Anahtar kelimeler: Batı Açtıkları Talebiyle Süreci Geç Temlik Usulden Açtığı Hakimlerin Sıfatıyla
Hukuk Genel Kurulu         ████████ E.  ,  ████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)

    SAYISI
    : ███████ E., ███████ K.
    1. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 4. Hukuk Dairesince davalı Hazineye karşı taşınmazın temlik ve bedelin geç ödenmesine ilişkin açılan tazminat davasının yargı yolu nedeniyle usulden reddine, hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı açtığı tazminat davasının esastan reddine karar verilmiştir.
    2. Karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:
    I. YARGILAMA SÜRECİ
    Davacı İstemi
    4. Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde tazminat talebiyle açtıkları davada Ankara Batı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.11.2018 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile davalı ... yönünden davanın kabulü ile 6.042.137,00 TL tazminatın 07.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden tahsiline, davalılar Etimesgut Belediyesi, Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığı yönünden karar verilmesine yer olmadığına dair verilen kararın temyizi üzerine daha önce bozma kararı verilmesi nedeniyle dosyanın gönderildiği Yargıtay 8. Hukuk Dairesince 04.03.2019 tarihinde esasa kayıt yapılmasından 11,5 ay sonra 18.02.2020 tarihinde Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verildiğini, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince dosya 05.06.2020 tarihinde esasa kaydedildikten 5 ay sonra 22.10.2020 tarihinde Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin görevli olduğu belirtilerek görevsizlik kararı verildiğini, Yargıtay Hukuk İşbölümü İnceleme Kurulunun 17.12.2020 tarihinde temyiz incelemesi için dosyanın Yargıtay 3. Hukuk Dairesine gönderilmesine karar vermesi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesince yapılan inceleme üzerine 30.03.2022 tarihinde verilen onama kararının taraflara tebliğ üzerine 17.06.2022 tarihinde hükmün kesinleştiğini, Yargıtay Kanunu’nun 60. maddesinde düzenlenen süre geçtikten sonra dairelerin gönderme kararı veremeyeceğini, ayrıca davalı Hazinenin hükmün kesinleşmesinden sonra 9,5 ay süreyle ödemeyi geciktirdiğini, sonuç itibariyle Mahkemece verilen kararın temyiz incelemesi makul sürede yapılmadığından zararın oluştuğunu, diğer taraftan Hazinenin mülkiyeti nizalı taşınmazı tapu kaydına şerh koymadan temlik ettiğini, Toplu Konut İdaresi Başkanlığının da tescil imk3anını ortadan kaldıracak şekilde imar uygulaması yaptığını, hükmedilen taşınmaz bedelinin faiziyle birlikte 8.510,805,00 TL olarak tahsil edildiğini, tahsil edilen bedel ile taşınmaz bedelinin tahsil edildiği tarihteki değeri arasındaki fark kadar maddi zarara uğradığını ileri sürerek belirsiz alacak davası olarak açtıkları eldeki davada fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00 TL zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığından müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
    Davalı Cevabı
    5. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığını, davacı tarafından iddianın somutlaştırılması yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 46. maddesinde tahdidi olarak sayılan sorumluluk koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
    Görevsizlik Kararı
    6. Ankara 45. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.08.2023 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile, dava dilekçesinin Yargıtay 4. Hukuk Dairesine hitaben yazıldığı ancak dosyanın sehven mahkemeye geldiği, yargılama faaliyeti nedeniyle Devlet aleyhine açılan tazminat davası ile ilgili karar verme görev ve yetkisinin Yargıtay 4. Hukuk Dairesine ait olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine, talep hâlinde dosyanın görevli ve yetkili Yargıtay 4. Hukuk Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.
    Özel Daire Kararı
    7. Davacılar vekilinin talebi üzerine dosyanın gönderildiği Özel Dairece dava dilekçesinde davalı olarak belirtilen Toplu Konut İdaresi Başkanlığına yönelik tazminat davasının tefrikinden sonra yapılan yargılama sonucunda Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 05.11.2024 tarihli ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile;
    "...Dava, hakimlerin yargısal faaliyetlerinden dolayı Devletin hukuki sorumluluğuna dayalı olarak maddi tazminat istemine ilişkindir.
    6100 sayılı HMK’nın 46. maddesinde sorumluluk nedenleri sınırlı olarak sayılmıştır. Buna göre, hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı ancak aşağıdaki sebeplere dayanılarak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir:
    a)Kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması,
    b)Sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması,
    c)Farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması,
    ç)Duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak hüküm verilmiş olması,
    d)Duruşma tutanakları ile hüküm veya kararların değiştirilmiş yahut tahrif edilmiş veya söylenmeyen bir sözün hüküm ya da karara etkili olacak şekilde söylenmiş gibi gösterilmiş ve buna dayanılarak hüküm verilmiş olması,
    e)Hakkın yerine getirilmesinden kaçınılmış olması.
    Hakimlerin verdikleri kararlardan dolayı ilke olarak sorumlu tutulmayacakları esas olmakla birlikte, hakimin bağımsızlığı kadar tarafsızlığını da teminat altına almak amacıyla hukuki sorumluluğunun tespiti özel bir usule tabi tutulmuştur. Kanunun öngördüğü sorumluluk sebepleri sınırlı sayılmıştır (numerus clausus) ve bunların varlığının kabul edilebilmesi için hakimlerin genel olarak kasıtlı veya ağır kusurlu tutum ve davranışlarının varlığı gerekmektedir. Hakimin sorumluluğu nedeniyle dava açılabilmesi için kanunda sayılan sebeplerin varlığı gerekmekte olup, kanunda sayılmayan sebeplerden dolayı tazminat davası açılamaz. Bu tür davalarda davacı, hakimin yargılama faaliyetinin 6100 sayılı HMK'nın 46.maddesinde sayılan sebeplerden birisine girdiğini, yani hakim tarafından hukuka aykırı (haksız) yargısal işlem/eylem yapıldığını, hakimin ağır kusuru veya kastı olduğunu, bundan dolayı zarar gördüğünü ve hakimin davranışıyla zarar arasındaki illiyet (nedensellik) bağının varlığını ispatla yükümlüdür. Hakimlerin yargılama faaliyetinden dolayı Devlet aleyhine açılan eldeki tazminat davasında davacı tarafından davaya dayanak yapılan iddialar özetle; davalı Hazinenin mülkiyeti nizalı taşınmazı tapu kaydına şerh koymadan temlik etmesi, davalı TOKİ Başkanlığı’nın da tescil imkanını ortadan kaldıracak şekilde imar uygulaması yapması, Yargıtay 8 ve 16. Hukuk Daireleri heyetlerinin Yargıtay Kanunu 60. maddesine açıkça aykırı hüküm vererek fazladan 2 yıl 2 ay süre ile yerel mahkeme ilamının kesinleşmesini geciktirdikleri, Hazinenin 9,5 ay süre ile gereksiz olarak ödemede bulunmadığı, tüm hatalı işlemler nedeniyle davalı Hazineden tahsil ettikleri toplam faizli bedel ile taşınmaz bedelinin tahsil edildiği tarihteki piyasa rayiç değeri kadar maddi zarara uğradıkları iddialarıdır.
    Taşınmazın temliki ve bedelin geç ödenmesine dayalı talepleri yönünden, istemin ileri sürülüş biçimine göre yargısal bir faaliyetten kaynaklanmayıp idari bir işlemden kaynaklandığı, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 2/1-b maddesi gereğince bu tür istemler tam yargı davası olarak idari yargı yerinde açılacak davada ileri sürülmesi gerekir. Bu nedenle yargı yolu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
    Hakimlerin yargısal faaliyetlerine dayalı istem yönünden ise 6100 sayılı HMK'nın 46.maddesinde sayılan sebeplere bakıldığında bu sebeplerin tamamının nitelikleri gereği hukuka aykırılık taşıdığı ve hakimin ağır kusuruna (hatta kastına) dayalı olduğu (örneğin; taraf tutma, duruşma tutanağında yazılı olmayan sebeple karar verme, menfaat karşılığı karar verme, kanuna açık aykırılık, adalet dağıtmaktan kaçınma, duruşma tutanağını tahrif vs.) görülmektedir.
    Hakimin takdir yetkisi kapsamında kalan delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin hususlar tazminata konu edilemez. Çünkü HMK'nın 46.maddesindeki koşullar hakimin takdir yetkisinin ötesinde kasıt veya kasta yakın ağır kusur hallerinde başka türlü yorumlanması mümkün olmayan hukuk kurallarının yanlış uygulanması söz konusu olduğunda oluşabilecektir. Somut olayda HMK'nın 46. maddesindeki koşullardan hiçbirisi gerçekleşmemiştir. Davacı, HMK'nın 46. maddede sayılan sınırlı hukuki sorumluluk nedenlerinin eldeki davada gerçekleştiğini kanıtlayamamıştır. Hal böyle olunca davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
    Öte yandan HMK’nın 49. maddesi uyarınca, davanın esastan reddi halinde disiplin para cezasına hükmedilmesi gerektiğinden, bu konuda dava konusu olayın gelişim biçimi ve dosyaya yansıyan olgular göz önünde bulundurulmuş ve 1.000,00-TL disiplin para cezasının verilmesinin uygun olacağı değerlendirilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
    HÜKÜM
    : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
    1-Davacının Hazine'ye karşı taşınmazın temliki ve bedelin geç ödenmesi sebeplerine ilişkin açmış olduğu tazminat davalarının yargı yolu nedeniyle usulden reddine,
    2-Davacının Hakimlerin yargılama faaliyetinden dolayı Hazine aleyhine açtığı davanın HMK'nın 46.maddesi koşulları oluşmadığından esastan reddine,
    3-...nun 49.maddesine göre takdiren 1.000,00-TL disiplin para cezasının davacılardan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,
    4-Alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 1.707,75 TL'den mahsubuna, kalan 1.280,15 TL'nin istek halinde davacılara iadesine,
    5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi uyarınca 46.500,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
    6-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,..." karar verilmiştir.
    Kararın Temyizi
    8. Özel Daire kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    II. GEREKÇE
    a. Davacılar vekilinin davalı Hazine aleyhine taşınmazın temliki ve bedelin geç ödenmesine dayalı tazminat talebi yönünden
    9. 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkındaki Kanun (2576 sayılı Kanun) ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda (2577 sayılı Kanun), bölge idare mahkemesi, idare mahkemesi ve vergi mahkemelerinin işleyişi ile ilgili genel hükümler düzenlenmiş, idari dava türleri, idari yargı yetkisinin sınırı ile idare mahkemesinin görevlerinin ne olduğu açıkça belirlenmiştir. 2577 sayılı Kanun'un “İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı” kenar başlıklı 2. maddesi;
    "1. (Değişik
    : 10/6/1994-4001/1 md.) İdari dava türleri şunlardır:
    a) (İptal
    : Anayasa Mahkemesinin 21/9/1995 tarihli ve E:███████, K:███████ sayılı kararı ile; Yeniden Düzenleme: 8/6/2000-4577/5 md.) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları,
    b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları,
    c)(Değişik
    : █████/1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar.
    2. İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler.
    3. (Mülga
    : 2/7/2018 - KHK-███████ md.)" şeklinde düzenlenmiştir.
    10. Bu maddeye göre, idari davalar; idari işlemler hakkında açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ve kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar olup kural olarak idari yargıda ancak Devlete ve kamu tüzel kişilerine karşı açılan davalara bakılmaktadır. Bir başka ifadeyle 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesi gereğince idarenin işlem ve eylemlerine karşı açılan davalar idari yargı kapsamındadır.
    11. Somut olayda davacılar vekilinin taşınmazın temliki ve bedelin geç ödenmesine dayalı talepleri yönünden istemin ileri sürülüş biçimine göre yargısal bir faaliyetten kaynaklanmayıp idari işlemden kaynaklandığı, 2577 sayılı Kanun'un 2/1-b maddesi gereğince bu tür istemlerin tam yargı davası olarak idari yargıda açılacak davada ileri sürülmesi gerektiği gözetildiğinde Özel Dairece davacı tarafın davalı Hazine aleyhine taşınmazın temliki ve bedelin geç ödenmesine dayalı açmış olduğu tazminat davasının yargı yolu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi yerindedir.
    b. Davacılar vekilinin davalı Hazine aleyhine hâkimlerin yargılama faaliyetine dayalı tazminat talebi yönünden
    12. Dava, 6100 sayılı Kanun’un 46. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
    13. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 46. maddesinde sorumluluk nedenleri sınırlı olarak sayılmıştır. Anılan maddede “(1) Hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı aşağıdaki sebeplere dayanılarak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir:
    a) Kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması.
    b) Sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması.
    c) Farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması.
    ç) Duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak hüküm verilmiş olması.
    d) Duruşma tutanakları ile hüküm veya kararların değiştirilmiş yahut tahrif edilmiş veya söylenmeyen bir sözün hüküm ya da karara etkili olacak şekilde söylenmiş gibi gösterilmiş ve buna dayanılarak hüküm verilmiş olması.
    e) Hakkın yerine getirilmesinden kaçınılmış olması.” düzenlemesi bulunmaktadır.
    14. Somut olayda 6100 sayılı Kanun’un 46. maddesinde sınırlı sayıda belirtilen sorumluluk sebeplerinden hiçbiri bulunmadığı ve hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı tazminat şartları oluşmadığı anlaşıldığından Özel Dairece davacılar vekilinin hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı davalı Hazine aleyhine açtığı davanın 6100 sayılı Kanun’un 46. maddesi koşulları oluşmadığından esastan reddine karar verilmesi yerindedir.
    15. Hâl böyle olunca, yapılan açıklamalara, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bilgi ve belgelere, Daire kararında açıklanan gerektirici nedenlere, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun olduğu tespit edilen Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın onanması gerekir.
    III. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın ONANMASINA,
    Harç peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına,
    25.12.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!