Anahtar kelimeler: Fson Neticeten Sistemlerinin Mersin Görüşü Adalet Adana Başvuran Kurumlarının Bilişim
11. Ceza Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

K A N U N Y A R A R I N A

B O Z M A
MAHKEMESİ
:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
SUÇ
: Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
İNCELEME KONUSU
KARAR
: Mahkûmiyet
KANUN YARARINA
BOZMA YOLUNA
BAŞVURAN
: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: İlgili kararın kanun yararına bozulması
Mersin 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.12.2024 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158/1-f-son, 43/1, 62, 52/2-4 ve 53. maddeleri uyarınca neticeten 4 yıl 2 ay hapis ve 27.900,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ilişkin hükmün, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 15.05.2025 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı istinaf başvurusunun süre yönünden reddi kararı üzerine 10.06.2025 tarihi itibarıyla kesinleştirildiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 30.12.2025 tarihli ve ██████████ sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.01.2026 tarihli ve KYB-████████ sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
A. Kanun Yararına Bozma İstemi
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.01.2026 tarihli ve KYB-████████ sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, sanık hakkında katılan ...'ye yönelik gerçekleştirildiği iddia edilen dolandırıcılık eylemine ilişkin olarak yapılan yargılama sonrasında Mersin 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.12.2024 tarihli kararı ile özetle, sanığın araç kiralama budget internet sitesi üzerinden ilan vererek katılan ile görüştüğü, katılan ile araç kiralama konusunda anlaşmaya vardığı, katılanın sanık adına QNB Finansbank A.Ş. hesabına 3.400,00 Türk lirası araç kiralama ücreti, Yapı Kredi Bankası hesabına ise kasko ücreti olarak 10.000,00 Türk lirası gönderdiği ve sonrasında sanığa ulaşılamadığından bahisle yazılı şekilde mahkumiyet kararı verildiği nazara alındığında,
1- Katılanın olay tarihinde sanığın hesabına para gönderme işlemine ilişkin olarak banka ATM'sinden alınan para çekme anına dair kolluk görevlileri tarafından tanzim edilen 18.03.2024 tarihli tutanağa göre para çeken şahsın sanığa benzemediğinin belirtildiği, katılanın sanıkla görüştüğünü belirttiği telefon hattının yabancı uyruklu bir kişiye (...) ait olduğu, anılan hattın "patates hat" diye tabir edilen GSM hattı olduğu ve yabancı uyruklu kişinin dolandırıcılık eylemine iştirak ettiğine dair bir delil bulunmadığından bahisle anılan yabancı uyruklu şahıs hakkında Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca 21.10.2024 tarihinde ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, sanığın alınan savunmasında atılı suçlamaları kabul etmediği, olay tarihinde akli melekelerinin yerinde olmadığını, paraya ihtiyacı olduğu için kart ve hesap bilgilerini ...k isimli kişiye gönderdiğini ifade ettiği, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 21.10.2024 tarihli iddianamesinde sanık hakkında benzer suçtan 17... kapalı dosyanın mevcut olduğunun belirtildiği, sanık müdafii tarafından ibraz edilen kanun yararına bozma başvurusunda özetle, sanığın dolandırıcılık kastı bulunmadığını, hesabına gelen paraların sanık tarafından alınmadığını, mahkemenin eksik araştırma ile karar verdiğini, sanığın hiç bir menfaat elde etmemiş olmasına rağmen yine de mağdurun zararını giderdiğini beyan etmesi karşısında, sanığın atılı eyleme ilişkin olarak dolandırıcılık kastının bulunup bulunmadığına ve zarar giderme iddiasına ilişkin da etkin pişmanlık koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkin olarak anılan hususlarda gerekli araştırmanın yapılması gerektiği gözetilmeden,
2- Kabule göre de; sanığın olay tarihinde katılanla yapmış olduğu telefon görüşmesine istinaden sanığın hesabına 28.08.2023 tarihinde saat 11.37'de araç kiralama ücreti olarak 3.400,00 Türk lirası; aynı tarihte saat 11.47'de kasko bedeli olarak 10.000,00 Türk lirası göndermesi eylemlerinin değişik zamanlarda işlenmiş sayılamayacağı cihetle, 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin somut olayda uygulanamayacağı gözetilmeden,
Yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. 5271 sayılı Kanun'un 309. maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya muhakeme hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması talebini, kanuni nedenlerini de açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması talebini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ilgili ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm kanun yararına bozulacak, yerinde görülmezse talep reddedilecektir. Böylece ülke genelinde uygulama birliği sağlanacak, hakim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmiş olacaktır.
2. Bozma sonrası yapılacak işlemler ve bu işlemleri gerçekleştirecek merciler ile bozma kararının etkileri ise; bozulan hüküm veya kararın türü ve bozma nedenlerine göre ayrıma tabi tutularak, 5271 sayılı Kanun'un 309/4. maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Buna göre bozma nedenleri; 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinde tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, 5271 sayılı Kanun'un 309. Maddesinin (a) bendi uyarınca; kararı veren hâkim veya mahkemece gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verilecektir. Bu halde, yargılamanın tekrarlanması yasağına ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi, davanın esasını çözen bir karar da bulunmadığı için verilecek hüküm veya kararda, lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyecektir. Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin olması halinde ise, anılan fıkranın (b) bendi uyarınca, kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilecek, ancak bu halde verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamayacaktır. Davanın esasını çözen mahkûmiyet dışındaki diğer hükümlerin bozulmasında ise, (c) bendi uyarınca aleyhte sonuç doğurucu herhangi bir işlem yapılamayacağı gibi, yeniden yargılama yapılması yasağı nedeniyle kanun yararına bozma kapsamında yeniden yargılama da gerekmeyecektir. Aynı Kanun'un dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca, bozma nedeninin hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektirmesi halinde cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektirmesi halinde ise bu hafif cezaya Yargıtay ilgili ceza dairesince doğrudan hükmedilecektir. Bu halde de yargılamanın tekrarlanması yasağı bulunduğundan, Yargıtay ceza dairesince hükmün bozulması ile yetinilmeyip gereken kararın doğrudan ilgili daire tarafından verilmesi gerekmektedir.
3. Görüldüğü üzere, bir karar veya hükmün hangi hallerde kanun yararına bozulabileceği, kanun yararına bozma kararının ilgili aleyhine sonuç doğurup doğurmayacağı, bozma sonrasında kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden inceleme, araştırma ve yargılama yapılıp yapılamayacağı, hangi hallerde Yargıtay’ın doğrudan hükmetme yetkisinin bulunduğu, 5271 sayılı Kanun'un 309. maddesinde sıralı ve ayırıcı biçimde düzenlenmiştir. Kanun yararına bozma, kesinleşen hüküm yönünden hüküm tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan gerek usul, gerekse maddi hukuka ilişkin hukuka aykırılıkların giderilmesi ile sınırlıdır. Dava konusu olayda mahkemece kanıtların toplanıp değerlendirilmesi yapıldıktan sonra verilen hükümde, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğinden bahisle kanun yararına bozma yoluna başvurulması mümkün değildir. Zira böyle bir durumda ortada hukuka aykırılık hali bulunmamakta olup, varolan kanıtların mahkûmiyete yeterli olup olmamasına ilişkin değerlendirme yanlışlığından kaynaklanan bir uyuşmazlık hali söz konusudur.
4. 5237 sayılı Kanun’un 168. maddesinin birinci fıkrasında; "Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir"; aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, "Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir." hükümleri yer almaktadır.
5. 5237 sayılı Kanun'un "Zincirleme suç" başlıklı 43/1. maddesinde;
"1) Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/6 md.) Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır."
Denilmektedir.
6. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; sanık hakkında, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne ilişkin kanun yararına bozma isteminde belirtilen "..katılanın olay tarihinde sanığın hesabına para gönderme işlemine ilişkin olarak banka ATM'sinden alınan para çekme anına dair kolluk görevlileri tarafından tanzim edilen 18.03.2024 tarihli tutanağa göre para çeken şahsın sanığa benzemediğinin belirtildiği, katılanın sanıkla görüştüğünü belirttiği telefon hattının yabancı uyruklu bir kişiye (...) ait olduğu, anılan hattın "patates hat" diye tabir edilen GSM hattı olduğu ve yabancı uyruklu kişinin dolandırıcılık eylemine iştirak ettiğine dair bir delil bulunmadığından bahisle anılan yabancı uyruklu şahıs hakkında Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca 21.10.2024 tarihinde ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, sanığın alınan savunmasında atılı suçlamaları kabul etmediği, olay tarihinde akli melekelerinin yerinde olmadığını, paraya ihtiyacı olduğu için kart ve hesap bilgilerini ...k isimli kişiye gönderdiğini ifade ettiği, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 21.10.2024 tarihli iddianamesinde sanık hakkında benzer suçtan 17... kapalı dosyanın mevcut olduğunun belirtildiği, sanık müdafii tarafından ibraz edilen kanun yararına bozma başvurusunda özetle, sanığın dolandırıcılık kastı bulunmadığını, hesabına gelen paraların sanık tarafından alınmadığını, mahkemenin eksik araştırma ile karar verdiğini, sanığın hiç bir menfaat elde etmemiş olmasına rağmen yine de mağdurun zararını giderdiğini beyan etmesi karşısında, sanığın atılı eyleme ilişkin olarak dolandırıcılık kastının bulunup bulunmadığına ve zarar giderme iddiasına ilişkin da etkin pişmanlık koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkin olarak anılan hususlarda gerekli araştırmanın yapılması gerektiği gözetilmeden,..." şeklindeki nedenin kanun yararına bozma yolunda ileri sürülemeyeceği, keza sanık müdafi tarafından ibraz edilen dekont içeriğine göre sanığın katılanın zararını hükümden sonra 27.01.2025 tarihinde giderdiği; bununla birlikte, araç kiralamak amacıyla internet üzerinden Budget şirketine ait olduğunu düşündüğü telefon numarası ile iletişime geçen katılanın, farklı bahanelerle kendisinden istenilen paraları, farklı zamanlarda, sanığa ait farklı banka hesaplarına göndermek suretiyle gerçekleştirdiği iddia ve kabul olunan eyleminde, 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç
hükümlerinin uygulanmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, ihbarnamede belirtilen düşünceler yerinde görülmediğinden kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
II. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği ihbarnamedeki düşünceler yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.02.2026 tarihinde karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!