Anahtar kelimeler: Catering Defasında Sağlamış Şirketçe İtirazda Servis Vermekte Ekinde Yemek Arz

T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ███████
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
TALEP
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket, catering hizmetleri vermekte olup; davalı şirket çalışanlarına yemek hazırlama ve servis etme hizmetlerini sağlamış ve bu hizmetlerden doğan alacakları sebebiyle işbu dilekçe ekinde arz olunan faturaları davalı şirkete keşide etmiş, Davalı şirket tarafından ilgili faturalara herhangi bir itirazda bulunulmamış, Ayrıca davalı şirket yetkilisiyle yapılan görüşmelerde her defasında ilgili alacakların ödeneceği yönünde taahhütte bulunulmuş, ancak davalı şirketçe hiçbir alacağın ödenmemiş olduğunu, Alacağın ödenmemesi sebebiyle davalı şirket aleyhine, işbu davanın konusu olan icra takibi yöneltilmişse de davalı şirketçe icra takibine, herhangi bir haklı sebep bulunmaksızın itirazda bulunulmuş, İtirazın iptali için dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulmuşsa da ekte arz olunan son oturum tutanağından anlaşılacağı üzere davalı şirketle anlaşma sağlanamadığından huzurdaki davayı açmakta zaruret hâsıl olmuş olduğunu ileri sürerek, Davanın kabulü ile ---- İcra Dairesi'nin ------ sayılı dosyasındaki itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafları ile avukatlık ücretinin davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından başlatılan icra takibine karşı müvekkili şirketin yaptığı itiraz, davacının iddia ettiği alacak talebine dayanan fatura düzenlenmesine ve ödeme yapılmamasına ilişkin olarak başlatılmış, İcra takibi, davacı tarafından düzenlenen fatura üzerinden başlatılmış, ancak müvekkili şirket, fatura ile ilgili olarak herhangi bir borç yükümlülüğü olmadığını savunmakta ve bu yönde taraflar arasında bir sözleşme de bulunmamakta olduğunu İcra takibine dayanak olan faturaların geçerliliği, müvekkilişirketin Davacı alacaklı şirkete herhangi bir borç yükümlülüğü altına girip girmediği ile doğrudan ilgili olup, Davacı tarafından düzenlenen faturaların, müvekkili şirketin onayı ve kabulü olmaksızın düzenlenmiş, Kaldı ki tekrarlamakta fayda görerek; taraflar arasında akdedilmiş sözleşme bulunmamakta olup, TTK. ve Borçlar Kanunu'na göre, bir tarafın alacak talebini destekleyen faturaların, alacaklının tarafından sözleşmeye ve ödeme şartlarına uygun olarak düzenlenmesi gerekmekte olduğunu, Davayı ve borcu kabul anlamına gelmemek kaydıyla; Borçlar Kanunu'nun 106. maddesi uyarınca, bir ödeme yükümlülüğünün yerine getirilmemesi durumunda icra takibi başlatılabilir ancak buradaki ödeme yükümlülüğünün varlığı tartışmalı olup, Faturaların yasal olmayan şekilde düzenlendiği ve taraflar arasında herhangi bir sözleşmesel ilişki bulunmadığı dikkate alındığında, müvekkili şirketin alacaklıya olan borcunun varlığının şüpheli olduğunu, Yargıtay, çeşitli kararlarında, faturanın ödeme yükümlülüğü doğurabilmesi için öncelikle söz konusu faturanın dayanağı olan hizmetin, malın teslimi ya da sözleşme koşullarının varlığının tespit edilmesi gerektiğine karar vermekte olduğunu, açıklanan nedenlerle, müvekkili şirketin icra dairesine ve faturalara ilişkin itirazı geçerli olup, alacaklı tarafından başlatılan icra takibine dayanak teşkil eden faturaların geçerliliği ve alacak miktarının tespiti konusunda belirsizlik bulunmakta olup, Her halükarda bilirkişi aracılığıyla hesaplama ve inceleme yapılması gerekmekte olduğunu, Davacı tarafça alacağa konu edilen faturaların ticari defterlere usulüne uygun olarak işlenip işlenmediğinin araştırılması ve incelenmesi gerekmekte, Faturaların ticari defterlere usule uygun işlenmemesi durumunda alacaktan söz edilemeyeceğini ve taraflara ait ticari defterlerin de bilirkişi marifetiyle incelenmesini talep ettiklerin beyanla, öncelikle dosyanın yetkili mahkemelere gönderilmesini, aksi halde davanın reddine karar verilmesini İcra takibinin iptalinin sağlanmasına karar verilmesini, Davacı aleyhine %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, Vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı yan üzerine tahmiline karar verilmesini talep etmişlerdir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebidir. Dilekçeler aşaması tamamlanmakla mahkememizin ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile uyuşmazlık noktaları saptanarak tahkikat aşamasına geçilmiş, deliller toplanmıştır.
---- İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı sayılı dosyası celp edilip incelenmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında, taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi rapor içeriğine göre;
Davacı Şirketin 61.248,00TL ASIL ve 3.907,71 TL İşlemiş Faiz olmak üzere TOPLAM 65.155,71 TL ALACAK TALEBİ üzerinden harçlandırmak suretiyle, İtirazın İptali istemli olarak Davalı Şirket aleyhine ikame etmiş olduğu işbu İTİRAZIN İPTALİ Davasında;
Yukarıda yer verdiğimiz tespit ve değerlendirmelerimiz muvacehesinde, Davacı Şirketin Davalı Şirketten, Takip Dayanağı yapılan 12 Adet Faturadan kaynaklı olarak Takip Talebindeki gibi 61.248,00 TL ASIL ALACAKLI durumda bulunduğu, Davacı Şirketin İşlemiş Faiz Talebinin, Yukarıda yer verdiğimiz tespit ve hesaplamalarımız muvacehesinde Sayın Mahkemece değerlendirilebileceği sonuç ve kanaatlerine varılmıştır." yönünde beyanda bulunulmuştur.
6102 sayılı TTK'nın 21/2. Maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır.
Yargıtay ----- Hukuk Dairesi'nin █████/2020 tarihli ------. sayılı kararı; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun █████████ tarih ve ------sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Faturalar ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır... Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir.." şeklindedir. Yargıtay -----. Hukuk Dairesinin █████/2016 tarihli --- sayılı, Yargıtay --- Hukuk Dairesinin █████/2016 tarihli ----. sayılı, Yargıtay --. Hukuk Dairesinin █████/2015 tarihli ---- sayılı, Yargıtay ----. Hukuk Dairesinin █████/2016 tarihli --- . sayılı ilamları da aynı mahiyettedir.
Yargıtay ----. Hukuk Dairesi'nin █████/2024 tarihli -------. sayılı kararı; "Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması ise birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse ise, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir..." şeklindedir.
Yargıtay -----. Hukuk Dairesi'nin █████/2019 tarihli------ sayılı kararında; "...Dava faturadan kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra SGK’dan gelen yazı cevabı ve bilirkişi raporu da dikkate alınmak suretiyle karar verilmiş olmakla birlikte davacı taraf dava dilekçesinde ticarî defterlerine delil olarak dayanmış olup bu ticarî defter kavramı içerisinde BA-BS formları da girmektedir. Buradan hareketle davacı vekilince 15.02.2018 havale tarihli dilekçe ile vergi dairesine müzekkere yazılmak suretiyle BA formlarının istenilmesi talep edilmiş, mahkemece tahkikatın tamamlanmış olduğu ve sözlü yargılamaya geçildiği gerekçesiyle bu talebin reddine karar verilmiş ise de bu gerekçe yerinde değildir. Zira sözlü yargılama aşamasına geçildikten sonra dahi eksik olan hususun yerine getirilmesi talebi hâlinde bu talep dikkate alınıp sözlü yargılama aşamasına ikinci kez de geçilebilecektir. Yukarıda belirtildiği gibi BA formları ticarî defter kavramı içerisine girdiğinden mahkemece bu husus araştırılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir..." yönünde kararı ile ticari defter kavramı içerine taraflara ait BS-BA formlarının da dahil olduğuna,
Yargıtay ----- Hukuk Dairesi'nin █████/2023 tarihli ----- sayılı kararında; "...mahkemece yapılacak iş, 19.08.2021 tarihli bilirkişi raporunu hazırlayan bilirkişilerden ek rapor alınarak vergi dairesinden gelen BA formları da eklenip BA formu ile rapor arasındaki çelişkiyi giderici rapor alınıp eğer dava konusu fatura BA beyanında alım olarak gösterilmiş ise akti ilişkinin varlığı ispatlanacağından davanın yazılı olduğu şekilde kabulüne, BA beyanında alım olarak gösterilmemiş ise dosya kapsamında davacının taraflar arasında akti ilişki olduğunu yazılı şekilde ispatlayamaması nedeni ile davanın pasif husumet yönünden reddine karar verilmesinden ibarettir..." yönündeki kararı ile faturaların BA formunda beyan edilmesiyle akdi ilişkinin ve alacağın ispatlanacağına işaret edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama sonucunda; davacı/takip alacaklısının davalı/takip borçlusu hakkında cari hesaba dayalı olarak takip başlattığı, davalı/takip borçlusunun tebliğ edilen ödeme emri üzerine takibe süresinde itiraz ettiği ve takibin durduğu, eldeki itirazın iptali davasının süresinde açıldığı, taraflar arasındaki ihtilafın sözleşme ilişkisi bulunup bulunmadığı, var ise takip dayanağı belgeye konu hizmetin teslim edilip edilmediği hususundan kaynaklandığı, uyuşmazlığın halli ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin tespiti için defter incelemesine karar verildiği, tarafların ticari defterlerine göre davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 61.248,00 TL alacaklı olduğu, HMK. 221. maddesi gereği (BA) formlarının resen dosyaya kazandırılması gerektiği (Yargıtay ------ davalının BA bildirimlerine göre takibe konu faturaların davalı tarafından vergi dairesine bildirildiği, bu halde davalının BA formlarının aksini ispatlaması gerektiği, borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği (Yargıtay ------ Karar sayılı ilam), davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtların aleyhine delil teşkil edeceği (Yargıtay -----Karar sayılı ilam), davalının kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerektiği, davalı tarafından ödeme savunmasında da bulunulmadığı, bu itibarla takibe yapılan itirazın yerinde olmadığı anlaşılmış ve davanın asıl alacak bakımından kabulüne karar verilmiştir.Davalı borçlu takipten önce usulünce temerrüde düşürülmediğinden, işlemiş faiz alacağı bulunmadığından dolayı davacının icra takibindeki faize ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. İİK'nın 67/2. maddesi, "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu, takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne, göre red veya hükmolunan meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminatla mahkum edilir." hükmünü içermektedir. Dava konusu faturaların davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, dava konusu edilen davacı alacağının miktarının davalı yönünden bilinebilir, hesap edilebilir, belirlenebilir yani likit alacak niteliğinde olduğundan davalı aleyhine % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE,
2----- İcra Dairesi'nin ------ Esas sayılı icra dosyasına yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, duran takibin 61.248,00 TL üzerinden asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte DEVAMINA, davacının takipdeki ticari ve ticari temerrüt faizine ilişkin talebin REDDİNE,
3-Asıl alacak olan 61.248,00TL üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
4-Alınması gerekli Karar ve ilâm harcı olan 4.183,85 TL harçtan peşin alınan 786,92 TL harcın mahsubu ile 3.396,93 TL bakiye harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafça yatırılan 786,92 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 702,90 TL ilk dava masrafı, tebligat-müzekkere gideri, bilirkişi ücreti gideri olarak yapılan 5.915,00 TL olmak üzere toplam 6.617,90 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre(%94 kabul) 6.220,99 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
8-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 3.907,71 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
9-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,Dair, davacı vekili veklinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!