Anahtar kelimeler: Kestirdiği Kyazim Mukabil Satımına Satımdan Yazdığı Ödeyeceğini Faturada Ayında Faturaya

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2026
K.YAZIM TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
TALEP
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında mal alım satımına ilişkin ticari iş ilişkisi kurulduğunu, davalı şirket yetkilisinin müvekkili şirkettin █████/2023 tarihli, "...." fatura numaralı fatura ile bir kısım ürünler almak istediğini, fatura üzerinde de yazdığı üzere, davalı şirket faturanın toplam tutarı olan 883.776,64 TL'yi █████/2023 tarihinde ödeyeceğini, buna mukabil müvekkili şirkette yine aynı tarihte faturada yer alan ürünleri davalıya teslim edeceğini, fakat davalı şirketin Nisan ayında kestirdiği faturaya ilişkin ödeme yapmadığını ürünleri de teslim almadığını, bunun neticesinde yapılan görüşmelerde müvekkili şirket sürekli oyaladığını ve bir çözüme ulaşılamadığını, tüm bunların akabinde ilgili şirket yetkilisi ile tekrar iletişime geçildiğini, söz konusu faturanın yasal iptal süresinin geçtiğini, bu sebeple iade faturası kesilmezse parası alınmamış olmasına rağmen söz konusu faturanın kdv ve gelir vergisi'nin ödenmek zorunda kalınacağını, bu sebeple de ivedi olarak iade faturası kesilmesinin gerektiği konusunda konuşulduğunu, fakat müvekkili şirketin tüm iyi niyetli çabaları karşılıksız kalmış ve davalı şirket tarafından iade faturası da kesilmediğini, davalı şirketin kuvvetle muhtemel müvekkili firmadan aldığı faturayı kullandığını ve kdv'sini gider olarak vergi kayıtlarına usulsüz bir şekilde işlediğini, böyle bir usulsüzlük yapmamış olsaydı iade faturası kesmemesi için bir sebep olmayacağını, tüm bu yaşanan süreçten dolayı müvekkili şirket dava konusu faturadaki kdv ve gelir vergisini ödemek zorunda kaldığını, ödenen bu alacak kalemlerinin davalıdan tahsil edemeyince ; müvekkili şirket adına Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, ancak davalı şirket herhangi bir borcu olmadığından bahisle icra takibine itiraz etmediğini, itiraz sonucu takibin durduğunu, fakat davalının yetki itirazı reddedildiğinden dava Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerine açıldığını, müvekkili şirketin ve davalının muhasebe kayıtları, vergi kayıtları ve hesap hareketleri incelendiğinde davalının haksız menfaat elde ettiğini, dava öncesi arabuluculuk başvurusu da yapılmış olduğunu, davalı arabuluculuk aşamasında da anlaşmamış ve kötüniyetli olduğunu aşikar ettiğini, davalı icra takibi öncesi ve sonrasında borcunu ödememekte ısrar ettiğini, yukarıda açıklanan nedenlerle borçlunun icra takibine vaki haksız ve kötü niyetli itirazının iptali için talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile müvekkili şirket arasında, mal alım satımına ilişkin olarak bir ticari ilişki kurulduğunu, müvekkili şirket, davacı şirket yetkilisinin dava dilekçesi ekinde de belirtilen █████/2023 tarihli, "...." numaralı fatura ile kendisine bir kısım ürünler teslim edileceğinin sözünü aldığını, davacı şirket yetkilisi müvekkili şirkete, █████/2023 tarihine kadar mal teslimini gerçekleştirecek ve bunun akabinde müvekkil şirketçe malların bedeli kendilerine ödeneceğini, işbu anlaşmaya rağmen, davacı şirketçe mallar zamanında teslim edilmediğini, müvekkili şirket, malları zamanında teslim etmeyen diğer deyişle belirlenen ücrete hak kazanmayan davacıya malların bedelini ödemediğini, sözleşmeye riayet etmeyen davacı şirketin, bu olayın akabinde ''malları teslim etmişcesine'' (kabul anlamına gelmemesi kaydıyla) ücrete hak ettiğini düşünerek Bakırköy ... İcra Müdürlüğü’nün .... Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine icra takibi başlatmışsa da söz konusu takip yapılan itirazları neticesinde durdurulduğunu, aralarında kurulan ticari ilişki neticesinde mutabık kalınan maddelere uymayarak müvekkili mağdur eden ve malları zamanında teslim etmediğini, sözüne riayet etmeyen davacının herhangi bir zararı olmadığını, şayet bir zararı oluşmuşsa da (kabul anlamına gelmemesi kaydıyla) kendi ihmalkar davranışlarından kaynaklandığını ve söz konusu zarar da müvekkilinin uğradığı zararın yanında esamesi okunmayacak türden olduğunu, malları kendisine teslim edilmeyen müvekkilinin, bir de davacının vergilerini ödemesi akla ve mantığa uygun olmadığını hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, davacı şirketin, ''çamur at,izi kalsın'' mantığıyla hareket ettiğini, davacı, basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğüne uymuş olsaydı, faturasını kestiğini iddia ettiği malları da karşı tarafı oyalamaksızın teslim ederdi, müvekkili, her defasında malları teslim almak istemişse de davacı şirketçe sürekli oyalandığını , müvekkili, oyalandığını anlayarak söz konusu ticari ilişkiyi gerek şifahen gerekse telefon aracılığıyla sonlandırdığını davacı tarafa ilettiğini, diğer deyişle, davacı şirketin kurguladığı senaryoda, davacının kendi yaşadığını iddia ettiği mağduriyet, müvekkilce yaşandığını, müvekkili, uzun zamandan beri ticaretle uğraşan ve kendisini ispatlamış biri olduğunu, bu sebeple hiçbir zaman vergi konusunda usulsüz davranmadığını ve her şeyi yasalara uygun şekilde gerçekleştirdiğini, davacının iddiaları hukuki mesnetten uzak olduğu için dikkate alınmaması gerektiğini, müvekkili şirkete ait karşılaştırmalı alış-satış analizi,vergi ve muhasebe kayıtları incelendiğinde müvekkilinin haksız menfaat elde etmediğini sabit hale geleceğini haksız ve kötü niyetlice ikame dilen işbu davanın reddi ile %20’den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini vekaleten karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
:
Mahkememizin ... E. ve ... K. sayılı dosyasından verilen dava şartı yokluğuna ilişkin kararın İstanbul BAM ... Hukuk Dairesi'nin E. ..., K. ... sayılı kaldırma kararı ile kaldırılarak dosyanın yukarıdaki esasına kaydının yapıldığı görüldü.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
HMK'nın 320/2. maddesi uyarınca taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının; davacı ile davalı arasında yapılan satım sözleşmesine konu malların davalıya teslim edilmemesinde tarafların kusur durumu, davacı tarafından davalı adına düzenlenen fatura nedeni ile davacının davalıdan KDV ve Gelir Vergisi talebinde bulunup bulunamayacağı; bulunabilecekse tutarı, nihayetinde davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı ile icra inkar ve kötü niyet tazminatı talebinde bulunup bulunamayacağı hususlarında toplandığı tespit edildi.
Dosyamız arasına celp edilen Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; Davacı alacaklının 224.050,89 TL asıl alacak, 4.949,07 TL, 7.094,43 TL ve 4.269,24 TL işlemiş faiz olmak toplam 240.363,63 üzerinden borçlu aleyhine KDV ve gelir vergisi ödenmesi istemiyle ilamsız icra takibi başlattığı, ödeme emrinin borçluya █████/2024 tarihinde tebliğ edildiği; borçlu tarafından █████/2024 tarihinde icra müdürlüğünün yetkisine, borca ve ferilerine itiraz edildiği görüldü.
Bilirkişiler ... tarafından █████/2025 tarihinde dosyaya sunulan bilirkişi raporunda; Davacının 2023 yılına ait Ticari defterlerinin, 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, Ticari defterlerinin HMK 222 mad. gereğince davacı lehine delil niteliğinin Sayın Mahkemenizin takdirinde olduğu, Davalı yana ait ticari defterlerin inceleme için sunulmamış olduğu, Davacı yanın incelenen ticari defterlerinde, icra takip tarihi olan █████/2023 tarihi itibariyle, davacının davalıdan ... no.lu cari hesap kodunda 659.725,75 TL, 128.132 no.lu cari hesap kodunda dava konusu olan 224.050,89 TL Alacaklı oldukları, Davacı tarafından davalı yana 10.04.2023 tarihinde toplam tutarı KDV Hariç 748.963,25 TL, KDV Tutarı 134.813,39 TL, KDV Dahil 883.776,64 TL olan 1 Adet .... numaralı E-Arşiv Faturası düzenlenmiş olduğu, Davacı yan tarafından, Davalı yan'ın İade Faturası düzenlememiş olması nedeniyle KDV ve Gelir Vergisi ödemek zorunda kalması sonucunda uğramış olduğu 224.050,89 TL zararının talebi ile işbu davanın açılmış olduğu, Taraflar arasında imzalanmış bir sözleşmeye ve davalı tarafı temerrüde düşürecek bir ihtarnameye dosya içeriğinde rastlanmamış olduğu, Davacı yan tarafından dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulmuş .... yazışmalarında, davacı yan tarafından davalı yana ödeme yapılması yada iade faturası düzenlenmesi talep edilmiş olduğu, davalı yan tarafından ödeme yapılacağına ilişkin yazışma olduğu, ancak aynı yazışmaların sürekli olarak aynı şekilde yapılmış olduğu, davacı yan tarafından, dönüş yapılmazsa avukatın gerekli işlemleri yapacağı konusunda 19.09.2023 tarihinde davalı yana yazmış olduğu görülmekte olduğu, Tarafların BA BS Bildirimleri arasında fark olmadığı, davacı tarafından davalı yana 10.04.2023 tarihinde düzenlenmiş toplam tutarı KDV Hariç 748.963,25 TL, KDV Tutarı 134.813,39 TL, KDV Dahil 883.776,64 TL olan ... numaralı E-Arşiv Faturasının davacı BS Davalı BA bildirimlerinde görünüyor olduğu, BA BS Bildirimlerinde davalı tarafından davacı yana düzenlenmiş İade veya satış niteliğinde faturaya rastlanmamış olduğu, Davacının Kurumlar Vergi Beyannamesine göre, Davacının 89.237,50 TL'nin Gelir Vergisine ilişkin zarar talebi irdelendiğinde, davacının dönem net karının net satışlara oranının 968 olduğu, Davacı tarafından davalı yana düzenlenmiş 10.04.2023 tarihli toplam tutarı KDV Hariç 748.963,25 TL, KDV Tutarı 134.813,39 TL, KDV Dahil 883.776,64 TL olan 1 Adet .... numaralı E-Arşiv Faturası için 968 oranı üzerinden net karın (748.963,25 TL*0,08) 59.917,06 TL, ödenen vergi tutarı olan 8.969.707,28 TL'nin net satışlara oranı olan %1 oranı üzerinden Gelir Vergi Tutarının (748.963,25 TL*0,01) 7.489,63 TL olacağı hesaplanmış olduğu, Davacının KDV Yönünden 134.813,39 TL Gelir Vergi ödemesi nedeniyle 7.489,63 TL zararı olmak üzere kümülatif olarak (134.813,39 TL47.489,63 TL) 142.303,02 TL zararının olabileceği hesaplanmış olduğu, Davacı yan tarafından icra takibinde Gelir Vergisi ödemesine ilişkin zarar talebinde, KDV Hariç tutarı 748.963,25 TL olan faturanın brüt satış kar tutarının hesaplanarak talep edilmiş olabileceği, ancak dava konusu talebin Gelir Vergisi ödemesine yönelik olduğu, Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, Davalı tarafından mal teslimi veya bedel ödemesi yapılmamasına rağmen, davacı tarafından düzenlenen fatura nedeniyle KDV ve kurumlar vergisi yükümlülüğü doğmuş, bu yükümlülük vergi mevzuatı çerçevesinde fiilen ödenmiş bir vergi zararı niteliği kazanmıştır. Davalı tarafından iade faturası düzenlenmemesi sebebiyle bu tutarın davacı nezdinde mahsup veya düzeltme imkânı bulunmadığı anlaşılmış olduğu, Kural olarak faturanın alıcı tarafından iade edilmemesi ve ticari defterlere kaydedilmesinin mal veya hizmetin teslim edildiğine karine teşkil ettiği, ancak dosyaya mübrez belgelerden taraflar arasındaki hukuki ilişki bakımından herhangi bir ürün teslimi ve buna karşı bedel ödemesinin yapılmadığının anlaşıldığı, zira bu hususta taraflar arasında bir ihtilafın da bulunmadığı, Bu noktada somut olayın Türk Borçlar Kanunu kapsamında sözleşme ilişkisi çerçevesinde incelenmesi neticesinde, dosyaya mübrez belgelerden taraflar arasında 10.04.2023 tarihinde toplam tutarı KDV Hariç 748.963,25 TL, KDV Tutarı 134.813,39 TL, KDV Dahil 883.776,64 TL olan | Adet ... numaralı E-Arşiv Faturası kapsamında ürün alım/satımı hususunda bir hukuki ilişkinin söz konusu olduğunun anlaşıldığı, her ne kadar davacı bahse konu faturada fatura üzerinde de yazdığı üzere, davalı şirketin faturanın toplam tutarı olan 883.776,64 TL'yi █████/2023 tarihinde ödeyeceğini, buna mukabil davacı şirketin de yine aynı tarihte faturada yer alan ürünleri davalıya teslim edecek olduğunun yazılı olduğunu ifade etmişse de Taraflar arasında imzalanmış bir sözleşmeye ve davalı tarafı temerrüde düşürecek bir ihtarnameye dosya içeriğinde rastlanamadığı, Ancak davacı dosyaya mübrez ... mesaj kayıtlarından davacı şirket yetkilisinin davalı şirket yetkilisi olduğunu iddia ettiği kişiye ödemenin yapılması hususunda talepte bulunduğunun görüldüğü, Bu yönü ile takdiri Muhterem Mahkemeye ait olmak üzere şayet; Sayın Mahkemece taraflar arasındaki hukuki ilişkide ilk edim yükümlülüğünün fatura çerçevesinde davalıda olduğu ve davacının .... mesajları kapsamında davalı şirketi temerrüde düşürdüğü kanaatinde olunması halinde edimini ifa etmemek sureti ile sözleşme ilişkisinin sona ermesine sebebiyet vermesi nedeniyle davalının davacıyı uğrattığı zararları gidermek zorunda olduğunun ifade edilebileceği, Sayın Mahkemece bu noktada davalıya kusur atfedilmesi ve davacının da ödediği vergi bedelinin zarar olarak kabulü halinde davalının bu takipteki alacaktan sorumluluğu olduğundan bahsetmenin mümkün olabileceği, Buna karşın Muhterem Mahkemece taraflar arasındaki hukuki ilişkide ilk edim yükümlülüğünün fatura çerçevesinde davalıda olmasına rağmen davacının davalı şirketi temerrüde düşürmediği ve ifaya davet etmediği kanaatinde olunması halinde davalının davacıya bu takipteki alacaktan sorumluluğu olduğundan bahsetmenin mümkün olmayacağının ifade edilebileceği, Davacının zarar görmüş olabileceği 142.303,02 TL yönünden avans faiz oranları üzerinden işlemiş faiz 8.493,35 TL, 969 yasal faiz oranı üzerinden işlemiş faiz 4.491,32 TL olarak hesaplanmış olduğu, Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, Davacı yan lehine karar alınması durumunda, Davacı yan'ın, icra takip tarihi olan █████/2023 tarihinden itibaren asıl alacağına işleyecek yıllık değişen oranlarda Reeskont Avans Faizi veya değişen oranlarda Yasal Faizi talep edebileceğine ilişkin takdirin mahkemeye ait olduğu hususları tespit edilmiştir.
Huzurda görülen dava itirazın iptali davası olup, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan normal bir eda davasıdır.
Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde vereceği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi davanın kabulü halinde borçlu da alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenle mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.
Yasal dayanağını İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. maddesinden alan itirazın iptali davası, alacaklının icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir.
Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin Esas No
: ....; Karar No:.... sayılı kararına göre;
"Ancak, dava konusu hisselerin senede bağlanmamış ve bedelinin tamamı ödenmiş çıplak paylar olduğu, bunların devrinin alacağın temliki hükümlerine göre yapılması gerektiği, dava konusu hisse devirlerinin geçersizliği ile davacı adına tescili istemli işbu davanın açıldığı tarihten karar tarihine kadar davalı tarafından 1568 adet hisse devrinin yapılmadığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamı itibarıyla 6098 sayılı BK’nın 106. maddesindeki alacaklının temerrüdü şartlarının oluşmadığı, yine aynı yasanın 107. maddesi uyarınca borçlunun borcundan kurtulabilmesi için gerekli olan tevdi mahallinin de belirlenmediği anlaşılmakla mahkemece 1568 adet hisse karşılığı olan bedelin de davacıya iadesine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle 1568 adet hisse karşılığının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir."
Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin Esas No
: ...; Karar No: .... sayılı kararına göre;
"Alacaklının temerrüde düşmesi halinde ise aynı Kanunun 107. maddesi gereğince borçlu, ancak hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere, teslim edeceği şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabilir. Bu durumda, alacaklının temerrüdü için öncelikle anılan 106. maddeye uygun ihtar gerekli olup, somut olayda yapılan ihtarın bahsekonu şartları taşımadığı ve borçlu davacının, anılan 107. madde anlamında tevdi mahalli talebinde de bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle 26.102,80 TL’lik yatırım kalemi bakımından davacının borcundan kurtulduğu ve davalıdan tahsili gerektiği kabulü doğru olmamıştır."
Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında ticari alım satım ilişkisinin kurulduğu; davacı tarafından sözlü satış sözleşmesi uyarınca davalı adına fatura düzenlenmesine rağmen davalının faturaya konu malları teslim almadığı gibi söz konusu faturaya dayalı iade faturası da düzenlemediği, davacının söz konusu faturadan dolayı KDV ve gelir vergisi ödemek zorunda kaldığı iddiası ile ödenen KDV ve gelir vergisinin tahsili istemli olarak davalı hakkında Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nde icra takibi başlatıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davacı ile davalı arasında bir kısım malların alım satımına ilişkin ticari ilişki kurulduğu, davacı tarafından satışı yapılan ürünlerin davalıya teslim edilmediği uyuşmazlık konusu olmayıp davacı tarafından davalının faturaya konu malları teslim almadığı iddia edilmiştir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 106. maddesine göre alacaklının temerrüdü şartlarının oluşması için borçlunun edimi alacaklıya gereği gibi önermesi; alacaklının önerilen edimi kabulden kaçınması ve alacaklının kabulden kaçınması haksız olmalıdır. Aynı yasanın 107. maddesinde ise alacaklının temerrüde düşmesi durumunda borçlunun, hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere, teslim edeceği şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabileceği düzenlenmiştir. Her ne kadar davacı tarafından faturaya konu malların davalıya teslim etmek üzere hazır olduğunun davalıya bildirilmesine rağmen davalının malları teslim almadığı iddia edilmiş ise de davacı tarafından iddiasını ispata yarar herhangi bir delil dosyaya sunulmamıştır. Kaldı ki TBK'nın 107. maddesi uyarınca davacının teslim borcundan kurtulabilmesi için gerekli olan tevdi mahalli tayini talebinde de bulunmadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin Esas No
: ....; Karar No: .... sayılı kararı ile Esas No: ......; Karar No: ... sayılı kararı ışında somut olay incelendiğinde; davacı tarafından edimin davalıya gereği gibi önerildiği ispat edilemediği gibi tevdi mahalli tayini talebinde de bulunulmadığı anlaşıldığından alacaklının temerrüdü şartlarının oluşmadığı mahkememizce kabul edilmiştir. Bu nedenle davacı tarafından teslim alınmayan malların bedeline yönelik KDV ve gelir vergisi talebinde bulunulması mümkün olmadığından açılan davanın reddi ile davalının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-AÇILAN DAVANIN REDDİNE,
2-Davalının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,
3-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 2.902,99 TL harç düşüldükten sonra fazla alınan 2.287,59 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T.'ye göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına,
6-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE,
7-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk ücreti olan 3.600,00 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA,
Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!