Anahtar kelimeler: Devrolduğunu Bayiliği Münfesih Temlikname Bayi Satımdan Bayilik Gazetesi Akaryakıt Akdedildiğini

T.C.
İSTANBUL3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ███████ EsasKARAR NO
: ███████DAVA
: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2021KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde açılan davanın yapılan yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; davacı bayi ile münfesih ... taraflar arasında akaryakıt bayilik sözleşmesi ve protokolleri akdedildiğini, davalı şirkete akaryakıt bayiliği ve işletmecilik hakkı tesis edildiğini, 14.02.2019 tarihli Genel Kurul Kararı ve 25.02.2019 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi uyarınca ... A.Ş. ve ... A.Ş.'nin müvekkili şirket bünyesinde birleştiğini ve birleşen şirketin tüm hak ve borçlarının müvekkili şirkete devrolduğunu, daha sonra imzalanan temlikname ile davalı ...'in bayiliği tüm hak ve borçları ile birlikte müvekkili şirkete devredildiğini, █████/2018 tarihinde ... ile müvekkili şirket arasında bayilik sözleşmesi akdedildiğini, davalı şirket tarafından müvekkili şirket lehine 50.000,00-TL tutarında Banka Teminat Mektubu düzenlendiğini, davalı bayinin alım taahhüdünü yerine getirmemesi nedeniyle ... 17. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin normal şartlarda █████/2020 tarihinde sona erecek olmasına karşın, davalı bayinin bayilik lisansının EPDK tarafından lisans sahibinin isteği üzerine... tarihli ... sayılı kararı ile sonlandırıldığını, sözleşme ve protokol hükümlerine riayet etmeyen davalı şirketin fesih tarihi itibari ile tüm borçlarının muaccel hale geldiğini, bu durumun ... 17. Noterliği’nin ... Tarihli ... Yevmiye Numaralı ihtarnamesi ile davalı şirkete bildirildiğini, davalı şirketin temerrüde düşürüldüğünü belirterek taraflar arasında akdedilen sözleşme ve protokol hükümlerinin ihlali gereği ödenmesi gereken şimdilik 5.000,00-USD tutarındaki bakiye cezai şart borcunun devlet bankalarının yabancı para cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesaplarına uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, kar mahrumiyeti alacağından şimdilik 500,00-TL'nin, davalının temerrüt tarihinden itibaren başlatılacak 3095 Sayılı Kanunun 2'nci maddesi gereğince TCMB'nin kısa vadeli avanslar için uyguladığı değişen oranlı faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı şirkete yargılamanın her aşamasında usulünce tebligat yapılmış, esasa karşı beyanda bulunulmamıştır.Davacı vekili 19.11.2025 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; toplamda 5.000-USD olarak talep ettikleri cezai şart taleplerinin 108.594,31-USD arttırmak suretiyle 113.594,31-USD olarak kabulüne, 500,00-TL olarak talep ettikleri kar mahrumiyeti alacaklarının 501,00-TL arttırmak suretiyle toplamda 1.020,93-TL olarak kabulüne, cezai şart borçları ve kar mahrumiyeti alacağı bakımından temerrüt tarihinden itibaren işleyecek olan Devlet Bankalarının yabancı para cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesaplarına uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte, davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve ıslah etmiştir.Dava, akaryakıt bayilik sözleşmesinden kaynaklandığı iddia edilen cezai şart, kar mahrumiyeti alacak kalemlerinin istenip istenemeyeceği, istenebilirse miktarlarının ne olduğu, talep edilen cezai şart miktarının davalının mahvına sebep olup olmayacağı, mahvına sebep olursa talep edilebilir makul cezai şart miktarının ne olabileceği, davalının temerrüdü düşüp düşmediği, düşmüşse hangi tarihte düştüğünün tespiti talebine ilişkindir.Uyuşmazlığın çözümü için talep edilen alacak kalemlerinin her birinin istenip istenemeyeceği, istenebilirse miktarlarının ne olduğu, talep edilen cezai şart miktarının davalının mahvına sebep olup olmayacağı, mahvına sebep olursa talep edilebilir makul cezai şart miktarının ne olabileceği, davalının temerrüdü düşüp düşmediği, düşmüşse hangi tarihte düştüğünün tespiti hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 28.12.2021 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında "...Davacı yanın savları ve dava dosyası içinde yer bulan dilekçesinde yer alıp, fiziken tarafımıza teslim edilen dosyada namevcut/ eksik olduğu kayıtlarının tetkiki için bir Yeminli Mali Müşavir bilirkişinin de Heyetimize -yüce Mahkemenin yüksek tensiplerinin o yönde olması kaydıyla... eklenmesinden sonra davadaki istem muhterem yargi makamının vaki bilirkişi görevlendirmesi kapsamında değerlendirilebilecektir. Bu meyanda, bu metin “Ön Tespit ve Kanaat Bildirimi” olup, nakıs evrakın ibraz edilmeleri halinde; ancak asli ve nihai hukuki takdir ile icra inkâr tazminatı vs. cihetlerin değerlendirilmesi 6100 sayılı HMK'nın md. 266/c.2 ve md. 279/4 ahkâmıyla 6754 sayılı Kanun'un md. 3/3 hükmüne göre münhasıran muhterem Mahkemeye ait kalmak kaydıyla, görüş bildirimi baife konusu olabilecektir..." şeklinde görüş belirtilmiştir. Tarafların itirazları ile davacının cezai şart alacağına ilişkin koşullarının oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise cezai şartın miktarının tespiti ile davacının kar kaybının bulunup bulunmadığı, var ise miktarının tespiti hususunda ek inceleme yaptırılmasına karar verilmiştir. 19.09.2022 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunun sonuç kısmında "...Davacının ticari defterlerinin TTK hükümlerine uygun olarak tutulduğu, Davacı ile davalı firmanın geçmişten devam eden bir ticari ilişkisi olduğu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin █████/2020 tarihinde sona erdiği, Davacının incelenen kendi ticari defterlerine göre; dava tarihi (█████/2021) itibariyle davalı yandan herhangi bir cari hesap alacağı ya da borcu olmadığı, davadaki talebin bu yönüyle incelendiğinde, kayıt düzeninin mezkur şekilde olmasının kabul edilir nitelikte bulunduğu, davalı yan yararına hüküm kurmak hususunda sayın Mahkemenin muhtar bulunduğu, Kök Rapor (Ön Kanaat Izharı) sektör uzmanı ve hukukçu bilirkişiler tarafından tanzim edilmiş iken, Ek Rapor sürecinde dosyaya mali müşavir bilirkişinin de sayın Mahkemece dahil edilerek, bu suretle, mali müşavir bilirkişi tarafından muhasebesel ve mali değerlendirmelerin bu Rapor'da gerçekleştirildiği; davacı yan yararına hüküm kurulması seçeneği sayın Mahkemece benimsendiğ durumda, "Netice-i Talep İle Bağlılık İlkesi"nin muhterem yargı makamınca hüküm esnasında gözetilmekliğinin bahis konusu olacağı; Davacı tarafın ticari defterleri incelendiğinde davacının dermeyan ettiği, sözleşmeye aykırılık savı nedeniyle; Davacının savlarının sayın Mahkemece benimsenmesi seçeneğinde, aritmetik hesaplama ile konuya bakıldığında ve davalının cezai şart ödemesinin koşullarının da doğduğu muhterem Mahkemece kabul edildiğinde, kar mahrumiyeti zımnında sözleşmede yer bulan düzenleme itibariyle davalının ürün alım taahhüdünü yerine getirememesinden kaynaklı istem açısından keyfiyetin, sözleşmede (...bu alanın da...) cezai şart olarak olarak dizayn edildiği gözetilerek ve yukarıda ayrıntıları yer bulan muhasebesel değerlendirmeye göre 65.638,00 USD (2.2.2015 tarihli Bayilik Protokolü, md. 8) ve erken fesih bedeli zımnında cezai şart kaynaklı 50.000-USD (2.2. 2015 tarihli Bayilik Protokolü, md.13) olmak üzere toplam 65.638,00+50.000,00 USD = 115.638,- USD meblağın davacıya ödemesi gerektiğinin üzerinde durulabileceği, ancak bu hesabınyüce Mahkemece somut ilişkiye uygulanabilir bulunması durumunda davacı tarafından 7.690,69-USD'lık kısmı BTM (Banka Teminat Mektubu) ile tahsil edildiği ve kalan tutarın ise 107.947,31 USD olabileceği, buna karşılık, yukarıda yer vertilen içtihatlar ve anlatımlara göre, davacı yanın somut durumda cezai şart isteyip isteyemeceği ve eğer sayın yargı makamınca davacının mezkur kalemleri isteyebileceğine hükmolunacak olursa, bunun tenzili koşullarını tatbik esaslarının tamamen sayın Mahkemenin takdirine muntazır olduğu..." şeklinde görüş belirtilmiştir. Yeni bilirkişi heyetinden dosya kapsamı, taraflar arasındaki sözleşme ile ticari defter ve kayıtlardaki bilgiler doğrultusunda davacının cezai şart ve kar mahrumiyetinden kaynaklı olarak alacağının bulunup bulunmadığı, varsa miktarının tespiti konusunda rapor tanziminin istenilmesine karar verilmiştir. 29.02.2024 tarihli bilirkişi heyeti raporunun sonuç kısmında "...Davadışı/... Şirketi (bayilik veren) ile davalı/... Şirketi (bayi) arasında, 02.02.2015 tarihli Bayilik Sözleşmesi ve 02.02.2015 tarihli Bayilik Protokolü akdedilmiş ve bunlara dayalı Bayilik Akdi İlişkisi kurulmuştur. Davadışı/.... Şirketi (bayilik akdi ilişkisini devreden), davacı/... Şirketi (bayilk akdi ilişkisini devralan) ve davalı/... Şirketi (bayi) ile ....12.2017 tarihinde akdedilen “Alacağın Temliki ve Borcun Nakli Sözleşmesi” ile; davadışı/... Şirketi, söz konusu Bayilik Akdi İlişkisinden doğmuş ve doğacak her türlü haklarını, alacaklarını ve borçlarını davacı/... Şirketine devretmiştir. Dolayısıyla artık, Bayilik Akdi İlişkisinin tarafları, davacı/... Şirketi (bayilik veren) ile davalı/... Şirketi (bayi) olarak değişmiştir. Sonrasında, davacı/... Şirketi (bayilik veren) ile davalı/... Şirketi (bayi) arasında, 22.12.2018 tarihli Bayilik Sözleşmesi akdedilmiştir. Taraflar arasındaki akdi ilişki, işbu 22.12.2018 tarihli Bayilik Sözleşmesi hükümlerine ve devralınmış olan 02.02.2015 tarihli Bayilik Protokolü hükümlerine istinaden devam etmiştir. Taraflar arasında yeniden bir Bayilik Protokolü akdedilmediği için, 02.02.2015 tarihli eski Bayilik Protokolünün hükümleri Bayilik Akdi İlişkisinin yeni tarafları için de bağlayıcı hale gelmiştir. 2) İşbu yeni (devralınan) Bayilik Akdi İlişkisi, normal olarak 02.02.2020 tarihinde süresinin dolması ile sona erecek iken, davalı/... Şirketi'nin isteği üzerine EPDK tarafından Bayilik Lisansının 17.01.2020 tarihinde sonlandırılması ile sona ermiştir. Bu durum sebebiyle, davalı/... Şirketinin, davacı/... Şirketi tarafından (davadışı/... Şirketinden) devralınmış olan 02.02.2015 tarihli Bayilik Protokolünün 13 nolu maddesinde yer alan “Bayi adayı ....herhangi bir şekilde bu protokolü ve/veya işbu protokole bağlı olarak akdedilecek olan Bayilik Sözleşmesini süre sonundan önce fesih etmek isterse ...'a 50.000 USD cezai şartı ödemeyi gayri kabili rücu kabul ve taahhüt eder.” hükmü uyarınca, davacı/... Şirketi'ne 50.000 USD tutarında Cezai Şart ödeme yükümlülüğü altına girdiği kanaatine varılmıştır. Takdiri tamamen Mahkemeye aittir. Dava dosyasına daha önce sunulmuş olan 19.09.2022 tarihli Ek Bilirkişi Raporunda (sayfa 5'in son paragrafında); “....5 yıla yakın (4 yıl 11 ay 15 gün) Davacı ile çalışan Davalının sözleşmeyi 15 gün önce feshetmiş olmasının sözleşmenin cezai şart maddesinin uygulanması sonucunu doğurmayacağı sektörel olarak değerlendirilmektedir” şeklinde değerlendirme yapılmıştır. Kurulumuzca bu değerlendirmeye katılınmamıştır. Şöyle ki: Cezai Şarta hak kazanıp kazanmamasının Sektörle nasıl bir alakası olduğu hususu anlaşılmamıştır. Cezai Şart “hukuki bir kurum (müessese)” olup, Borçlar Kanunda açıkça düzenlenmiştir. Cezai Şartın en önemli amacı (asıl amacı), sözleşme taraflarını sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerine aykırı davranmaktan kaçınmaya teşvik etmek ve sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal eden (yükümlüklerine aykırı davranan) tarafı “cezalandırmak"tır. Adı üstünde “Cezai Şart - Cezalandırmaya İlişkin Şart”tır. Ayrıca, yükümlülüğüne (borcuna) aykırı davrandığı takdirde Cezai Şart ödemek zorunda kalacağını düşünen sözleşme tarafı, hayatın olağan akışında, yükümlülüğüne aykırı davranmamaya çalışır. Davalı/bayi, sözleşme süresinin sonuna kadar sözleşme ile bağlı olmaya (sözleşmeye riayet etmeye) ilişkin yükümlüğünü ihlal etmiş ve sözleşmenin süresinden önce sonlanmasına sebebiyet vermiştir. Üstelik öncesinde, davacıyı haberdar da etmemiştir. Sözleşmenin sona ermesine 15 gün var iken, 15 gün daha sabretmeden (ki niye sabretmediğini de açıklamamış, sabretmemesine makul bir gerekçe de göstermemiştir) Bayilik Lisansını davacıyı haberdar etmeden (ve makul bir gerekçe göstermen) iptal ettirmek ve bu suretle sözleşmeyi sonlandırmakla, kanaatimizce, TTK.md.18/2'de düzenlenmiş olan “basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğüne” de aykırı davrandığı gibi, TMK.md.2'de düzenlenmiş olan “dürüstlük kuralına” da aykırı davranmıştır. Bu durumlar sebebiyle, davalı/... Şirketi'nin davacı/... Şirketi'ne 50.000 USD tutarında Cezai Şart ödeme yükümlülüğü altına girdiği kanaatine varılmış olup, takdiri tamamen Mahkemeye aittir. Önceki Bilirkişi Raporunda (sayfa 4'de) ve işbu Raporumuzun Mali Kısmında tespit edildiği üzere; davacı, Cezai Şart alacağının 7.690,69 USD'lik kısmını davalının 50.000,00 TL bedelli Teminat Mektubundan tahsil ettiğinden, davacının dava tarihi itibariyle davalıdan (50.000 USD - 7.690,69 USD -) 42.309,31 USD tutarında bakiye Cezai Şart alacağı bulunduğu, bu alacağın, talep gibi dava tarihinden itibaren işletilecek Yasal Döviz Faizi (3095 sayılı Faiz Kanunu md.4/a) ile birlikte tahsili gerektiği kanaatine varılmakta olup, takdiri tamamen Mahkemeye aittir 3) Davacı ayrıca, davadışı/... Şirketi'nden devralmış olduğu 02.02.2015 tarihli Bayilik Protokolü'nün 8 nolu maddesinde yer alan; “Bayi adayı, ...her sene en az 500 m3... beyaz akaryakıt türü satın alacağını, ....kabul ve taahhüt eder... taahhütlerini yerine getirmez ise akaryakıtta m3 başına 50 USD cezai şart ödeyeceğini, cezai şart tahsili için ... nezdinde bulunan teminatların nakde çevrileceğini gayri kabili rücu bir şekilde beyan kabul ve taahhüt eder” hükmü uyarınca da davalıdan Cezai Şarta hak kazandığını, şöyle ki: Davalının Akdi İlişkinin Devamı boyunca, 1.329,52 m3 eksik alım yaptığını, dolayısıyla da bu eksik alımlardan dolayı 66.476,15 USD tutarında Cezai Şarta hak kazandığını, iddia etmekte ve bu alacağının da tahsilini talep etmektedir. Protokolün ilgili hükmüne göre, davalı/bayi her sene en az 500 m3 akaryakıt almayı taahhüt etmiştir. Sözleşme süresi boyunca bu taahhüdünü yerine getiremediği anlaşılmaktadır. Bayilik Akdi İlişkisi, 02.02.2015 tarihinde 5 yıl süreli olarak kurulmuş olup, gerek bayiliği devreden davadışı/... Şirketi'nin gerekse bayiliği ...12.2017 tarihinde devralan davacı/... Şirketi'nin 23.12.2019 tarihine kadar, eksik alımlardan kaynaklanan Cezai Şart alacağının tahsilini talep etmediği anlaşılmaktadır. Yargıtayın içtihatlarında belirtildiği üzere; davadışı/... Şirketi (bayilik akdi ilişkisini devreden) ile davacı/... Şirketi'nin (bayilik akdi ilişkisini devralanın) Cezai Şart alacağını talep etmemek suretiyle davalı nezdinde, Cezai Şart alacağının tahsilini talep etmeyeceği yönünde “haklı bir güven” uyandırdığı; işbu “haklı güveni” uyandırdıktan sonra, gerek 23.12.2019 tarihinde gerekse dava tarihinde işbu Cezai Şartın alacağının tahsilini talep etmesinin “Çelişkili Davranış (uyandırılan haklı gü aykırı davranış)” oluşturduğu; dolayısıyla da TMK.md.2 uyarınca “Hakkın Köt Kullanılması” oluşturduğu, hakkın kötüye kullanılmasını ise kanun tarafından korunmadığı; sebeplerle davacının davalıdan eksik alımlardan kaynaklanan Cezai Şart alacağını dava tarihi itibariyle talep etme hakkının bulunmadığı (bu hakkını kaybetmiş olduğu) kanaatine varılmaktadır. Takdiri tamamen Mahkemeye aittir. 4) Davacı dava dilekçesinde ayrıca, sözleşmenin normal süresinden önce haksız olarak sonlandırılmış olması sebebiyle, davalı ile akdetmiş olduğu 25.12.2018 tarihli Bayilik Sözleşmesinin 22'inci maddesinin 3'üncü paragrafında yer alan hüküm uyarınca, sözleşme ilişkisinin (akdi ilişkinin) sona erdirildiği tarih (17.01.2020 tarihi) ile sözleşme ilişkisinin normal olarak sona ermesi gereken tarih (02.02.2020 tarihi) arasında Mahrum Kalmış olduğu Kazanç sebebiyle uğramış olduğu zararın (Kar Mahrumiyeti Zararının) tazminini talep etmiştir. Davacı/... Şirketi ile davalı/... Şirketi arasında akdedilmiş olan 25.12.2018 tanihli Bayilik Sözleşmesinin 22'nci maddesinin 3'üncü maddesinde; “işbu sözleşmenin ...Bayi tarafından haksız olarak feshi halinde, Bayi,...'nin uğrayacağı kar mahrumiyetini ve sair zarar ve ziyanını da ayrıca tazmin eder.” hükmüne yer verilmiştir. Bu hüküm uyarınca davacının, yukarıda açıklanan Cezai Şart (haksız fesih Cezai Şartı) alacağından ayrı olarak, sözleşmenin normal süresinden önce davalı tarafından haksız sonlandırılması sebebiyle mahrum kalmış kazanç (kar) sebebiyle uğramış olduğu Kar Mahrumiyeti Zararının (yani 17.01.2020 nem için uğramış olduğu Kar Mahrumiyeti Zararının) de, böyle bir zarara uğradığı anlaşılıyor (ispat edilmiş) ise, talebe hak kazanmış olduğu; davacının bu zararının, talep gibi, tarihinden, yani sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak sonlandırıldığ 17.01.2020 t: len itibaren işletilecek Avans Faizi ile birlikte tahsili gerektiği kanaatine varılmaktadır. Takdiri tamamen Mahkemeye aittir. Davacı, ne miktarda kar mahrumiyeti zararına uğradığına ilişkin gerekli olan açıklamaları yaptığı ve zararını ispata yönelik Mali Belgeleri sunduğu takdirde, davacının Kar Mahrumiyeti zararının uğramış olup olmadığı, uğramış ise Kar Mahrumiyeti zararının tutarının ne kadar olduğu hususları, Kurulumuzda görevli Mali Müşavir Bilirkişi tarafından değerlendirilecek ve gerekiyorsa hesaplama yapılacaktır...." şeklinde görüş belirtilmiştir. Dosyanın en son rapor tanzim eden bilirkişi heyetine tevdi edilerek davacı yanın rapora karşı beyan ve itirazları değerlendirilerek ek rapor tanziminin istenilmesine karar verilmiştir. 02.12.2024 tarihli bilirkişi ek raporunun sonuç kısmında "...Ancak, dava konusu olayın özellikleri gereği, aşağıdaki gibi bir değerlendirme yapılmak suretiyle davacının davalıdan Asgari Alım Taahhüdünün ihlalinden dolayı Cezai Şart alacağına hak kazandığı sonucuna varılması da mümkündür. Şöyle ki: -Davacı/... tarafından davadışı/...'ın (önceki bayilik verenin) bayilik sözleşmesinden kaynaklana hak ve borçlarının devralınması için akdedilmiş olan ███████ tarihli “Alacağın Temliki ve Borcun Nakli Sözleşmesinin” 2 nolu maddesinde yer alan “..., BAYİ'nin taahhütleri sebebiyle doğan alacakları, cezai şart alacakları ...A.Ş.'ye devir ve temlik etmiş olup...” şeklindeki ifade ve davacı/... (yeni bayilik veren) ile davalı/... (bayi) arasında akdedilmiş olan 25.12.2018 tarihli Bayilik Sözleşmesinin 22'nci maddesinin 4'üncü fıkrasında yen alan “Fesih hallerinde Bayi, fesih tarihine kadarki faaliyeti sebebiyle Asgari Ürün Alım Taahhüdüne dayalı olarak muaccel hale gelmiş ancak ödenmemiş bulunan cezai şart borcu varsa bunu derhal ...'ye öder” şeklinde hüküm uyarınca, somut olayda, Yargıtayın söz konusu içtihadı çerçevesinde sonucu varılmasının uygun olmayacağı, davacının Asgari Ürün Alım Taahhüdünün ihlalinden kaynaklanan Cezai Şart alacağının tahsilini davalıdan talebe hak kazanacağı sonucuna varılabilir. Eğer mahkemece bu şekilde sonuca varılacak olursa; Raporumuzun Mali Kısmında hesaplandığı üzere, davacının davalıdan dava tarihi itibariyle; 2.2.2015 tarihli Protokolün 8 nolu maddesi hükmü uyarınca 63.594,31 USD tutarında, Asgari Alım Taahhüdünün ihlalinden kaynaklanan Cezai Şart alacağı bulunduğu; 2.2.2015 tarihli Protokolün 13 nolu maddesi hükmü uyarınca 50.000 USD tutarında, sözleşmenin haksız olarak sonlandırılmasından kaynaklanan Cezai Şart alacağı bulunduğu; İşbu Cezai Şart alacaklarının, talep gibi şimdilik 5.000 USD'lik kısmının, dava tarihinden itibaren işletilecek Döviz Yasal Faizi (3095 sayılı Kanun md.4/a) ile birlikte tahsili gerektiği; 25.11.2018 tarihli Bayilik Sözleşmesinin 22'nci maddesinin 3'üncü fıkrasındaki hüküm uyarınca, 1.020,93 TL tutarında kar Mahrumiyeti Tazminatı alacağının bulunduğu; İşbu tazminat alacağının, talep gibi, şimdilik 500 TL'lik kısmının, temerrüt tarihi olan 17.01.2020 tarihinden (bay sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak sonlandırıldığı tarihten) itibaren işletilecek Avans Faizi ile birlikte tahsili gerektiği; Sonucuna varılabilecek olup, Takdiri tamamen Mahkemeye aittir. Bu şekilde sonuca varılması halinde ayrıca, Yargıtayın yerleşik içtihatları uyarınca, 63.594,31 USD * 50.000 USD - 113.594,31 USD tutarındaki Cezai Şart tutarının ödenmesinin davalının ekonomik açıdan mahvına yol açıp açmayacağının da değerlendirilmesi gerekeceği hususunda takdir Mahkemeye aittir. 2) Eğer Mahkemece, kök raporumuzda da (sayfa 9'da 3 nolu bölümde) belirttiğimiz üzere, Yargıtayın yukarıda açıkladığımız içtihadına istinaden davacının davalıdan Asgari Alım Taahhüdünün ihlalinden dolayı Cezai Şart alacağına hak kazanamayacağı sonucuna varılacak olursa, bu durumda; 2.2.2015 tarihli Protokolün 13 nolu maddesi hükmü uyarınca davacının, Kök Raporda (sayfa 9'da 2'nci paragrafta) beliri iz üzere, 42.309,31 USD tutarında Cezai Şart alacağı bulunduğu; İşbu Cezai Şart alacağının, talep gibi şimdilik 5.000 USD'lik kısmının, dava tarihinden itibaren işletilecek Döviz Yasal Faizi (3095 sayılı Kanun md.4/a) ile birlikte tahsili gerekti 25.11.2018 tarihli Bayilik Sözleşmesinin 22'inci maddesinin 3'üncü fıkrasındaki hüküm uyarınca, 1.020,93 TL tutarında Kar Mahrumiyeti Tazminatı alacağının bulunduğu; İşbu tazminat alacağının, talep gibi, şimdilik 500 TL'lik kısmının, temerrüt tarihi olan 17.01.2020 tarihinden (bayilik sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak sonlandırıldığı ibaren işletilecek Avans Faizi ile birlikte tahsili gereki Sonucuna varılabilecek olup, Takdiri tamamen Mahkemeye aittir. Bu şekilde sonuca varılması halinde de, ayrıca, Yargıtayın yerleşik içtihatları uyarınca, 50.000 USD tutarındaki Cezai Şart tutarının ödenmesinin davalının ekonomik açıdan mahvına yol açıp açmayacağının da değerlendirilmesi gerekeceği..." yönünde görüş belirtilmiştir. Dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edilerek davacı yanın ek rapora karşı beyan ve itirazları ayrı ayrı değerlendirilmek suretiyle davacı yanın talep ettiği her bir alacak kalemi yönünden ayrı ayrı değerlendirme ve hesaplama yapılarak ayrıca dosyada mevcut davalı yanın son 3 yıllık mali kayıt ve bilançolarında göz atılarak cezai şartın davalı yanın mahvına sebebiyet verip vermeyeceği hususunda ek rapor tanziminin istenilmesine karar verilmiştir. 28.03.2025 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunun sonuç kısmında kök rapordaki kanaatlerin değişmediği yönünde görüş belirtilmiştir. Bilirkişi heyeti raporu denetime uygun, kanaat oluşturmaya ve hüküm kurmaya elverişli kabul edilmiştir....A.Ş. ile davalı arasında akaryakıt bayiliği sözleşmesi imzalandığı, anılan şirketin 25.02.2019 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi ilanına göre davacı ...Ş. ile birleştiği anlaşılmaktadır. Türk Ticaret Kanunu'nun 134. ve devamı maddeleri uyarınca, devrolan şirketin tüm aktif ve pasifleri devralana geçmekte, tüzel kişilik tasfiyesiz olarak sona ermekte ve devrolan şirkete karşı açılan davalar ile bunun açtığı davalar ve tüm haklar devralana geçmektedir. Dolayısıyla, somut olayda, devralan konumundaki davacının huzurdaki davayı açma ehliyeti bulunduğu tartışmasızdır. Taraflar arasında, █████/2018 tarihli bayilik sözleşmesi bulunmakta olup, davalının sözleşme kapsamında alım taahhütlerini yerine getirmediği, bu nedenle davacının ... 17. Noterliği'nin ... tarihli ihtarnamesiyle bayilik sözleşmesini sonlandırdığı ve lisansının iptal edildiği görülmektedir. Davacının bu kez ... 17. Noterliği’nin... Tarihli ... Yevmiye Numaralı ihtarnamesi ile davalı şirkete sözleşmenin fesih edildiği ve alacağının muaccel olduğuna ilişkin ihbarda bulunduğu ve sözleşmeden kaynaklı kâr mahrumiyeti ile cezai şart talebini bildirdiği anlaşılmaktadır. Mahkememizce, yapılan değerlendirmede, davalının alım taahhüdünü yerine getirmemesi nedeniyle feshin haklı olduğu, davacının sözleşmenin bakiye süresi bakımından kâr mahrumiyeti ve cezai şart isteminde bulunabileceği sonucuna ulaşılmış; bu konuda hazırlanan teknik hesaplama raporu hükme elverişli görülmüş ve davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM / Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın kabulüne, 113.594,31-USD cezai şart alacağının; 5.000,00-USD'lik kısmına dava tarihi olan 25.01.2025 tarihinden, 108.594,31-USD'lik kısmına ıslah tarihi olan 19.11.2025 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince T.C. Merkez Bankası'nın 1 yıl vadeli USD mevduata verdiği en yüksek faiz oranı uygulanmak sureti ile davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,1.020,93-TL kar mahrumiyeti alacağının; 500,00-TL'lik kısmına dava tarihi olan 25.01.2025 tarihinden, bakiye 520,93-TL'lik kısmına ıslah tarihi olan 19.11.2025 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi uygulanmak sureti ile davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,2-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen dava değeri üzerinden alınması gereken 317.245,01-TL nispi harçtan peşin alınan 79.284,37-TL harcın mahsubu ile bakiye 237.960,64-TL nispi karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan 29.000,00-TL bilirkişi ücreti, 1.897,50-TL tebligat posta gideri olmak üzere toplam 30.897,50-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,4-Avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca kabul edilen dava değeri üzerinden davacı vekili lehine hesaplanan 624.861,52-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,5-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26. Maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,6-Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi uyarınca davacıya iadesine,Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. █████/2026Başkan ...e-imzaÜye ...e-imzaÜye ...e-imzaKatip ...e-imza