalışma alanın sorumlu saha şefi ---------, araç maliki ve davacı tarafların da sorumluluğu gündeme gelmeli ve mahkemeniz tarafından aldırılacak bir bilirkişi raporuyla sorumluluk oranları belirlenmesi gerektiğini, belirlenen kusur oranına göre de tazminata hükmedilmesi gerektiğini, ancak yaşanan olayda ---------- asli kusurlu olduğunun mahkemeniz tarafından dikkate alınmasını ettiğini, somut vakıada zarar görenin ortak kusurunun da dikkate alınmasını talep ettiğini, arz izah edilen nedenlerle öncelikle davacı tarafın ihtiyati tedbir isteminin reddine, en nihayetinde işbu hukuka ve hakkaniyete aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
GEREKÇE VE SONUÇ
:Dava haksız fiil nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Sürücü --------- idaresindeki -------- - --------- plakalı TIR aracı ile park yerinde manevra yaparken yeterince dikkatli ve tedbirli olmadığı; manevraları düzenleyen genel şartlara uymadığı ve çekici basamağında duran çocuk --------- emniyetlice inmeden hareket ederek EX olmasına neden olduğu için KTK 47/d - 84/j ve KTY 95/d - 157/a/10 maddelerinde açıklanan kusurları işlediği; kazanın meydana gelmesinde asli ve 9675 oranında kusurlu olduğu; 15 yıl 27 gün yaşındaki çocuk ---------- yeterince dikkatli ve tedbirli olmadığı; park alanındaki çekiciye binmeyeceği halde basamağına çıktığı ve ayna demirine tutunarak durmaya çalıştığı; ------- - --------- plakalı TIR aracı hareket ettiğinde düşerek EX olduğu için KTK 47/d ve KTY 95/d maddelerinde açıklanan kusurların işlenmesinin kazanın meydana gelmesinde tali ve X525 oranında etkili olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır. Mahkememizce alınan █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle: 11.07.2021 günü meydana gelen trafik kazasında sebep sorumlusunun % 75 kusurlu olmasına nazaran: Yargılamanın devamı sırasında 29.05.2023 günü vuku bulan sigorta şirketi ödemesi ve bu bağlamda düzenlenen sulh ve ibra akdi ile davadan (harici) feragat beyanı dikkate alınarak, ibra tarihi itibariyle cari ücret verilerine göre yapılan hesaplamada anne babanın toplam zararının yukarıda gösterildiği üzere, 574.037,56 TL olduğu; davalı sigorta şirketinin 304.450,00 TL maddi tazminat ödeyip, kalan sigorta teminat limitinden de feragat beyanı almasına göre, diğer müteselsil sorumlu davalı -------- toplam 430.000,00 TL dahil bundan yararlanacağı; bir başka anlatımla ancak vaki ödemenin yetersizliği sebebiyle, sigorta şirketi hakkındaki dava feragat sebebiyle sona erdiğinden ve vekalet ücreti dahil kararlaştırma yapıldığından, adı geçen davalının sorumluluğunun feragate dayalı olarak ortadan kalktığı; Ancak ödemenin yetersizliği dikkate alınarak, güncel ücret verilerine göre yapılan hesaplamada, tespit edilen tutardan ödenen ve feragat edilen tutarın toplamının hesaplanan zararlardan doğrudan indirilmesinden (yüksek yargı uygulamasıyla yargılama sırasında yapılan ödemelerin güncellenmeyeceği) sonra davacı annenin 1.008.397,45 TL davacı babanın 568.237,27 TL karşılanmamış destekten yoksun kalma zararı oluştuğu; Davacıların olay tarihinden itibaren davalı ----------- avans faiziyle birlikte tahsil talebinde bulunduğunun görüldüğü görüş ve kanaatine varılmıştır. Ayrıntıları --------- Sayılı ilamında belirtildiği üzere; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 49. maddesinde de benzer bir düzenlemeye gidilerek kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar verenin bu zararı gidermekle yükümlü olduğu belirtilmiştir. Gerek BK’nın 41. maddesi gerekse TBK’nın 49. maddesi, hukuka aykırı kusurlu bir fiille başkasına zarar veren kimsenin bu zararı tazmine mecbur olduğunu belirtmektedir. Böylece haksız fiilden sorumluluk, tazminat borcunun kaynağını oluşturmaktadır. BK’nın 41. maddesi (TBK’nın 49. maddesi) uyarınca haksız fiil sorumluluğundan bahsedilebilmesi için hukuka aykırı bir fiilin bulunması, kusurun bulunması, hukuka aykırı fiille zarar verilmesi ve hukuka aykırı fiil ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekmektedir. Böylelikle haksız fiilin; hukuka aykırı fiil, kusur, zarar ve uygun illiyet bağından ibaret olmak üzere dört unsuru bulunduğu söylenebilir. Bu unsurların tümünün bir arada bulunmadığı, bir veya birkaç unsurun eksik olduğu durumlarda, haksız fiilin varlığından söz edilemeyecektir. Haksız fiil sorumluluğundan bahsedilebilmesi için öncellikle sorumlu tutulacak kişinin işlediği bir fiilin bulunması gerekmektedir. Kendisinden tazminat istenen şahsın bir fiili yoksa sorumluluğu da söz konusu olmaz. Bununla birlikte haksız fiil sorumluğunun doğabilmesi için sadece fiilin varlığı yeterli değildir. Aynı zamanda fiilin hukuka aykırı olması gerekmektedir. Kanunlarımız bir fiilin nasıl ve hangi niteliklere sahip olduğu takdirde hukuka aykırı sayılacağını açıklamamıştır. Genel bir ifadeyle denilebilir ki hukuka aykırılık, kişilerin mal ve şahıs varlıklarını doğrudan doğruya koruyan emredici bir hareket tarzı kuralına aykırılık hâlinde ortaya çıkmaktadır. Kusura dayanan haksız fiil sorumluluğu için aranan diğer ve en önemli şartlarından biri de hukuka aykırı fiili işleyen kişinin kusurlu olmasıdır. Hukuka aykırılık, fiilin bir hukuk kuralına aykırı olduğunu, kusur ise bu hukuk kuralına aykırı fiile ilişkin iradesi sebebiyle fiili işleyen kişinin davranışının kınanan bir davranış olmasını ifade eder. Haksız fiil sorumluluğundan söz edebilmek için gereken diğer bir şart ise zararın ortaya çıkmasıdır. BK'nın 41 (TBK'nın 49.) maddesi zarardan bahsetmekle beraber kanunda zarar tanımı yapılmamıştır. Doktrin ve yargısal içtihatlarda zarar “geniş anlamda zarar” ve “dar anlamda zarar” olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Hukuka aykırı bir fiil işleyen kimse ancak bu fiilinin sebep olduğu zararları tazminle yükümlüdür. Fiil ile arasında uygun illiyet bulunmayan bir zararın tazmini istenemez. Fakat fiille uygun illiyet bağı bulunan bütün zararlardan faili sorumlu tutmak da adil olmayabilir. Hayat tecrübelerine göre, bir fiilin, olayların normal akışında meydana getirebileceği zararlarla olan mantıki illiyet bağına uygun illiyet bağı denilmektedir. Uygun illiyet zinciri içinde bir sebebin zararı meydana getirmeye uygun bir sebep olup olmadığı araştırılacaktır.
Önemle belirtilmelidir ki hükmedilecek tazminat, hiçbir şekilde zarar miktarından fazla olamaz. Zarar miktarı tazminatın azami sınırını teşkil eder . Bir başka ifadeyle, tazminat miktarı hiçbir zaman gerçek zararı aşmamalıdır. Nitekim aynı hususlar --------- E., --------- K.; 19.02.2019 tarihli ve --------- E., ---------- K. sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Eş söyleyişle, tazminat miktarının belirlenmesinde zarar görenin gerçek zararının esas alınması zorunlu olup; burada ilke, zarar doğurucu eylem, zarar görenin malvarlığında gerçekten ne miktarda bir azalmaya neden olmuş ise, zarar verenin tazminat borcu da, o miktarda olmalıdır.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 53. maddesi) uyarınca hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değil ise de hem ilmi, hem de kökleşmiş yargı kararlarında ceza mahkemesince belirlenen maddi olgunun hukuk hakimini bağlayacağı kabul edilmektedir . 818 sayılı Borçlar Kanununun 50 ve 51. maddelerinde haksız eylemin ve bunun sonucunda doğan zararın birden fazla kişi tarafından meydana getirilmesi durumunda zarar görenin dilediği takdirde eyleme katılanların birisinden, birkaçından veya tamamından zincirleme olarak sorumlu tutulmalarını isteme hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir. Aynı hüküm 6098 sayılı yeni Türk Borçlar Kanununun 61. maddesinde de tekrar edilmiştir. Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi (818 sayılı BK 49. maddesi) hükmüne göre kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.Yukarıda belirtilen bilgiler ışığında somut olayda, iddia, savunma, hüküm kurmaya ve denetime elverişli █████/2025 tarihli bilirkişi raporu, hüküm kurmaya ve denetime elverişli kusur raporunda davalının %75 kusurlu olduğu, mahkememizce yapılan değerlendirmede de ---------- plakalı tırın park yerinde manevra yaparken yeterince dikkatli ve özenli davranmaması neticesinde çekici basamağında duran çocuk --------- EX olmasına neden olduğu, meydana gelen kazada çocuğun eyleminin %25 kusurlu olduğu, kazanın oluşumunun dosyada mübrez bulunan beyanlar ile de uyumlu olduğu, bilirkişi raporuna itirazda belirtilen kusur indirimi hususunun Mahkememizce re'sen nazara alınması gerektiği, diğer itirazlar için de ek rapor alınmasını gerektirir husus bulunmaması nedeniyle Mahkememiz 8 nolu celse 1 nolu ara karar ile bilirkişi raporuna itirazın reddine karar verildiği, davacılar vekilince bedel artırım dilekçesinini sunulduğu, çocuğun yaşı, TRH-2010 yaşam tablosu ve davacıların yakınlık durumları nazara alınarak alınan bilirkişi raporunun ---------- sayılı kararı ile uyumlu olduğu, davacı --------- için bedel artırım dilekçesi ile talep edilen destekten yoksun kalma tazminatı olan 686.517,39 TL'nin olay tarihi olan 11.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı --------- tahsili ile davacıya ödenmesine, davacı ----------- için bedel artırım dilekçesi ile talep edilen destekten yoksun kalma tazminatı olan 376.960,74 TL'nin, olay tarihi olan 11.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ---------- tahsili ile davacıya ödenmesine, davalıların ve davacıların UYAP ortamında sorgulanan ekonomik duruları ve araştırma raporu, olayın meydana geliş şekli ve kusur durumları nazara alındığında davanın manevi tazminat yönünden KISMEN KABULÜ ile davacı ---------- için 125.000 TL, anne --------- adına 125.000 TL, ve kardeşlerden her biri adına ayrı ayrı 50.000'şer TL olmak üzere toplam 400.000,00 TL olmak üzere manevi tazminatın olay tarihi olan 11.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı --------- tahsili ile davacılara ödenmesine, dosyada mübrez ibraname ve feragat belgesi içeriği nazara alındığında davanın sigorta şirketi bakımından reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
:
1-Davanın sigorta şirketi bakımından feragat nedeniyle reddine,
2- Davanın Maddi tazminat yönünden KABULÜ ile;
-Davacı ---------- için bedel artırım dilekçesi ile talep edilen destekten yoksun kalma tazminatı olan 686.517,39 TL'nin olay tarihi olan 11.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı --------- tahsili ile davacıya ödenmesine,
- Davacı --------- için bedel artırım dilekçesi ile talep edilen destekten yoksun kalma tazminatı olan 376.960,74 TL'nin, olay tarihi olan 11.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ---------- tahsili ile davacıya ödenmesine,
3-Davanın manevi tazminat yönünden KISMEN KABULÜ ile;
-Davacı ---------- için 125.000 TL, anne ----------- adına 125.000 TL, ve kardeşlerden her biri adına ayrı ayrı 50.000'şer TL olmak üzere toplam 400.000,00 TL olmak üzere manevi tazminatın olay tarihi olan 11.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ---------- tahsili ile davacılara ödenmesine,
Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
4-DAVANIN MADDİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN;
-Alınması gereken 72.646,19 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 12.637,35 TL harcın ve 17.478,45 TL tamamlama harcın mahsubu ile bakiye 42.530,39 TL harcın davalı ---------- alınarak hazineye gelir kaydına,
-Davacılar tarafından yapılan 12.637,35 TL peşin harcın, 17.478,45 TL tamamlama harcın, 179,90 TL başvuru harcı , 25,60 TL vekalet harcının davalı -------- alınarak davacılar -------- ve ---------- ödenmesine,
-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT since hesaplanan 165.521,72 TL vekalet ücretinin davalı ------- alınarak davacılar -------ve ---------- ödenmesine,
5-DAVANIN MANEVİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN;
-Alınması gerekli 27.324,00 TL karar ve ilam harcın davalı --------- alınarak hazineye gelir kaydına,
-Kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 64.000,00 TL vekalet ücretinin davalı -------- alınarak davacılara ödenmesine,
-Reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 48.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı --------- ödenmesine,
6-Davalı Sigorta Şirketi kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT'since hesaplanan 45.000,00 TL'nin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalı Sigorta Şirketine ödenmesine,
7-Davacı tarafından yapılan ve ayrıntısı UYAP sisteminde gösterilen toplamda 23.793 TL yargılama giderinin red ve kabul durumuna göre oranlayarak 19.745,37 TL' nin davalılar --------- , --------- ve ---------- müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine; bakiye bölümün davacılar üzerinde bırakılmasına,
8-Artan gider avansının kararın kesinleşmesi ve talep halinde taraflara iadesine,
Dair karar, davacı vekilinin ve davalı ---------- vekilinin yüzüne karşı, davalı sigorta şirketinin yokluğunda karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----------- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak oy birliği ile verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu. . █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!