Anahtar kelimeler: Tahrifat Kiracı Kayseri Konulmuş Kiraya Görüleceği Kambiyo Senedi Girmiş Yazim

T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

T.C.
KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
HAKİM
: ... ...
KATİP
: ... ...
DAVACI
: ... - ... ...
VEKİLİ
: Av. ... -
DAVALI
: ... - ... ...
VEKİLİ
: Av. ... -
DAVA
: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı ... tarafından, davacı aleyhine 77.000,00 TL bedelli bir adet düzenlenme tarihi tahrifat edilmiş senedin Kayseri Genel İcra Dairesi ██████████ E. Sayılı dosyası ile icra takibine konulmuş olduğunu, davacı ile davalının kira ilişkisine girmiş olup kira sözleşmesinde de görüleceği üzere kiracı davacının senedi teminat senedi olarak kiraya veren davalıya vermiş olduğunu, davalının, kira sözleşmesinde teminat senedi alınmıştır, başka amaçla kullanılamaz şeklindeki şerhe rağmen kötüniyetli olarak icra takibine başlamış olduğunu, davacının takip alacaklısı şahsa böyle bir borcu bulunmamakta olduğunu, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 14.10.2014 T. █████████ E. ██████████ K. ilamının dikkate alınması gerektiğini, kira sözleşmesi taraflar arasında düzenlenirken davacının iradesinin tam olarak bağımsız olmadığını, nitekim hem sözleşme esnasında hem de senet düzenlenirken kiraya veren ...'ın manevi baskısına maruz kalmış olduğunu, davacının başlayacak olan kira ilişkisini korkutarak sağlamlaştırmak için kiracı davacı üzerinde baskı kurmuş olduğunu, bu nedenle de davacının senedi teminat senedi olarak imzalamış olduğunu, korkutma (manevi cebir) halinde irade vardır ve fakat bozulmuştur (sakatlanmıştır); buna ilişkin def’i kural olarak ancak tarafları arasında ileri sürülebilir, tarafları dışındaki diğer kişilere karşı ancak senedi kötü niyetle iktisap etmeleri veya iktisabında ağır kusurları bulunmaları halinde ileri sürülebilir, ayrıca, TBK m. 38/2, kanuni bir hakkın kullanılacağı tehdidinin dahi, karşı tarafın zor durumundan aşırı menfaat elde edilmesi halinde korkutma sayılacağını düzenlemektedir, ''Korkutmaya konu olan bu yetkiyi ya da hakkı kullanacağını belirten taraf, şayet diğer tarafın zor durumda kalmasından aşırı bir menfaat elde etmiş ise, bu durumda da korkutmanın varlığı kabul edilecektir" şeklinde açıklamakta olduğunu, özellikle kira ilişkisi bağlamında, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun kararında (████████ E.) "tahliye korkusu" altında imzalatılan bonoların iptali istemi ele alınmış olduğunu, Kurulun, bu durumda manevi tehdidin oluşup oluşmadığının ve davalının "fahiş menfaatler" temin edip etmediğinin araştırılması gerektiğini vurgulamış olduğunu, bu, kira ilişkisinden kaynaklanan zayıf konumun kötüye kullanılmasının manevi cebir olarak değerlendirilebileceğine işaret etmekte olduğunu, Yargıtay HG. Hukuk Genel Kurulu 01.04.1987 T. ███████-153 E. ████████ K. ilamının dikkate alınması gerektiğini, davacının bononun düzenlenme tarihinde yurtdışında olup yurda giriş/çıkış belgesinde de (Kayseri 2. İcra Hukuk Mahkemesi ████████ E. ████████ K. Sayılı dosyasında karar çıkmış bulunmaktadır.) görülmekte olduğunu, davalı bu durumu lehine kullanarak takibi başlatmış olup nitekim takibin başlaması ve itiraz sürecinde davacının yurtdışında olmasına rağmen usulsüz tebligat yapılmış olduğunu, davalının Kayseri Genel İcra Dairesi'nde başlatmış olduğu ██████████ sayılı ilamsız takip itiraz edilerek durdurulmuş olduğunu, nitekim takibe konulan bononun teminat bonosu olduğundan hiç şüphe olmadığını, teminat olarak verildiği sözleşme ile sabit olan bono davalı tarafından kambiyo niteliğindeki takip ile işleme alınmış olduğunu, teminatın dayanağı olan kira sözleşmesine göre davacının temerrüde düştüğü bir kira borcu bulunmadığını, borç olmamasına rağmen kötüniyetli olarak teminat senediyle icra takibine girişilmiş olduğunu, davacının borcu olmadığını, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 01.11.2023 T. █████████ E. █████████ K. ilamının dikkate alınması gerektiğini, Davalı tarafından teminat amacıyla alınan senet, haksız ve kötüniyetli biçimde icra takibine konu edilmiş olduğunu, davacının bu senetten kaynaklanan herhangi bir borcu bulunmadığını, buna rağmen davacı aleyhine icra takibi başlatılmış, banka hesaplarına haciz uygulanmış ve davacının ciddi zarara uğramış olduğunu, davacının alacaklıya herhangi bir borcu bulunmadığından, icra takibinin devamı halinde telafisi güç ve imkânsız zararlar doğacağını, Bu nedenle, İİK m. 72/2 uyarınca, davanın sonuna kadar icra takibinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini, aksi kanaatte davacı, %115 oranında teminat yatırmaya da hazır olup icra dosyasına yatırılan bedelin alacaklıya ödenmemesine yönelik tedbir talebi verilmesini talep ettiklerini, davalı tarafından başlatılan icra takibi kapsamında, davacıdan haksız biçimde tahsil edilen bedeller mevcut olup, bu meblağlar icra dosyası aracılığıyla davalı alacaklıya ödenmiş olduğunu, davacının, gerçekte borçlu olmadığı bir bedeli ödemek zorunda kaldığını, bu nedenle, İİK m. 72/7 uyarınca, icra dosyası kapsamında davalıya ödenen tutarların yasal faiziyle birlikte davacıya iadesine (istirdadına) karar verilmesini talep ettiklerini, açıklanan bu nedenlerle davalının, bile bile bilerek davacının zararına hareket etmiş olduğundan takip haksız ve kötüniyetli olduğunu, davacının senetten dolayı borçlu olmadığının tespit edilmesi için mahkemeye başvurma zorunluluğu doğmuş olduğunu belirterek, davacı aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesi’nin ██████████ E. sayılı dosyasıyla başlatılan icra takibinin dayanağı olan senetten dolayı davacının davalıya herhangi bir borcu bulunmadığının tespitine, davalı tarafından teminat senedi olmasına rağmen kötüniyetli şekilde başlatılan icra takibi nedeniyle, teminatsız şekilde aksi kanaatte mahkemece uygun görülecek teminat ile takibin davanın sonuna kadar durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine, aksi kanaatte icra dosyasına yatırılan bedellerin alacaklıya ödenmemesine yönelik teminatsız şekilde aksi kanaatte mahkemece uygun görülecek teminat ile ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davacı tarafından söz konusu icra dosyası kapsamında davalıya veya icra dosyasına ödenen meblağların, haksız ve borç bulunmadığı halde tahsil edilmesi nedeniyle, İİK m. 72/7 uyarınca yasal faiziyle birlikte istirdatına, davalının kötü niyetli olarak takip yapmış olması nedeniyle %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatı ödemesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davalıya karşı yöneltilmiş davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, huzurdaki davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde belirtilen hususların tamamının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dava dilekçesinde bahsedilen takibe konu senedin kira ilişkisi ile illiyetinin varlığından bahsedilebilmesi için delil olarak sundukları kira sözleşmesindeki dayanak madde hangi senedin hangi tarihte ve ne için yazıldığının açıkça yer alması gerekmekte olduğunu, dikkat edilirse, düzenleme tarihi ve vade tarihi dayanak gösterilen sözleşmede belirtilmemiş olduğunu, davacının kira sözleşmesi ile birlikte senedin imzalandığını gösterecek yeterli bir delil dosya içerisine sunulmadığını, bilindiği üzere davaya konu kıymetli evraka karşı, yine bir kıymetli evrak ile ispat edilmesi gerektiğinin sabit olduğunu, kaldı ki; İmzalanmış bir senet adi bir borç ikrarını içerir nitelikte olduğunu, kambiyo senedine dayalı menfi tespit davalarında, senede karşı senetle ispat kuralı gereğince, davacının kambiyo senedi nedeniyle borçlu olmadığı iddiasını yazılı (kesin) delillerle ispatlaması gerektiğini, Kambiyo senedi HMK açısından ‘senet’ vasfında olduğundan, kambiyo senedine karşı ileri sürülen bedelsizlik iddiaları hakkında, senede karşı kesin delillerle ispat kuralı (HMK.m. 201) geçerli olduğunu, davacı taraf davaya konu senetteki geçersizliği kanun hükmünde de belirtildiği gibi kesin delilerle ispatlaması gerektiğini, davacı tarafın elinde herhangi bir delil bulunmadığından iddialarının asılsız ve geçersiz olduğunu, kıymetli evrakın içerdiği hakkın hukuki nedenin senette açıklanmamış olduğu hallerde soyut (mücerret) kıymetli evraktan söz edileceğini, bu tür kıymetli evrakta, kıymetli evrakın/senedin içerdiği hak ile kıymetli evrakın doğumuna neden olan temel ilişki(hukuki neden) arasında ilinti kurmanın mümkün olmadığını, Kıymetli evrak borçlusunun borcu ve kıymetli evrak alacaklısının alacak hakkı, bir diğer anlatımla senette borçlanılan edimin kapsam ve içeriği bakımından sadece senet belirleyici olduğunu, işbu olayda temel ilişki olan kira ilişkisi ile senet birbirinden bağımsız olup aralarında ilişki olmadığını, illi sebepten yoksun olan senedin hukuki nedenle ilişiği olmayıp sebepten yoksun olduğunu, davaya konu senedin ise mevcut kira sözleşmesinden bağımsız olduğunu, davacı tarafından davaya konu senet imzalanmış ve düzenlenmiş olduğunu, senedin üzerinde hiçbir şekilde ve surette oynama olmayıp aslalounduğu gibi icra işlemlerine başlamış olduğunu, davalının bu süreçte iyiniyeti suistimal edilip elden aldığı ve nakit para karşılığında verdiği senedi kira sözleşmesine bağlaması ve bu yönde harekete geçmesi kabul edilemez olduğunu, bu hususta davalıdan alınacak olan imza ve yazı örneklerinin bu hususu ispatlayacak nitelikte olduğunu, davalının iyiniyetinin yanı sıra hem birikimi olan parayı kaybetmiş hem zamanından hem de iyiniyeti fazlasıyla suistimal edilmiş olduğunu, yine davacı dava dilekçesinde her ne kadar TBK Madde 32' ye atıf yaparak irade sakatlığından bahsetse de Konya BAM, 6. HD., E. ████████ K. ███████ T. 14.1.2025 tarihli kararı ile bu husus açıklığa kavuşturmuş olduğunu, bu ilamın dikkate alınması gerektiğini, davacının dayanak gösterdiği kira sözleşmesindeki hükümde belirsizliğin var olması olduğunu, zira hangi senedin, hangi vade tarihi ile, hangi düzenleme tarihi ile senet verildiğinin açıkça belirtilmemiş olduğunu, bu noktada davacının iddia ettiği şekilde teminat senedinin varlığından söz edilemeyeceğini, nitekim davaya konu senet üzerinde "teminat" ibaresi değil açıkça " nakden" ibaresi yer almakta olduğunu, dolayısıyla huzurdaki davanın hem usul hem de esas yönünden reddi gerekmekte olduğunu, davacı her ne kadar dava dilekçesinde tanık deliline dayamış ise de; davacının iddia ettiği hususları tanık ile ispatlamasının da mümkün olmadığını, zira Yargıtay 'nin █████████ Esas, █████████ Karar sayılı █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararlarında belirtildiği üzere Kambiyo senetlerin birer ödeme aracı olduğunu, borçlunun, bononun ödendiği yönündeki iddiasını yazılı delil ile ispatlaması gerektiğini, bu konuda tanık dinletilmesi de mümkün olmadığını belirterek, davalı aleyhine yöneltilmiş, hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyet barındıran Menfi Tespit, İcra İnkar Tazminatı ve İstirdat Taleplerini de kapsayacak şekilde DAVANIN REDDİNE, davalı Lehine %20’den aşağı olmamak üzere Tazminata HÜKMEDİLMESİNE Karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
YARGILAMA VE GEREKÇE
:
Dava, menfi tespit davasıdır.
Tomarza Vergi Dairesine, Kayseri Vergi Dairesine, Kayseri Genel İcra Dairesine yazılan müzekkerelere cevapların verildiği görülmüştür.
Bir davanın Ticaret Mahkemelerinde görülebilmesi için açılan davanın mutlak veya nispi ticari davalardan olması gerekmektedir. Mutlak ticari davalar 6102 sayılı TTK'nun 4. Maddesi uyarınca TTK'nda düzenlenmiş olan bütün hususlardan doğan davalar ile TTK'nun 4. Maddesinde belirtilen özel kanunlardaki davalardır. Nispi ticari davalar ise her iki tarafın tacir olduğu ve dava konusu uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğu davalardır.
6100 sayılı HMK'nun 4/a Maddesine göre; "Kiralanan taşınmazların, █████/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'na göre ilâmsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları" dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın Sulh Hukuk Mahkemeleri'nde görülür denilmektedir.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin ████████ E, █████████ K sayılı kararında “…Somut olayda davacı, takibe konu senedin kira sözleşmesinin teminatı olarak verildiğini iddia ederek işbu davayı açmış, davalı ise bononun teminat senedi olmadığını ve bononun sebepten mücerret, temel ilişkiden bağımsız bir alacak bahşettiğini savunmuştur. Bu tür davalarda görev konusu davacının ileri sürdüğü maddi vakıalar ve talep sonucuna göre belirlenmesi gerekir. Uyuşmazlığın çözümü senedin kira sözleşmesi kapsamında teminat olarak verilip verilmediği, verilmiş ise teminat senedinin takibe konulma koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığına ve bunların ispatı meselesi de sübut ve esasa ilişkin olup görevin belirlenmesine bir etkisinin olmamasına göre 6100 sayılı HMK'nın 4/1-a maddesi uyarınca davanın, kira uyuşmazlıklarında münhasır görevli olan Sulh Hukuk Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerekir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin █████/2017 tarihli, ████████ Esas ve ██████████ Karar sayılı ve █████████ Esas ve █████████ Karar ilamları).” denildiği görülmüş olup, iş bu dava dosyamızda da davacı tarafça senedin dayanağının kira ilişkisi olduğunun belirtildiği görülmüş ve bu durumda açıklanan içtihat gereğince Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmış ve bu nedenle Mahkememizce görevsizlik kararı verilmesi gerekmiştir.
Görev hususu HMK'nun 114/c maddesi uyarına dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır. HMK 138.maddesine göre mahkeme, öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verir.
Mahkememizce açıklanan nedenlerle görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş, HMK'nun 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurulması halinde dava dosyasının görevli Sulh Hukuk Mahkemelerine gönderilmesine hükmedilmiş, HMK'nun 331/2 maddesi uyarınca görevsizlik kararından sonra Sulh Hukuk mahkemelerinde davaya devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Sulh Hukuk Mahkemelerince hükmedileceğinden bu aşamada yargılama harç ve giderlerine hükmedilmemiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-HMK 114/c maddesi uyarınca görev hususu dava şartı olduğundan, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USÛLDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, karar kesinleştiğinde 2 haftalık süre içerisinde talep halinde dosyanın HMK'nun 20. maddesi uyarınca görevli Kayseri Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesi için Tevzi Bürosuna tevdiine,
2-Görevsizlik kararından sonra davaya görevli Sulh Hukuk Mahkemesinde devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Sulh Hukuk Mahkemesince hükmedileceğinden bu konuda HMK 331/2. maddesi uyarınca şu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına,
3-Görevsizlik kararından sonra dosyanın Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmemesi halinde mahkememizce verilecek ek karar ile yargılama harç ve giderleri konusunun karara bağlanmasına,
Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere tensiben karar verildi. █████/2026
Katip ...
e- imzalıdır
Hakim ...
e- imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!