Anahtar kelimeler: Uhdelerine Şimdiki Devirden Devirlerinin Satımdan Hesaptan Şubesi Kadıköy Hissedarlar Çektirip

T.C.
ANTALYA2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ███████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2015KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket şimdiki şirket sahibi ... tarafından hissedarlar ... ve ...'dan Kadıköy ... Noterliğinde ... ve ... tarihlerinde hisseleri satın alındığını, bu hisse devirlerinin ... ve ... tarihlerinde tescil edilerek ilan edildiğini, ancak daha sonradan şirket kayıtları incelendiğinde davalıların ortaklıkları kalmadığı halde diğer davalı ...'ye talimatla para çektirip kendi uhdelerine alındığını, şirket hesapları incelendiğinde ... Bankası ... ... nolu hesaptan ... TL ... ... Şubesi ... nolu hesaptan ... TL ... ... Şubesi ... nolu hesaptan ... TL ... ... Şubesi ... nolu hesaptan ... TL şirket hesaplarından devirden sonra toplam olarak ... TL'nin şirket sahibinin bilgisi ve izni olmadan çekilmiş ve davalıların uhdesinde geçmiş olduğunu, davalıların şirket hesaplarından çekmiş oldukları bu paraları iade etmeleri için kendilerine Antalya ... Noterliği ... tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname gönderilmiş ancak olumsuz yanıt verildiğini, davalıların davacı aleyhine başlattıkları İstanbul ... İcra Müdürlüğü .../... E. Sayılı kira alacağı icra takibi ve İstanbul ... İcra Hukuk Mahkemesi .../... E. Sayılı itirazın kaldırılması davalarının var olduğu ve dava karar çıkmış ve itirazın kaldırılmasına karar verildiğini, bu icra alacağına ilişkin takas-mahsup talebinde bulunulmakta olduğunu belirterek, ... TL alacağın davalıların alacağının mahsubu sonucu, bakiye meblağın dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep edilmiştir.Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalıların maliki oldukları ... Mah. ... Bulvarı No:../... .../... adresinde bulunan gayrimenkullerini de, ... imza başlangıç tarihli kira kontratı ile davacı şirkete kiralanmış olduğunu, davalılara ait şirket hisseleri dava dışı ... ... tarafından ... ... tarihinde satın alınmış olduğunu, davacı şirket yetkilisi dava dışı ... ... ve diğer şirketi dava dışı ... ... da olduğundan, ...'a gelip işleri devir olmamış olduğunu, davacı şirketin hisse satışını ve yetkilisini, Bankalara ..., ...'na bildirmediği gibi işyerinde yeni çalışma yöntemi de belirlenmemiş olduğunu, davacı şirketin yeni hisse sahibi dava dışı ... ...'in sahibi olduğu dava dışı ... Şti'nin bilet talepleri/satışları da davacı ... üzerinden yapılmaya başlanmış olduğunu, davacı şirket açısından hassas olan ..., ... ve diğerlerine yapılan bilet satışlarıın ödemelerinde aksaklık olmaması için, ... ve ... tarihleri arasında servis bedeli ... Kasasında kalacak şekilde davalı ... şahsi kredi kartından yapıldığını, şirket hesaplarına gelen nakit paradan da bilet ödemesi yapılan davalı ...'ın kredi kartı ödenmiş olduğunu, davalı ... şahsi kredi kartının davalı şirket adına kullanılmasına sattığı şirketin zarar görmemesi için iyi niyetle izin verdiğini, bu ödemelerden hiçbir menfaati olmadığını, davalının itibarını korumuş olduğunu, davacı aleyhine kira borçlarından dolayı icra takiplerinin başlamasından ve hisse satışlarının gerçekleşmesinden 17 ay sonra Antalya ... Noterliği ... tarih ... yevmiyeli ihtarname ile bankalardan talimatla çekilen ... TL'nin ödenmesini istediğini, davacının ihtarnameden 6 ay sonra ise kira borçlarına denk gelecek şekilde ... TL'lik davayı açtığını, davacı şirket muhasebecisi ...'den edinilen bilgi dahilinde, Kadıköy ... Noterliği ... tarih ... yevmiyeli cevapla, talep edilen paranın nereye nasıl kullanıldığı bildirildiğini, ... tarihinde İstanbul ... İcra Hukuk Mahkemesi .../... E. Sayılı davası ile mecurdan tahliyesine karar verildiğini, tahliye kararının kesinleşmesinden sonra İstanbul ... İcra Müdürlüğü .../... E. Sayılı dosyasında ... tarihinde cebri icra yolu ile tahliye gerçekletiğini, davacının haksız ve kötü niyetli ithamlarda bulunduğunu, yapılan işlemler sonucunda davacının hiçbir zararı oluşmadığını, ... daki eski merkez ... ... tarihine kadar da gayri resmi açık kaldığını, bilet satışlarına devam ettiğini, davacının gayri resmi olarak çalıştırdığı şubeden vergi dairesine ve ...'a bilgi vermemiş olduğunu belirterek davanın reddine talep etmiştir.İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarihli .../... Esas -.../... Karar sayılı kararının incelenmesinde; davacısının ... şirketi olduğu, davalılarının ..., ... ve ... olduğu, yapılan yargılama sonunda; "Davacının davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile; ... TL'nin ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacıya iadesine, fazla talebin reddine ilişkin olarak; teknik incelemeler dikkate alınarak yapılan değerlendirme sonucunda davacı şirketin yeni sahibi ve temsilcisi ... ...'e hisse devri sonrasında, davacı şirketin ortağı veya temsilcisi olmamasına rağmen (davacı şirket ile hiç bir bağı bulunmadığı halde) davalı ...' ın kendi lehine olacak şekilde hükümde belirlendiği üzere şahsi mal varlığı aktifi artmış/ mal varlığı pasifi azalmıştır ve bizzat sorumluluğu doğmuştur. Davalı ...'a ait ... ... kredi kartı için (...-...=...) ... TL fazladan ödeme yapılmış olduğu, davalı ...'a ait ... ... Kredi kartı için (...-... TL=...)- ...= ...) ... TL fazladan ödeme yapılmış olduğu yani toplam ... TL davalı ...' a davacı şirket aleyhine şirketin mal varlığı aktifini azaltacak mal varlığı pasifini artıracak şekilde fazla ödemenin bulunulduğu teknik değerlendirmeden anlaşılmış saptanan ve hukuksal durum karşısında aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerektiğine kanaat getirilmiştir. Davacının davalı ... ve davalı ... yönünden açtığı davası pasif husumet yokluğundan reddedilmiş olmakla; "Sıfat" terimi uygulamada yerleşmiş bir terim değildir. Uygulamada sıfat için "husumet" terimi kullanılmaktadır.(Misal :Y3.HD 26.3.2015, ██████████.) HMK m. 327/2 hükmünde, burada incelendiği anlamda sıfat deyimine yer verilmiştir. TBK m.205, I'de de, buradaki anlamda" taraf olma sıfatı" deyimine yer verilmiştir. Sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir. Bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da o hakkın sahibine aittir(aktif husumet). Mesela, bir alacak davasında davacı olma sıfatı o alacağın alacaksına aittir. Alacak davası, o alacağın alacaklısından başka bir (üçüncü) kişi tarafından açılırsa, (dava konusu alacağın mevcut olmadığından dolayı değil) davacının davacı sıfatına sahip olmadığından (sıfat yokluğundan, husumetten) dolayı reddedilir. Bir sübjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek olan kişi, o hakka uymakla yükümlü (borçlu) olan kişidir. (davalı sıfatı, pasif husumet). Mesela, bir alacak davasında davalı olma sıfatı o alacağın borçlusuna aittir. Alacak davası, o alacağın borçlusundan başka bir (üçüncü) kişiye karşı açılırsa, (dava konusu alacağın mevcut olmadığından dolayı değil) davalının davalı (borçlu) sıfatına sahip olmadığından (sıfat yokluğundan, husumetten) dolayı reddedilir. (Misal:" Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkesine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceğinden, dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddediler. Taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def'i değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir olgudur" (YHGK 27.01.2016, ██████-106). Yukarıdaki kısa açıklamanın gösterdiği gibi, bir sübjektif hakkın sahibinin ve o hakka uymakla yükümlü olan kişinin kimler olduğu (yani bir davada davacı ve davalı sıfatının kimlere ait olduğu) tamamen maddi hukuka göre belirlenir. Bu nedenle , bir kişinin belli bir davada gerçekten davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı hususu, usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu (sübjektif) hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunudur. Sıfatın usul hukukunu ilgilendiren yönü (usul hukuku bakımından önemi) şudur: Bir davanın tarafları (veya taraflardan biri) o davada gerçekten (davacı veya davalı) taraf sıfatına sahip değilse, mahkeme, dava konusu hakkın esası (mevcut olup olmadığı) hakkında inceleme yapıp karar veremez. Mahkeme, davanın sıfat (husumet) yokluğundan reddine karar verir. Bu karar, davanın mesmu olmadığına (dinlenemeyeceğine) ilişkin bir karar olmayıp, yine davanın esasına ilişkin bir karardır( taraf olarak gösterilenlerden birinin taraf sıfatının bulunmadığını tespit eden bir karardır). Şüphesiz, böyle bir karar, yalnız o davada taraf olarak gösterilmiş olan kişiler arasında kesin hüküm (HMK m.303) teşkil eder; dava konusu hak ve gerçekten taraf sıfatına sahip ( ve fakat o davada taraf olarak gösterilmemiş) olan kişi bakımından kesin hüküm teşkil etmez. Bir davanın tarafları o davada gerçekten taraf sıfatına sahip ise, o zaman, mahkeme dava konusu hakkın esası hakkında inceleme yapar ve karar verir. Mahkemenin bu kararı, dava konusu hak ve davanın ( gerçek taraf sıfatına sahip olan) tarafları bakımından kesin hüküm teşkil eder( HMK m.303). Taraf sıfatı bir dava şart değildir. Çünkü, sıfat, usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu (subjektif) hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunudur. Sıfat yokluğu, bir def'i değil, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itirazdır. Hakim, kendisine sunulan dava malzemesinden (davalı veya davacının bildirdikleri vakıalardan yani dava dosyasından) bir itiraz sebebinin varlığını (sıfat yokluğunu) öğrenirse, bunu kendiliğinden (re'sen ) gözetir. Mahkeme, yapacağı inceleme sonucunda, taraflardan birinin o davada taraf sıfatının bulunmadığı kanısına varırsa, davayı sıfat yokluğundan (husumetten ) reddeder. Bu kara, ( dava şartı yokluğundakinin aksine) usulden ( davanın mesmu olmadığından dolayı) bir ret kararı olmayıp, davanın esasına ilişkin bir ret kararıdır. Bu (esastan) ret kararı, davanın tarafları bakımından maddi anlamda kesin hüküm ( HMK m.303) teşkil eder. Bir kişi davada sıfatı olmadığı halde, davacıyı, davalı sıfatı kendisine aitmiş gibi yanıltıp, kendisine karşı dava açılmasına sebebiyet verirse, davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddi halinde, davalı yararına yargılama giderlerine hükmedilemez.( HMK m.327/2). Saptanan ve hukuksal durum karşısında; her ne kadar davacı şirket iddiaları çerçevesinde davalı eski şirket ortağı ... ve şirket muhasebecisi ...' den alacağını genel hükümler çerçevesinde yetkisiz temsil ile sebepsiz zenginleştikleri ve sorumluluklarının bulunduğu iddiasına dayandırsa da iş bu davalılar açısından herhangi bir zenginleşmenin bulunmadığı (teknik değerlendirmeden de anlaşılacağı üzere mezkur davalıların mal varlıkları aktifi artmamış veya mal varlıkları pasifi azalmamıştır), ayrıca bizzat sorumlu tutulabilecekleri şekilde yetkisiz temsil şartlarının varlığına özel haksız fiil şartlarının kümülatif olarak oluştuğuna kanaat getirilmediği bu davalılar yönünden alacağın varlığı iddiasının dinlenemeyeceği, sorumlu tutulamayacaklarına kanaat getirilmiştir. Bir sübjektif hak olarak alacak kendisinden davalı olarak istenebilecek olan kişi, o hakka uymakla yükümlü (borçlu) olan kişidir (davalı sıfatı, pasif husumet). Bu alacak davasında davalı olma sıfatı o alacağın borçlusuna aittir. Alacak davası, o alacağın borçlusundan başka bir (üçüncü) kişiye karşı açılmış olup (iş bu davada davalılar ... ve ... ) (dava konusu alacağın mevcut olmadığından dolayı değil) davalının davalı (borçlu) sıfatına sahip olmadığından (sıfat yokluğundan, husumetten) dolayı dava pasif husumet yokluğundan bu davalılar açısından reddine" şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.Verilen kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM ... Hukuk Dairesinin .../... Esas - .../... Karar sayılı kararında; "..Davacı, şirket hesabından çekilen paranın tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, Mahkemece dava sebepsiz zenginleşme temelinde değerlendirilerek esasa ilişkin karar verilmiş, davacı şirket ile davalılar arasındaki hukuki ilişki ve bu minvalde mahkemenin kesin yetkisi ve görevi yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. HMK'nın 14/2 maddesi uyarınca; özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için, ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde; tacir olan her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava olarak tanımlandıktan sonra, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar belirlenmiş ve son olarak yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi koşulu ile havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların da ticari dava olduğu kabul edilmiştir. TTK'nın 5. maddesinde "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir" hükmü getirilerek görev hususunun kapsamı düzenlenmiştir. Buna göre bir davada Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olabilmesi için mezkur kanunun 4. maddesinde sayılan mutlak bir ticari dava olması veya her iki taraf tacir olup, uyuşmazlığın da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bir husustan doğması yahut yalnızca taraflardan birisinin ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia veya fikri haklara ilişkin bir davanın bulunması gerekmektedir. Göreve ve kesin yetkiye ilişkin kurallar kamu düzeninden olup yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen nazara alınmalıdır. Somut dosyada; iddia ve savunma doğrultusunda davalılar ... ile ...'ın davacı şirketin eski ortağı oldukları, tacir olmadıkları ve ticari işletmeleri ile ilgili bir işlem yapmadıkları hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davalı ... ile davalı şirket arasındaki ilişkinin ise vekalet ya da hizmet sözleşmesine dayandığı anlaşılmakla birlikte hangi sözleşme olduğu dosya kapsamından tespit edilememektedir. Buna göre Mahkemece davacının talebinin ortaklık ilişkisinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve mutlak bir ticari davanın bulunup bulunmadığı, mutlak bir ticari dava söz konusu ise davacı şirketin dava tarihi itibariyle adresi gözetilerek Mahkemenin yetkili olup olmadığı, ortaklık ilişkisinden kaynaklanan bir davanın söz konusu olmaması halinde tarafların tacir olmadıkları ve mutlak bir ticari davanın da bulunmadığı gözetilerek her bir davalı ile davacı arasındaki ilişkinin hukuki nitelendirmesinin yapılması suretiyle görevli Mahkemenin belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek karar verilmesi hatalı olmuştur." gerekçesi ile kararın kaldırılmasına karar verildiği, davanın Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas sırasına kaydının yapılarak yargılama devam olunduğu anlaşılmıştır.İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarihli .../... Esas - .../... Karar sayılı kararı ile yetkisizlik kararı verildiği, yetkisizlik kararı üzerine dosyanın işbu esasa kaydı yapılarak yargılamasına devam olunmuştur.İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarihli .../... Esas - .../... Karar sayılı dosyasından alınan ... tarihli raporunda; ... tarihli karar ve ... tarihli Kadıköy ... Noterliği tarafından gerçekleştirilen hisse devrine göre davalı ...'ın davacı şirket ortaklığının ve şirketi temsil yetkisinin ... tarihi itibariyle sona ermiş olduğu, dava dosyasında hisseleri devir alan ve şirketi temsile yetkili olan dava dışı ...'in davalı ...'ı şirket ileri ile ilgili yetkilendirdiğine dair bir belgeye raslanmamış olduğu, ... tarihli karar ve ... tarihli Kadıköy ... Noterliği tarafından gerçekleştirilen hisse devrine göre davalı ... 'ın davacı şirket ortaklığının ... tarihi itibariyle sona ermiş olduğu, dava dosyasında hisseleri devir alan ve şirketi temsile yetkili olan dava dışı ...'in davalı ...'ı şirket işleri ile ilgili yetkilendirdiğine dair bir belgeye rastlanmamış olduğu, davalı ...'a ait ... Kredi kartına yapılan toplam ödemenin (... + ...=...) ... TL olduğu, davalı ...'a ait ... kredi kartıyla yapılan toplam bilet ödemesinin; (... + ... + ... + ... + ... + ... + ... + ... + ... + ... + ... + ...+...+...+...+...+...+...=...) ... TL olduğu, davalı ...'a ait ... kredi kartı için (...-...=...) ... TL fazladan ödeme yapılmış olduğu, Davalı ...'a ait ... kredi kartı için (...-...=...) ... TL fazladan ödeme yapılmış olduğu, davalı ...'ın hisse devrinden sonra davacı şirkete ait bilet ödemelerinin yapılmış olmasının değerlendirilmesinin Mahkemeye ait olduğu teknik olarak değerlendirilmiştir.... tarihli ek bilirkişi raporunda dava dışı ... A.Ş tarafından da teyit edildiği anlaşılan ... TL ödemenin davacı şirkete ait olduğu anlaşıldığından ... tarihli kök raporun sonuç ve kanaatin 4. Maddesinin Davalı ...'a ait ... ... Kredi kartı için (... TL=...)- ...= ...) ... TL fazladan ödeme yapılmış olduğu,)" bu şekilde düzeltilmiş olduğu, hem davacı vekilinin hem de davalı vekilinin ...-...'e ait ... raporlarına dayanmış olmaları ve ilgili raporların saklanma süresi sona ermesinden dolayı Mahkemeye sunulamamış olduğundan ... tarihli kök rapordaki görüşlerini değiştirecek yeni bir bilgi ve belge bulunmadığı teknik olarak değerlendirilmiştir.Mahkememizin ... tarihli celsesinde davacı vekiline, ölen davalı ... ... mirasçıları ... ve ...'ı davaya dahil etmek üzere süre verilmiş, ticaret sicil memurluğundan davacı şirketin ilk kuruluştan itibaren tüm yetkililerinin bilgilerinin gönderilmesi istenmiş, davacı vekilince mirasçılık belgesini ve davaya dahil dilekçesi sunduğu anlaşılmıştır.Davacı vekilinin davaya dahil dilekçesine istinaden mirasçılara tebliğ edildiği anlaşılmıştır.Mirasçı ... vekilinin cevap dilekçesinde; İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... tarihli, .../... Esas, .../... Karar sayılı kararında HMK m.14/2 uyarınca tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğu gerekçesiyle davanın yetkisizlik nedeniyle reddine ve Antalya Asliye Ticaret Mahkemesi’nin yetkili olduğuna hükmedilmiş olsa da verilen kararın hatalı olduğunu, müteveffanın davacı şirketteki ortaklığının, davanın ikame edildiği tarihten çok önce sona ermiş olduğunu, davacının talebi de ortaklık ilişkisinden kaynaklanmadığını, bu nedenle HMK m.14/2’de düzenlenen kesin yetki kuralının somut olaya uygulanayacağını, HMK m.6 uyarınca genel yetki kuralı uygulanması gerektiğinden yetkili mahkemenin, davalı gerçek kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri olan ... Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, müteveffa ...'ın, müdürlük sıfatını taşıdığı dönemde dahi vefatından önceki uzun bir dönemde, yaşı ve rahatsızlıkları nedeniyle fiilen şirket işleri ile ilgilenmediğini, şirketi temsilen herhangi bir işlem yapmadığını, davacının iddiasının aksine müdürlük sıfatının sona ermesinden ve paylarını dava dışı ...’e devretmesinden de sonra, şirketi temsilen herhangi bir işlem yapmadığını, imza atmadığını, herhangi bir üçüncü kişinin hesabına davacı şirketin hesaplarından para aktarılması yönünde talimat vermediğini, onayda da bulunmadığını ya da bu işlemlere fiilen katılmadığını, davacı şirkete ait hiçbir hesaptan kendi uhdesine para geçirmediğini, müteveffa ...'ın dava konusu alacak yönünden borçlu sıfatına haiz olmadığından, davalı sıfatının da bulunmadığını, işbu davanın müteveffa yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, sonuç olarak da davanın tümden reddinin gerektiğini savunduğu anlaşılmıştır.Mirasçı ... ... vekilinin cevap dilekçesinde; Davanın ilk görüldüğü İstanbul ... Asliye Ticaret Mah.'nin ... / ... E. sayılı dosyasında yazışmaların ve kanıtların toplanması sonrasında alınan bilirkişi raporunda; müvekkilinin vefat eden babası ...'ın şirket hesapları üzerinde hiçbir işlem yapmadığını, diğer davalı ...'ın kredi kartına bir kısım ödemenin yapılıp, ...'ın kartından da bir kısım bilet ödemesi yapıldığı saptanarak, davalı ...'ın hisse devrinden sonra davacı şirkete ait bilet ödemelerinin yapılmış olmasının Mahkemece değerlendirilmesi gerektiğinin belirtildiğini, bahse konu dava dosyasında alınan ek raporda da bu görüşün tekrarlandığını, mahkemece de"... Alacak davası, o alacağın borçlusundan başka bir (üçüncü) kişiye karşı açılmış olup (iş bu davada davalılar ... ve ...) (dava konusu alacağın mevcut olmadığından dolayı değil) davalının davalı (borçlu) sıfatına sahip olmadığından (sıfat yokluğundan, husumetten) dolayı dava pasif husumet yokluğundan bu davalılar açısından reddedilmiş" gerekçesiyle, müvekkilinin vefat eden babası ... ve ... hakkında davanın reddine karar verilmiş olduğunu, alınan bilirkişi raporunda vefat eden ...'ın, Şirket hesaplarında ne para alışverişi ne de zarar verici herhangi bir eyleminin saptanmadığı da göz önüne alınarak davacının suçlamalarının haksız ve varsayımsal olarak yapıldığından davanın tümden reddini savunduğu anlaşılmıştır.Ticaret Sicil dosyasının incelenmesinde; davacı şirketin ... sicil numarasında kayıtlı olduğu, Antalya Kurumlar Vergi Dairesine tabi olduğu, durumunun aktif olduğu, türünün tek ortaklı limited şirketi olduğu, sermayesinin ... TL olduğu, ...'in ... tarihinden itibaren aksi karar alınıncaya kadar münferiden temsile yetkili müdür olduğu anlaşılmıştır.... tarihli ... sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde; şirketin ilk on yıl içinde şirket müdürler ... ve ...'ın şirket kaşesi altında münferiden temssil ve ilzam edecekleri, ... tarihli ... sayılı gazetede; şirketin her türlü muamelatında şirket kaşesi altında münferiden atacakları imza ile şirketin tam yetki ile temsil ve ilzama süresiz olarak şirket müdürleri ... ve ...'ın yetkili kılındığı, ... tarihli ... sayılı gazetede; şirket müdürlüğü görevini süresiz olarak yürütmekte olan ... ile ...'ın şirket müdürlüklerinin sonra ermesine ve şirket müdürlük görevlerinden ayrılmasına, şirkete yeni ortak ...'in süresiz ve tam yetki ile şirket müdürü seçilmesine, şirket kaşesi altında atacağı münferit imzası ile şirketi her yerde ve her hususta temsil ve ilzama karar verildiğinin ilan edildiği anlaşılmıştır.Dava, davacı şirketin eski yetkilileri olan ... ve ... ile şirket muhasebecisi ... aleyhine açılmış sorumluluk davasıdır. Davacı vekili tarafından şirketin tüm hisselerinin ... ve ... tarihlerinde dava dışı ... tarafından devralındığını ve hisse devrinin ticaret sicilde tescil edildiğini, fakat sonradan şirket kayıtları incelendiğinde davalıların ortaklıkları kalmadığı halde davalı ... aracılığı ile şirket hesaplarından para çekerek kendi uhdelerine geçirdiklerini, iadesi için ihtarname gönderdiklerini, fakat iade edilmediğini, davalı tarafça İstanbul ... İcra Müdürlüğü .../... Esas sayılı dosyada kira alacağına yönelik icra takibi yapıldığını, itiraz ettiklerini, fakat itirazın kaldırılmasına karar verildiğini, bu kira alacağına ilişkin alacağın takas mahsubu ile bakiye ... TL alacağın davalılardan tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir. İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas sayılı dava dosyasında yapılan yargılama sırasında alınan raporda davalı ...'ın hisseleri devrettikten sonra şirkete ait banka hesaplarından toplam ... TL'yi fazladan kendi hesabına aktardığı tespit edilmiştir. Davalılardan ..., şirket muhasebecisi olup şirkette herhangi bir ortaklığı ve yetkisi bulunmadığı gibi diğer ortak ...'ın ise anılan dönemde herhangi bir yetkisi bulunmadığı gibi şirkete ait banka hesaplarında yaptığı herhangi bir işlem de bulunmadığı anlaşılmakla Davalı ... yönünden davanın kısmen kabulü ile, ... TL'nin ... dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalılar ... mirasçıları ve ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.KARAR
: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;1-Davalı ... yönünden davanın kısmen kabulü ile, ... TL'nin ... dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,2-Davalılar ... mirasçıları ve ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine,3-Kabul edilen ... TL üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan ... TL karar ve ilam harcının peşin alınan ... TL harçtan düşümü ile artan ... TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya geri verilmesine,4-Davacı tarafından yatırılan ... TL peşin harcın davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,5-Davacının karşıladığı ... TL tebligat/posta/yazışma gideri, ... TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam ... TL yargılama giderinin, kabul / ret oranına göre hesaplanan ... TL'sinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen ... TL üzerinden davacı lehine takdir edilen ... TL vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,7-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, reddedilen ... TL üzerinden davalı lehine takdir edilen ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine,8-Diğer davalılar ..., ... ve ... kendilerini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalılara verilmesine,9-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,Dair; tarafların yüzüne karşı HMK'nun 345 maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2026Başkan ...e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdırKatip ...e-imzalıdır