Anahtar kelimeler: Davadavacı Babası Yazim Layihalar Sevk İzmir Dinlenip İstenmiş Davadan Üye

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2023
NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: Tazminat
KARAR TARİHİ
: █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026
Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen █████/2023 gün ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye.... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:Davacı vekili, 08.02.2019 tarihinde babası ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araçta yolcu olarak bulunduğu esnada davalı sigorta şirketince sigortalanan... plakalı araçla çarpıştığını, trafik kazası tespit tutanağında kazanın oluşumunda... plakalı araç sürücüsü ...'nün tam kusurlu bulunduğu, müvekkilinin kaza sebebiyle ağır derecede yaralandığını, HMK'nun 107. madde gereği şimdilik 100,00-TL daimi, 100,00-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 50,00-TL bakım gideri ve 50,00-TL SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri 300,00-TL’nin temerrüt tarihi itibari ile işleyecek olan avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsilini istemiştir.
CEVAP
:Davalı vekili, 25.02.2011 tarihinden itibaren geçerli olan mevzuat değişikliği sebebi ile müvekkil şirketın tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik tazminatı taleplerine ilişkin sorumluluğunun ortadan kalktığı, davacılar tarafından, sigortalımızın kusuru ve kusur ile zarar arasında illiyet bağı bulunduğu usulen ispat edilmesi gerektiği, davacının talebinin fahiş olduğu, davacıların kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubu gerektiği, davacının tedavi ve sağlık giderleri taleplerinden müvekkil sigorta şirketi sorumlu olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:Mahkemece iddia, savunmaları, hastane raporları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, dava dışı..... plakalı araç sürücüsü ...'in %75 oranında kusurlu olduğu, davacının ise emniyet kemeri takmaması nedeniyle çarpma ile birlikte otomobilin camından fırlayarak yaralanmasında ve zararın artmasında müterafik kusurunun bulunduğu, yolcu olan davacı açısından davalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu kabul edilerek hesaplama yapılması gerekirken tazminattan %25 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği, davalı sigorta şirketince sigortalanan... plakalı araç sürücü ...'nün %25 oranında kusurlu olduğu, aldırılan kusur ve maluliyet oranları esas alınarak %25 müterafik kusur, %8 maluliyet ve 9 aylık tıbbi iyileşme süresine göre davanın kısmen kabulü ile; davacının, 4.547,02-TL geçici iş göremezlik, 52.976,27-TL sürekli iş göremezlik, 3.999,37-TL bakıcı gideri tazminatlarının davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limiti dahilinde █████/2019 temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
:Davacı vekili, hüküm tarihine en yakın tarihteki asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasına ilişkin 11.04.2023 tarihli bilirkişi raporuyla müvekkilinin sürekli iş göremezlik tazminatının ilk rapordakinden yüksek hesaplanması nedeniyle ıslah dilekçesi sunmak üzere mahkemece kendilerine süre verilmediğini, değer artırım dilekçesi sunulmasıyla ıslah hakkının kullanıldığının belirtildiğini, ancak davanın belirsiz alacak davası olarak açılmış olduğundan hem ıslah hem de HMK 107. madde doğrultusunda talep artırımı yapma haklarının bulunduğunu, kusur bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini, kazanın meydana geldiği yerde, soldan gelen sigortalı araç sürücüsünün, sağdan gelen araca geçiş hakkını vermesi gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün bu kurala uymayarak kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğunu, dosyada sgk tarafından karşılanmayan tedavi giderleri yönünden bir hesaplama yapılmadığını, sgk kapsamında olmayan tedavi giderlerinin hekim bilirkişi tarafından hesaplanabildiğini, zarar görenin buna ilişkin ilişkin belge, fatura vb. sunmasına gerek bulunmadığını, uyuşmazlığın sigorta poliçesinden kaynaklanmasına göre TTK'nın 3 ve 4. maddelerine göre uyuşmazlığın ticari nitelikte olduğundan avans faizi istenebileceğini, taleplerinin temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte tahisli gerektiğini belirtmiştir.
Davalı vekili, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini Aym iptal kararlarının geriye yürümezliği ilkesi gereğince iptal edilen maddelerin dikkate alınmaması gerektiğini, 01.06.2015 tarihli genel şartları ile TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faizin uygulanması gerektiğini, bakıcı ve tedavi giderlerinin teminat kapsamı dışında olduğunu belirtmiştir.
GEREKÇE
:Dava, trafik kazası nedeniyle sürekli ve geçici iş görmezlik tazminatı ile tedavi ve bakıcı giderlerinin ZMMS poliçesi kapsamında davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile davacının aracında oluşan maddi zarardan davalı sigorta şirketi, işleten sıfatına haiz sigortalı araç maliki ile araç sürücüsünün, sürücünün kusuru oranında sorumlu oldukları amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve ███████-142 E. - ████████ K., 17. HD' nın █████/2013 tarih ve █████████ E. - █████████ K)
Hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda 1931 tarihli PMF cetvellerine göre saptanmakta ise de gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle TRH 2010 yaşam tablosuna göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi güncel veriler ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olduğundan tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam yönteminin kullanılması gerekir. ( Yargıtay 4. HD'nın 03.01.2022 tarih ve █████████ E - █████████ K., 17. HD'nin 23.03.2021 tarih ve █████████ E. - █████████ K.) Aynı şekilde, yeni genel şartlar zamanında düzenlenen poliçelerde yeni genel şartlardaki hesaplama tekniği uygulanamayacağı için tazminat hesabında eski uygulamalardaki gibi progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi icap etmektedir. (Yargıtay 17. HD'nin 24.02.2021 tarih ve █████████ E. - ██████████ K). dolayısıyla davalı sigorta vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.
Somut olayda davacı vekilince, trafik kazası nedeniyle müvekkilinin ağır derecede yaralandığını belirterek HMK'nun 107. maddesi gereğince sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderinin temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsilini istediği, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulü ile; 4.547,02-TL geçici iş göremezlik, 52.976,27-TL sürekli iş göremezlik, 3.999,37-TL bakıcı gideri tazminatının davalı sigorta şirketinden poliçe limiti dahilinde tahsiline karar verildiği, davacının SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri konusunda ise bilirkişi tarafından, tedavi giderinin uzmanlık alanı kapsamında olmadığı ve buna ilişkin belge ve fatura sunulmadığı gerekçesiyle tedavi giderine ilişkin hesaplamanın yapılmadığı belirtildiğinden, mahkemece hekim bilirkişiden bu hususta alınacak rapor sonucuna bir karar verilmesi gerekirken bunun yapılmamış olmasında isabet bulunmadığı, yerel mahkemece davacının fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş ise de, davacının SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderinin hangi nedenle reddedildiğinin de gerekçelendirilmediği, bu durumun HMK'nun 297. Maddesine uygun olmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin bu yöndeki istinaf iddiasının yerinde olduğu değerlendirilmiştir.
6100 sayılı HMK’nun belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesinde” (1)Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu hükme göre belirsiz alacak davasının alacak miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkânsız olduğu hallerde olanaklı olduğu anlaşılmaktadır.
Belirsiz alacak davasında davacı, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra HMK 107.maddesine dayalı olarak bir kez alacağını artırabilir. Ayrıca davasını HMK 176. ve devamı maddelerine göre bir kez de ıslah edebilir.
Somut olayda, davanın HMK'nun 107. Maddesi uyarınca göre belirsiz alacak davası olarak açıldığı, davacı vekilince harcı yatırılmak suretiyle bedel arttırımında bulunulduğu, her ne kadar mahkemece değer artırım dilekçesi sunulmasıyla ıslah hakkının kullanıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin ıslah talebinin reddine karar verilmiş ise de, davacının değer arttırım talebinden bağımsız olarak HMK'nun 176. maddesi gereğince ıslah hakkının da mevcut olduğu dikkate alınarak, davacı vekiline ıslah dilekçesi sunmak üzere süre verilmesi gerekirken, yalnızca bedel artırım talebi dikkate alınarak karar verilmesinde isabet görülmemiş, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının yerinde olduğu değerlendirilerek, esasa ilişkin başkaca hususlar değerlendirilmeksizin yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,
2-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2023 gün ve ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvuranlara iadesine,
5-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!