Anahtar kelimeler: Paftada Blokta Üzeri Vazgeçen Satımdan Dükkan Diğerine Satılması Daireyi Bahse

T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili ile davalı ... arasında -------- Mahallesi ------- Ada ------- Parsel -------- paftada bulunan taşınmaza ilişkin 16.12.2014 tarihinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, Kat Karşılığı İnşaat sözleşmesine istinaden tarafların 17.12.2014 tarihinde ayrıca satış sözleşmesi imzaladıklarını, 17.12.2014 tarihli satış sözleşmesine göre davalı ...'ın -------- Blokta normal --------- Kat dükkan üzeri -------- numaralı daireyi müvekkili şirkete 200.000-TL bedel karşılığında satılması konusunda anlaştıklarını, bahse konu sözleşmeden vazgeçilmesi halinde de vazgeçen biri diğerine satış bedelinin %12'si oranında cezai şart bedeli ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, satış sözleşesi gereği müvekkili şirket tarafından üzerine düşen tüm edimlerin yerine getirildiği gerek banka kayıtları gerekse taraflar arasında imzalanan sözleşme metninden anlaşıldığı, müvekkili şirket ve yetkilileri tarafından sözleşmeden kaynaklı tüm yükümlülüklerin yerine getirilmesine rağmen davalı/borçlunun edimini yerine getirmediğini, taşınmazın devir işleminin aradan geçen sürede gerçekleştirilmediğini, bu sebeple sözleşmenin düzenlendiği tarihte davalı/borçluya ödenmiş olan; 200.000,00 TL Satış Bedeli, 24.000,00 TL Sözleşmede Belirtilen Cezai Şart Bedeli (satış bedelinin %12'si) , 196.504,11 TL Faiz Alacağı olmak üzere toplam 420.504,11 TL alacak için tarafımızca --------- İcra Dairesi'nin ------- esas sayılı dosyası nezdinde icra takibi başlatıldığını, başlatılan ilamsız takibe borçlunun itiraz etmesi üzerine durdurulduğunu, usulüne uygun biçimde hazırlanmış ve imza altına alınmış olan bir Satış Sözleşmesi ile bu sözleşmeden kaynaklı somut bir alacak bulunmasına karşın borçlu, haksız biçimde takibe itiraz ettiğini, gelinen aşamada icra takip işlemlerini devam edebilmesi için yapılan haksız itirazın iptali talepli dava açma zorunluluğu doğduğu, bu sebeplerle ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile; davanın kabulü ile davalı/borçlu tarafın yapılan haksız ve hukuka aykırı itirazlarının iptali ile icra takibinin devamına, davalı kötü niyetli olduğundan %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı/borçlu üzerinde bırakılmasına karar verilmesi talep ve dava etmiştir.CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle açılmış olan davada, müvekkilin taraf sıfatı bulunmadığını, müvekkilin, dava konusu 16.12.2014 tarihli sözleşmeyi müteveffa --------- tarafından verilen vekaletname ile vekil sıfatı ile imzaladığını, vekil tarafından imzalanan sözleşmelerde, sözleşmeden kaynaklanan ihtilaflarda dava vekile değil, asıl vekalet veren adına açılması gerektiği, bu davanın husumet yoksunluğu sebebi ile reddinin gerektiği, davanın görevsiz mahkemede açıldığı, davacı şirketin tacir sıfatı bulunsa da, hem müvekkilin hem de müvekkile vekalet veren müteveffa --------- tacir sıfatının bulunmadığını, imzalanan kat karşılığı inşaat sözleşmesinin, müvekkil ve vekalet veren müteveffanın ticari işinden kaynaklandığını, TTK hükümlerine girmeyen davanın, Ticaret Mahkemesinde değil, Asliye hukuk mahkemelerinde açılması gerektiğini, Söz konusu kat karşılığı inşaat sözleşmesinin, 16.12.2014 tarihinde imzalandığını, sözleşmenin üzerinden 11 yıl geçmiş olmasına karşın, davanın 11 yıl sonra açılması kötü niyetin göstergesi olduğu, her alacağın 10 yıllık zamanaşıma tabi olduğu, sözleşmenin üzerinden 11 yıl 10 yıllık zamanaşımı dolmasından kaynaklı davanın zamanaşımı sebebi ile reddinin gerektiği, Davacı tarafın, --------- Noterliği 16.12.2014 tarihli --------- yevmiye numaralı Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesine dayanarak müvekkilinden, sözleşmede yer alan -------- Blokta normal ------- Kat dükkan üzeri -------- numaralı daireye istinaden 200.000,00 TL Satış Bedeli, 24.000,00 TL Sözleşmede Belirtilen Cezai Şart Bedeli ( satış bedelinin %12'si), 196.504,11 TL Faiz Alacağı talep etmesinin mümkün olmadığını, söz konusu 16.12.2014 tarihli --------- yevmiye numaralı Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin, --------- Noterliği 26.08.2016 tarihli ---------- yevmiye numaralı düzenleme şeklinde fesihname ile feshedildiğini, dosyaya 07.10.2025 tarihinde eklenen evrakların içerisinde fesihname sözleşmesinin mevcut olduğu, tarafların kendi aralarında anlaşarak -------- Noterliği 16.12.2014 tarihli ---------- yevmiye numaralı Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesini ortak irade ile --------- Noterliği 26.08.2016 tarihli ---------- yevmiye numaralı düzenleme şeklinde fesihname ile sonlandırdıklarını, bu sözleşme sebebi ile tüm tarafların birbirlerini ibra ettiklerini, tarafların birbirlerinden ne satış bedeli, ne cezai şartı, nede faiz alacağı kalmadığını, bu fesihnamenin, olayın üzerinden uzun zaman geçmesi sebebi ile tarafımızca bulunmayacağı düşünülerek ya tutarsa hesabı ile --------- İcra Dairesi'nin ---------- esas sayılı dosyası açıldığını, tamamen kötü niyet ile açılan iş bu davanın reddinin gerektiği, davacı şirketin, müvekkili tarafından imzalanan 17.12.2014 tarihli, ayrıca bir satış vaadi sözleşmesi ile ------- Blokta normal -------- Kat dükkan üzeri ---------- numaralı daireyi ----------ş.'ye satışının vadedildiğini iddia ettiğini, İddia edildiği üzere böyle bir sözleşme bulunmadığını, müvekkilinin, noter huzurunda veya haricen böyle bir sözleşmeye imza atmadığını, davacının dava dilekçesi ekinde bu iddialarını ispatlar herhangi bir delil sunmadığını, müvekkilinin, 17.12.2014 tarihli harici satış vaadi sözleşmesi imzalandığı kabul edilmemekle birlikte, böyle bir sözleşme imzalanmış olsa dahi 26.08.2016 tarihinde, ---------ş. Ve müvekkil ile müteveffa ---------- birbirlerini tüm hususlar üzerinden ibra ettiklerini, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin edimlerinin yerine getirilmemesi durumunda en fazla cezai şart talep edilebileceğini, davacının talep ettiği 200.000 TL satış bedelinin neye dayanarak talep ettiğini anlamadıklarını, Davacı şirketin, inşaata başlayamaması ve işin altından kalkamaması sebebi ile sözleşmenin fesh edilip fesihnameyi düzenlettirme talebinde bulunduğunu, davacı şirketin Belediye işlerini yürütemediklerine ilişkin bir tutanağının dilekçe ekinde sunulacağını, buna rağmen müteveffa --------- iyi niyetinin davacı şirket tarafından suistimal edildiğini, bu nedenler ile; öncelikle davanın dava şartı noksanlığından usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili hakkında açılmış bulunan itirazın iptali davasının esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.İNCELEME ve GEREKÇE
: Dava, hukuki niteliği itibari ile Davacı ile davalı arasında -------- İli, --------- İlçesi, --------- mahallesi, --------- Ada --------- parsel -------- paftada bulunan taşınmaza ilişkin imzalanan kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve bunla bağlantılı 17.12.2014 tarihli satış sözleşmesi kapsamında davalının -------- Blokta ---------kat dükkan üzeri olan ---------- numaralı daireyi davacıya devrini taahhüt etmesine ve davacının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen davalının taşınmazı devretmemesi nedeniyle, 200.000 TL satış bedeli 24.000 TL cezai şart bedeli ve 196.504,11 TL faiz alacağı olmak üzere toplam 420.504,11 TL bedelin davalıdan tahsili talebine ilişkindir.--------Noterliği ve -------- Vergi Dairesine yazılan müzekkerelere cevap verildiği, müzekkere yazı cevaplarının dosya arasına alındığı görüldü. Davada aktif ve pasif taraf husumetinin sağlandığı anlaşılmış olup taraflar arasında bu hususta çekişme yoktur.7155 sayılı Kanun’un 20. Maddesi ile eklenen 5/A maddesi uyarınca arabuluculuk başvurusunda bulunulmuştur. arabuluculuk son tutanağında icra dosya borcunun ödenmesi hususunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin arabuluculuk son tutanağı dosya arasına alınmıştır. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır. Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştirÜçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.TTK 11. maddesinde ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme şeklinde tanımlanmıştır. TTK’nın 15. maddesinde esnaf, ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." şeklinde tanımlanmıştır.Mülga 6762 sayılı yasanın 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve ---------- sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, ██████████ sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiş, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtilmiş olduğundan Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir. Bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez.Tüm dosya kapsamı ile birlikte yapılan değerlendirmede ;--------- Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen cevabi yazıda davalının Potansiyel mükellef (herhangi bir geliri olmayan) mükellef olduğu, dolayısıyla tacir olmadığı, tarafların ticari işletmesi ile ilgili nispi ticari davanın da söz konusu olmadığı, somut uyuşmazlığın tüm tarafları tacir olmadığından ve uyuşmazlık TTK'da düzenlenen veya TTK'da sayılan hususlara ilişkin olmadığından ticari dava niteliğinde de kabul edilemeyeceği, bu nedenlerle somut uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca HMK 2.maddesi gereği Asliye Hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği kanaatine varıldığından, HMK'nun 114/1-c maddesindeki dava şartı yokluğundan aynı yasanın 115/2 maddesi gereğince davanın usûlden reddine, Mahkememizin görevsizliğine, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna dair aşağıdaki şekilde karar verimiştir.H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-HMK'nun 114/1-c maddesindeki dava şartı yokluğundan aynı yasanın 115/2 maddesi gereğince davanın usûlden REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna,2-Karar kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize başvuru halinde dava dosyasının görevli ---------- Asliye Hukuk Mahkemelerine tevzi edilmesi için Tevzi Bürosuna gönderilmesine,3-Görevsizlik kararından sonra davaya görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedileceğinden, bu konuda HMK'nun 331/2. maddesi uyarınca şu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına,Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içinde ---------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026