Anahtar kelimeler: İsimle İştigal Piyasada Unvan Tanındığını İsmi Tekstil Ünvanı Güne Kurulduğunu
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ Esas, █████████ Karar
HÜKÜM
: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 21.09.2006 tarihinde kurulduğunu, bu tarihten itibaren iştigal konusunu teşkil eden konularda üretim ve ticaret faaliyetine bu güne kadar kesintisiz olarak devam ettiğini, müvekkili şirketin, şirket ismi olan "...” ünvanı ile ticari hayatına başladığını, bu unvan ve isimle piyasada tanındığını, davalı ... Tekstil Tarım Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin müvekkili şirketin piyasada elde etiği ticari itibardan yararlanmak amacı ile ve kötüniyetli olarak 24.02.2012 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumuna "..."markasını 24... sınıflarında adına tescil ettirmek için başvurup, 26.02.2014 tarihinde söz konusu markayı adına tescil ettirdiğini, davalı şirket adına tescil edilen "...” markasının, müvekkili şirketin önceden kullandığı unvan olduğunu, söz konusu isim üzerinde kazanılmış hakkı bulunduğunu, davalı şirketin, ... Limited Şirketinin piyasada edindiği itibar ve tanınmışlıktan yararlanmak için "..." unvanını kendi adına tescil ettirmesinin kötüniyetli olup 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 7. ve 8. maddelerine açıkça aykırı olduğunu, ileri sürerek 556 sayılı KHK'nın 42. maddesi gereğince davalı şirket adına tescil edilen “..." markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini, müvekkili şirketin haksız tescil nedeni ile uğramış olduğu maddi ve manevi zararlara ilişkin tazminat haklarının saklı tutulmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından alınan bir tescilli markanın bulunmadığı davalı şirket tarafından alınan "..." markasının davacı şirket tarafından marka olarak kullanılmadığı, şirket unvanın "..." olduğu, ...'nin bir makine çeşidi, makine ismi olduğu, bu ismi davacı şirketin şirket unvanında kullandığı, markanın hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddî olay ve hukukî değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, dava konusu markanın hükümsüzlüğünün tespiti ile sicilden terkini talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davacının unvanında yer alan "..." ibaresini davalının marka tescilinden önce markasal olarak kullanıp kullanmadığı, buradan varılacak sonuca göre 556 sayılı KHK'nın 8/3 hükmü kapsamında marka tescilinde nispi ret nedeni, tescili halinde de aynı KHK'nın 42. maddesine göre hükümsüzlük nedeni olup olamayacağı noktasında toplanmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince davacının unvanındaki "..." ibaresini kullanımının markasal olduğunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacının istinaf talebi de Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince esastan reddedilmiştir.
Marka tescilinde nispi ret nedenlerini düzenleyen mülga 556 sayılı KHK 8/3 hükmü "Tescilsiz bir markanın veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaretin sahibinin itiraz etmesi üzerine, tescili istenilen marka, aşağıdaki hallerde tescil edilmez. a) Markanın tescili için yapılan başvuru tarihinden önce veya markanın tescili için yapılan başvuruda belirtilen rüçhan tarihinden önce bu işaret için hak elde edilmiş ise b) Belirtilen işaret, sahibine daha sonraki bir markanın kullanımını yasaklama hakkını veriyorsa" şeklinde düzenlenmiştir. Aynı KHK’nın 42/1-b bendine göre de, 8. maddede sayılan koşulların gerçekleşmesi halinde başkası adına tescil edilmiş olan bir markanın hükümsüzlüğüne karar verilebilir. Böylece, 556 sayılı KHK ile öncelik hakkı sahibine başkasının yaptığı marka başvurusuna itiraz hakkı ile marka tescil edilmiş ise hükümsüzlüğünü isteme hakkı tanınmıştır. O halde 556 sayılı KHK'nın 8/3 hükmü uyarınca öncelik hakkına sahip olan şahıs nisbi ret nedeni olarak bu hususu ileri sürerek markanın hükümsüzlüğünü talep edebilecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı "... İplik Tekstil Sanayi Limited Şirketi" şeklindeki ticaret unvanının ayırt edici unsuru olan "..." ibaresini markasal olarak kullandığını, dolayısıyla öncelik hakkı bulunduğunu ileri sürmüş; davalı cevap dilekçesi sunmamıştır. Davalının "..." ibareli markası 26.02.2014 tarihinde tescil edilmiş olup, davacı önceye ilişkin kullanımlarını gösteren 02.01.2008, 05.08.2010, 19.04.2011, 09.05.2011, 27.12.2012, 11.03.2013, 27.04.20 13... .12.2013 tarihli faturalarında ticaret unvanında yer alan "..." ibaresini ticaret unvanından farklı olarak "..." şeklinde ve kalınlaştırılmış harflerle ön plana çıkaracak şekilde kullanmıştır. Davacının faturalarındaki bu kullanımlar istikrarlı şekilde devam etmiş olup markasal kullanım olarak nitelendirilmelidir. O halde davaya uygulanan mülga 556 sayılı KHK'nın 8/3 hükmü kapsamında davacının öncelik hakkı bulunduğu kabul edilip davalı markasının tescilli olduğu mal ve hizmet sınıfları ile davacının kullanımını ispatladığı mal ve hizmet sınıfları değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 06.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!