Anahtar kelimeler: Bam Cismani Esaskarar Başkan Yazim Bursa Katip Ölüm Üye Karara

T.C. BURSA BAM .... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ../... - .../...

T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
... HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO
: .../...
KARAR NO
: .../...
BAŞKAN
: ....
ÜYE
: .....
ÜYE
: .....
KATİP
:......
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: BURSA ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: .../...
KARAR NO
:.../...
KARAR TARİHİ
: ......
İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ
: ......
DAVACILAR
: 1-.........
2-..........
3-.........
4-..........
5-.......
6-.......
7-.......
8-.......
VEKİLİ
: Av. ........
DAVALI
: 1 -.........
VEKİLİ
: Av. ......
DAVALI
: 2 -........
VEKİLİ
: Av.......
DAVANIN KONUSU
: Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
B.A.M. KARAR TARİHİ
: .....
KARAR YAZIM TARİHİ
: .......
Davacılar tarafından, davalılar aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen karara süresi içinde davacılar vekili ile davalı .........vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesi ile, davacıların kardeşi ......'ın 18.01.2017 tarihinde saat 21.00 sularında bisikletiyle seyir halindeyken ......... plakalı aracın sahibi ve sürücüsü davalının, bisiklete arkadan çarptığını ve vefat ettiğini, Bursa ....... Asliye Ceza Mahkemesi .../... Esas sayılı dosyası bilirkişi raporunda davalı ........ asli kusurlu olduğunun belirtildiğini beyanla şimdilik destekten yoksun kalma tazminatı, cenaze defin gideri olarak 2.400,00 TL maddi tazminat ile her bir davacı için 10.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı .......... vekili cevap dilekçesi ile, zaman aşımı nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, KTK 97. maddesi gereği sigorta şirketine başvuru yapılmadan açılan davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, gece meydana gelen kazada bisikletin ışık tertibatının bulunmamasının zararı artırdığı için indirime gidilmesi gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ......... vekili cevap dilekçesi ile, müvekkilinin sigorta poliçesinden sorumluluğunun teminat limitleri ve kusur oranları ile sınırlı olduğunu, müvekkilinin sigortalının %50 kusuru üzerinden tazminat ödemesi gerçekleştirdiğini, davacıların talebinin fahiş olduğunu, dava tarihinden itibaren yasal faiz olması gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davacının destekten yoksun kalma tazminatı ve maddi tazminat talebinin Kısmen kabulü ile, davacının maddi tazminat talebi olan 1.600,00 TL cenaze nakil gideri, 1.777,50 TL defin gideri olmak üzere toplam 3.377,50 TL maddi tazminatın davalı ........ yönünden kaza tarihi olan █████/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, diğer davalı ......... yönünden ise █████/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, davacıların manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, davacı ....... için 8.000 TL, davacı ........ için 8.000 TL, davacı ....... için 8.000 TL, davacı ........ için 8.000 TL, davacı ........ için 8.000 TL, davacı ...... için 8.000 TL, davacı ...... için 8.000 TL, davacı ... ...... için 8.000 TL olmak üzere toplam 64.000 TL manevi tazminatın davalı .........'dan kaza tarihi olan █████/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekili istinaf kanun yolu başvuru dilekçesi ile, destekten yoksun kalma tazminat taleplerinin reddinin hatalı olduğunu, manevi tazminat taleplerinin tamamının kabul edilmesi gerektiğini beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı ...... vekili istinaf kanun yolu başvuru dilekçesi ile, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu, maddi tazminatın varsayıma dayalı olarak belirlendiğini ve makul olmadığını beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Dava, ölümlü trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin ....... tarih ve .....sayılı raporuna göre kazada davalı sürücü ......’nın %100 oranında kusurlu olduğu, müteveffa sürücü..........’ın kusurunun bulunmadığı belirtilmiştir.
Davacıların murisi .........'ın sabit bir işinin olmadığı, bekar ve erkek kardeşleri ile aynı evde kaldığı, kaza tarihi itibari ile kız kardeşlerinin evli olduğu, farklı illerde yaşadıkları sosyal ekonomik durum araştırması ve tanık beyanları ile sabittir.
Destekten yoksun kalma tazminatı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53/3. maddesinde düzenlenmiş olup; "Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar" şeklinde hükme bağlanmıştır. Görülmektedir ki destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir.
Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nın 53/3. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir.
TBK’nın 53. maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O halde, destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür.
Bununla birlikte, destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun █████/1982 gün, 979/4-1528 E., ████████ K. sayılı kararı).
Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.03.1978 tarih ve 1/3 sayılı kararının gerekçesinde de: "Destekten yoksun kalma tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu” hususu vurgulanmış; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun █████/2005 gün ve 2005/4-648 E.-████████ K. sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir.
Destek ile birlikte oturma ve bekar olmanın tek başına destekten yoksun kalma tazminatı isteme hakkı doğurmadığı, çalışmasını engelleyen bir özrü veya sağlık sorunu olmayan kardeşlerin destek tazminatı isteyemeyeceği, davacıların ayrıca gelirlerinin bulunduğu, ... ve ..... dışındaki kardeşlerin evli olup farklı illerde yaşadıkları, murisin hamallık yaparak geçimini sağladığı ancak asgari ücret kadar gelir elde edebileceği, kardeşlerine düzenli ve eylemli desteğinin ispatlanamadığı, kardeşlerin varsayımsal destek olarak kabul edilemeyeceği için destekten yoksun kalma tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmediğinden davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf talebinin reddi gerekmiştir.
HMK'nın "İstinaf Yoluna Başvurulabilen Kararlar" başlıklı 341. maddesinin (2) no'lu bendinde, miktar veya değeri binbeşyüz Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu belirtilmiştir. █████/2021 tarihinden itibaren verilen kararlarda miktar ve değeri 5.880,00.-TL'yi geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir (HMK'nın 341/2.m.). Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir (HMK'nun 341/3.m.). Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebin kabul edilmeyen bölümü kesinlik sınırını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz (HMK'nun 341/4.m.).
Davalı ........ tarafından istinafa getirilen maddi tazminat miktarı 3.377,50 TL olup mahkeme karar tarihi itibariyle söz konusu miktar kesinlik sınırları içindedir.
HMK'nın 346. maddesi gereğince kesin olan karara ilişkin istinaf başvurusunda bulunulması halinde kararı veren mahkeme tarafından istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi istinaf incelemesi sırasında da istinaf isteminin reddine karar verilebilir.
Bu durumda, HMK'nın 341/2. maddesinde açıklanan 5.880,0,00 TL'nin altında kalan kabul edilen maddi tazminat miktarı yönünden davalı ...... vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Manevi tazminat isteminin temelinde, davalıların haksız eylemi yatmaktadır. Bilindiği üzere, haksız eylemin unsurları; kusur, zarar, fiil ile zarar arasında illiyet bağı fiilin hukuka aykırı olmasından ibarettir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 56. maddesinde düzenlenen manevi tazminatta kusurun gerekmediği, ancak takdirde etkili olabileceği, 22.6.1966 tarihli ve 1966/7 E., 1966/7 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıkça vurgulanmıştır. Bu kararın gerekçesinde, takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hâl ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Yine Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesine göre; hâkimin özel hâlleri göz önünde tutarak, manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği tutar adalete uygun olmalıdır. Bu para tutarı, aslında ne tazminat ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi, kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine, zarara uğrayanda bir huzur duygusu uyandırmayı, aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden, tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O hâlde bu tazminatın sınırı, onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut hâlde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Manevi tazminat, duyulan elem ve ızdırabın kısmen ve imkân nispetinde iadesini amaçladığından hâkim, TMK’nın 4. maddesi gereğince hak ve nesafete göre takdir hakkını kullanarak, manevi tazminat miktarını tespit etmelidir.
Hâkim belirlemeyi yaparken somut olayın özelliğini, zarar görenin ve zarara yol açanın ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, maluliyet oranını, ölüm ya da beden gücü kaybı nedeniyle duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetmelidir. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 02.10.2018 tarihli ve ███████-1098 E., █████████ K.; 02.03.2021 tarihli ve ███████-41 E., ████████ K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davacıların ve davacılar murisinin kaza tarihindeki yaşı, davalının kusur durumu, paranın alım gücü, tarafların ekonomik sosyal durumu gözetildiğinde, ilk derece mahkemesince, davacıların uğranılan zarar nedeniyle, tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar manevi tazminata hükmedilmiş olup, taraf vekillerinin manevi tazminat miktarına yönelik istinaf istemlerinin esastan reddi gerekmiştir.
HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına ve istinaf konusu yapılan nedenlere ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, kabul edilen maddi tazminat miktarı kesinlik sınırı içerisinde kaldığından davalı vekilinin maddi tazminata yönelik istinaf isteminin usulden reddine, ilk derece mahkemesin kararı usul ve yasaya uygun olması nedeniyle davacılar vekili ile davalı Hasan Keşanlı vekilinin istinaf taleplerinin esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Bursa ...... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ........ tarih, .../... esas, .../... sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b-1 hükmü gereğince davacılar vekili ile davalı .......... vekilinin (manevi tazminata yönelik )istinaf başvurularının ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
a-Alınması gerekli 179,90-TL harçtan peşin alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 99,20-TL harcın davacılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
b-Alınması gerekli 4.371,84-TL harçtan peşin alınan 1.150,64-TL harcın mahsubu ile bakiye 3.221,20-TL harcın davalı .......'dan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
2- Davalı ................. vekilinin Bursa ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin.......... tarih, .../....esas, .../... sayılı kararının maddi tazminata yönelik istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinin HMK 352. maddesi gereğince USULDEN REDDİNE,
3-İstinaf yargılama giderlerinin istinafa başvuran taraflar üzerinde bırakılmasına,
4-Karar tebliğ işlemlerinin dairemizce, harç tahsil, istinaf gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, davacıların reddedilen destekten yoksun kalma tazminatı yönünden 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık, diğer yönlerden 6100 sayılı HMK'nun 362/1-a. hükmü uyarınca kesin olmak üzere █████/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
...
Başkan
.....
...
Üye
....
.....
Üye-....
...
Katip
.......

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!